Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, terör örgütü PKK'nın silah bırakmasına, Türkiye'den daha çok Kuzey Irak yönetimi ile Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) ihtiyacı olduğunu savundu.
Anavatan Partisi lideri Erkan Mumcu, partisinin Van İl Teşkilatı tarafından düzenlenen iftar yemeğine katılmak üzere bugün Türk Hava Yolları'nın tarifeli uçağı ile Van'a geldi. Erkan Mumcu ilk olarak Van Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nı ziyaret etti. Ardından Van Ticaret ve Sanayi Odası'na (VATSO) geçen Mumcu, VATSO Yönetim Kurulu Başkanı Zahir Kandaşoğlu'ndan kent ekonomisi halkında bilgi aldı. Daha sonra iftarını açmak için il teşkilatının düzenlemiş olduğu iftar yemeğine katılan Erkan Mumcu, iftar öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Mumcu, "PKK terör örgütünün silah bırakması ihtiyacı, bugün hiç şüphesiz Türkiye'nin ihtiyacıdır. Ama Türkiye'nin ihtiyacından çok Kuzey Irak yönetimi ile ABD'nin ihtiyacı olduğu için gündeme gelmiştir. Terörü sonlandıran ve siyasallaşan bir evreye hazırlanıldığı, özellikle Türkiye'nin uluslararası ilişkileri üzerinde Türkiye'yi sıkıştırmaya dönük bir strateji izlendiğini anlatmıştım. Bir yıl önce yaptığım bu açıklama ağır geldi. Türkiye'nin siyasetçilerine ve entellektüellerine anlattıklarımız kafalarını karıştırmıştı. Bir yıl sonra gerçekleri, şimdi inşallah daha iyi anlamışlardır. Her halükarda PKK'nın silah bırakması hayırlı bir gelişmedir. Ancak yeterli görülmemelidir. Yeterli görülmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti devleti hiçbir şekilde karşısına, vatandaşından başka bir muhatap almamalı ve kabul etmemeli. Ne PKK ne de vatandaşı adına konuşan, anayasal bir yetkiye dayanmayan herhangi bir organizasyon, Türkiye'deki vatandaşlarımız adına devletle pazarlık yapabilecek güç ve kuvvet değildir. Ancak şurası unutulmamalıdır ki devlet, vatandaşını da muhatap almaktan vazgeçemez. Vatandaş da tüm hak ve özgürlükleriyle gerçek bir muhataptır. Bugüne kadar gelen sorun, devletin, vatandaşı gerçek muhatap görmemesinden doğmuştur. Sorunların büyümesinin arkasında, devletin vatandaşı muhatap görmesi vardır. Anavatan Partisi olarak temel felsefeyi hep söyledik. Ülke; devletin mülkü, vatandaş da onun kiracısı değildir. Ülke milletin ülkesidir. Ülke milletin vatanıdır. Ülke vatandaşın vatanıdır. Devlet de onun bekçisidir. Öyleyse devlet; yetkilerini ve imkanlarını insanından, vatandaşından, vatandaşın vicdanından, adaletinden olan bir kurum olarak vatandaşını muhatap almalıdır. Vatandaşı dışında bir kurumu muhatap alması, hele hele terör örgütünü muhatap alması asla kabul edilemez. Çünkü terör örgütünün muhatap alınması demek, terörle pazarlık edilmesi, törere taviz verilmesi demektir. Bu en çok da terörden mağdur olan vatandaşımızı, yani bölge halkını bizar edecek, onları mutsuz edecektir" dedi.
"HALA TÜRKİYE'DE KÜRTLER TÜRKLER'E, TÜRKLER KÜRTLER'E KIZ VERİYOR"
Türkiye'de 30 yıldır terörün var olduğunu aktaran Erkan Mumcu, bin yıllık bir kardeşliği bozmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğini kaydetti. Türkiye'de 30 binden fazla insanın terör nedeniyle hayatını kaybettiğini anlatan Mumcu, "Aklın yolu, insafın ve izanın yolu birdir. Bin yıllık bir kardeşliği bozmaya dönük hiçbir girişimin başarılı olmayacağı açıktır. Türkiye'de 30 yıldır terör var. 30 yıllık terör boyunca 30 binden fazla insanımız hayatını kaybetti. Bu kadar kışkırtmaya, bu kadar çatışmaya rağmen hala Türkiye'de Kürtler Türkler'e, Türkler Kürtler'e kız veriyor. Biz bir aile milletiz. Biz kanı kanına, canı canına kaynamış bir milletiz. Devletimizin özellikle insan hakları bakımından, demokrasi bakımından bir hukuk devleti olmak bakımından eksiklerinin bir kısmı giderilmiştir. Ama hala eksiklikler vardır. Devletimiz bu eksikleri giderdikçe, vatandaşımızın da devletine ve adaletine olan inancı ve bağlılığı artacaktır. Bu kısmı bizim, siyasetçilerin sorumluluğudur. Ama burada söyleyeceğim şudur. Bu kardeşliği bozmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Yol yakınken geri dönmek lazımdır. Terörden vazgeçmek, silahı bırakmak, devletin adaletine sığınmak lazım" diye konuştu.
Anavatan Partisi olarak terörle pazarlık anlamına gelecek hiçbir girişime sıcak bakmadıklarını anlatan Erkan Mumcu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Türkiye af kanunlarından çok zarar gördü. Bugünkü şartlar altında PKK'nın silah bırakmaya mukabil bir pazarlık unsuru gibi tartışmaya açılacak bir genel af yaklaşımı sağlıklı olmayacak. Nasıl ki bölgede özellikle bölgesel kalkınmışlığı sağlayacak uygulamaların başlamasını, terörün bitmesine endekslemek yanlışsa, silah bırakmayı da genel affa endekslemek yanlıştır. Devlet otoritesini ortadan kaldırmak ve teröre taviz vermektir. Vatandaş bilecek ki adalet, devletten gelir. Ne gelirse devletten gelir. Dolayısıyla terör örgütüne zafer kazandırdığı izleniminde olacak hiçbir şeyi yapmamak lazım. Geçenlerde Dışişleri Bakanımızın bir açıklamasını üzülerek okudum. Diyorki 'Törer bitsin, biz kalkınma hamlesi başlatacağız'. Bu, PKK'ya inisiyatif vermektir. Hiç beklemeyin, hemen başlatın herşeyi. Terör, vatandaşın inisiyatifinde bitmiştir. Tarih sahnesinden de bitmesine az kalmıştır. Tekrar ediyorum, PKK'nın silah bırakması ihtiyacı, Türkiye'den çok Amerika'nın ve Kuzey Irak'ın ihtiyacıdır. Bu şartlar altında Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile pazarlığa yeltenmelerinde elde edebilecekleri hiçbir şey yoktur."
Bir muhabirin "Başbabakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kan şekeri düşmesi sonucu korumusı ve şoförünün heyecanlanarak arabayı terk etmesinden dolayı, kapılar otomatik olarak kilitlendi. Otomobilin camları balyozla kırılarak başbakan çıkartıldı. Neler diyeceksiniz?" sorusuna ise Erkan Mumcu, "Türk usulu kurtarma, çok üzücü birşey" dedi. Başbakana geçmiş olsuna gidemediğini de anlatan Mumcu, "Yalova'daki programıma yetişmek için ayrılmak üzereydim. Yoksa sayın başbakanı ziyaret edecektim. Kendisiyle siyaset yaptık. Kabinesinde bakanlık yaptım. Şahsına karşı hiçbir düşmanlığım ve husumetim yoktur. Eleştirilerim, tamamen uyguladığı politikalarına ve politik tercihlerine yöneliktir. Ben ziyaret edebilmeyi memnuniyetle isterdim. Bir de ziyaretçi kabul edilmediğini öğrenmiştim. O yüzden kamuya açık bir geçmiş olsun beyanatı vermiştim. Yeniden hem kendisine ve ailesine geçmiş olsun diyorum. Allah başka kaza ve keder vermesin, çalışmalarında da başarılar diliyorum" ifadelerini kaydetti.
Bir muhabirin ise "Sizden boşalan koltuğa Van milletvekillerinden birinin oturmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" soruna Mumcu, "Ben orada çok kapsamlı bir YÖK reformunu hazırladım ve koydum. Çok kapsamlı bir YÖK reformu, Türkiye'deki birçok tartışmayı bitirecek. Ülkeye çağdaş bir üniversite reformu kazandıracak bir uygulamaydı. Onu hayata geçirmek yerine parça purçuk işlerle kamuoyunu oyalamayı yeterli bulmam mümkün değil. Yarım yamalak, sonuçlanmayacak kanun teşebbüslerinde bulunup, ondan sonra suçu cumhurbaşkanına atmak çare değil. Millet karşısında dürüst olmak lazım. Millet karşısında açık ve şeffaf olmak lazım. Uyguladıkları milli eğitim politikaları, devraldıkları politikaları değiştirmek değil, kökleştirmeye ayarlı politikalardır. Milletin hoşuna giden birkaç icraat var, o da benim zamanımdan mirastır. Güle güle kullansınlar" dedi.