Herman Melville’in ‘Kâtip Bartleby’de yarattığı Bartleby karakteri, yazarın başarısızlığının ve inatla, kibirle direndiği yalnızlığının öyküsüdür. Roman için, yazarın iç dökmesi demek yanlış olmaz
Novella, edebi türler içinde belki de en zorlarından birisidir: Hem bir öykü kısalığında olayları bağlamak gerekir hem de bir roman uzunluğunda örmek, genişletmek. Herman Melville’in Kâtip Bartleby’si, sadece novellaya verilecek iyi örnek olarak adlandırılamayacak bir başyapıt adeta.
Edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden birisi olan Moby Dick’in yazarı Melville’in Kâtip Bartleby’si, çevirmen Münir H. Göle’nin kitabın girişine yazdığı yazıda belirttiği gibi biraz da Melville’in ‘meselinin öyküsü’ aslında: “Belki de çevresinden gelen ‘yeni bir iş bulmalısın’, ‘daha çok ilgi çekecek bir kitap yazmalısın’, ‘biraz daha akılcı davranmalısın’ uyarılarına Melville, Bartleby’nin ağzından yanıt vermektedir: ‘Yapmamayı tercih ederim’, ‘şimdilik daha akılcı olmamayı tercih ederim’. Bartleby, Melville’in başarısızlığının ve inatla, kibirle direndiği yalnızlığının öyküsüdür.”
New York’un saygın ailelerinden birinin üçüncü çocuğu olarak doğan Melville, babasının iflas ettikten kısa bir süre sonra ölmesi üzerine küçük yaşta abisinin yanında çalışmaya başladı. Daha sonra abisinin de iflas etmesi üzerine gemilerde bulduğu işlerde çalıştı. Otuzlu yaşlarından itibaren kendini tamamen yazmaya veren Melville, 1851’de pek çok eleştirmen tarafından Amerikan edebiyat tarihinin en mükemmel romanı kabul edilen Moby Dick’i yayımladığında kitap hiç ilgi görmedi.
Ne var ki Moby Dick’in uğradığı başarısızlığın ardından yayıncısı yeni kitabını basmayı reddedince gümrük müfettişliğinde çalışmaya başlayan Melville gitgide yazmaktan uzaklaştı. Yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak 1891’de öldüğünde bir yazar olarak tanınmanın çok uzağındaydı.
Bir türlü anlaşılamadığını düşünen Melville’in yaşamı da göz önüne alındığında, ilk kez 1853 yılında bir dergide yayımlanan Kâtip Bartleby için, yazarın iç dökmesi demek yanlış olmaz. Kim olduğuna, nereden geldiğine dair kimsenin bir şey bilmediği, çok az konuşan Bartleby işleri epey iyi olan bir avukatın yanında yazıcılığa başladıktan kısa süre sonra ‘uyumsuzluğuyla’ dikkat çekiyor. Camus’nün Yabancı’sındaki Meursault’nun kendince bulduğu direniş noktası “Benim için fark etmez”, Bartleby’de “Yapmamayı tercih ederim”e dönüşüyor. Büroda girdiği çarkın içinde yuvarlanıp duran ve aynı zamanda kitabın anlatıcısı olan avukat, Bartleby’nin kullandığı bu kalıbın büyüsü karşısında kelimenin tam anlamıyla ‘kilitleniyor’. Avukatın yakalandığı kilitlenme halinde bir insanın yaşadığı hayatı sorgulaması, bir başkasına karşı duyduğu sorumluluk, var olan düzeninin bozulmasından duyduğu endişe ama bir yandan da buna yönelik özlemi gibi birçok insani dalgalanmayı da görüyoruz. Kitabın finalinin tam yetmiş iki yıl sonra yayımlanacak Kafka’nın Dava’sının son cümlesi olan “Bir köpek gibi”yle olan benzerliği ise hikâyenin yarattığı hissiyatın daha da genişlemesine vesile oluyor.
Sonuçta Melville’in novellası, bağlandığı enfes son ve yarattığı anti-kahramanla tam bir başyapıt olarak adlandırılmayı sonuna kadar hak ediyor.
KÂTİP BARTLEBY
Herman Melville
Çeviren: Münir Göle
İletişim Yayınları
2008, 63 sayfa
7.5 YTL.