ABD ve İsrail eksenli Büyük Ortadoğu (Büyük İsrail) Projesi’nin atanmış eş başkanı Başbakan Erdoğan’ın geçen hafta Davos’ta emperyalizme karşı “dikilmesi” duygusal olarak hepimizin göğsünü kabartmıştı.
Ancak; ülkemizin ve geleceğimizin sorumluluğunu yüklenen Başbakanımız Erdoğan’ın, duygularına hakim olamayarak; kendi tabiriyle,“monşerlere has” diplomasinin temellerini dinamitlemesi, Türkiye’nin uluslar arası çıkarları açısından olumlu sonuçlar verecekmiş gibi görünmüyor.
Başbakanımız, uluslar arası diplomasiyi bile yerel seçimlere malzeme yapmakta bir sakınca görmüyor olmasına rağmen, Türkiye’yi bugüne kadarki uluslar arası politikalarından sert bir şekilde koparacak hareketlerden de kaçınmayarak, Türkiye’yi adeta kendi eliyle köşeye sıkıştırıyor.
Türkiye için hayati önem taşıyan PKK, Kürt, Ermeni, Kıbrıs, Kuzey Irak, Türkmen, Fener Rum Patrikhanesi, Batı Trakya ve kıta sahanlığı meselelerindeki Türk savlarını zora düşürecek hareketler içindeki Tayyip Erdoğan’ın “dükkanı”, İsrail gazetesi Yediot Aharonot’un iddia ettiği gibi, “İsrail’e nazaran çok daha kırılıp dökülecek eşyayla doludur”.
* * *
İsrail-Filistin-Suriye arasında “arabuluculuk” rolü üstlenen Erdoğan, kapalı kapılar ardında kendisine gizlilik kaydıyla söylenenleri deşifre etmek suretiyle, bir arabulucuda olması gereken “ketumluk” sıfatına gölge düşürdüğü gibi; arabuluculuğuna konu olan taraflardan biri olan İsrail’i Davos’ta, açıkça “haydut devlet” olarak nitelendirilmekte bir sakınca da görmemektedir.
Türkiye’nin İslam dünyasında ön plana çıkarak radikal İran’ın önünü kesmesi; mutlaka ki İsrail’e ve dolayısıyla ABD’ne yarayacak bir durumdur.
Ancak; iç siyasete dönük politikaların dış siyasetteki hamasetle beslenmesi, her zaman beklenen sonucu vermeyebilir?
Saadet Partisi tabanının bir bölümünü AKP’ne kaydırması beklenen bu İsrail çıkışının sonunda, Türkiye’de kolaylıkla kontrolsüz bir anti-Semitizm hareketinin patlak vermesi ve PKK’nın ve DTP'nin yeni ve kabul edilemez isteklerle karşımıza çıkması da pekala mümkündür.
1915 yılındaki Ermeni olaylarından hala başı ağrımakta olan Türkiye’nin bu kez de, saf değiştiren Yahudilerin salvolarını karşılaması bir hayli güç olacaktır.
Zaten kendi başımızda bunca dert varken, Arap – İsrail çatışmasının ortasına bodoslamadan dalarak dış politikada yeni cepheler açmanın, en azından şimdilik, gereği yoktur.
* * *
Yarın İsrail de çıkıp bize, “Siz daha dün Orta Asya’dan geldiniz ve bugün bu coğrafyada bin yıllardır yaşayan Kürtleri eziyorsunuz. Onlara bir devlet kurma hakkını bile çok görüyorsunuz. Onlar da haklarını elde etmek için teröre başvurmak zorunda kalıyorlar.Haklı olarak teröre başvurarak sizin askerinizi – polisinizi öldürüyorlar. Siz bu özgürlükçü gerillaları tüfekle değil; tankla topla, havadan ölüm kusan helikopterlerle öldürüyorsunuz. Gerillaların çocukların arkasına saklanarak askere ve polise silah sıkmasını bahane edip, kendi halkınıza silah sıkıyorsunuz.Dünyanın gözü önünde vahşet yapıyorsunuz. Barışı sağlamak için hapisteki Öcalan’ı salmanız gerekir” derse; biz bunları sineye çeker miyiz?
İsrail’in, kendi vatandaşlarını yeryüzünden silmeyi amaçlayan Hamas’ı gözü gibi koruyan Türk Başbakanı’nın ithamlarını kabul etmesini nasıl bekleriz o zaman?
Tevrat’tan bölümler okuyarak, "adam öldürme" konusuna açıklık getirmeye çalışan Erdoğan bu hareketiyle İslam dünyasının sempatisini kazanmış olmakla birlikte; Müslüman kimliğinin ardına sığınan El- Kaide tarafından “cihat” adı altında İstanbul’da dört ayrı yere yapılan ve yüzlerce Müslüman’ın canını alan bombalı büyük terör saldırılarını nasıl izah edebileceğini anlamak bir hayli zordur?
* * *
Biz tam bu düşünceler içindeyken, DTP Milletvekili Emine Ayna, 31 Ocak günü Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde korktuğumuz açıklamayı yaptı:
Kürt halkının Filistin halkı ile aynı acıları yaşadığını iddia eden Ayna; 2006 yılı Mart ayındaki Nevruz gösterilerinde Diyarbakır'da 4'ü çocuk 11 kişinin öldüğünü söyledi.
“Kadın da, çocuk da olsa, muhalif de olsa özgürlük talebi olana gereğini yaparız' diyen siz değil miydiniz?
Bugün hangi yüzle İsrail'e döner ‘Çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz’ dersiniz?
Bu yüzden diyoruz ki; başkasına akıl vereceğine sen önce kendi evindeki pisliği temizle."
* * *
PKK da Hamas da dünya terör örgütleri listesinde 9. ve 10. sıraları peş peşe paylaşan iki terör örgütü olduğuna göre; Başbakanımız PKK’nın sivil uzantısı olan ve hakkında kapatma davası açılmış olan DTP ile görüşmeyi bile reddederken; İsrail Başbakanı Olmert’e hapisteki Hamas militanlarını salıvermesini nasıl telkin edebiliyor diye düşünmeden edemiyoruz?
“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” diye sormazlar mı o zaman?
* * *
Erdoğan’ın bu sert çıkışı bazı çevrelerde zafer sarhoşluğu içinde kutlanırken; İsrail’e yönelik tek resmi bir yaptırım bile uygulanmamasına rağmen, İsrail’in sadece televizyon ekranlarından eleştirilmesi toplumun genelini tatmin etmekten uzak kalmaktadır.
İsrail, bugün hala, Gazze’yi bombalayan pilotlarının uçuş eğitimlerini Türkiye’de yaptırmaya; Türkiye’ye milyarlarca dolar değerinde savunma sanayi ürünleri satmaya devam ediyor.
Bu kadar çelişkilerle dolu bir ortamda, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatıyla katıldığı Davos toplantılarına, aşağıdaki fotoğrafta da görüleceği üzere, elinde T.C Hükümeti değil de AKP antetli ve amblemli dosyayla çıkan Sayın Erdoğan’ın yerel seçimlere yönelik şov peşinde olduğunu iddia edenler çok mu abartıyor acaba?
“Kabile reisi değilim; koskoca Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyım” diyen birisi; böyle mühim bir panele, neden üzerinde temsil ettiği devletin değil de kendi partisinin bayrağı olan dosyayla çıkar ki?
Türkiye Cumhuriye'tinin "resmi" görüşlerini içeren dosyanın kapağında ay yıldızlı bayrağımız olması gerektiğine göre, bu AKP antetli dosya da kafaları karıştırmıyor değil hani?

feramuz bey yazdınız her şey için tşkler gerçekten çok güzel açıklamışsınız durumu ve aynı şekide türkiye deki sorunlarıda dile getirmişsiniz başbakanımızdı kadın çocuk muhalif dinelmeden vur emri verdirten ama yerel seçimler öncesinde böyle bir yola başvurdu ve korkuyorum ki bu yaptığı yüzünden türkiye bir çok sıkıntı çekecek...ilk önce TR deki PKK sorununu halletsin yıllardır yorulduk artık hergün şehit haberleri almaktan bu duruma bir çare bulsun..yeter artık kardeş kavgasına bir son versin önce sonra gidip hamasla ilgilensin..syglar