George “W” Bush gitti, Barack “Hüseyin” Obama yeni ABD Başkanı olarak seçildi.
Kendisine, ailesine, memleketine ve dünyaya hayırlı olsun.
Şu anki itikadının Hristiyanlık olduğunu beyan etmesiyle birlikte, Müslüman köklere sahip bir siyahî ilk kez ABD Başkanı oluyor.
Uzun bir zamandır “Müslüman” lafını duyunca vebalı görmüş gibi kaçan Amerikalılar, ülkelerinin yönetimini göbek adı Hüseyin olan siyah renkli birisine teslim etmekte sakınca görmediler.
Bu gerçek anlamda bir devrimdir.
11 Eylül’le değişen dünya düzeninin ve algılamalarının iflasıdır.
Müslümanları terörist olarak gören ve gösteren, insanları renkleriyle ayıran, egemen ülkeleri işgal etmeyi bile kendine hak olarak gören saldırgan ve ırkçı politikaların; ABD gibi kapalı ve tutucu bir toplumda bile ebediyen çöpe atılmasıdır.
Dünyaya geçmiş olsun.
0-0-0
Vur abalıya!
İlk işi “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu” bütçesini katlayarak artırmak olan AKP iktidara geldiğinden beri Türkiye’de gerek devlet, gerekse özel ve tüzel şahıslar tarafından yürütülen bir “yardım” ve “iyilik” furyasıdır almış başını gitmekte.
Anadolu’da artık birçok insanın AKP’nin kurumsallaşmış “sadaka politikaları” sebebiyle çalışmadan geçindiği, bu “ağaya beleş*” vaziyetinin çalışan insanlara fatura edildiği de artık bilinen bir gerçek.
Kendilerinin “yüzyılın iyilik hareketi” olarak nitelendirdikleri insani yardım organizasyonlarını finanse etmek için Almanya’da “nitelikli dolandırıcılık” suçundan yargılanıp ceza almayı bile göze alan (!) Deniz Feneri e.v yöneticilerini de görünce, “davaya biat ve inanmışlığın” ulaşmış olduğu noktayı hayretler içinde görüyoruz!
Sadaka verilecek kadar fakir insanların bile gaza gelerek, “öbür dünyaya yatırım yapmak için” sadaka verdiklerine bile hep birlikte şahit oluyoruz.
Buradaki “halkla ilişkiler ve pazarlama yöntemlerinin” takdir edilmesi gerektiğine inanmakla birlikte; para toplamakta kullanılan din, vicdan ve inanç duygularının sömürülmesi fikrine sıcak bakmamız ve bu insanlarla aynı safta bulunmamız mümkün değildir.
Dinimiz, “öbür dünyanın hesabını” yüce Allah’tan başkasına bırakmamıştır. Bu konuda peygamberimizin bile istisnası yoktur. Kendileri bile ancak “şefaat” etme hakkına sahiptir.
O zaman, buradan (hâşâ) cennete makbuz kesmeye cüret edenler kimlerdir?
Dine hizmet ettiğini iddia eden bu şahısların dini bilgi ve inançları, bağış yapanlarca acaba hiç sınanmış mıdır?
* * *
Fakirlere yardımın ilk unsuru, onların gururunu, insanlık onurunu kırmamaktır.
Yardım gizlice ve özenle yapılmalıdır.
Bir günlük gazetenin Pazar günkü manşetinde yer aldığı gibi, İzmit’te bulunan bir ilköğretim okulu öğrencilerine isimlerini ve resimlerini deşifre ederek, başka arkadaşlarının yanında rencide ederek yapılan yardımlar amacından uzaktır.
Bu gibi yardım gösterileri, tabii ki Allah kabul etsin ama bizce sadece ve sadece “tribüne” yöneliktir.
İhtiyaç duydukları yardıma bu şekilde erişen çocukların, arkadaşlarının yanında ve kamuoyu önünde düşürüldükleri durumun, ruhlarında, onların tüm geleceğini etkileyecek derin yaralar açabileceği olasılığı mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
“Yardım”, kamyondan fırlatıp atılan, insanların havada kaptığı bir şey değildir.
Bu tip yapılan yardımlara olsa olsa “gösteriş” denir!
* * *
İstanbul’un göbeği Şişli’de, üzerinde “Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu” yazan resmi plakalı kamyonlar, kapı kapı dolaşarak kömür dağıtıyor.
Bu arada hükümet, doğalgaza, elektriğe, fiyatı tüm dünyada yarı yarıya düşmesine rağmen petrole, durmadan zam yapıyor.
Çünkü bütçe bu yatan “yandaşın” yükünü çalışana ödetme formülüne yetişmiyor, durmadan açık veriyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek bile BOTAŞ’tan aldığı doğalgazı halka satıyor, parasını tahsil ediyor ama BOTAŞ’a ödeme yapmıyor!
Bu parayı götürüyor, “oy deposu” tembellere “yardım” adı altında dağıtıyor.
Nasılsa, Aysun Kayacı’nın da söylediği gibi herkesin oyu bir değil mi?
Sayın Başkan oy satın alırken, BOTAŞ alacağını alamadığından, aradaki farkı kapatmak için doğalgaza zam yapıyor.
Böylece faturayı tüm Türkiye hep beraber ödüyor.
Elektrikte de aynı durum söz konusu.
Hiç sevmeseniz de AKP’nin seçim kampanyasını kendi cebinizden desteklemek zorunda kalıyorsunuz!
Allahları var, sistemi çok güzel kurmuşlar:
Protesto edip de çoluk çocuğu bu soğukta donduracak haliniz yok ya?
Söylene söylene ödüyoruz faturaları.