‘Dullar ve Reçeller’de yaşı kemale ermiş, torun torba sahibi kadınlar, ‘reçeller’in onların hayatındaki yeri ve genç bir adamın gözlemleri hikâyeyi şekillendiriyor. Kadınların konuşmalarını tam da onların dilleriyle anlatmayı başarıyor Kenan Biberci
Türkiye’de hikâye giderek üzerine daha az düşünülen bir edebiyat alanı oldu. Oldukça eski bir halk geleneğinin ardından, bugünkü anlamıyla hikâyelerin yazılması, ilk denemelerin yapılması 1890’lara denk düşüyor. Türkiye’de özellikle, Sait Faik’in damgasını vurduğu hikâyecilik, edebiyat sohbetlerinde, kitapçıların raflarında daha az yer ediyor. 1950-60’lı yıllarda güçlü bir damar yakalayan hikâyenin okuru giderek azalıyor ya da iyimser bir tahminle kenarda köşede sessizce yeni hikâyecilerin pususuna yatmış bekliyor. Böyle bir ortamda hikâye yazma işine girişenlerden biri de Kenan Biberci.
Biberci’nin Kanat Kitap’tan çıkan Dullar ve Reçeller isimli kitabındaki bazı hikâyeler özellikle kitaptaki diğer hikâyelerin ustalığını aratan bir dille ve kurguyla kaleme alınmış. Bununla birlikte, yazar dikkat çeken konular ve bunları anlatırken aktardığı çok sayıda ayrıntıyla hikâyecinin gözlem gücüne ilk sayfadan itibaren güvenmemizi sağlıyor. Yaşamdan alınan kesitler hikâyeleri sağlam bir zemine oturtuyor.
Biberci sadece hayatın içinde kolayca gözden kaçabilecek ayrıntılar değil bazen de hepimizin gözünün önündeki olaylar üzerine kurmuş hikâyelerini.
Kemale ermiş kadınlar
Dullar ve Reçeller’de yaşı kemale ermiş, torun torba sahibi kadınlar,’reçeller’in onların hayatındaki yeri ve genç bir adamın gözlemleri hikâyeyi şekillendiriyor. Kadınların konuşmalarını tam da onların dilleriyle anlatmayı başarıyor yazar. Ancak bu noktada belirtmek gerekli, birinci anlatıcı konumundaki yazarın hikâyeyi noktalayan sözleri oldukça didaktik. Hikâyenin kendi akışı içinde okurun kolaylıkla algılayacağı ‘mesajı’ anlatıcının dile getirmesi yaratılan atmosferi dağıtıyor.
Eşya Tabiatı Gereği Eskiyor öyküsünde ise bir bayram sabahında kalabalık, torunların, gelinlerin, gençlerin bir araya geldiği bir evden yola çıkarak, öncelerden beri zengin iyi halli bir ailenin bugünkü yaşantısına ışık tutuyor Biberci. Zenginliğin kaybedildiğine dair bir işaret yok hikâyede ancak Sadullah Bey’in ilkelerinin ve yaşam tarzının yavaş yavaş terk edildiği hissettiriliyor. Hiç konuşmamasına rağmen hikâyenin merkezini paylaşan, felç geçirmiş Sadullah Bey, tekerlekli sandalyesiyle terk edilmişliğin, eskinin ve aykırılığın simgesi halini alıyor. Hâlâ sağlam ve gösterişli eşyaların arasında yalnız kalan iki bacağı kırık, çocukların elinde çok kez bir oyun aracına dönüşen puf, Sadullah Bey ile aynı kaderi paylaşan tek şey. Hikâyedeki “Bu mekânda neyin ‘eşya’ neyin ‘canlı’ olduğunu şıppadanak söylemeye kalkışmak insanlara özgü bir aptallık olabilir” cümlesi okur için bir kılavuz niteliğinde.
Soğukkanlı bir hikâye
Biberci’nin Leylekler Gidiyordu, Zavallı Değilim, Koca Kasabayı Kurtardım, Direkli Pasaj Hikâyesi ve Ah Kader Zalim Kördüğüm bu kitapta yer alan en başarılı hikâyelerinden. Yazar, Leylekler Gidiyordu öyküsünde bir hayatı terk edişi olabilecek en yalın ve nesnel haliyle anlatıyor. Burada belki göze çarpan tek tezat unsur birinci anlatıcı ağzından aktarılan hikâyenin bu denli soğukkanlı olması.
Direkli Pasaj Hikâyesi ve Ah Kader Zalim Kördüğüm adlı hikâyeleri küçük fırça darbeleriyle çizilmiş bir Türkiye tablosu gibi. Direkli Pasaj Hikâyesi tek bir mekândan yola çıkarak işçilerin ve onların hayatını çevreleyen ilişkilerin, sosyal ortamın bir özetini sunuyor. Bu hikâye aynı zamanda on beş sayfasında, çok sayıda portreyi belirgin ve net hatlarla çizme başarısını gösteriyor. Hikâyedeki Direkli Pasaj’ın çatısından bakan güvercinlerle ilgili kısa bölüm de okurun hikâyenin dışına çıkarak olayları değerlendirmeye itiyor.
Ah Kader Zalim Kördüğüm öyküsü bu kez toplumun birçok kesiminden insanları bir araya getiriyor. Çöpçüler, babaları tarafından dilendirilen veya çalıştırılan çocuklar, işçiler ve büyük kentin gecekondularında yaşayan kişiler, yat inşa ettiren eskinin oyuncusu, yeninin ‘reality show’ sunucusu... Medyanın toplumdaki rolüne ilişkin sıra dışı bir yaklaşım getirmiyor bu hikâye. Ancak bu noktada olay örgüsüyle dikkat çekiyor. Birbirinden farklı hayatları ve bağlantısız gibi görünen yaşamları tek karede göstermeyi ustalıkla başarıyor.
Kenan Biberci’nin kitabı öyküyle yeniden yarenlik kurmak isteyenler için iyi bir seçenek.
DULLAR VE REÇELLER
Kenan Biberci
Kanat Kitap
2008
131 sayfa
9 YTL.