19
Mart
2026
Perşembe
KİTAP

Tiyatronun ustaları aynı kitapta

Bir tiyatro oyuncusu için en kötü şey, bir gün unutulup gitmek, kadrinin kıymetinin bilinmemesidir herhalde. 

Yıllarca tiyatroya emek verirler, gece gündüz çalışıp sahneye çıkarlar, alkış alırlar; ama sahneden indiklerinde bu büyünün bozulacağı korkusunu sürekli yüreklerinin bir yerinde hissederler. Her oyuncu bu büyünün peşinde ömrünü tüketir. Cefakâr ve vefakâr tablolar ortaya çıkar sahne arkalarında. Hatırlarsanız Okan Bayülgen, bir vefa örneği göstererek bu tabloları fotoğraflamış ve 20-27 Mart 2007 tarihleri arasında ‘Pudra-Zamanın Tozu’ başlıklı bir sergi açmıştı. 

Fotoğrafa merakıyla da bilinen Bayülgen’in objektifine 24 ünlü tiyatrocu poz vermişti. 

Yıldız Kenter, Tunçel Kurtiz, Gazanfer Özcan, Erol Günaydın, Nejat Uygur, Haldun Dormen, Ayla Algan, Metin Akpınar, Zeki Alasya, Metin Serezli, Nevra Serezli, Zeliha Berksoy ve daha niceleri… Bütün oyuncuları çocuklar gibi sevindiren, gözlerinin içini parıl parıl güldüren bu sergi, artık kitap sayfalarına taşındı. 

Bayülgen, sergiyle aynı adı taşıyan kitaba oyuncuların sadece fotoğraflarını koymakla kalmamış, emektar tiyatrocularla söyleşiler de yapmış. Kitabın girişindeki “Yüzünüzdeki her çizgiye inanıyorum.” sözü, sayfalar ilerleyip, söyleşileri okudukça anlam buluyor. Tüm oyuncular dünden bugüne tiyatro serüvenlerini, gönüllerinden geçeni istediği gibi anlatmış. Bir biyografi niteliği taşıyan söyleşileri okurken, oyuncu olmanın zorlukları bir yana, heves ve heyecanın yıllar içinde nasıl tecrübeye dönüştüğünü görüyorsunuz. Tiyatro oyuncularının hayatında yer eden üç tozdan bahsedilir her zaman; pudra, sahne ve zamanın tozu. Bayülgen, pudranın tozunu düşürmüş kitabın sayfalarına belki; ama sorularıyla sahne tozuyla zamanın tozunun arkasında koşup durmuş. Sorularını bazen bir tiyatro eleştirmeni, bazen yaramaz bir çocuk, bazen de hakim gibi sorgulayıcı edayla yöneltmiş emektarlara. Kitap, oyuncu olmak isteyenlere mutlaka tavsiye edilir. Söyleşilerde kaçırılmayacak öyküler, atlanmayacak ayrıntılar ve sahnede başarının ipuçları gizli…

Ayla Algan: Fransa’dayken Brigitte Bardot’nun, Catherine Deneuve’ün menajeri Rus bir kadın geldi. Bir rol teklif etti. Senaryoyu okudum. Türkleri lanetliyor. Teklifi reddettim.

Haldun Dormen: Dormen Tiyatrosu’nu iki kez kapattım. Birkaç tane ufak tefek yazı çıktı. Biraz alındım hatta, “Koskoca Dormen Tiyatrosu kapanıyor, neden bu kadar az yazı çıkıyor?” diye.

Nejat Uygur: Oyunlarımı kim yazıyor? Moliere yazıyor, ben kuşa çeviriyorum. Ekseri benden çıkıyor. Ama ben bu mertliği gösteriyorum. Afişte “Yazan: Moliere, Kuşa Çeviren: Nejat Uygur” yazıyor.

Erol Günaydın: Nazım Hikmet oynayalım dedik; gişeyi, pencereleri kırarlar, gazeteler yazar, olay olur, biz de üç beş kuruş kazanırız dedik. Ama ne gelen kırdı, ne de giden kırdı.

Söyleşilerden…

Gazanfer Özcan: Fermuarım açık çıktım kaç defa belki de. Sahnede kapamışızdır, halk da hoş görmüştür. ‘Aaa! Kusura bakmayın fermuarım açıkmış’ diyerekten oynayıp ondan sonra çekmişimdir yukarı mesela. Böyle gariplikler yaşadık tabii! Elli yedi sene içinde olması büyük sürpriz değil.

Tunçel Kurtiz: Bir by-pass ameliyatı geçirdim. Tiyatroyu şu anda durdurdum. Ama şimdi köyde bir yer, alan hazırlıyorum. Workshoplar yapacağım, gençlerle çalışacağım. Bir yandan da ‘Şeyh Bedrettin Destanı'nı film yapmak için uğraşıyorum.

Zaman/SEVİNÇ ÖZARSLAN
Yayın Tarihi : 1 Aralık 2007 Cumartesi 17:18:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?