
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve AK Parti Gaziantep milletvekili adayı Hüseyin Çelik düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çelik, Grand Otel'de düzenlediği basın toplantısında, AK Parti'nin kurulmasıyla birlikte siyasetin saygınlık kazandığını ifade ederek, "Bildiğiniz gibi, AK Parti'den önce siyaset kurumu, çözüm üretemeyen, vesayet altında ve statükonun baskısı altında adeta inim inim inleyen, statükonun pençesinde can çekişen bir konumdaydı. Ancak partimiz iktidara geldikten kısa bir süre sonra, herkesin izleyip gördüğü gibi, Türkiye'yi ileri demokrasiye taşımak, hukukun üstünlüğünü tesis etmek ve ülkemizi her alanda
gelişmiş demokratik ülkelerin seviyesine çıkarmak için büyük gayret gösterdi. Dış politikadan ekonomiye, eğitimden sağlığa her alanda ülkemizin ve insanımızın yüzünü güldürebilmek için ve standartlarımızı yükseltebilmek için çaba sarf ettik" dedi.
İktidara geldikten sonra yasaklarla önemli bir şekilde mücadele ettiklerini de hatırlatan Çelik, "Hiçbir mafyaya, çeteye, cuntaya boyun eğmedik. Bundan sonra da inşallah eğmeyeceğiz. Ama yıllarca derin devletin payandası ve ara rejimlerin şakşakçılığını yapan bir merkez medyası vardı. Bu merkez ve kendisine merkez medya diyen bazı medya kuruluşları, hükümetleri deviriyorlardı, bakan tayin ediyorlardı, cumhurbaşkanının kim olması gerektiğine karar veriyorlardı. Ne olması gerektiğine ve ne olmaması
gerektiğine bu insanlar karar veriyorlardı. Ve kendilerini bu konumda görüyorlardı. Demokrasilerde medya dördüncü güç olarak kabul ediliyor. Medya demokratik toplumların olmazsa olmazıdır. Halkın haber alma hakkını kullanması ve halkın her alanda bilgi sahibi olması, kamuoyu oluşması açısından yazılı ve görsel medyamızın çok önemli olduğunu her vesileyle söyledik. Ancak demokratik ülkelerde dördüncü güç olan medya, Türkiye'de zaman zaman farklı üstler ve güçler yüklenmeye başladı. Türkiye'de medyanın gücünden ziyade güçlerin medyasından söz edilir oldu" diye konuştu.
Çelik, özellikle 60 darbesinden önce, 28 Şubat postmodern darbesinden önce adeta ara rejim tahrikçiliği yapan, derin devlet ile iş birliği yaparak halkı, milleti, milletin iradesini yönlendirmeye, yönetmeye kalkışan bazı medya kuruluşlarının hangileri olduğunun kamuoyunun çok iyi bildiğini söyledi. Çelik sözlerini şöyle sürdürdü: "Sözün tam bu noktasında önemli bir figür ortaya çıkıyor. Bu da yıllarca, onyıllarca Hürriyet gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapmış olan Ertuğrul Özkök'tür. Ertuğrul Özkök dün yazmış olduğu 'Ara rejim çuvallıyor' başlıklı köşe yazısında iktidarımızı ara rejim kurmakla suçlamış. Şu andaki, Türkiye'deki yönetimi ara rejim yönetimi olmakla itham etmiştir. Değerli basın mensupları kimin ara rejim sevdalısı olduğunu, kimin ara rejim teşvikçisi olduğunu, kimin ara rejim tahrikçisi olduğunu hem medyamız hem halkımız, herkes çok iyi bilmektedir" şeklinde konuştu.
O tarihlerdeki bazı gazetelerin manşetlerinin nasıl atıldığınada değinenm Çelik, "Hatırlamaya çalışalım, 28 Şubat'tan önce cuntacıların verdiği talimatlarla manşet atan, gazetecilerin andıçlarla fişlendiği, gazetecilerin andıçlarla baskı altına alındığı, gazetecilerin andıçlarla işlerine son verildiği bir dönemde Ertuğrul Özkök ve benzeri bazı gazeteciler, bu cuntacıların gözdesi olan insanlar konumundaydı. Ve onlar, verilen talimatlarla manşet atmaya devam ediyorlardı. Sayın Ertuğrul Özkök bununla da yetinmiyordu, daha sonra yazdığı yazılarda 12 Eylül'ü meşrulaştırmaya ve 28 Şubat anlayışını savunmaya devam etti. Aynı şahıs, şu anda bizi ara rejim heveslisi olmakla ve ara rejim kurmakla suçluyor. Maalesef kendisiyle birlikte adeta kılcal damarlarına kadar Cumhuriyet Halk Partili, ara rejim özlemcisi, ara rejim destekçisi olan bazı kalemşörlerle birlikte halkın iktidarına ve halkın iradesine saldırmaya devam ediyor" dedi.
Acaba AKP öncesi dönemden kalan kaç siyasetçileri var parti içinde.Eski ANAP çılar,eski DYP ciler,eski CHP ciler,eski Refahçılar dolmadı mı AKP'ye.Geçmişin beğenmedikleri siyaset oluşumu içindeki siyasicileri almadılar mı partilerine. Geçmişi kötüleyerek kendilerini ele veriyolar.