Belleğimizin gittikçe daha az işler hale geldiği bu günlerde, ‘o’ gençlerin hikâyesini hatırlamak ya da öğrenmek, 68’in sözünü, sazını duymak isteyenler için Sennur Sezer’in çalışması tarihle edebiyatın buluştuğu bir alan yaratıyor.
Bazen geçmişe yolculukta edebiyatın tarih kitaplarından daha iyi rehber olduğunu düşünürüm. Bireyin geçmişi algılaması için sadece somut olaylar silsilesi, tarih sıralamaları, maddi gerçekler yeterli olmuyor. Tarih, edebiyat olmadan biraz yalnız ve soğuk. Örneğin, Jane Austen’ın romanları olmadan anlatılan bir 18. yüzyıl İngiltere tarihi eksiktir. Austen tarihsel notlar düşmemiştir romanlarına tabii ki, ama o dönem İngiliz toplumunun yapısını, toplumun içinde ailenin kurumsal önemini hangi tarih kitabı onun romanlarının anlattığı gibi anlatabilir ki bize. Ya da Pablo Neruda’nın şiirleri olmadan İspanya İç Savaşı’nı her boyutuyla kavramak mümkün müdür? Beckett’in oyunlarını okumadan/ izlemeden, onun mutlaka bir yanı sakat karakterlerini içinize çekmeden, İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkıntı tam anlaşılabilir mi? Anadolu’daki mücadeleleri halk şiirimizi okumadan her boyutuyla görebilir miyiz?
Sennur Sezer’in 68’in Edebiyatı Edebiyat’ın 68’i kitabını okurken bunları düşündüm. Belki Türkiye’nin her kritik ve halkın büyük bir kesimini ilgilendiren dönemi için söylemek mümkün değil ama, edebiyat 1968 hareketlerinin neredeyse güncesini tutmuş gibidir. Türkiye’de devrimci mücadelenin sadece önderler arasında değil geniş kitlelerce benimsendiği döneme ait Melih Cevdet Anday’ın ‘Kısmeti Kapalı Gençlik’, Şükran Kurdakul’un ‘İzmir’in İçinde Amerikan Neferi’, Behçet Aysan’ın ‘Üç Anı Üç Şehir’, Can Yücel’in ‘Mare Nostrum’ ya da Attila İlhan’ın ‘Tutuklunun Günlüğü’ şiirleri buna örnek. Tüm bu şiirleri art arda hatırlamamızı sağlayan bir kitap Sezer’in kitabı.
12 eylüle kadar sürer
Sennur Sezer’in kitabın önsözünde belirttiği bir noktayı burada not düşmek gerek: “Kimi kaynaklar dönemi 15-16 Haziran ile noktalarlar. Bizce bu dönem devrimci dalganın ilk aşamasıdır ve ikinci aşamanın hızı 12 Eylül 1980 ile kesilmek istenmiştir.” Sezer bundan yola çıkarak edebiyatın 1968’e tanıklığını da 80’li yıllara kadar getiriyor.
Yazarın bu çalışmasının önemli bir noktası da, edebiyatın tanıklığına geçmeden önce dönemin olaylarını anlatması. Bu anlatımda da Sezer 68’i hazırlayan yılları milat alıyor ve 1950 Demokrat Parti iktidarından itibaren kısa bir Türkiye tarihi sunuyor okurlarına. Yaşananlar üzerine yazılmış şiirlerden örnekler veriyor. 1960 devrimine tanıklık eden şiir, Cemal Süreya’nın ‘555 K’sı; 28 Nisan 1960’ta Turan Emeksiz’in Beyazıt Meydanı’nda öldürülüşünün tanığı, Nazım Hikmet’in ‘Beyazıt Meydanı’ndaki Ölü’, A. Kadir’in ‘Dört Pencere’ ve Enver Gökçe’nin ‘Turan Emeksiz’ şiirleri.
Edebiyat dünyasında yazılanlar aynı zamanda, geniş halk kitlelerince takip edildiğine göre, halkın duygu ve düşüncelerini de yansıtıyor diyebiliriz sanırım. Bu bağlamda okununca şiirler, öyküler sadece 68’in devrimci mücadelesininin aydınlar arasındaki algılanışının değil dönemin yaygın düşünüşünün de aynası oluyor.
İsmail Uyaroğlu’nun 1973 yılında yayınlanan ‘Ama Umudu Değil’ şiiri 12 Mart 1971 muhtırasına rağmen duyulan inancın ilanı gibidir:
Acı neyi siler?
Acı ancak acıyı siler
Umudu değil
Açlık neyi siler?
Açlık bir acıyı
Bir de kendini siler
Umudu değil
Ölümse dostlar
Acıyı, açlığı ve her şeyi siler
Ama umudu değil.
Sezer’in çalışması olayların edebiyata yansımasına sadece şiirlerle ele almıyor. Yazar tiyatro oyunları ve öykülerde de 68 döneminin yer alışını irdeliyor. Erdal Öz’ün ‘Çağdaş İşkenceci Üzerine Notlar’ı, ‘Urgan’ın Ucunda’, ‘Kanayan’ isimli öykülerinden, Adnan Özyalçıner’in ‘Baskın’ isimli öyküsünden uzun alıntılar yaparak, dönemin öyküye yansıyışını aktarıyor. Yazar, kitabın bir bölümünü de 68 liderleri ve idam edilenler ardından yazılan şiirlere ayırıyor. 68’den 80’e kadar yazılanlardan örnekler vererek olaylar sonrasında hatırlananları, yaşananların arkada bıraktığı duyguların izini de sürüyor.
68’de yaşananları, ‘bir televizyon dizisinden’ öğrendiğini söyleyen bir kuşak yetişiyor ne yazık ki. Büyük izler bıraktığını kesinlikle bildiğimiz, sezdiğimiz 1968’i -öncesini ve sonrasını- çoğunlukla edebiyatla öğrenmiş bir kuşaktanım ben. Belleğimizin gittikçe daha az işler hale geldiği bu günlerde, ‘o’ gençlerin hikâyesini hatırlamak ya da öğrenmek, 68’in sözünü, sazını duymak isteyenler için Sezer’in çalışması tarihle edebiyatın buluştuğu bir alan yaratıyor.
68’İN EDEBİYATI EDEBİYAT’IN 68’İ
Hazırlayan: Sennur Sezer
Evrensel Basım Yayın
2008
223 sayfa
10 TL.