Gaziantepsporlu genç yetenek Murat Ceylan, "Gaziantepspor'a ilk geldiğimde herkes benimle dalga geçti.Çünkü oyuncuların hepsi uzun boylu, iriyarıydı. Ben hem yaş hem de fizik olarak küçüktüm. Herkes bana 'Burada nasıl oynayacaksın?' diyordu. Ben de 'Ne yapalım, hoca istedi geldim' cevabını veriyordum' dedi.
Türk futbolunun gelecek vaat eden oyuncularından Murat Ceylan, Futbol Federasyonu'nun Tam Saha Dergisi'ne verdiği röportajda, bilinmeyen yönlerini anlattı. 1988 Gaziantep doğumlu olduğunu kaydeden Ceylan, "8 kardeşiz ve ben hem ailenin en küçüğü hem de tek erkek çocuğuyum. 7 ablam var, ben kazandibiyim. İlkokulu bitirdikten sonra meslek lisesine başladım. Tekstil bölümünde okuyordum. Ancak okuldan çok futbola ağırlık veriyordum. Türk Telekomspor'un altyapısında başlamıştım, oradan Büyükşehir
Belediyespor'a, ardından da Gaziantepspor'a geçtim. Ağırlığı futbola versem de liseyi bitirdim. Bu sene üniversite sınavlarına gireceğim. 2004 yılında Nurullah Hocam son iki maçta beni A takım kadrosuna aldı. O sırada 15 yaşımı yeni bitirmiştim. A. Sebatspor ve Malatyaspor maçlarının son bölümlerinde oynama şansı buldum. Ama Nurullah hocam gidip Hadzibegiç geldiğinde kiralık olarak gönderildim" dedi.
Futbol oynaması konusunda ailesini nasıl ikna ettiğini de açıklayan Murat Ceylan, röportajında şunları söyledi:
"Büyükşehir Belediyespor'da oynarken babam bir gün 'Hadi hocalarının yanına gidelim' dedi. Dünden razıydım zaten. Ben dışarıda kaldım, babam Mehmet Ali ve Mehmet Aslan hocalarıma 'Bu çocuk futbolcu olabilir mi, yoksa okula mı gönderelim?' diye sormuş. Dışarı çıktıktan sonra bana 'Tamam oğlum, sen futbolunu oynamaya devam et, okuluna da git' dedi. Okul ortamını sevmekle birlikte içimde hep futbolcu olmak vardı. Küçükken sürekli televizyonda futbol maçlarını izlerdim. Annem-babam bu yüzden bana kızardı,
çünkü onlar başka şeyler izlemek isterlerdi. Altyapıya yazıldığım günden itibaren futbolcu olacağıma inanmıştım. Hatta şöyle bir hatıram var; teyzemin oğluyla okula giderken Kamil Ocak Stadı'nın önünden geçerdik. Bir gün stadın önünde durup, 'İbrahim, bir gün bu stada çıkıp oynayacağım' dedim. 'Hadi git oradan, nasıl oynayacaksın ?' karşılığını verdi. Askere gitti, döndüğünde beni o statta oynarken görünce çok şaşırdı. Hırs gerçekten çok önemli. Eğer hırsınız varsa yapamayacağınız bir şey yok. O hırs her gün bir adım ileri gitmenizi sağlıyor çünkü"
Murat Ceylan, futbolda şansın çok önemli olduğuna inandığını ifade ettiği röportajını şöyle sürdürdü:
"Belediyespor'un altyapısından beni Gaziantepspor'un PAF takımına isteyen Faik Demir hocamdı. Gaziantepspor'a geldiğimde herkes benimle dalga geçti. Çünkü oyuncuların hepsi uzun boylu, iriyarıydı. Ben hem yaş hem de fizik olarak küçüktüm. Herkes bana 'Burada nasıl oynayacaksın?' diyordu. Ben de 'Ne yapalım, hoca istedi, geldim' cevabını veriyordum. İlk dört hafta geçtikten sonra bir Ankaragücü maçı öncesi Faik hocam 'Okan'ın yeleğini al' dedi. Ben sağ bek oynuyorum, Okan ön libero. Yeleği aldım, 'Şimdi ne yapacağım hocam?' diye sordum. 'Ön libero oynayacaksın' cevabını verdi. Hem o günkü antrenmanda hem de Ankaragücü maçında çok iyi oynadım. Dolayısıyla bugünkü konuma gelmemde Faik hocanın hakkını en öne koymam gerekir"
Fiziki açıdan ufak-tefek görünse de güçlü bir oyuncu olduğunu dile getiren Ceylan, kendisiyle ilgili şu bilgileri verdi:
"Beslenmeme çok dikkat ederim ve kendime iyi bakarım. Antrenmanlardan sonra mutlaka dinlenirim. İkili mücadeleye girmeden önce kendimi diri tutmaya dikkat ederim. Antep çok güzel bir şehir. Küçüktür ama sıcacıktır. Eşiniz, dostunuzla mükemmel vakit geçirirsiniz. Yemek açısından ise 'Ben yemem' diyen adamı bile sofradan kolay kolay kaldırmaz. Ben de kebabımı, tatlımı yerim, zaten isteseniz de uzak kalamazsınız. Ama formunuzu korumak için sonra ona göre çalışmanız gerekir. Küçük yaşta Emre Belözoğlu'na çok özenirdim. 16 yaşındayken Galatasaray formasını giyiyordu. Avrupa kupalarında mükemmel oynuyordu. Ona karşı müthiş bir sempatim vardı. Şimdi de beni ona benzetiyorlar ve bu benzetmeden mutluluk duyuyorum. Ön libero oynamak hiç kolay değil. Sahanın her yerinde olmak zorundasınız. Defans yaparken de hücum ederken de pozisyonun içinde olmanız gerekiyor. Bunun için de çok kuvvetli olmanız ve çok koşmanız gerekiyor. Oyun sezginiz de önemli tabii. Ama birinci koşul çok koşmanız. Ön libero oynayan Fenerbahçe'de Selçuk ağabeyi çok beğeniyorum. Hem çok koşuyor hem de tekniği çok yüksek ve rakip defansın arkasına mükemmel toplar atıyor. Bence çok iyi bir kadroya sahibiz. İsim isim baktığımızda Tabata, Beto, De Souza, Zurita, Mehmet Yozgatlı, Erman ağabey çok kaliteli oyuncular. Hem kadro kalitesi hem de bu kadronun ortaya koyduğu futbol açısından Gaziantepspor'u çok iyi bir noktada görüyorum. Ama bu bütçelerle Anadolu'dan bir şampiyon çıkması kolay değil. Sahaya çıktığımda karşımdaki arkadaşım da olsa hiç kimseyi tanımam. Çünkü ben her şeyimi orada kazanıyorum. Sahaya çıktığımda çok hırslı olurum ve yenilgiye tahammül edemem. Bu nedenle bazen hırçınlaşıyorum. Ama karşımdakine zarar verecek bir harekette bulunmam. Benim hırsım ve sertliğim topa. A Milli Takım'da oynamanın yolu takımınızdaki performansınızdan geçiyor. Belli bir düzeyin üzerinde süreklilik yakaladığınız takdirde Milli Takım'ın kapıları size de açılır. Ben de bunun için çabalıyorum. Herkes büyük takıma, oradan da yurt dışına gitmek ister. Benim
amacım olabildiğince erken yurtdışına gidebilmek. Avrupa'nın büyük liglerinden birinde oynamak isterim. Barcelona'yı çok beğeniyorum. Orta sahasında Xavi ve Iniesta çok kaliteli oyuncular. O oyunculara bakınca kısa boylu olmanın futbol için bir dezavantaj olmadığını görüyorsunuz. Saha içinde benim gıcık birisi olduğumu düşündüklerinden eminim. Ama saha dışında bambaşka bir insanım. Çok gülerim, hem arkadaşlarımla hem ağabeylerimle çok iyi geçinirim. İçimde fesatlık yoktur. Bu açıdan kendimden memnun olduğumu söyleyebilirim. Antrenmandan sonra önce evime gider dinlenirim. Sonra arkadaşlarımla buluşup onlarla vakit geçirmekten hoşlanırım. Bir kafede oturur ya da gidip çarpışan arabalara bineriz. Çocukluğumu yaşamayı sürdürüyorum yani. Bunların dışında araba kullanmayı çok seviyorum. Bir yerde en fazla 1 saat oturur, sonra arabama atlar, yine arkadaşlarımla gezerim"