19
Mart
2026
Perşembe
ANASAYFA

“Polisin iş kazası”

Bu hafta, Mehmet Ali Birand’ın sunduğu 32.Gün programının konuğuyduk.

Konukların seçimi dolayısıyla, stüdyoya oldukça gergin bir ortam hâkimdi.

Bir yanda bizim gibi emekli polisler, diğer tarafta ise polis tarafından mağdur edilmiş olduklarını beyan eden kimseler ve avukatlar vardı.

Bunlardan bazıları gerçekten polis tarafından mesleki eğitim eksikliği sebebiyle mağdur edilmiş kimseler olmakla birlikte, bazılarının sadece polisi zan altına sokmak için orada olduğu kanaati hakimdi.

Biz ise Emniyet’in avukatlığını yapmak değil, kendi tecrübelerimizi en doğru şekilde aktarmak, halka yanlış olarak aktarılan bir takım gerçekleri anlatmak amacıyla oradaydık.

Nitekim, demokrat ve objektif tavrımızla, stüdyodakiler kadar seyircinin de takdirini kazandığımızı gelen olumlu tepkilerden anlıyoruz.

* * *

Polis kurşunuyla yakınlarını kaybedenlerin ve karşılarında ellerindeki belgelerle bu ölümlerin “haklı” olduğunu ispat etmeye gayret eden kişilerin olduğu böylesine yüksek gerilimli bir ortamda, “polisin iş kazası” tabiriyle neyi kast ettiğimiz tam olarak anlaşılamadı:

Öncelikle şunu vurgulayalım:

Silahla olan her ölüm zaten haksız bir ölümdür. Çeşitli belgeler ortaya koyarak, içinden çıkılamayan her olayı teröre ve terörle mücadeleye bağlayarak veya öleni suçlayarak bir yere varmak mümkün değildir.

Ortada bir sorun olduğu bellidir. Bu durumda gerekli olan, sonuç getirmeyecek polemikler yaratmak değil, sorunu teşhis ederek, çözüm yollarını uygulamaya koymaktır.

* * *

Ölümle sonuçlanan bir olay tabii ki en ince detayına kadar soruşturulmalı, suçu olanlar cezalandırılmalıdır. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Bizim buradaki itirazımız, görevi esnasında görev gereği silah kullanan polisin adi suçluymuş gibi yer göstermeler yapılarak, tutuklanarak ceza evine konulmasınadır.

Görevi esnasında silah kullanan polisin medya baskısı korkusuyla, idare tarafından yapayalnız bırakılarak, daha ceza davası sonuçlanmadan tu-kaka ilan edilmesinedir.

Bazı hakim ve savcıların olayı "kanunun emrini ifa" olarak değerlendirmeyerek; görevini yaparken, çok açık olmayan bir kanun maddesi gereğince doğru ya da yanlış bir kararla silah kullanan polisi “kastı aşan adam öldürme” gibi alakasız bir suçtan tutuklama yoluna gitmelerinedir.

* * *

Kanaatimizce, nasıl ki bir doktor gerektiğinde anestezi ve neşter kullanıyor ve verilen yanlış/hatalı bir karar neticesinde bir insanın hayatı sona eriyorsa, silahla görev yapan polisin yanlış/hatalı karar vererek silah kullanması sonucunda ortaya çıkan yaralanma veya ölüm olayları da kelimenin tam anlamıyla “iş kazası” olarak nitelendirilmelidir.

Hatalı teşhis ve tedavi neticesinde bir insanı sakat bırakan veya ölümüne yol açan doktorun tutuklanması yoluna gidilmiyorsa, görevi esnasında hatalı karar vererek yaralama veya ölüme sebebiyet veren polis de aynı şekilde tutuklanmamalıdır.

Bir kovuşturma esnasında hatalı karar vererek şahsı tutuklamaya sevk eden bir savcı ile bu şahsı tutuklayan hâkim, özgürlüğü belki de 2 veya 3 yıl elinden alınan o şahsın yargılama sonucunda beraat etmesi halinde “görevi ihmal” veya “özgürlüğü kısıtlama” suçundan tutuklanmadığı halde; hakkında dava açılan polisin, PVSK “davalardan vareste tutulabilmeyi” bile öngörürken, “kastı aşan adam öldürme” suçundan tutuklanarak ceza evine konması da düpedüz adaletsizdir.

Kanunun öngördüğü silah kullanma yetkisi ifade edilirken, bunun sonucunda ortaya çıkacak olan fiili durumla ilgili olarak izlenecek yol, kanaatimizce pek açık değildir. Bu durumda görevi gereği silah kullanan polise, alelade bir suçun sanığıymış gibi muamele edilmektedir.

“Silah kullanma” bir insanın ölmesi veya en iyi ihtimalle yaralanması ile sonuçlanacağına göre, silah kullanma yetkisi ve bazı hallerde mecburiyetini öngören kanunun gereğinin yapılması neticesinde ortaya çıkan durum tamamen bir hilkat garibesidir!

Şartları oluştuğu anda silah kullanmayı emrettiğiniz polisin, silahını ateşlemesi sonucunda bir insanı vuracağı kesin iken, hem bu emri verip, üstüne üstlük bir de polisi tutuklamak sanırız sadece ülkemize has bir durumdur?

Yapılacak mahkeme sonucunda polislerin yanlış karar vererek silah kullandıkları ortaya çıkarsa zaten haklarında zaten cezai hüküm verilecek, bu şahıs meslekten ihraç edilerek ceza evine konulacaktır.

Haksız eylemle bir insanın hayatına son verdiği veya yaraladığı ortaya çıkan kamu görevlilerine ve bağlı oldukları idareye karşı, doktorlarda olduğu gibi, tazminat davaları açmak mağdurlar açısından bir başka hak arama yolu olabilecektir.

Yayın Tarihi : 6 Aralık 2008 Cumartesi 12:10:39
Güncelleme :8 Aralık 2008 Pazartesi 00:27:46


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Ayhan DOĞRU IP: 85.98.57.xxx Tarih : 6.12.2008 13:04:00

Sevgili Ağabeyim...Yazılarınızı sürekli okuyorum...Takip ediyorum ve sitemde yayınlıyorum...Size ulaşamıyorum...Her zaman sizi yanımızda görmek bizi mutlu eder... Ayhan Polismerkezi.org Editörü


En son Memurunuz IP: 78.161.154.xxx Tarih : 6.12.2008 22:44:51

Amirim katılmış olduğunuz programda tüm kışkırtmalara rağmen soğukkanlı, tarafsız, objektif ve sabırlı tavrınızdan dolayı sizi kutluyor yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Başarılar...


sedat özdemir IP: 81.213.76.xxx Tarih : 6.12.2008 14:51:44

Sayın ERDİN; ülkemizde o kadar çok adaletsizlik yaşanıyorki, yazınızda bahsettiğiniz gibi, Milleti korumak için görevlendirilen memurlarımızın uğradığı haksızlıklar bunlardan sadece belkide milyonda biridir ve en önenmlisidir. Böyle haberlerin bazı medya kuruluşlarınca detaylı bir şekilde araştırılıp yayınlanması, suç oranını arttırmakla beraber, milletin Emniyet teşkilatına olan güveninide sarstığını düşünüyorum.Bu konuyu Türkiyenin en çok izlenen tartışma programında dile getirip milleti aydınlattığınız için teşekkürü bir borç bilir ve hayatınızda başarılar dilerim


nazende arslan IP: 88.243.81.xxx Tarih : 11.12.2008 14:05:12

bizim medyamız polise taş atanı,kaldırım taşlarını sökeni,vatandaşın iş yerlerine zarar verenleri değil nedense hep polisin copladığını çekip gösteriyor birazda karşı tarafın yaptıklarını gösterse o zaman polisin haklılığı anlaşılır ve tartışılabilir


doğrucu davut IP: 195.174.26.xxx Tarih : 10.12.2008 11:30:41

sayın İLHAMİ BOZAN kardeşim, konuyu anlamadan yoruma girişmişsin. zaten bu yazıda da suçluluğu ispatlanana kadar polise suçlu muamelesi yapılmasın deniyor.yazarla şahsi bir hesabın olduğu yorumundan anlaşılıyor, kinin algılamalarının önüne geçmemeli. sırf yazaı eleştireceğim diye komik duruma düşme!


ilhami bozan IP: 88.234.125.xxx Tarih : 8.12.2008 12:31:58

Bu gazeteden ricam dünyadan bihaber kişilere köşe yazdırmasınlar neden mi Birincisi iş kazası neticesinde çalışanlar kendi kendilerine zarar verir veya iş başındayken dışardan kaynaklanan bir eylem sebebiyle şahısa bir ruhsal veya bedeni bir zarar gelir ama sayın çok bilmiş! köşe yazarımız kanunları gayet güzel! yorumlamış bari bir bilene danışsaymış İkincisi kolluk kuvvetlerinin orantılı güç kullanması gerektiğini unutmayalım kelepçeli adamı tekme tokat döv sonrada iş kazası diye beyan et, masum insanlara ateş et sonra da iş kazası diye beyan et nerden mi biliyorum masum olduklarını söyleyim insanlar aksi kanıtlanana kadar masumdur bunları yargılamak polise değil yargıçlara verilmiş bir görevdir.


Gönül Aydemir IP: 85.96.230.xxx Tarih : 7.12.2008 00:52:24

PVSK evrensel hukuk bakışı altında derhal yeniden düzenlenmelidir.Hukuk,kendine has prensipleri olan,çok farklı bir ilim dalıdır.Bir sorun olduğu muhakak.Ancak ''iş kazası'' kavramı,Sosyal Güvenlik ve İş Hukuku Hukuku ile ilgili bir kavramdır.Ceza hukuku kavramları ile bir tutulmamalı.Tehlikeli sonuçlar ortaya çıkabilir.