Bir pürüz çıkmazsa AB Komisyonu aybaşında Lefkoşa'da ilk kez tam teçhizatlı bir ofis açıyor. Görev, kuzeye verilecek malî yardımın yönetimi.
24 Nisan 2004 Annan Planı referandumunda Türk tarafından çıkan "evet" kararından iki gün sonra AB kurumları kuzeyin bu Avrupa isteğine karşılık vermek üzere harekete geçmişlerdi. Konsey'in talebi üzerine Komisyon bir destek paketi hazırlamış ve bunu 7 Temmuz 2004'te açıklamıştı.
Pakette 2004-2006 yılları için, ağırlıklı olarak çevre, ulaşım ve yerel yönetimlerin kapasite ve altyapı ihtiyaçlarını karşılayarak adanın kuzeyini yavaş yavaş AB mevzuatıyla tanıştıracak 259 milyon avroluk bir malî destek ve Kıbrıslı Türklerin dünyanın geriye kalan ülkeleriyle doğrudan ticaret yapabilmesini sağlayacak ve dolayısıyla iktisadî tecriti kıracak bir tüzük bulunuyordu, l Mayıs 2004'ye AB'ye katılan Kıbrıs Cumhuriyeti Kasım 2005'te "doğrudan ticaret" parçasını destek paketinden çıkartürmayı başardı. 31 Aralık 2005'te de 259 milyon avronun 120'si bütçe harcama esaslarının gadrine uğrayarak çöpe gitti.
Ters tepmeye başlayan inat
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin emellerine nail olduğu intihası uyandığı o andan itibaren muhtemelen farklı bir dinamik başladı. Aralarında hatırı sayılır üyelerin de bulunduğu bir grup AB ülkesinde Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tamamen olumsuz ve tahripkâr politikasının rehinesi olmayı reddetmeye varacak bir tavır belirmeye başladı. Komisyon'un da çözüm arayan yaklaşımlan bu tavır değişikliğinde belirleyici oldu.
İlk ağızda, muhasebecilere takılan 120 milyon avro geri verildi. Doğrudan ticaret tüzüğü konusunda cılız da olsa bir kıpırdanma, bir arayol arayışı var. Ve kuzeyin ilk ve en somut AB ilişkisi olacak "Malî Yardım Ofisi" açılıyor.
Bu yaklaşımın ortaya çıkmasında ve işlerin bu noktaya gelmesinde Kıbrıslı Rumların bıktırıcı maksimalist politikaları olduğu kadar karşılık olmaksızın limanların Kıbrıs Cumhuriyeti'ne açılmaması konusunda Türkiye'nin ve Mehmet Ali Talat hükümetinin sağlam tavn belirleyici oldu.
Bugün bulunduğumuz noktada AB-Türkiye-Kıbns üçgeninde aylardır süren nahoş itiş kakış ortamından bir nebze olsun farklı yeni bir gelişme söz konusu. İlâveten, önümüzdeki günlerde İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kuzeydeki tazmin mahkemelerini yetkili addederse yeni bir umut ışığı daha ortaya çıkabilir.
Ofis güneydeki irtibat bürosundan bağımsız
2004 sonunda göreve başlayan Komisyon'da Kuzey Kıbrıs masası Hırvatistan ve Türkiye masalarıyla birlikte Genişleme Genel Müdürlüğündeki "Müzakere eden ülkeler" direktörlüğüne bağlıdır. Açılacak ofis bu masaya bağlı olacak. Güney'deki irtibat ofisi ise her üye ülke için olduğu gibi idarî olarak başında İsveçli üye Wallström'ün bulunduğu İletişim Genel Müdürlüğü'ne bağlı. Kısacası, Rumlann, işleri güneyden idare etmedeki yol yordam yoksunu ısrarları sonuç vermemiş bulunuyor.
Kuzey'de eski Tütün Fabrikası binasında hizmete girecek büroda 25 örokratın görev yapması bekleniyor. Başlarında Daimî Temsilci ayarında ve Fransız olacağı söylenen bir müdür olacak. Bu yıl içerisinde 259 milyonun 38'i harcanacak. 5 milyon avro üstü ihaleler Brüksel'de sonuçlanacak ve Kıbrıslı Türkler'e de açık olacak.
Ofisin çalışmaları ilk aşamada doğrudan ticaret tüzüğü konusunda Rum tavrının aşılmasına yetmeyecek. Ancak her anlamda bir "ilk" olan bu ofis AB'nin kuzeye bakışını kuşkusuz olumlu etkileyecek yepyeni bir dinamiğin temelini oluşturacak.
Türkiye'de Kıbrıs meselesinin, ne havucu ne de sopası olan Birleşmiş Milletler'de çözülmesi gerektiğine inanan çok. Bu görüştekiler Kıbns Cumhuriyeti'nin üye, Türkiye'nin de müzakere eden ülke olmasına rağmen AB'nin çözümde kafiyen bir zemin olamayacağını savunur. Yeni Lefkoşa ofisi bu görüştekilerin taze bir muhasebe yapmalarını gerektiren ilk somut gelişmedir.
Yayın Tarihi :
27 Haziran 2006 Salı 13:42:19