
Gaziantep Üniversitesi Organ Nakil Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Ünal Aydın, merkez olarak kuruldukları günden itibaren birçok yeniliği ve ilki gerçekleştirdiklerini belirterek, "Dünyadaki yapılan her şeyi burada yaptık. Şimdi de karın açılmadan, vücutta açılan 2 delikten birinden canlıdan böbreği alarak hastaya naklettik. Bu yöntem Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bir ilk" dedi.
Doç. Dr. Ünal Aydın, operasyonla ilgili olarak şu bilgileri verdi: "Canlıdan bir organı alabilmek zor bir durum, çünkü elimize bir iğne battığında acısını hepimiz biliyoruz. Sağlıklıyken ameliyat masasına uzanıp, organınızın birini verebilmek tabii ki zor bir durum. Bu anlamda hastalarımızın, organ veren insanlarımızın daha az zarar görmesi için daha küçük kesilerle ameliyat yapmamız gerekiyor. Bu kapalı yöntemle yapılabiliyor. Biz de kapalı yöntemle böbreği aldık ve naklettik. Bu bölgemizde, hatta belki
Ankara'nın doğusunda ilk kez kapalı yöntemle yapılan bir nakildi. Tabii bunun donör açısından birtakım avantajları var. Erken ayağa kalkması ve taburcu olması gibi. Bir de diyalize giren hastaların durumu çok zor. Hasta yakınları böbrek vermede tereddüt edebiliyor. Bu yöntemle, ameliyat daha da basitleşti, artık daha kolay organ bağışında bulunabilirler."
Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Avni Gökalp ise, "Genel cerrahi bölümünde çok güçlü bir organ nakli ekibi var. Kapalı yöntemle ilk kez organ nakli yaptık. Modern yöntemleri uyguluyoruz, çok mutluyum. Vatandaşlarımızdan, organ nakli bekleyen vatandaşlarımıza yardımcı olmalarını bekliyoruz" diye konuştu.
Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sacit Çoban da, ilk kez uygulanan kapalı yöntemin hastalar için avantaj sağladığını belirterek, "Bu yöntemin ileride yapılacak böbrek nakil sayısını artıracağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.
Eşi sayesinde yeniden hayata tutunduğunu ifade eden 51 yaşındaki Mahmut Yıldırım, hastalık ve sonrasında gelişen tedavi hikayesini şöyle anlattı:
"Kalbimde ağrı olunca devlet hastanesine gittim. Burada beni yoğun bakıma aldılar. Kalp rahatsızlığından şüphelenirken böbreklerimde sorun olduğu ortaya çıktı. Bana tedavi yöntemi olarak ya diyaliz, ya nakil dediler. Yaklaşık bir yıl diyalize girdim. Eşim bana nakil önerdi. Böyle bir teklifte bulunmasaydı diyalize girmeye devam edecektim. Kendisi bana 'böbreğimi vereyim' dedi. Ben önce 'yok' dedim. Kendisi zorladı ve ben de kabul ettim. Vermeseydi hala o acıları çekiyor olacaktım. Eşime çok teşekkür ederim."
Eşine böbreğinin birisinin vererek sağlığına kavuşmasına yardımcı olan Ayşe Yıldırım ise eşi rahatsızlandığı zaman çok üzüldüğünü dile getirdi. Eşinin sağlığına kavuşması için elinden ne geliyorsa yapmaya hazır olduğunu, doktorların eşinin diyalize gireceğini söylediği zaman tepki gösterdiğini ifade eden Yıldırım, "Eşim teklifime 'hayır' dedi ama ben kabul etmedim. Uyarsa başım üstüne, uymazsa da şansımıza dedim. Şansımıza uydu, verdik. Nikahta, hastalıkta ve sağlıkta birlikte olmak için birbirimize söz vermiştik. İkimiz de şu an çok iyiyiz. Doktorlarımıza da çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu.