19
Temmuz
2024
Cuma
NİĞDE

Bu yaz Niğde'ye / Ö. Fethi Gürer

Niğde ile ilgili bir gözlemim var. Önce il içinde çok yeri Niğdeli olarak bilen az bulunuyor.Türkiye ise halı,hurda,hamal,patates,bazen de elma ile anıyor. Oysa Niğde çok renkli ve zengin bir dokusu var. Niğdeliler kadar Niğde’mize gelerek yaşamlarını devam ettiren, Niğde’de doğmamış ama Niğde sevdalısı bir kesim son yıllarda tanıtıma katkı veriyor ve Onlar Niğde’yi daha iyi tanıyor ve Niğde’mizi daha çok seviyorlar.

Niğde doğası ve tarihi ile izlenir, gözlenir ise aylarca sürecek bir keşif başlamış olacağını Niğde’ye gelen görecek,öğrenecektir. Niğde için gezmeye gelecek olanlara bu yazıda rehberlik edeyim istedim. kısa bir gezi turu hazırladım. Örneğin Ankara’dan gelen Adana-Ankara karayolundan Altunhisar tabelasına saparsa Keçikalesi’ni uzaktan görür ama Uluören’de meşhur su kuyuları yolun birkaç kilometre altındadır. Bölge halkının nerede ise yüz yıldır yaşadığı çilenin resmi 100 metrelik merkeple su çekilen kuyuların resmi çekildiğinde ilginç bir görünümde albümünüzde yer alacak ve bu bölgedeki yaşam zorluğuna karşın mücadeleci insanları tanımış olacaksınız.

1913 yılında Macar gezgin Niğde’ye gider iken bu yolu kullanmış ve Hasan Dağ tırmanışı yapmış,Karakapı Köyü o yılarda varmış. Uğrak vermiş, 100 yılda ne değişmiş diye baktımda yazdıklarında değişen ulaşımın at deve ile değil otomobil ile yapılır olması ,yaşam koşulları halen çokda değişmiş değildir. Sonrasında Akçaviran ve Kasaba Ulukışla bir mola yeriniz olsun, Çömlekçi’ye geçip eski ustaların hikayesini dinleyin.Çanak çömlek yapılan yerlerde nerde ise anlatıda kalacaklar.Altunhisar’da tarihi doku artık yok oluyor ama Aşık Tahiri anıt mezarı ve türbesi var. Yeşilyurt’ta ise ilginç bir tarihi yapı dere kenarında ayakta kalmış,Mağaralar’da dikkat çeken yerler. Yol yapılırken bozulan freskli mağaralar dünde kalsa da Yeşilyurt ilginç bir durak, Turistler de geliyor.Ayakta kalan bir kilisede var. Yakında Kale hikayesini anlatan olacaktır. Sonrası Cücü tarihin yer bulduğu kayaların arasında eski bir doğal kale, keza ova oradan inişte ayrı bir güzel, Karanlıkdere iki yamaçta kurulu çok özel bir yer değil ama Bor Kayaaltı bölgesinde, Bağdüz’de, Sivrikisle’de, İftiyanda, Hatta ilk kurulan yer olduğu bilinen Kale Mahallesinde dünden renkler yakalarsınız.

Tyana, Bahçeli Köşk anlatılarak bitmez. Gökbez görülmez ise eksik kalır. Bu yöre dahi dolu doludur. Görmek isteyen için Kavuklu’da dahi cami olan kilise var ise siz bölgeyi ona göre düşünün. Dünde yaşam olan her yer özel ve güzeldir. Keza Çukurkuyu, Kızılca Hayvancılık olan yerler ama söylencesi hikayesi çoktur. Göçerlerin yerleştiği bölgede Çukurkuyu ötesinde bir kalıntıda var.

Altunhisar’da Bor’da gezilecekten öte sebze,meyvanın da zamanı başladı. Bor’da Kemerhisar’da bol olan Şekerpare ben başka yerde tadını bulamadım. Bağ bahçeler şenlendi. Doğa bir ayrı güzel.Şimdi çocukları da alıp gidin bu yerleri görün, bakın. Kiminde halı dokuyan, kiminde inek sağan köy evleri önünde bir tas ayran hala verenlerde var. Çocuklarda memleketi tanısın.

Niğde’den bir gün Bor yoluna, birgün Kayseri yoluna, birgün Gebere yoluna gidin üç günde üç ayrı yolculuk ta neleri tanımazsınız ki.

Önce Bor yoluna girin,eğer kuşlar gitmedi ve seyir yeri varsa Akkaya Barajına gidin.Kuşlara zarar vermeyecek noktadan bakın sonra Birko yanından girdiğinizde . Koyunlu Kasabası iki doku ile sizi karşılar. Önce yeni villalar sonra eski Koyunlu evleri var. Koyunlu eski evleri koruma altına alındımı bilmiyorum ama doğal sit alanı olarak koruma altına alınması gereken özellikte güzellikte yapılar.Mardin’de dünyayı hayran bırakan evlere benziyorlar. Birkaç yeni yapı bölgede sırıtıyor. Yeni Köy hemen Koyunlu’ya yakın, Fesleğen orada ama özel bir konumu yok. Dost ziyareti için arada uğruyorum İstanbul’da yaşayanlar sahip çıkınca ağaç,okul, yol gibi düzenlemeler oldu. Bu köy insanı ticarete Koyunlulardan aşağı kalmaz. Yeni Köy kilisesi var. Yerleşik sayısı sınırlı bir güzel kaynak suyu da bulunuyor. Bu yoldan Fertek yakın ve Fertek gerçekten bir günü alacak dolulukta yerelşim yeri. Sokak aralarında tarih yaşıyor. Doğal ve güzel Fertek’te diğer illerden gelenler ile yaz aylarında nüfusta artıyor. Fertek çöreği ile simiti akşam fırınında taze çıkıyor. Fertek dinlenme yerleri ile de çekim alanı oluyor. Tarihi Hamamı, kiliseleri ve ilginç dokusu ile görülmesi gereken yerlerden Fertek ile ilk gün turu bitirmekte olasıdır.

Sonrası Hamamlı Kurdunus ve Hançerli var. Çünkü bu yerlere giden içinde bir gün biter.Hançerli su başında akşam olur. Tarihi dünü ve doğası zengin.O nedenle Hançerli’de bir gün ayırmaya değer. Gebere barajı bu yıl umarım bakımlıdır. Önce Yeşilburç tarihi kilise ve eski evler ardında o bölgeden Kayardı’ya uzanan vadiyi izler sonrada Güllüce’de Gül Babayı ziyaret eder sonuçta barajda günü tamamlarsınız.

İşte Niğde çevresinde 3 gün bitti gidecek çok yer var. Sonra Gümüşler kasabası başlı başına bir tarih ve doğal çekim alanı. Büyüleyen ortamı var..Gümüşler Manastırını görmedi iseniz bu yaz mutlaka gidin. Niğde olacağın a başka kentte olsa boy boy afişleri ülkeyi kaplardı. Gümüşler Manastırı yıllardır yazanlardanım. Bu manastır sürekli bakım ve ilgi gerekli olan ve gelecekte Niğde’mizi Taşıyacak bir güzellik ve dün merkezi. Bu dünü görmemek olmaz.

Gümüşler’de gülümseyen Meryem Ana dahi ayrı bir özelliktir. Gümüşler Kasabamızda tam yeşillendiği dönemdir.Evlerin önünden akan dere ile sulanmış bir bağ evi önünde soluklanıp kısa bir mola verilebilir.İnsanı hatırnazdır. Bakarsınız bir tas ayranda sunarlar.O yaranda tadı şehir ayranından daha farklı özel ve güzeldir. Yeşil Tarih ile buluşunca görülecek zenginlik doğar. Bu süreçte Niğde’de 4 gün biter.

Ailece çıktınız yola ve dediniz ki şu dünyanın bildiği Aladağları bir yakından görelim.Niğdeli olarak bir de biz keyif sürelim.İşte sabahtan otomobil ile Kayseri yönünde seyir ediyorsunuz.Önce Aktaş’ı yakınındaki gölet yolundan gidip bir turlayın.Çünkü mağaraları çok irdelenmese de eski dokusu ile Aktaş görülecek yerlerden ve hemen Aktaş’ın karşısında yani yolun altında Hellena Kilisesi kazı alanı var. Akıllının biri elma deposu iken elinden alınınca bombalamış yıllar sonra kurtarmaya uğraşılan tarihin en eski kilise kalıntıları. Ordan sonra yola devam edin ve işte Çamardı ve Demirkazık tabelası karşınıza geldi.Saptınız yola ,Çervre de yeşillenen doğa ile ilerde beliren Aladağları gözlüyerek gidiyorsunuz. O arada kasabalar köyler geçerken tarihi doğal yerleri ile ilginç bir bölgede olduğunuzu anlarsınız.Kimi daha keşif bekleyen höyük görünümlü tepeler vardır.Damlataş ile birkaç kalıntı ilginiz çekerse zaman ayırın ama bu bölged en önemli durak Kavlaktepe Yer altı Şehri Bulunduğu Kavlaktepe, Bu köyde birde konak var. Ama mutlaka yer altı şehrini gezin ilginç bir yer. Bir ara çevre düzeni sağlanacaktı ama son gittiğimde çevresini kurtarmayı bırakın nerde ise yer altı şehri girişi dahi perişandı.Ama elektrik tesisatı var. Gezmek zor değil. Bakarsınız siz gitmeden yetkililer gidip çevre düzenini de tamamlamış olurlar ve Bademdere yeşillikler içinde hoş geldin der size. Bademdere elma bahçeleri ayrı bir güzeldir. O arada Demirkazık dağ evi tabelası bu kere sizi Mümtaz Çankaya Dağevine götürür.İşte bu bölgede alabalık tesisleri var. Tamda öğle vakti ki yaz sıcağında ayrı bir tadı olur. Suları, balıkları,ortamı ile yemek yersiniz.Aladağlar Demirkazık rehbersiz ulaşılacak gezilecek yerler değil.Diyeceksiniz ki taa yurt dışından çıkıp gelen turist yolu bulup geziyor da ben mi bulamayacağım.Yinede işaretleyin gideceğiniz yerleri ve sorun.Yaylaya yürüyerek iki saatte ulaşılıyordu. Aladağlar’da yatan değerli arkadaşım Recep Çatak’tan beri dağlara tırmanmaz oldum. Kiloda izin vermiyor ama uzaktan daha hoş geliyor bur yerler bana. Bölgede pansiyonlarda var. Aladağlarda yürüyüş parkuru diye bir alan bulunsada Allah’ın yazısı çık gez. Her yer ayrı güzel ve her yer mutlaka görülmeye gezilmeye değer.

Çamardı Niğdeliler keşf etmekte geçikti ama Adana’dan yaylacılar Çamardı bölgesinde yer alıyorlar. Toroslar’da Şekerpınarı’na inen yol boyunca doğa resim gibi ve o arada yapılmış villa evlerde baş döndürüyor. Bahçeli, güzel yapılar. Doğa her ne kadar bakirliğini yitiriyosa da çok olmamak şartı ile olsun bu kadar diyorsunuz ama adamlar doymuyor.Her Yıl yapılan ev sayısı artıyor. Giderek tekirden sanki bu bölgeye göç var. Havası güzel suyu var. Tekirden daha serin. Meyva ağaları bağlar bahçelerde bu yerlerde tekirden daha güzel o nedenle göç artmış. Diyeceksiniz ki Çamardı’dan transit geçtin. Yola koyuldun. O nedenle Aladağlardan çıkıp Çamardı’ya bir uğra.Ama Çamardı 40 yılıdır aynı Çamardı. Birkaç resmi bina ile yapı dışında girişe konan evler dışında eski dokusu ile Çamardı köy gibi bir ilçe. İki caddeye benzer kısa yol ilçe çarşı bitiyor. Çamardı derenin iki yanında kurulmuş. Bu bölgede de bakınca düne ait izler taşıyan mağaralar yapılarda var ama Kayardı bağlarında duvarında resim alan mağarlar korunmadı incelenmedi Çamardı’ya sıra zor gelir. Çamardı için unutumayacak not Halka tatlısı ile Dondurmasıdır. Keçi sütünden yapılan dondurması Maraş Dondurmasından daha güzel.

Çamardı merkezde bir pastane var. O pastanede bu dondurmayı tadın.Bize hak vereceksiniz. Halka tatlı ise Çamardı meşhur etti. Adını Adana aldı. Oysa Adana’ya ve tüm Türkiye’ye Halka tatlıyı öğreten Çamardı Üskül Köyü idi. Geçen yıllarda bu konuda bir yazı yazdım. Çamardı derneği halka tatlı için patent alsın dedim. Tıpkı Adana kebabı patent aldığı gibi ama çok ilgilenen olmadı.Çamardı dondurma ve halka tatlı ile bir ekonomik çıkış yakalayabilirde ama nedense o konuda ilgili değiller. Çamardı için yol konusu da çok yazdık. Niğde kent dokusu için mutlaka Çamardı ilçesine bulvar özelliğinde bir yol şarttır. Bu yol ile Niğde Çamardı yakınlaşır. Niğde’de çok sayıda Çamardılı var Çamardılılar geçmişte Niğde iş yaşamında önemli bir yerleri vardı.Siyasette Çamardılıların sözü geçer ama Çamardı konusunda Çamardılıların çok çabası sanki sonuç vermemiş gibi verse idi Çamardı böylemi kalırdı. Ayrıca Güney illerinde her yerde Çamardılı var. Sanki yüzbin nufuslu bir kent sanır bilmeyende ama Doğası ile dokusu ile güzel bir yer.Ayrıca insanları da içten ve sıcak dostlukları var. Köy kasaba gezdiğimde kaynak suları sürekli dikkatimi çekerdi. Her yerde su var. Ve doğası doku olarak bakir. Keşke tüm bölge milli park kılınıp bölge doğal ortamı ile farklı bir bakış ile şekil bulsa.Hayvanat bahçesi, ağaçlandırma alanları ve boş olan yerlerde doğası dokusu bozmadan evler ama doğa ile uyumlu kat kat dikilmeyen ağaçların arasına saklanır gibi yapılar ile Niğde için Çamardı gezi ve dinlenme alanı kılınabilir.

Adanalılar bölgede güzel evler yapıyor.Doğa çok bozulmuyor ama sonarsından korkum var. O konuda bölgede mutlaka bir düzen lazım. O akan sulardaki görünüm zenginliği, doğadaki yeşil dağlardaki başkalığı yok etmeden günün ihtiyacı konutlar bir tek ağaç kesilmeden yapılmalı ve bahçesi mutlaka yeşil kılınmalıdır.

Niğde turumuza Çamardı’dan Şekerpınar’a inerek devam edelim.İsteyen Çamardı köylerinden birkaç köye ererse farklı zenginlikleri tanır ama ana yolu izlerseniz Şekerpınar’dasınız.Şekerpınar’da Hayat su kaynağı yaz aylarında da ihtişamlı akar. Buz gibi sulara insan derin derin bakar. Bu su Niğde’de çıkıp etiketlenince Niğde adı yazılmayan sudur.Çok yazdık,söyledik sesimizi duyan olmadı.Niğde için çok önemli tanıtım fırsatı bu yolla ıskalandı.

Şekerpınar’dan sonra bu kere yeniden doğa ve tarih dolu bir yolculuk başlar. Çiftehan’da kaplıcaların bir yönünden girin bir yönünden çıkın.Birkaç motel dışında 40 yıldır aynı duran bölgede sağlık merkezi. Yaşam şekil her yıl yaz aylarında artan kalabalık ile farklılaşır. Sağlı açısından bölgde kalmak isterseniz. Kaplıcların suyuna dayanıkılı olmanız lazım. Halka açık havuz cümbüş yeri gibi. Genelde her kesim ve özellikle güney geliyor. Yaşlılar içinde hem tatil hem tedavi için çok tercih ediliyor.Araplarda bir dönem çok geldi. Otellerde kaplıca şansı var ama Çiftehan’da hamam halka açık yerde olursa daha ayrı bir anı bırakıyor. Su çok sıcak kıbırdadıkça yandım anam dersiniz ama zamanla alışılıyor. Akşamları Çiftehan panayır gibi. Çamaşır kurutmakta mesele olunca her yer savaş sırasında çekilen beyaz bayraklarla donanıyor.

Niğde ve Bor’dan minibüsler ile bir dönem akın akın gidilirdi. Belediye olduktan sonra biraz daha çevre bakımlı, Dağda sürüngenler daha olduğuna göre doğal denge çok bozulmadı. Çiftehan başka bir yerde olsa idi mutlaka Niğde’de diğer bir çok önemli merkez gibi çok farklı boyuta ererdi. Niğde Çiftehan’dan çok yararlanıyormu? Soru olarak bence askıda kalıyor. Çiftehan’da eski tarihi dokuyu açığa çıkarak Hititlilerden kalma kalıntılarda var. Demek ki bu yer çok eski bir tarih. Ana ulaşım yolu üzerinde ama istenen atağı sağlayamadı. Daha çok müşteri grubu güneyde orta kesim halkımız, çok para harcayan kesim değil onun içinde bölgeye katkıları sınırlı hala para verdik az daha havuzda kalalım diyenler var.Çiftehan’da bir gün kalınır.Çünkü gecesi gündüzünden hareketli geçer.Gündüz kaplıcada terleyen gecede yolda yürüyerek serinler. Yayılarak oturanlar yanında çay ile çoşanlarda vardır, memleketimden insan manzaraları bol olan Çiftehan’da küçük oyuncak desti, çömlek gibi taşınabilir hediyeliklerde kasaba girişinde satılıyor. Vatandaş eskiden takunya ile çıkardı yola şimdilerde şipidik şipidik terliklerle yol alıyor. Şekerpınar ile Çiftehan’da gün akar geçer ve bir günde bu yerlerde yaşamın rengi yakalanır.

Çiftehan yaz aylarında Niğde ve Bor’dan gidenler düne göre azaldı. Daha çok güney geliyor.O nedenlede bölgede kültür dokusu Güneye doğru kayıyor. Mangal çevrede az olmayan kullanım aracı.Sağlı arayan yanında yayla diye bu bölgeye gelenlerde var. Kışın ise yine kasaba olarak kalıyor. Ve yolda Kiraz deyince akla gelen Darboğaz tarihi dünü yanında doğal görünümü ile de güzeldir. Temmuz ayının ikinci haftası Cumartesi günü Kiraz festivali var.Konser ve kültürel etkinlikler tertiplenerek binlerce Darboğazlılar bir araya gelerek hasret giderip eğlenmesine olanak sağlanır. Darboğazda üretilen 2 bin ton kirazda ihraç ediliyor.

Kiraz ayrı güzel ama birde Bolkarlar var. Alihoca Köyü, Maden Köyü, Gümüş Köyü, Darboğaz Kasabası, Emirler Köyü ve Aktoprak Kasabasını kapsayan Bolkar Dağları; (Kara Göl, Çini Göl, Kapı Gölü, Alagöl vb.) irili ufaklı gölleri, doğal güzelliği, 7 km’lik doğal kayak pisti, Medetsiz Tepesi’ ne yapılan tırmanışları, yamaç paraşütü, kar sörfü, trekkingi, Jeep safarisi, doğal mağaraları, zirvesindeki zengin doğal bitki örtüsü ve taşıdığı av turizmi potansiyeliyle Dünya’ nın Sekizinci Doğal Harikası olarak yalnızca tanımlarda kalıyor. Yani keşfi olmadık bir doğa zenginliği Bolkarlar Kayak pisti olarak dünyada adı var ama tesisileri dahi yapılamadı. İnşaat yarım kaldı.Oysa yaz sıcağında beyaz kar olan yöre Çukurova için Uludağ olacak güzellikte,Bakalım ne zaman düşünülecek.Bolkarlar’ın (3524 m.) Medetsiz Tepesi, dağcılıkcılar için gelecekte Aladağlar kadar cazip olursa şaşmamak lazımdır.Yamaç Paraşüt,Tırmanma Rallisi,Kamp Turizmi,Trekking,Mağara Turizmi için koşullar hazırda yaşama geçtiği yok, Biz yazıyor,Biz okuyoruz. Bölgede gönüllü emek veren kişiler var. Yerel gazetecilerin çabasıda bulunuyor ama bu bölgede önemli bir iş adamı gelip yatırım yapması lazım. Arık şu iş adamı demekten bıktığım için bir iş adamı gelsinde şu bölgeye sahip çıkıp turizme kazandırsın diye çağrı yapıyorum. Bolkarlar da Toros Kurbağları dahi başlı başına bir özel şans ama bilen için gidip te balık yakalayacağım diye dinamit atacak kadar olaydan uzak bir bakış ile bu şansta böyle giderse yok olacak. İlk defa 1800’ lü yıllarında bir Alman biyolog tarafından bu kurbağa türü bulunduğu söyleniyor Demek ki adamlar daha o zaman bu Bolkarları keşf etmiş biz Niğde’de bir saatlik yola gidip bakmıyoruz.Gitmişken merakınız var ise giriş yasak ama Porsuk Kazı alanına uzaktan Bakın. Ulaşım çok kolay Alan Yaylası tabelasından iki kilometre sonra. Bu bölgede keşif yapayım derseniz birkaç gün bölgede kalmanız gerekir. Gölü, mağarası, ilginç doğa dokusu av hayvanları derken daha bozulmamış bu bölgede ayrı güzelliklere erersiniz.Hani her zaman tekrar ettiğimiz bir söz var ya Niğde bakir bir doğa tarih cenneti diye işte o sözü bir kez daha doğrula özellikleri ile Bolkarlar farklı bir çekim alanı isteyen için bulunmaz özelliği olan yerlerden. Porsuk’a geçen yıl gittim ama Yaylalarda buz gibi sulardan içipte sofra kurmayalı çok oldu. Bu yıl gideceğiz zaman ve şarlar bizi boğmaz ise bir kez daha yaylanın keyfine ereceğiz.


Bu bölgede son durak Ulukışla olacak.Çünkü Mehmet Paşa Kervansarayı görülmeye değer. Örnekleri ile mukayese götürmeyecek kadar özel. Ulukışla için dünün ne denli önemli olduğunun belgesi ama günümüzde onarıp ta turizme kazandıramadık. Ulukışla’da öyle güzel bir ala doğar ama harabe halinde.Bir gün mutlaka bu kervansarayda elden geçer umuyoruz.Hatta otantik dokusu ile bölgede ihtiyaç otel ve restorant yer alacak bir doku neden olmasın. Çaykavak’ tan Kolsuz rampa aşağı sarınca çevrede yeşili ile bozkırı bir arada gözlersiniz. Oldu olacak Niğde’yi buldu bulacak diye beklediğimiz Otoyol ile ilgili şantiye tabelası yolda yapılanlarda var. Dönüşte yolunuzu Kemerhisar kemerleri Bahçeli Köşk ve Sazala üzerinden götürün bağlar bahçeler tarih ile iç içe yolculuk edin. Sazala’da yöresel sebzelerin tadına varın .Orada içine girme şansı olmasa da Uni Tarım yaptığı yerleri mutlaka görün.İtalyan ortaklı şirket geldi. Niğde için ihraç ettiği bir elma türü bölgede üretti ve kazandı ki yeni yatırımlara da söyleniyor. Bu bölge ilginç bir deneyim alanı olarakta özellikle görülmeli. Niğde’de kaç kez ürünler ile ilgili kurumlar kuruldu ama bu işi bu denli düzenli,sistemli yapan olmadı. İş anlayışı bilgi ve düşünce buluşmasının ilginç örneği bu bölgeden alacağımız çok ders var. Bilen için.Sazala bu kere yol bolluğuna erdi. Sağdan soldan ana yollar ile Sazala gelecekte Niğde mahallesi olursa şaşmamak gerekir. Yol olan yere inşaat hızlı girer. Bir yerde Üniversite arka bahçesi gibi. Toprakta ekime dikime elverişli olduğuna göre Sazala gelişen Niğde için alternatif olması muhtemel alanlardan biridir.Sazala’dan cezaevi yolu ile Niğde’ye dönersiniz. Yolda yıllardır uğraş verilen ağaçlandırma alanları, meşhur Niğde cezaevi, Çimento Fabrikası ile Niğde’ye gelirsiniz. Diyelim ki İstasyon Caddesinden geleceksiniz. O arada bir anıt dikkatinizi çeker.Atatürk Niğde’ye gelişi nedeni ile dikilen anıt. Bu yol çevre yolu olmadan çok işlekti.İstasyonda eski canlılığı kalmadı. Tam bu 5 Şubat alanı orta yerine bir havuz yapılsa anıt havuzun orta yerinde ışıklarla da derinlik katılsa ve çevre düzeni ile Kaleye bakan göz ile havuz bir görünüm derinliği yakalasa ne güzel olmaz mı? Umarım ilgililer bu bölgeyi ele alı ve Niğde için geçmişte özel bu yer yeniden tanzim edilir.5 Şubat Anıtı ve Meydanı Niğde içinde ayrı bir ilgi alanı olarak doğar ve salt 5 Şubatlarda değil her gün Niğde için dünü yaşatan ve taşıyan bir alan olur.Gelişen Niğde dokusu içinde bu bölgenin alan dokusu içinde düzenlenmesi Kaleden renkli ışıkları su havuzunun fıskiyeleri ile farklı bir görünüm yaratacaktır..Keza yukarda belirttiğim gibi bu alandan Klaede ayrı bir görünümü yakalayacaktır.Niğde’de olana Niğde anlatmak zordur ama MÜZE son halini gördünüzmü? Bahçeli Köşk kazı alanındaki evlerin örneği yapılmış hali ile müzemize baktınızmı? Çocuk ve büyük mumyaları yanında dünyayı hayran bırakan bulgular sergilenen Müze Niğde için olduğu kadar müzecilik açısından da çok ayrı özel önemde görülüyor. Niğde Müzesine ailece gidin, gezin. İlginizi çekecek mutlaka bir eser vardır.Müze Niğde için sahip çıkılması ,ilgi bulması,destek olunması gereken önemli bir dokudur.

Niğde içinde olunca bir düşünün Alaaddin Tepesine en son ne zaman gittiniz. Eğer anımsamıyorsanız çıkıp Kale’den Niğde’ye bakın. Kent bir yerde içiçe girdi. Keşke yıllar öncesinde bölgede eski ve yeni ayrı ayrı yerde kurulsa idi. Taş evler korunup onarılarak belli alan dünden gelen özelliği ile yaşasa idi. Her yerde kat kat apartmanlar arada kalan tarihi evler var. Cullaz belki bir umut ama orda da çok hızlı gelişmeler yok. Balhasan Mahallesi, Alaadin Mahallesi, Sırali Mahallesi, Yukarı Kayabaşı gibi yerlerde dünden gelen yapıları yerinde gidip yakından bir bakın. Kısaca izleyin ayrı bir dünyaya gideceksiniz. Ülkemizde çok il bu yerleri değerlendirip turizmden çoktan pay aldı Niğde için kalanlarda yeter ama bu konuda çokta olumlu bir gelişme yok.Sivil toplum örgütleri konuya öncü olsa belki birkaç yapı daha yıkılmadan kurtarılır. Türbeleri, Akmedresesi, bedesteni, camileri, hamamı ile Niğde kent merkezi ilgi duyan için zenginliklerin odağıdır ama nasıl baktığınız önemli. Niğde’yi mecburiyet caddesinden ibaret sanana Niğde anlatmak zordur..

Sabah erken kalkın Kayardı Bağları’nda bir tur atın bakın kaç şehirde böyle güzellik var. Doğa yaz kış ayrı özel ve güzel. Gidin Ömerli Çayır’ına Kurdunus’tan inin Ahmet Pınar’ına ve Niğde için doğa turunu tamamlayınca tarihi yerleri tek tek yakından bakın. Belki nerden nereye ne halde gelmişler görürüsünüz. Örneğin O güzelim taş işçiliği olan kapı girişlerine orjinali bozacak biçimde günümüzde kullanılana aletler monte edilmiş. Bakınca olmaz diyeceğiniz olan işler var.

Biz öğrenci iken Niğde’de her mekan sayılı idi. Lokantada, Pastanede ama günümüzde üç yıldızdan sonra dört yıldızlı otel dahi açıldı.Şimdi birde otantik Niğde evi Niğde için şart.

Çiftlik, Narlıgöl ve Gölcük ve diğer yerleri, Gölcük’e Nevşehir’e geçen yıl giderken uğramıştım,Patates Tarlaları yanında yeni düzenlenen yolları aklımda kaldı ama Çiftlik epey oldu görmeyeli. O nedenle Niğde gezimizi şimdilik burada kesiyorum Daha gidecek çok yer diyecek çok söz var.Niğde il geneli anlatmakla bitmezde Niğde merkez biter mi?. Göründüğünde daha büyüktür Niğde nasıl bakar nasıl değerlendirdiğinize göre görünenlerde çoğalır göze.
NİĞDE TARİH VE DOĞA CENNETİ BİLENE SEVENE GÖRENE-OTOMOBİL HERKESTE VAR. YOLUNUZ AÇIK OLSUN GEZİN İLÇE İLÇE GÜZELLİKLERİ.

Ömer Fethi Gürer
Yayın Tarihi : 22 Temmuz 2005 Cuma 10:49:09


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
AHMET PEKRU IP: 212.175.112.xxx Tarih : 20.02.2007 11:18:57
Eskiden düğünlerin nasıl olduğunu biliyormusunuz.bana dedem anlatırdı eskiden klarnetci tutulup evlerin damlarına cıkarılarak klarnet caldırırlarmış düğünler hep böyle olurmuş klarnetci ya ayakta ya da altına bir sandalye vererek çalarlaqrmış ömer bey bu düğünleri iyice araştırırısanız tamı8 tamına yazarsanız okurun ukudukca okuyası gelir böyle meraklası çok olur gelebilirseniz bordaki dededem bunları size keyif alarak anlatacaktır çünkü dedem de böyle yazılmasını çok istiyor ilk kitabınızı aldık dedeme anlattık ve böyle şeylerin eksik olduğunu fark ettik çarkacı mehmet derler ilaldıda jandarma altındaki bakkalara gelin çarkacı dediniz mi herkes bilir ilaldı yeni adı başpınar mahallesi olarak geciyor

emre eren IP: 88.228.179.xxx Tarih : 10.06.2007 18:34:16
BEN ULUKIŞLANIN GÜMÜŞ KÖYÜNEHA BEN ULUKİŞLANİN GÜMÜS KOYÜNE BAĞLİ VATANDASIM ADIM EMRE EREN ANTAKYADA ANADOLU LİSESİNİ OKUMAKTAYIM.BİZİM KOY HALKININ TEK SIKINTISI KURAK YAZ AYLARINDA BAHCE SULAMA SORUNUDUR. BU SORUNUN CÖZÜLMESİ İCİN KOY MUHTARIMIZ OLAN SEZAİ DURU İLCE YETKİLİ BAKANLIKLARINA YAZILAN DİLEKCEDEN OLUMLU BİR SONUC ALINAMAMISTI.BU YÜZDEN BÖYLE BİR YAZIYI GÖNDERME ZORUNLULUĞU KOY HALKI ADINA KENDİMDE BULDUM LUTFEN YETKİLİ KİSİLERİN BU KONU HAKKINDA BİR ÇÖZÜM YOLU BULMALARINI ARZ EDERİM.