19
Mart
2026
Perşembe
KİTAP

Obama'nın başvurduğu kaynak

Model ortaklığın el kitabı
 
Obama'nın Türkiye ziyareti, konuyla ilgili olsun olmasın herkesin ağzına çiğneyebileceği yeni bir sakız bıraktı: Model ortaklık. Şimdiden "stratejik ortaklık"ın yerine tedavüle giren "model ortaklık", siyasetbilimcilerden, komplo teorisyenlerine geniş bir çevreyi etkilemiş gözüküyor.

Obama'nın tıpkı 1959'daki Eisenhower ve 1999'daki Clinton ziyaretlerindeki gibi kalpleri fethederek ülkeden ayrılması, Bush döneminde kamu nezdinde açılan yaraların pansumanı olarak yorumlandı. Peki, Türkiye'de Bush döneminin sonunu ilan eden Obama neyin peşinde?

Komplo teorisyenlerinin ağzını sulandıracak bu soruya daha akademik yaklaşmak da mümkün. Aslında Eyüp Can, dünkü yazısında Obama'nın iki başucu kitabını yazarak bu konuda gerekli ipucunu verdi. Bu kitaplardan biri Joseph S. Nye'ın "Yumuşak Güç" adlı eseri.

ABD'nin tanınan siyasetbilimcilerinden Nye, 1970'lerden bu yana çok etkili eserleriyle teoriyi olduğu kadar, siyasetin yapılış biçimini de etkileyen isimlerden biri. Uluslararası ilişkilerde neoliberal teorinin kurucularından sayılan Nye, Robert Keohane ile kaleme aldığı "Güç ve Karşılıklı Bağımlılık" adlı kitabıyla ilk kez 1970'lerde kendinden söz ettirmişti.

Artık devlet düzeyindeki resmi ilişkilerle, dünya politikasını anlamanın mümkün olmadığını söyleyen Nye, daha sonraki dönemde "Yumuşak Güç" kavramını ortaya attı. Yumuşak güç, kabaca bir devletin askeri gücü dışında uluslararası politikada kullanabileceği bütün değerler anlamına geliyor. Büyük uluslararası şirketler de filmler, hatta sporcular da bu tanımın içinde.

Obama'ya büyük destek
Obama'nın mezun olduğu Harvard'da ders veren Nye'ın, Obama ile ilişkisi eskilere dayanıyor. Nye, adaylık sürecinde de "Amerikan yumuşak gücünün özelliklerini taşıdığı" için Obama'ya destek vermişti. Bu günlerde Nye'ın adı ABD'nin Japonya Büyükelçiliği için geçiyor.

Irak savaşının hemen öncesinde yayımlanan "Amerikan Gücünün Paradoksu" adlı kitabı ise Nye'ın duruşu kadar Obama'nın İstanbul'daki ziyaretini anlamak açısından önemli. Daha Irak savaşı başlamadan kaleme aldığı kitapta Nye, ABD'nin tek taraflı olarak, dünyaya dikte ettiği politikaların başarısızlığa uğrayacağını söylüyordu. Uluslararası topluluğu birbirine bağlayan bağların zayıf da olsa önemli olduğunu düşünen Nye, ABD'nin başkalarının görüşlerine saygı göstermeden başarılı bir dış politika yürütemeyeceğini anlatıyordu.
Bu kitapta Obama'nın Türkiye'de dile getirdiği görüşleri adeta bir manifesto gibi sıralayan Nye, şu ifadelere yer veriyordu: "Her şeyden önce terörizm tüm toplumları tehdit eden bir unsurdur, uluslararası ticaret bizim yararımıza olduğu kadar diğer ülkelerin de yararınadır, küresel ısınma bizim kıyılarımızdaki deniz seviyesinin yükselmesine neden olacağı gibi başka ülkelerin kıyılarındaki deniz seviyesinin yükselmesine neden olacaktır. Ve mali istikrarsızlık tüm dünya ekonomisine zarar verebilir."

Nye, bu konuda ABD'nin diğer ulusların çıkarlarını da dikkate alacak şekilde yeni, geniş çerçeveli bir ulusal çıkar tanımı yapması önerisinde bulunuyor ve ekliyordu: "Bunu yapacak yegâne kişiler ise liderler".
ABD açısından bakıldığında Obama'nın bu profile uygun bir lider olarak hareket ettiği anlaşılıyor. Ama Obama ile her şeyin bir anda değişeceğini düşünenler için hatırlamakta fayda var: Ulusal çıkar tanımının değişmesi, ulusal çıkarların topyekün değişmesi anlamına gelmiyor.
Zaten ABD'yi süper güç haline getiren özelliklerinden biri de liderlere büyük politik esneklik sağlamasına rağmen korumayı başardığı, "establishment" denen devlet gelenekleri değil mi?

 

Referans
Yayın Tarihi : 9 Nisan 2009 Perşembe 23:22:54


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?