19
Mart
2026
Perşembe
KİTAP

Vitrindeki kitaplar

Afganistan Gerçeğinde Şeriata Karşı Kadınlar/ Galina Breitkreuz/ Çev.: Evrem Tevfik Güney/ Cumhuriyet Kitapları/ 224 s.


Taliban iktidarının devrilmesinden sonra, gelenekler ile çağdaş yaşam arasında hâlâ bocalayan Afganistan'da, kadınların yaşam savaşı' Tacik, Hazara, Paştun ya da Türkmen' 18 yaşında ya da 80 yaşında' Galina Breitkreuz'un, Kandahar'ın tek kadın polisi Malalay Kakar; yokluklarla mücadele eden gazeteci Nahid Başardost; köylü Devlet Begüm, Meryem, Kübra ve Bibi; göğsü madalyalarla dolu general Katul Muhammedsoy; Kabil Üniversitesi doçentlerinden Nesrine Gross ile yaptığı röportaj dizisi yer alıyor bu kitapta.

Bolivar'dan Chavez'e Latin Amerika/ Cüneyt Akalın/ Cumhuriyet Kitapları/ 214 s.


'Bolivar'dan Chavez'e Latin Amerika'da Cüneyt Akalın, Latin Amerika'daki gelişmelere 'Mazlum Milletlerin Devrimleri' açısından bakıyor. Chavez'in bayraklaştırdığı, kendine rehber edindiği 'Bolivarcı' hareketi inceliyor. Latin Amerika ülkelerindeki Bolivarcı demokratik devrimleri, değişik yönleriyle analiz ediyor. Simon Bolivar, Latin Amerika'da bağımsız devletler kurarak, sömürgeciliği yıkar, anayasal cumhuriyeti inşa eder. Akalın bu kitabında, Latin Amerika'nın Bolivarcı Devrim deneyimlerinin, Türkiye'ye sunduğu ipuçlarını değerlendiriyor.

Bir Muhalif Kimlik Tevfik Fikret/ Hazırlayan: Bengisu Rona, Zafer Toprak/ Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları/ 218 s.


Tevfik Fikret, yaşamı boyunca sürdürdüğü mücadelesine okurunu da dahil etmeye çalışan bir yazar. Ama ne olursa olsun, hangi konu ve konumdaki Fikret ele alınırsa alınsın, onun muhalif tavrıyla mutlaka karşılaşılır. Boğaziçi ve Londra üniversiteleri ile Aşiyan Müzesi'nin ortaklaşa düzenledikleri sempozyumun bildirilerini bir araya getiren 'Bir Muhalif Kimlik Tevfik Fikret', okuru, yazarın bütün yönlerine tanıklığa çağırırken, okurun dünyasındaki Tevfik Fikret imgesini değerlendirmesini sağlamayı amaç ediniyor.

Poetika/ Aristoteles/ Çeviren: Yılmaz Onay/ Mitos-Boyut Yayınları/ 96 s.


Antik Yunan filozofu, drama kuramcısı Aristoteles, bugüne bir bölümü kalmış olan 'Poetika' adlı yapıtında, ileri düzeydeki sanat kuramını ortaya koyarken tragedyanın ana ilkelerini, yapısını ve işlevini de açıklar. Aristoteles'ten sonra bütün tarih boyunca, sayısız yazar, düşünür ve sanatçıyı etkileyen 'Poetika', birçok tiyatro kuramcısı için kaynak oluşturuken ve çeşitli eleştiriler de alır. Önemi ise Batı kültürünün ilk sistematik tiyatro kuramı yapıtı olmasından gelir.

Nâzım Hikmet Yahşi Güzel/ Müslim Çelik/ Artshop Yayıncılık/ 88 s.


'Kapıldım bir bahar sele, sığmadım yarin gözlerine. Sabırla ererken geceye, girmedi diyemem düşüme bir fenerin ışığı./ Gözlerimi kaçırdımdı aynadan. Bakmadım suda bir denizkızı oturuyor./ Yaşam parıldıyor yüzünde, ayakta dimdik, kendini kendine önermekte. İşim çoktu, bakışan zamana düştüm üzgüyle.' Müslim Çelik'in şiirlerinin toplandığı 'Nâzım Hikmet Yahşi Güzel', okurla buluşuyor.

Yıl 1900 Sevgili/ Nur Saka/ Artshop Yayıncılık/ 44 s.


'birbirine benzerdi hüzünlerimiz/ yalnızlığımız yaşıt/ bir yağmursuzluktu/ yürürdük/ ki bir şehrin başına gelebilecek/ en büyük felaket/ belki de biz bir şehirdik/ işgal altındaydık da sanki/ kurtuluverecektik dokunsa,/ dokunsam devrimleri kızlarına bırakamayan/ analar gibiydik/ hep oğullarına hazırlanan...' 'Yıl 1900 Sevgili', ilk yayımlanışından on yıl sonra, yeniden kurla buluşuyor.

Bir Yılbaşı Kartının Hikâyesi/ Asım Arslan/ Kendi Yayını/ 188 s.


Asım Arslan, dostlarına gönderdiği yılbaşı kartında 'Yeni yılınızı insan haklarının çiğnenmediği, demokrasinin, sosyal adaletin, tam bağımsızlığın, özgürlüğün, barışın, kardeşliğin, sevginin egemen olduğu yepyeni bir Türkiye'nin özlemiyle kutluyorum' dediği için yedi yıl yargılanır ve aklanır. Konuyla ilgili olarak Emin Çölaşan ve Uğur Dündar'ın röportajlarıyla Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Melih Cevdet Anday, Ahmet Taner Kışlalı, Oktay Akbal, Melih Aşık, Uluç Gürkan, Rahmi Turan ve Celal Başlangıç'ın yazılarının yer aldığı kitapta, Türkiye'de düşünce özgürlüğüne, insan haklarına, demokrasiye yönelik antidemokratik baskı ve uygulamalara da değiniliyor.

Vitamin Mineral ve Bitkisel Ürün Rehberi/ Prof. Dr. Metin Özata/ Gürer Yayınları/ 200 s.


Prof. Dr. Metin Özata, 'Vitamin, Mineral ve Bitkisel Ürün Rehberi' adlı bu kitabında, 'Hangi ilaçla hangi vitaminler alınmaz?', 'Kimler ek vitamin ve mineral almalıdır?', 'Hangi vitaminin fazlası vücutta birikir?', 'Bebeklerin hangi vitamine ihtiyacı vardır?', 'Bacaklardaki varisler hangi vitaminin eksikliğinde artar?', 'Hamileler hangi bitki çayını fazla içmemelidir?', 'Anti-aging muayenesi nasıl yapılır?', 'Vitamin eksikliği için hangi tahlillere bakılmalıdır?', 'Hormonların işlevleri nelerdir?', 'Kemik erimesine karşı ne alınmalıdır?' gibi pek çok soruya yanıt veriyor. Kitaptaki konular vitaminler, mineraller, antioksidanlar, bitkisel ürünler, süper gıdalar, anti-aging ve sağlıklı beslenme olmak üzere yedi bölümden oluşuyor.

30'lu ve 40'lı Yaşlarda Gebelik/ Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, Doç. Dr. Arda Lembet/ Epsilon Yayıncılık 246 s.


Bu çalışma, belirli bir yaşın üzerindeki anne ve babanın hamilelik sürecindeki konumlarına değiniyor. Ardından anne adayının hamilelikten önceki olası hastalıklarına ve bu sorunların hamilelik sürecinde nasıl aşılabileceğine yer veriliyor. Daha sonra üç trimesterden (üç aylık dönem) oluşan hamilelik sürecinin birinci, ikinci ve sonuncu bölümlerinde nasıl bir hamilelik takibi yapılması gerektiğini ve bebeğin gelişimi ele alınıyor. İleri yaş hamileliğinde karşılaşılabilecek riskler konusunda uyarıların da bulunduğu çalışmanın son bölümü doğuma ayrılıyor.

Forum mu Yapsak Yoksa Devrim mi?/ Zafer Aydın/ Versus Kitap/ 228 s.


Solun hafızalarda taşınan, kaydı tutulmayan tarihinden bir kesiti kayıt altına alma çabasının ikinci ürünü. İki yıl önce 'Sollamalar' adıyla yayımlanmış, solcuların başından geçmiş daha çok komik ve trajikomik diye nitelendirilebilecek gerçek olayları içeriyordu. Solun bu trajikomik yönünü daha fazla öne çıkarmak, toplumun çoğunluğunun algısında sola dair yerleşik imgeleri değiştirmek gerektiğine inanan Zafer Aydın, bu kitapta da birinci kitapta olduğu gibi solun, solcuların çok bilinmeyen yüzünü gözler önüne sermeye çalışıyor.

Sosyal Devletten Sadaka Devlete/ Ümit Ülgen/ Bizim Kitaplar/ 278 s.


'Sosyal Devletten Sadaka Devlete' adlı bu çalışma, 2007 yılında yaşanan siyasal ve toplumsal olayların, Kemalist ilkeler doğrultusunda bir mühendisin antiemperyalist ve ulusalcı bakış açısıyla yaptığı gözlemlerinden oluşuyor. Farklı gazete ve dergilerde yayımlanan makalelerin toplandığı kitap, çürümenin, çözülmenin, değerler aşınmasının Türkiye'yi getirdiği noktayı anlatan bir özet. Atatürk'ün düşünce, eylem ve yöntemlerini takip edenlerin yok edilmeye, ezilmeye ve unutturulmaya çalışıldığının, mevcut siyasal kadroların tam bağımsız bir cumhuriyeti bağımlı kılışının, adım adım sömürgeleşmeye ve çöküşe götürülüşünün anlatımı.

Otomatlar Mekanik Oyuncaklar Tarihi/ Zeki Tez/ Doruk Yay./ 184 s.


Otomat sözcüğü, kendi kendine hareket eden anlamına gelir; mekanik düzenekler aracılığıyla canlıları taklit ederek çalışabilen makineler olan otomatların kullanım alanları yaygınlaştığı gibi, mekanik düzenekler ve oyunlar içindeki yeri de geçmişe göre anlam kazandı. Eski çağlardan beri belli bir gelişim seyri izleyen otomatlar, her dönemde yeni buluşlarla insan hayatında yer eder; bunları bulup geliştirenler, bilimsever yöneticiler tarafından korunarak, ortaya koydukları otomatlar insanlığın hizmetine sunulurken, yararcı ve dönüştürücü olma yanları gözetilir. Prof. Dr. Zeki Tez'in 'Otomatlar Mekanik Oyuncaklar Tarihi' adlı kitabı, otomatların çıkış noktasını, bilimsel verilere dayalı gelişim seyrini ve oyun düşüncesinin insan hayatındaki yerini, otomatların ve mekanik oyuncakların insanın yaratıcı zekâsının ürünü olma özelliklerini anlatıyor.

Sitt Marie-Rose/ Etel Adnan/ Çeviren: Ali Cevat Akkoyunlu/ Yapı Kredi Yayınları/ 88 s.


Arap kadınının özgürlüğü ve toplumsal adalet için mücadele eden Sitt Marie-Rose, Lübnan iç savaşında kapana kısılıp kalmış biri. Özürlü çocukların devam ettiği bir okulun müdiresi. Ölüm karşısına bir dağ yolunda çıkar ve diyaloğun yerini silahların aldığı bir hesaplaşmanın bedelini canıyla öder. Milislerce kaçırılıp öldürülen Sitt Marie-Rose'un öyküsü, Ortadoğu'yu tehlikeli bir güç arenasına dönüştüren kabile zihniyetini ortaya seriyor.

Sinemada Anlatı: Senaryo/ Melis Oktuğ/ Galata Yayınları/ 150 s.


Melis Oktuğ, kuramsal bir söylem kullandığı yapıtında, sinemanın anlatıbilim ve göstergebilim ile ilişkisini araştırarak, senaryoyu 'anlatısal düzlem' ve 'sözceleme düzlemi' olarak adlandırdığı iki boyutta çözümlemeyi hedefliyor. Senarist olmanın gerekleri, senaryo yazımındaki genel kurallar konusuna ışık tutmak, 'görsel-işitsel' bir sanat olan sinemanın 'yazılı belgesi' senaryoyu, yazınsal yapıtlardan ayıran özelliklere dikkat çekmek amacıyla klasik anlatı yapılarından yola çıkarak yazılan kitap, göstergebilim ve anlatıbilim kuramlarına dayanarak senaryonun yapısal niteliklerini inceliyor.

Uluslar ve Ulusçuluk/ Ernest Gellner/ Çeviren: Büşra Ersanlı, Günay Göksu Özdoğan/ Hil Yayın/ 264 s.


'Ulusçuluk ideolojisi, içerde işbirliği ve dışarıda rekabet için ergen kimliklerin yetişkin hale getirilmesi heyecanıydı, bugün böyle bir siyasal etik yok. Bugünkü siyasal faaliyet ya daha çok dünyaya hükmetme ulusçuluğundan besleniyor, ya da ülke içinde, ister 'Doğu' da ister 'Batı'da olsun, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı güderek göçmenleri, azınlıkları, farklı etno-kültürel grupları dışlamaya yönelmiş durumda. Temeli etik kurallardan uzak bir konumda ama gene de bu ideolojiden besleniyor.' Ernest Gellner, 'Uluslar ve Ulusçuluk'ta, yaygın 'öncesiz ve sonrasız' ulus anlayışını alt-üst eden bir kavramlaştırma sunuyor. Yazarın, felsefe, sosyoloji ve antropoloji alanlarındaki uzmanlığını tarih bilgisiyle birleştirerek kurduğu genel karşılaştırma, ulusçuluğun, modernleşmekte olan siyasal ve kültürel birimlere sanayi uygarlığı içinde örgütlenmek üzere elverişli bir ilke sağladığı savına dayanıyor.

Açık Gözler: Marguerite Yourcenar/ Matthieu Galey/ Çeviren: Ayten Er/ Doruk Yayımcılık/ 392 s.


Marguerite Yourcenar'ı yaşanan dil ve zaman çağına götüren, geçmişi bugünde yaşatan bir yazar olması. Matthieu Galey, izlerden ve düşüncelerden yola çıkarak, ömrünün uzunca bir dönemini geçirdiği 'ada'sında onunla uzunca bir söyleşiyi gerçekleştirir. Yourcenar, ABD'de kendisine yurt edindiği 'Monts-Déserts' adasında yazı yolculuğundan söz eder. Dünyaya açılır oradan; yaşadıklarına, tanıklıklarına, farklı coğrafyalardaki ve içteki yolculuklarına uzanır. Bir yapıtın düşüncesinden yazmanın anlamına, çevrenin kirlenmesinden kadının özgürlüğüne, inanma biçimlerinden bağlanma düşüncesine uzanan geniş dil ve düşün yolculuklarına çıkarır okuru. Matthieu Galey'in Marguerite Yourcenar ile yaptığı bu nehir söyleşi, Yourcenar'ın dünyayı kavrama, yazıda yeniden görme ve gösterme bilincini okura aktarmayı amaçlıyor.

Türkiye'de Tarımın Bilinçli Yok Edilişi/ Serpil Özkaynak/ Toplumsal Çözüm Yayınları/ 334 s.


Küresel güçlerin Türk çiftçisini yok etme çabaları ve bu çabalar sonucunda Türk tarımının durumunun incelendiği bu araştırmada, ortaya konan tarımsal sorunların, aradan geçen süre içinde kamuoyunu tehdit eder hale geleceği öne sürülüyor. Ayrıca Güneydoğu Anadolu Projesi'nde oynanan oyunlara da değinilerek, sulama projelerinin yıllardır yaşama geçirilemeyişinin arkasındaki nedenler de araştırılıyor.

Türkiye'de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey/ Akdoğan Özkan/ İnkılâp Kitabevi/ 224 s.


'Kitap, insanların 'boş zaman' dilimlerinde gerçekleştirebileceği maddeler içeriyor. Yani, herkesi kendi küçük Everest'lerine tırmanmaya teşvik etme amacı güdüyor. Ama boş olmayan diğer zamanları 'boşluyor' değil. Yani, 'kişisel gelişim' bölümünde belki biraz haddini de aşarak, önce herkesin kendine bir 'küçük Everest' hedefi belirlemesi için, boş olmayan zamanlara da seslenmek zorunda kalıyor.' Dikkatleri Türkiye'nin herkesin bilmediği güzelliklerine yönelten bu kitap, izleri silinen, üzerleri örtülen dünya mirası kültürel varlıklarına ve lezzetlerine de değiniyor.

İşgalden Katılıma Hatay/ Adil Dağıstan, Adnan Sofuoğlu/ Phoenix Yayınevi/ 194 s.


Sancak (Hatay), Sakarya Savaşı'ndan sonra Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşması'yla Türkiye sınırları dışında kalır. Bu antlaşmayla Sancak'a özel bir statü tanınır. Bu durum Milli Mücadele sonunda İtilaf devletleriyle imzalanan Lozan Antlaşması'nda da aynen sürer. Bütün bunlara rağmen Ankara, bölge ile irtibatını hiçbir zaman koparmaz. Burayı ilk fırsatta tekrar Türkiye sınırları dahiline katmak için çaba içinde olur. Bu fırsatın doğduğu 1936 yılından itibaren, Mustafa Kemal Atatürk'ün özel gayreti ve diplomasisiyle Hatay'ın önce bağımsız devlet olması sağlanır. Daha sonra bu devlet kendi isteğiyle Türkiye'ye katılır. Bu çalışma, Hatay'ın, işgalinden Türkiye'ye katılmasına kadar olan sürecin temel bir özetini sunuyor.

Psikanaliz'in Yedi Büyüğü/ J. D. Nasio/ Çeviren: Kenan Sarıalioğlu/ Kırmızı Yayınları/ 402 s.


Bu çalışmada, 20. yy.da insanı tanıma ve onun iç dünyasını ortaya çıkarmada önemli yöntemlerden biri olan psikanalizin Freud, Ferenczi, Groddeck, Klein, Winnicott, Dolto ve Lacan gibi yedi isminin psikanalizle ilgili temel görüşleri ve katkıları ele alınıyor. Freud, her türlü ruhsal etkinliğin olup bittiği bilinçdışını keşfederken; Ferenczi, çözümlemenin çocuktan ve hastadan öğrenilmesi gerektiğini söylüyor. Groddeck, ruh ve bedenin bir bütün olduğunu, dilin kültürünün taşıyıcı ve her şeyin dil olduğunu anlatırken; Klein, hakikatin işaretlerinin çocuk oyunlarında görülebileceğini dile getiriyor. Winnicott, insan varlığının gelişmesinde çevrenin, özellikle de annenin temel olduğunun altını çizerken; Dolto, doğru iletildiği taktirde, her çocuğun sözü anlama yetisine sahip olduğunu vurguluyor. Lacan da insan varlığının deliliği özünde taşıdığını, onun delilik olmadan anlaşılmaz olmasının bir yana, deliliği özgürlüğünün sınırı olarak özünde taşımazsa, insan da olmayacağını açıklıyor.

Gölge Aile/ Miyuki Miyabe/ Çeviren: Pınar Polat/ Doğan Kitap/ 174 s.


Şehrin yeni mahallelerinden birinde önce orta yaşlı bir işadamının, ardından da genç sevgilisinin cesedi bulunur. Erkek kurbanın kızı, takip edildiğini düşündüğünden polise başvurur ve koruma altına alınır. Soruşturma ilerledikçe işadamının sanal ortamda 'baba' rolünü üstlendiği bir ailesi olduğu ortaya çıkar. Üstelik bu 'gölge aile' cinayetlerden bir süre önce gerçek hayatta da bir araya gelir. Dedektif Takegami ve yardımcısı Çikako, katilin peşine düşerler...

Sinematografik Kentler: Mekânlar, Hatıralar, Arzular/ Derleyen: Mehmet Öztürk/ Agora Kitaplığı/ 450 s.


Berlin, Bombay, Kahire, Los Angeles, İstanbul, Paris, Prag gibi çekim yapılan ve incelenen kentler, kaynak teşkil eden stüdyo-mekânlar. Sinemanın efsanevi kaynakları olan kentler, bütünüyle sinemaya adanmış kentler, hepimizin birer sakini olduğumuz sinema kentleri, hayali kentler: Metropolis, Alphaville, Brazil... Sinemanın kente ait olduğu ya da kentin sinemaya ait olduğu mekânlar... Franfurt Okulu'nun habercisi olan Kracauer'in 'sine-kent' hakkındaki yazılarına da yer veren Mehmet Öztürk'ün derlediği bu kitap, beyazperdeden dünyanın kentlerine bakıyor.

Çocuk Bakımı For Dummies-Meraklısına/ Sandra Hardin Gookin, Dan Gookin/ Çeviren: Özgür Atılım Turan/ Doğan Kitap/ 344 s.


Bu kitap, anne baba olmak konusuna, içinde yetişilen ortamın empoze ettiği fikirlerden sıyrılıp, konuya farklı yaklaşım sağlamayı amaçlıyor. Anne babanın iletişimi ve çocukla ilişki geliştirebilme konularına dikkat çekilen kitapta, sağlık ve güvenlik konularına da değiniliyor. 'For Dummies-Meraklısına' dizisinden çıkan diğer üç kitap da 'Menapoz For Dummies-Meraklısına', 'Diyabet Yemekleri For Dummies-Meraklısına' ve 'Gitar For Dummies-Meraklısına' adlarını taşıyor. 'For Dummies-Meraklısına' dizisi, ihtiyaç duyulabilecek bilgileri pratik şekilde anlatarak okura kolaylık sağlamayı amaçlıyor.

Dune Mesihi/ Frank Herbert/ Çeviren: Dost Körpe/ Kabalcı Yayınevi/ 280 s.


İmparatorluk takvimine göre yıl 10.206. Paul Atreides, Fremenlerin Müeddib'i, binlerce gezegene hükmeden Bilinen Evren'in imparatoru, Fremenlerinin giriştiği kutsal savaşın, cihadın tartışmasız galibi haline gelir. Bir zamanlar çölün derinliklerine kaçan küçük bir soyluyken, şimdi ölçülemez dinsel güce sahip bir kâhin ya da binlerce gezegendeki milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan cihadın eli kanlı, zalim hükümdarı olur. Oysa onun tek istediği evrene yayılmış insanlara daha fazla zarar vermeden, bunca karmaşanın ortasında kendi yolunu bulmak ve huzur içinde yaşamak. Yine de değişmeyen gerçekler ve binlerce yıldır sürüp giden Atreides laneti hâlâ varlığını hissettirir...

Kitapların Şenlik Ateşi/ Serdar Rifat/ Yapı Kredi Yayınları/ 206 s.


Serdar Rifat'ın son yirmi yılda yazdıklarından oluşan bir kitap, 'Kitapların Şenlik Ateşi'. Romandan biyografiye, imgeden kolaja, Tutunamayanlar'dan Madam Bovary'ye, Bilge Karasu'dan Giorgio Manganelli'ye, Samuel Beckett'den Maurice Blanchot'ya uzanan bu yazılarda Serdar Rifat, okuma serüvenini, okuma biçimlerini, kendi yazarlarıyla yapıtlarını irdelerken eleştirilerde bulunmaktan da geri durmuyor.

Dünyevi ve Kutsal: Modernlerin Maneviyat Arayışları/ Özgür Taburoğlu/ Metis Yayınları/ 298 s.


Dünyanın tamamen kutsallıkla örtülü olduğu, 'ötedünya'yla bu dünyanın henüz birbirinden uzak olmadığı zamanlardan başlayarak, kutsalın içinden dünyeviliğin ortaya çıkıp gelişmesinin kültürel ve tarihsel bir öyküsünü sunuyor Özgür Taburoğlu. Kutsallık ile dünyeviliği mutlak karşıtlar olarak görmek yerine, her ikisini iç içe ve sürekli birbirini etkileyen ve dönüştüren kavramlar olarak görmeyi öneriyor: Ne tümüyle kutsaldan arınmış bir dünyevilik vardır, ne de kutsallık dünyayı, yeryüzünü, maddeyi unutabilir, görmezden gelebilir. Taburoğlu'na göre kutsalın giderek gökyüzünden aşağıya çekilip yere indirildiği bu süreç, 'Doğu'da ve 'Batı'da temelde farklı değil, özgül biçimlerine rağmen, hem Hıristiyanlığın hem İslamın coğrafyalarında benzer dünyevileşme anlarını saptamak mümkün. Kitabın son bölümünde ise modernliğin kritik isimlerine değiniliyor: Modernizmin iştahlı kapitalist dünyası üzerinde romantikler, sonra Bataille, Heidegger, Levinas, Merleau-Ponty gibi düşünürler ve Irigaray, Daly gibi feministler. Özgür Taburoğlu, onların yeni maneviyat arayışlarını, bu dünyayı da içine katan bir teoloji arayışlarını inceliyor.

Yan Etkiler/ Woody Allen/ Çeviren: Sıla Okur/ Siren Yayınları/ 176 s.


'Ne kadar ihtiyatlı, suçluluk içinde ve evhamlı olsam da bu gece benim gecemdi. Connie Chasen ve ben, birbirimize inkar edilemeyecek bir çekim duyuyorduk ve sadece bir saat sonra, keten çarşafları oraya burala savurarak, insan tutkusunun absürt koreografisini şaşmaz bir duygusal bağlılıkla icra ediyorduk.' 'Ölümsüzlüğe, eserlerimle değil, ölmeyerek kavuşma dileğindeyim' diyen Woody Allen 'Yan Etkiler' adlı bu kitabında, siyasetten sekse, felsefeden gündelik hayatın absürt detaylarına uzanan bir yelpazede kısa metinlerini, O Henry ödüllü klasiği Kugelmass Olayı dahil olmak üzere, bir araya getiriyor.

Yanlış Cumhuriyet/ Sevan Nişanyan/ Kırmızı Yayınları/ 438 s.


'Bu çıkmazı aşmak için, bir zihin devrimine gerek vardır. Türkiye'de çağdaş ve özgürlükçü düşünce, kendisini yetmiş veya seksen yıldan beri cenderesine alan ipoteği atmalı, Türk modernleşmesinin tarihi eleştirel bir gözle yeniden değerlendirilmelidir. Ancak bu kambur atıldıktan sonradır ki, Kemal Atatürk adındaki parıltılı ve trajik insan, gerçek boyutlarında ele alınabilir; Türkiye gibi toplumlarda yüzyılda bir yetişen bu büyük kabiliyet, olağanüstü ihtirasları ve olağanüstü hatalarıyla, tarihte ait olduğu yere konabilir.' Sevan Nişanyan, bu kitabında Atatürk ve Kemalizm üzerine belirlediği elli bir soruya cevap vermeyi amaçlıyor.

Bella'nın Ölümü/ Georges Simenon/ Çeviren: Bilge Karasu/ Kabalcı Yay./ 200 s.


Kişinin evine gidip geldiği, alışıldık hareketleri, her günkü hareketleri yaptığı, yüz çizgilerinin yalnızca kendisi için gerildiği, sonra ansızın, başını kaldırınca, perdelerin açık kaldığının, sokaktan gelip geçenlerin kendisini seyrettiğinin farkına vardığı zamanlar olur. Spencer Ashby de biraz bunu yaşar. Gerçi, o gece kimsecikler ona dikkat etmez, ilgilenmez. Ashby, istediği gibi bir yalnızlığa kavuşur; yorgan gibi kalın, dışarıdan tek bir gürültüyü olsun içeri sızdırmayan bir yalnızlığa... Üstelik lapa lapa yağmaya başlayan kar, sessizliğin daha bir gözle görülür, elle tutulur hale gelmesini sağlar. O gecenin daha sonra bir büyüteç tutularak inceleneceği, kendisine yeniden yaşatılacağı, büyütecin altında duran kendisi değil de bir böcekmiş gibi davranılacağı, Spencer'ın aklının köşesinden geçebilir miydi? George Simenon'un 'Kanaldaki Ev' adlı kitabı ise yine Kabalcı Yayınevi'nden Oktay Rifat'ın çevirisiyle yayımlanıyor.

İvan İlyiç'in Ölümü/ Tolstoy/ Çev.: Vedat Gültek/ İnkılâp Kitabevi/ 112 s.


Tolstoy, 'İvan Ilyiç'in Ölümü'nde okuru bir mahkeme bürosuna sokar ve şunu gösterir: 'Baylar! İvan İlyiç ölmüş.' Roman böylelikle bittiği yerde başlamış olur. Düşüncesi okurunu alışık olmadığı bir teknik kullanarak şaşırtmak olan Tolstoy'un romanı boyunca sık rastlanan bir tema, ilk kez ortaya çıkar. Bu tema hayatın son dönemi olan ölümün çevresini kuşatır ve ortaya bir trajedi çıkmış olur...

Tartışma/ Samim Kocagöz/ Literatür Yayınları/ 206 s.


Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutan 'Tartışma', Samim Kocagöz'ün kendi yaşamından yola çıkarak kaleme aldığı, Türkiye İşçi Partisi'nin içindeki mücadeleyi, üniversitelerde yaşanan çatışmaları ve Türkiye'yi 12 Mart Darbesi'ne götüren süreci sorguladığı bir roman; yaşananlardan herkesin kendine bir pay çıkarması, bu sürecin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini dile getiren bir eleştiri, özeleştiri.

Terörist/ John Updike/ Çeviren: Handan Balkara/ Alef Yayınevi/ 352 s.


İrlanda kökenli Amerikalı bir anne ve Mısırlı bir babadan olma Ahmad, on bir yaşında İslamı seçer. Kuzey New Jersey'nin gözden düşen bir sanayi bölgesindeki New Prospect kasabasında liseye devam ederken İslam konusunda bilinçlenir. Etrafındaki maddeci, hedonist toplumun, inançlarına karşı bir tehdit oluşturduğunu düşünmeye başlar. Ne hayatın nimetlerinden pek nasibini alamamış depresif rehberlik hocası Jack Levy, ne de Ahmad'ın seksi güzel zenci sınıf arkadaşı Joryleen Grant onu dininin çağrısından geri döndüremez. Üniversitede ve kariyer hayatında ümit vaat eden, parlak ve zeki bir öğrenci olan Ahmad, üniversiteye gitmek yerine kamyon şoförlüğünü tercih eder. Lübnanlı bir ailenin işlettiği mobilya dükkânında çalışmaya başlar. Bölgenin Müslüman cemaatinde etkin Şeyh Raşit'in çevresine girmesiyle, kişisel hayatını ve bütün New York şehrini derinden etkileyecek korkunç bir ağ örülmeye başlar. Ahmad intihar bombacısı mı olacaktır?

Alnı Mavide/ Ahmet Büke/ Kanat Kitap/ 150 s.


'Anam sofrayı kurup tabakları dizdiğinde tepsiye değen çatal kaşığın tıkırtısı, ıslak süpürgenin halının üzerinde akışı, mutfak kapısının hep aynı gıcırtıyla açılması, banyoya girince hücum eden ıslak yeşil sabunun kokusu, koridordaki buzdolabının altına kaçıveren hamamböceği, yarısı yolluğun altında kalmış bir tutam saçak, perdelerin dışarıdan esen yelle hafifçe ama sadece uçlarından gidip gelmesi, kapının eşiğinde teki ters dönmüş tokyolar, düz duran tekinin güneşten atmış mavi kuşak çizgisi, hızla okunan akşam ezanı, seccadenin serilirken ittiği havanın ayak parmaklarıma çarpıp kaybolması, tespih, imame, televizyon kapalıyken siyah arka panelinden aniden gelen belli belirsiz çıtırtılar, arkasının gelip gelmeyeceğini düşündüğüm o çıtırtılar, devamı gelmeyen çıtırtılar, ekrandaki bayrak töreni, masanın muşambasından sıyrılarak uzayan, toparlanıp tekrar yüklenen, titreyen, için için renk değiştiren, yerçekimine adeta yalvaran, yakaran ama bir türlü düşemeyen su damlası... ve hepsi etrafımda dönüp dururken ipleri koparılmış bir kukla gibi kollarım kalkmıyordu.' 'Alnı Mavide'de Ahmet Büke, karınlarını doyurmak uğruna içleri her geçen gün daha da boşalan, yalnızlığın, kimsesizliğin, yoksulluğun çıldırttığı öykü kahramanlarının, bir güzel 'ah'ta, bir başka bedende, bir selamda, tokuşan kadehlerde arayıp buldukları umudun öykülerini sunuyor okura.

Kâfir/ Ayaan Hirsi Ali/ Çev.: Mustafa Karabiber/ Altın Kitaplar/ 456 s.


Ayan Hirsi Ali, Somali'de kalabalık bir kabilede aşırı Müslüman bir aile içinde büyür. Küçük yaşından, zorla evlendirildiği zamanlara dek diktatörler tarafından yönetilen çalkantılı ülkelerde yaşar. Yaşamla tüm bağlantısının koptuğu bir noktada Hollanda'ya kaçıp 'siyasal bilimler' diploması alır. Kısa zamanda, Batı'ya sığınmış Müslüman kadınların haklarını savunan, parlamento üyesi olarak İslam dininde reform yapılmasında ısrar eden bir özgürlük savaşçısına dönüşür. 'Kâfir', Hirsi Ali'nin inançlarının geçirdiği evrimin, iradesinin ve din adına yapılan haksızlıklarla mücadelesinin öyküsü...

Sivas Davası 'Türkiye'nin Gizli Gündemi'/ Hüseyin Karababa/ İlkim Basım Yayın/ 304 s.


2 Temmuz 1993'de Pir Sultan Abdal'ı anma etkinlikleri sırasında Sıvas'ta yaşanan olayın etkileri hâlâ devam ediyor. Hüseyin Karababa da bu kitabında, geçmişten bugüne kadar yaşanan alevi katliamları, bu katliamlarda kaybedilen aydınları ele alıyor. Karababa, belgelerin yanı sıra tanıkların ifadelerine de yer veriyor.

Komik Edebi Türler: Parodi, Satir ve İroni/ Oğuz Cebeci/ İthaki Yayınları/ 398 s.


Oğuz Cebeci, 'Komik Edebi Türler: Parodi, Satir ve İroni' isimli bu kitabında, eleştiride karşılaşılan güçlüklerin yaşanmamasına katkı sağlamayı amaçlayarak, komik edebi türlerin analizini yapıyor. Bu türlere ilişkin bütünlüklü bir tanım sunarken, teorik araçların yapıt analizinde nasıl kullanılacağını örnekleyerek eleşiri literatürü açısından 'dönüştürücü' olmayı amaçlayan bir müdahalede bulunuyor.

Dâhiler ve Aşkları/ Hazırlayan: Özcan Erdoğan/ İkaros Yayınları/ 688 s.


'Dâhiler ve Aşkları'; sanat, edebiyat, bilim ve düşün tarihinin önde gelen dâhilerinin yaşadığı aşkları, yapıtları paralelinde ortaya koyan, ansiklopedik ölçekte bir biyografi çalışması. Kitap, içinde yer alan dâhilere, yaptıkları çalışmalar ve ilgi alanları açısından, oldukça yakın Türkiyeli yazar ve şairlerin çabalarıyla ortaya çıkmış. Louis Aragon, Ludwig van Beethoven, Yahya Kemal Beyatlı, Bertolt Brecht, Charlie Chaplin, Salvador Dali, Dante Alighieri, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, Che Guevara, Johann Wolfgang von Goethe ve Vincent van Gogh kitapta geçen isimlerden bazıları...

Cesaret Beşlisi/ Michel Faber/ Çeviren: Nurcan İnce Ateş/ Sel Yayıncılık/ 122 s.


Britanya'nın tanınmış vokal grubu olan Cesaret Beşlisi'ne, zorlu ve çetrefilli Partitum Mutante'yi Belçika'daki bir şatoda prova etmeleri için iki hafta verilir. Süreleri bittiğinde grup bu karmaşık yapıtı yorumlamayı başarabilecek midir? Yapıtın bestecisinin karısını elinde bir ayakkabıyla Milano havaalanında kovalamış olması, yorum sürecini etkileyecek midir? Grubun beş üyesi, birbirlerinin farklı huylarına ve alışkanlıklarına katlanmayı becerebilecek midir? Peki ya, geceleri ormandan gelen o acayip ve ürkütücü ses!.. Michel Faber'in dokunaklı romanı, klasik müziğin esrarengiz dünyasında geçiyor. Grup üyesi duyguları körelmiş bir kadın, arzuyu yeniden keşfediyor.

Sherlock Holmes ve Ölülerin Bilgeliği/ Rodolfo Martínez/ Çeviren: Sinan Okan/ İthaki Yay./ 304 s.


Ünlü Londralı dedektif Sherlock Holmes, garip bir kimlik aldatmacası vakasının ardından, şeytani tarikatlar, efsanevi Altın Şafak ve Mısırlı masonlar arasında, bir büyü kitabının peşinde süregiden zalimce entrikaların ortasına düşer. Bu emanet, cehennemin kapılarını açabilecek kudrette, El Azif, Çölün Ruhları Kitabı, Ölü İsimler Kitabı veya Necronomicon gibi çok değişik isimlerle bilinen bir kitaptır...

Türk Edebiyatında Mesnevî Tercüme ve Şerhleri/ İsmail Güleç/ Pan Yay./ 286 s.


Mesnevî, klasik Türk edebiyatında, her biri kendi arasında kafiyeli ikişer mısradan oluşan uzun şiirlere verilen addır. Bununla birlikte zaman içinde anlam daralmasına uğrayarak Mevlânâ'nın mesnevî biçiminde yazdığı yapıtın adı haline bürünmüş ve mesnevî denildiğinde akla, binlerce mesnevî arasından sadece Mevlânâ'nın 'Mesnevî'si gelir olmuştur. Mevlânâ, bütün tecrübelerini ve birikimini kendisini sevenlerine aktarma ihtiyacı duymuş, özelde Hüsâmeddin Çelebi'ye, genelde bu yola girmek isteyen herkese, yolun tehlikelerinden haberdar etmek, yolculuklarını sağ ve salim tamamlamak için gerekli uyarılarda bulunmak üzere Mesnevî'sini telif etmiştir. Mevlânâ'nın 'Mesnevî'si yazıldığından beri, Hint alt kıtasından Orta Asya içlerine, Kafkaslardan Arap yarımadasına, Anadolu'dan Doğu Avrupa'ya kadar çok geniş bir coğrafyada asırlardan beri tercüme ve şerh edilmektedir. Bu çalışmada, 'Mesnevî'nin yalnızca Türkçe yapılmış tercüme ve şerhleri ele alınıyor.

Cumhuriyet
Yayın Tarihi : 13 Temmuz 2008 Pazar 22:24:21


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?