23
Mart
2026
Pazertesi
KİTAP

12 Eylül kitapları

Son günlerde artak gerilim 12 Eylül askeri darbesini zihinlere getirdi..

Barbuni adlı kitap ve edebiyat sitesi, 12 Eylül askeri darbesiyle ilgili kitapları tekrar hatırlattı..

1. EYLÜL İMPARATORLUĞU, Erbil Tuşalp, İkarus Yy.


Ülkemizde, 1980 Eylül'üyle birlikte, olağanüstü bir dönem başladı. Hemen arkasından da askeri darbenin gerekçelerini aratmayan uygulamalar yapıldı. Yeryüzünün kuzeyinde yaşayan bizler, sanki dünya daha hızlı dönüyormuş gibi bir duyguya kapıldık. Pek çok şey göz açıp kapayana dek yaşandı, tarihe mal oldu. Türkiye'de demokrasiye bambaşka boyutlar kazandıran bu dönemin 'doğuşu ve yükselişi'ni, Gazeteci Erbil Tuşalp, EYLÜL İMPARATORLUĞU başlığıyla öyküleştirdi. Belgelere dayalı, uzun ve akıl almaz bir öykü çıktı ortaya. EYLÜL İMPARATORLUĞU'nun 'doğuşu ve yükselişi' sürecine, toplumsal ve kültürel açıdan bakıldığında, Tuşalp'ın saptamaları gerçekten ilginç. Kitap, hâlâ bilinmeyen, ancak bilinmesi gereken pek çok şey olduğunu kanıtlıyor.

2. Bir Tersine Yürüyüş / 12 Eylül Öyküleri, Can Yayınları
Can Yayınları, 12 Eylül askeri darbesi üzerine yazılmış öyküleri bir araya getiren "Bir Tersine Yürüyüş: 12 Eylül Öyküleri" adlı kitabı, 12 Eylül tarihinde okurlarına sunmaya hazırlanıyor. Türkiye’de siyaset ve edebiyat ilişkisi bağlamında 12 Eylül’e ilişkin varolan yazınsal boşluğu doldurmayı amaçlayan kitap, yirmi sekiz yazardan kırk dört öyküyü bir araya getiriyor. Bugüne dek 12 Eylül askerî darbesi üzerine gerçekleştirilen en derli toplu çalışma olarak dikkat çeken yapıt, 12 Eylül’ü nedenleri, yaşanan sıkıntıları ve sonuçları ile bir süreç olarak ele alan öykülerden oluşuyor.

3. Devlet Ocak Dergah / 12 Eylül'den 1990'lara Ülkücü Hareket, İletişim Yayınevi
Türkiye'nin siyasî-toplumsal hayatında 1960'lardan beri önemli bir varlığa sahip olan 'Ülkücü Hareket'in yapısına, düşünce dünyasına ilişkin tahlil ve araştırmalar yok denecek kadar az. 1980'lerde, Ülkücü-Sol çatışması durulduktan sonra da 'Ülkücü Hareket' hem solda hem sağda içeriği belirsiz bir kavram olmaya devam etti. Soldaki genel kabule göre 'faşist' nitelikli bu hareketin, ayını sıfatla anılan 12 Eylül rejimiyle ilişkisi, ondan farkı neydi? Ülkücü kadroların başta ANAP olmak üzere diğer sağ partilerdeki etkinliği MHP'nin misyonunun onlara taşınması anlamına mı geldi? 'Ülkücü Hareket'in mafyavarî yapılarla, 'kontrgerilla' denen karanlık güçlerle, devletle ilişkisi nasıl görülmeli? devlete, İslâm'a, milliyetçiliğe, toplumsal düzene vb. bakışı nasıldı ve ne gibi değişimler yaşadı?

4. Sokaktaki Askerin Dönüşü / (12 Eylül Yönetimi Dönemi), Tekin Yayınevi
12 Eylül'den sonra "Sokaktaki Asker" artık kışlasına döndüğü için bu kitap 12 Eylül Yönetimi Dönemi'ne ait kimi anıları içermektedir. Bu nedenle, bu kitap "Sokaktaki Asker"in devamı sayılmalıdır. Bu kitapta; yönetimden partilere, 1402 liklerden basına, cezaevlerinden işkenceye ve irticaa kadar çeşitli konular yer almaktadır.

5. Turnalar, Öner Yağcı, İnkılap Kitabevi
1988 Madaralı Roman Ödülü'nü kazanan 'Turnalar' romanında Öner Yağcı, Ülkemizin sancılı bir dönemi olan 12 Eylül'ü anlatıyor. Erdal adlı bir avukat kahramanın yaşadıkları ekseninde ve toplumsal, siyasal ilişkileriyle gelişen bu roman, yakın dönemin canlı tanıklıklarla romanlaştırılmasının ilginç bir örneği. Toplumun çeşitli kesimlerinden insanların öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül'de yaşadıklarından kesitlerle toplumsal bir panoramanın çizildiği bu yapıtta siyasal çalışmaların, 12 Eylül'le gelen baskıların yanı sıra aşkları, umutları, direnişleri ve kırıklıklarıyla başarılı bir insanlık dramını okuyoruz.

6. Yarım Kalan Yürüyüş, Mehmet Eroğlu, Agora Kitaplığı
"Kanaryalarla konuşabilen, karanlığa karışıp yok olabilen, korkuyu ve acıyı tanımayan ama doğum günü olmayan küçük bir kız için ağlayabilen, sevgiyi kadın kokusunda arayan, belki de bulamadığı için yunuslarla yer değiştirmek isteyen, kırık kolu bükülemeyen ve gülüşünün ardındaki sırrın peşine düştüğü için yadırganan..." Mehmet Eroğlu, Yarım Kalan Yürüyüş adlı bu romanında Issızlığın Ortası'nın unutulmaz kahramanı Ayhan'dan sonra, bu kez de okyanusun ortasında kuduza yakalanan bir Portekizlinin trajik ölümü sırasında ortaya çıkan bir gülüşün gizlediği gerçeği ve varoluşunun gizlerini keşfetmek isteyen bir kurtarıcıyı, Korkut Laçin'i anlatıyor. Kim bir insanı tam olarak anlayabilir? Çünkü insan, gördüğümüz gibi değil, görmek istediğimizle sınırlıdır ve genellikle de gördüğümüzün ve anlatıldığının dışındaki her şeydir. Hele Korkut: "Geçmişi öyle acı vericiydi ki, cesaretini acılarını unutturan bir uyuşturucu gibi kullanıyordu... Aslında onu olağanüstü yapan alışmadığımız kadar olağan olmasıydı." Uzak Doğu'da Hint okyanusunda bir şilepte başlayan ve Çeşme'de sona eren bir yolculuğu anlatan bu roman 80. Adım adıyla filme de çekilmiş ve 1996 Film Festivali'nde En İyi Türk Filmi ödülünü kazanmıştır.

7. 12 Eylül ve Şeriat, Uğur Mumcu, Umag Yayınları
"İrtica örgütleri arasında sayılan "İlim Yayma Cemiyeti"nin kurucularından biri kimdir biliyor musunuz? Başbakan Özal!... Bugün Nakşibendi tarikatı kadar etkili hiçbir örgüt yoktur. Bu tarikat hakkında bir Meclis araştırması açılabilir mi?
... Atatürk heykellerinin en çok dikildiği, düşüncelerinin yok edildiği dönemleri yaşamıyor muyuz?
(Cumhuriyet, 3 Aralık 1986, Balta ve Taş...)
Tekbir sesleri ile Atatürkçülük... Said-i Nursi Hazretler'ine yapılan övgülerle Atatürkçülük... Sağdan üç-beş oy alma uğruna solculuk adına gerici sakalı sıvazlayan Atatürkçülük... İşte yasaklı ve kısıtlı demokrasinin ulaştığı nokta budur. Atatürk'ün kemiklerini sızlatan olgu da sanırım budur. (Cumhuriyet, 17 Eylül)

8. 12 Eylül Kültürü, Emre Kongar, Remzi Kitabevi
Geçiş dönemi Türkiye'si nasıl bir manzaraya sahip? Bu Türkiye'de, işçi, aydın, kadın, genç gibi kesimler ne durumda? Bu Türkiye'nin gündemindeki sorunlar nelerdir? Bunlar gelecek yıllara nasıl yansıyacak? 12 Eylül Hareketini kısa dönemli bir makro değişme modeli çerçevesinde algılamak olanaklı mı? 12 Eylül olayı makro bir değişme modeli içine konduğunda, ortaya nasıl bir eğilim çıkmaktadır? Atatürkçülüğün tam bağımsızlık ilkesi 'Batıya bağımlılık', halkçılık ve devletçilik ilkeleri 'Liberalizm', laiklik ilkesi de 'Türk-İslam Sentezi' haline getirilirken, demokrasi de rafa mı kaldırılacaktır? İşte elinizdeki kitap, bu sorulara yanıt arıyor.

9. Kanat Operasyonu, Ufuk Güldemir, Tekin Yayınevi
"Kanat Operasyonu" Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına dönüşüne olanak sağlayan Türk vetosunun nasıl kaldırıldığının öyküsüdür. 1982 Bülent Dikmener Gazetecilik Ödülü sahibi Ufuk Güldemir, 12 Eylül döneminin en önemli siyasi kararı olarak kabul edilen Türk vetosunun kaldırılması adımı öncesi ve sonrasında Washington'un Türkiye'ye nasıl baktığını "Kanat Operasyonu"nda anlatıyor.

10. Ergenekon, Can Dündar, İmge Kitabevi
Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük skandalını 'Çok Gizli' damgalı dosyalara tıkıp hafızasına gömdü. 1996'nın Kasım ayında bir pazar akşamı, Susurluk'ta 'İş kazası' yapan bir Mercedes'ten dökülen kirli devlet sırları, geldiği kadar hızla uçup gitti gündemimizden... Devleti ele geçirmeye çalışan çeteler, iktidarı saran mafya ilişkileri, eski ülkücülerden özel time uzanan bir yasadışı örgütlenme, tam da çözülmenin eşiğine gelmişken tarihin tozlu raflarına kaldırıldı. Oysa Meclis'in duruma el koyması, savcıların olayın üstüne gitmesi, kamuoyunun uyanık olması, medyanın özel araştırma ekipleri kurup işin peşine düşmesi gerekiyordu. Olmadı. Bu kitapta, 40 Dakika haber programının, 'Susurluk unutulmasın' diye yaptığı araştırmaları bulacaksınız. Türkiye'de Gladyo tipi bir örgütlenmenin nasıl kurulduğunu, eski ülkücülerin nasıl yasadışı bir faaliyette görevlendirildiklerini, istihbarat teşkilatları arasındaki amansız rekabeti, Başbakanların kullandıkları 'Özel Büroları', Güneydoğu'da sürdürülen mücadelenin nasıl hukuk dışına taşıp çeteler yarattığını, bu çetelerin 12 Eylül öncesi provakasyonlardan Özal suikastına kadar adının bulaştığı eylemleri ve nihayet devlet içindeki devletin, 'Ergenekon'un gizli dünyasını okuyacaksınız. Ve bütün bu anlatılanların nasıl olup da hala hesabının sorulmadığna şaşacaksınız. Ergenekon'la tanışın!
Susurluk, suskunluğa dönüşmesin!

11. Çankaya Dramı / Silahlı Ordu Silahsız Ordu, Cahit Tanyol, Altın Kitaplar
“Milletlerin hayatında iki tür tehlike vardır: Biri geçici, diğeri kalıcıdır. Geçici olanlar savaş ve doğal afetlerdir. Bunlar bir kuşak son-ra anılarda kalır. Bazı tehlikeler vardır ki, düzeltilmesine imkân yoktur. Bunlar toplumu yozlaştırır, devleti çürütür. Bizde de Özal’la beraber ülkeyi bir çöküş sürecine yuvarlayan bu ikincisidir. Bu nedenle devlet kavramından habersiz bir başbakanın hem devlette sürekliliği hem de değişmezliği temsil eden kişilere ve kurumlara saldırmasına şaşmamak gerekir. Bu bir çöküş diyalektiğidir. Eğer devleti oluşturan kurumlar böyle bir tehlikeye dur diyemeyecek kadar hırpalanmışsa bu çözülüşü hiçbir kuvvet durduramaz.”

12. 12 Eylül / Türkiye'nin Miladı, Mehmet Ali Birand, Doğan Kitap
12 Eylül Türkiye'nin miladı oldu. Önceki askeri müdahalelerin aksine Anayasa ve kanunlarla bu dönem kalıcılaştırılmak istendi. Komutanlar ülkenin bir daha "12 Eylül öncesine" dönmemesi için her tür önlemi aldılar. 2000'li yıllara girerken bu hedefe ulaşılmış görünüyor. Türkiye hala 1980'de dikilen elbiseyi giyiyor.

Bu kitap Türkiye'nin en çalkantılı, en kanlı ve en acılı dönemini anlatıyor; 12 Eylül belgeseli dünü bilmek, bugünü anlamak ve yarını kurmak isteyenlere sesleniyor.

barbuni
Yayın Tarihi : 25 Mart 2008 Salı 16:03:31
Güncelleme :25 Mart 2008 Salı 16:14:49


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?