7
Şubat
2026
Cumartesi
TEKİRDAĞ

'Ruh halim iyi değildi'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a suikast iddiasıyla yargılandığı davadan tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Muammer Altuntaş, bundan sonra sakin bir hayat yaşamak istediğini ifade ederek, Türkiye için fırsat verilirse en iyisini yapmak istediğini söyledi.

AK Parti'nin Tekirdağ'da düzenlediği mitinge ruhsatsız tabancası ile girdikten sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı öldürmeye teşebbüs suçundan 23 yıla kadar hapsi istenen Muammer Altuntaş, ilk duruşmasında serbest bırakılmıştı. Tahliyesinin ardından Tekirdağ'ın Muratlı İlçesi'ndeki ağabeyinin evinde kalan 35 yaşındaki Muammer Altuntaş, Başbakan Erdoğan'dan suikast eylemi nedeniyle özür dilediğini ve pişmanlığını yineledi.

İHA'ya yaşadığı süreci anlatan Altuntaş, Başbakan Erdoğan'ı öldürmeyi önceden planladığını ancak yapamadığı için çok sevinçli olduğunu söyledi. Altuntaş, "Yaklaşık bir sene önce İstanbul'a yerleşmiştim. Mitingden bir önce kızımla görüştüm. Öğle saatlerinde Tekirdağ'a miting alanına geldim. Mitingin o saatte olduğunu biliyordum, bekledim. O zamanki halime baktığımda ruh halimin iyi olmadığını görüyorum. Şuan öyle bir düşüncem yok bunu şuan kesinlikle yapmam, yapamam. Çünkü gerçek olan doğruları gördüm.

Miting alanın yanında polis ve arama noktalarını gördüm, onları takip ettim. Aramalardan geçebileceğimi düşündüm. O an miting alanına helikopterin geldiğini gördüm. Tabi sesler kalabalıktı Başbakan Erdoğan'ın kürsüye çıktığını düşündüm. Sonra içeri girmeye çalıştım, girerken tesadüfen fark edildi. Fark edilince biraz aşağı ilerlemeye çalıştım. Emniyet güçleri çok kalabalıktı sonuçta yapamadım. Bu durumu anlatmak bile benim için utanç verici. Yapmak istedim ama olmadı, cenabı Allah buna izin vermedi" dedi.

"ENGİN CEBER'İN KOĞUŞUNTAKİ KAN LEKELERİNİ GÖRDÜM"
Yakalandıktan sonra yaşadıklarını anlatan Muammer Altuntaş, İstanbul Terörle Mücadele Şubesinde kendine çok iyi davranıldığını ve hiçbir şekilde şiddete maruz kalmadığını söyledi. Yapmak istediği eyleminden dolayı pişman olduğunu ve bunu Terör Şubesi'nde anladığını kaydeden Altuntaş, "İstanbul'da tutuklandıktan sonra Metris'e getirildim. Engin Ceber'in koğuşuna atıldım. Koğuşun ismi bana tanıdık geliyordu. B-8 koğuşu ismini duymuştum. Bana hiç yabancı gelmiyordu. Girdiğimde Engin Ceber'in koğuşu olduğunu
öğrendiğimde düşüncelerim yineden değişti. Yeni bir süreç başladı benim için tedirginlik vardı. Bir iş yapmak istemişsin yapamamışsın ondan sonra pişmanlığın var. Islah olmuşsun, tamamen yanlışını görmüşsün. Bile bile ölüme gitmek aptallık, gerçi benim oraya girmemde aptallık, bununla gurur duymuyorum. Orada ben ölebilirdim, sıktığım ilk mermide ölebilirdim. Duvarlarda hala leke leke kan izleri vardı. Engin Ceber'in kan izleri silinmişti ama duvarda kalıntıları vardı. Koğuştakilerin söylediği Engin Ceber'in
kafanın duvarlara vurularak öldürüldüğü, bu utanç verici bir durum. Bir mahkûmun suçu ne olursa olsun sonuçta insan. Aynı şeylerin bana da yapılacağını düşündüm, tedirgindim. Bu süreçte kendimi korumaya çalıştım" şeklinde konuştu.

"HİÇ BİR AVUKAT BENİM DAVAMI ÜSTLENMEDİ"
Cezaevi günlerinin çok sıkıntı geçtiğini belirten suikast zanlısı Muammer Altuntaş, geceleri uyumadan kendini savunmaya çalıştığını söyledi. İnsanların kendisine 'suikastçı' olarak baktığını belirten Altuntaş, davasını hiçbir avukatın üstlenmediğini öne sürdü. Altuntaş, "Televizyondan 23 yılla yarg uikast eylemi nedeniyle özür diılanmadığımı öğrendim. Hiçbir avukat beni savunmak istemedi. Bizim istediğimiz avukatlarla, Silivri cezaevinde gelen diğer mahkumların avukatları da benimle görüşüp, iddianamemi
okuyunca para içinde olsa avukatlık yapmak istemedi. Bende duruşmaya baronun avukatı ile katıldım. Duruşmada ilk anda heyecanlıydım. Bana bu sürecin sorulmasını istemedim. Ailem arkamdaydı, beni bekleyen kızım vardı gözyaşları içerisinde. Bunları görünce mahkemeden bir an önce çıkmak istedim. Baya bir zor durumdaydım. Pek konuşmadım sorulanlara cevap verdim. Tabi kararı duyduğumda bir üyenin itirazını görünce tahliye olmayacağımı düşündüm. Sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest dediğinde kızımın sesini ve
sevincini yaşamaya çalıştım. Çünkü içerde yatan ben değilmişim ailemmiş, kızımmış" dedi.

"BAŞBAKAN ERDOĞAN BENİ AFFETMİŞTİR"
Başbakan Erdoğan'a karşı böyle bir eylemin gurur verici bir davranış olmadığını ifade eden zanlı Altuntaş, hatasını görüp pişman olduğunda Başbakan Erdoğan'ın da kendisini affetmiş olabileceğini düşündüğünü anlattı. Hatasını anladığından Başbakan Erdoğan'ın özür dilediğini ifade eden Altuntaş, "Başbakanımızın şunu yapmış olabileceğini düşünüyorum. Benim salıverilmemi istemiş olabilir. Bence Başbakan Erdoğan beni affetmiştir. Ben dün değil ilk terörle mücadele şubesinde kendi hatamı fark edince özür
diledim. Bu davranış Tayyip Erdoğan'a yakışır bir davranıştır. Ben onu beklemiştim, beni affeder diye düşündüm, ben hatamı anlamıştım. Terörle Mücadele Şubesinde gerçekleri orada gördüm. Sadece okuduğumuz ve duyduğumu bir ülkede değiliz. Güç bir polisimiz, askerimiz, halkımız var. Bundan sonraki hayatım tabii ki gazetelerde değil, ben bundan aşırı derecede rahatsızım. Gerçekten 4 aylık süre içerisinde çok yoruldum. Çok şeyler yaşadım. Sakin bir hayat yaşayıp, sıradan bir vatandaş olup, eğer imkan verilirse
ben bir çok şeyi yapmak istiyorum. Bu ülke için fırsat verilirse en iyisini yapmak istiyorum" diye konuştu.
 

iha
Yayın Tarihi : 25 Haziran 2009 Perşembe 18:24:00


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?