Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Refah Partisi yöneticisi olduğu dönemde kamuoyuna “kayıp trilyon” olarak yansıyan “resmi evrakta sahtecilik” davasında hakkında verilen takipsizlik kararını kaldırdı ve böylece Abdullah Gül’e yargılanma yolu açılmış oldu.
Hatırlarsanız aynı dönemde RP Genel Başkanı olan Necmettin Erbakan aynı suçtan yargılanarak ceza almış ancak, cezası bu davada adı geçen Cumhurbaşkanı Gül tarafından affedilmişti.
* * *
Gerçi Abdullah Gül’ün bu işlere yetki ve sorumluluğunun olmadığı defalarca açıklanmıştı.
Yani Gül yargılansa bile, ceza alması söz konusu değil.
Cumhurbaşkanı da bugün masum olduğuna vurgu yaparak, yargılanmasının bir önemi olmadığına dair bir açıklama yaptı ama kamuoyu, Anayasa hükümleri doğrultusunda, Cumhurbaşkanının yargılanıp yargılanamayacağını çoktan tartışmaya başladı bile.
Bir diğer tartışma da “şüpheli” bir kimsenin bu makamda oturup oturamayacağı yönünde?
Türkiye’de siyasetin bu kadar kirlenmiş ve ( AKP uygulamalarıyla) kutuplaşmış olmasının sonucunda Cumhurbaşkanlığı makamının bu kirlenme ve kutuplaşmadan etkilenmemiş olması mümkün değildir.
Ancak darbeci generalleri yüzde doksan küsur oyla Cumhurbaşkanı seçen bir milletin böyle bir tartışmaya girmesi de bizce abestir!
* * *
Burada dikkati çeken diğer bir husus, Abdullah Gül kendisi hakkındaki bu fiili duruma derhal tepki verirken; “kardeşi” Tayyip Erdoğan’ın sessizliğini hala korumakta olmasıdır.
Gül ve Erdoğan arasındaki gizli rekabeti daha önce de yazmıştık:
Gül eski Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın da yardımıyla dış politikada inisiyatifi ele almıştı.
Gül-Babacan ikilisinin tepeden inme küresel açılımlarına karşılık Erdoğan’ın temkinli yaklaşımları dikkat çekiyordu.
Son Bakanlar Kurulu değişikliğiyle Erdoğan’ın Babacan’ı ekonomiye kaydırarak, dış politikada inisiyatifi eline aldığını ve tarihi dost ve komşularımızla bozulan ilişkileri tamir etmeye çalıştığını gözlemliyoruz.
Buna örnek olarak Erdoğan’ın, Ermenistan açılımı konusunda aramızın açıldığı Azerbaycan’ın gönlünü kazanma gezisi gösterilebilir.
* * *
AKP’de her ne kadar tek adam yönetimi görüntüsü olsa da aslında içinde kaynayan bir kazan olduğu bir sır değil.
Erdoğan siyaseti bırakmayacağına göre, dün yaptığı bir “Ancak dönem daha TBMM’deyim” söyleminin şifrelerinin son gelişmeler ışığında tekrar değerlendirilmesi gerekir.
AKP içindeki bazı gruplar terör örgütü soruşturması kapsamında topluma mal olmuş bazı kişilerin kamuoyunu rahatsız edercesine gözaltına alınmasını “yargıya karışmayalım, bırakın işlerini yapsınlar” sözleriyle zımni olarak desteklerken; aynı yargı kendilerinden birine dokununca bir anda celalleniveriyorlar.
Bir Türk demokrasi zihniyeti klasiği olan çifte standart uygulaması doğrusu bizi hiç şaşırtmadı:
Göstermelik demokratlık, işin ucu kendine dokununca bir anda sona erdi!
Gül bile “bırakın yargılanayım” derken bu hariçten gazel okuyanlara ne oluyor, onu anlamak zor işte!