Kenthaber okuyucularıyla bundan sonra birlikte olacağım. Yazmak hem bir iç konuşma hem de gönüllere ulaşan en güzel araç. Bu araç beni sizlere yaklaştırıyor. İstanbul Üniversitesinde Felsefe okuduktan sonra düşüncenin gücünü yazmanın ise insanlarla paylaşımı arttırdığını gördüm. Bunu gözlemlediğim için düşünceyi ve yazıyı birleştirdim. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptım. Köşe yazılarımda değindim konular genellikle; kadın, eğitim, çocuk ve bunların toplumdaki yerleri.
Yayınlanmış olan iki kitabım var. Meraklı Pandora ( Nisan, 2013) köşe yazılarımı topladığım deneme türü ilk kitabım, ikinci kitabım Aşk’zede ( Kasım 2013) çocuk gelin, eğitim ve aile konularını irdeleyen psikolojik bir roman. Umarım her hafta yayınlanacak olan yazılarım sizlere yardımcı olur, gönül birlikteliği sağlarız.
Sevgiyle kalın.
ŞiDDET TOPLUMU
Bir toz bulutu gibi şiddet toplumun her köşesini istila etti. Evde, okulda, hastanede, sokakta, işyerinde… Küçük bir ters bakıştan, surat asmaya, bağırmaya, korna çalmaya, el kol hareketleri yapmaya, kırmaya, dövmeye, öldürmeye hangi türden istersek çeşit çeşit, rengârenk karşımıza çıkıyor. Öğretmenine bıçak çeken öğrenci, annesini boğarak öldüren çocuk, doktoru öldüren 17 yaşında hasta yakını… Bu kadar öfkeli miyiz bu kadar kin mi besliyoruz birbirimize? Sonuç o ki evet! Şiddet bizim kültürümüz oldu. Şiddet kültüründe üreten insanlar yoktur bu yüzden bir taklit toplumu olurlar; silik, bağımlı. Bu doğrultuda da kendine güveni olmayan insanlar yetişir. Öfke, şiddetin olduğu yerde vardır ve öfke kişinin tehlike karşısında kendini koruma halidir. Neden, neyden insan kendini korumak zorundadır? Bu duygu güvensizliğin eseridir. Birbirine güvenmeyen insanlar birbirlerini sevmezler. Sevmedikleri için güvenmezler güvenmedikleri için korkarlar, korktukları için öfkelenirler, öfke de şiddeti beraberinde getirir. Ben en çok çocuklar için endişeliyim. Çocuklarımız şiddet bombardımanı altında, televizyon dizilerinden tutunda futbol sahasına kadar, aile içindeki tartışmalardan ticari hayattaki kabadayı çözüm yollarına kadar her yer şiddet ve saldırganlık içeriyor. Çocuklarımızı ve toplumu bu bombardımandan nasıl korumalıyız, nasıl daha fazla toplumun zarar görmesini engellemeliyiz?
NE YAPMALI?
2 bin 554 öğretmen ve idareci arasında yapılan “Eğitim ve Şiddet Araştırması”na göre; eğitim çalışanlarının yüzde 37.71’i öğrencilerin göstermiş olduğu şiddetin kaynağını manevi eksiklik, yüzde 31.71’i aile bağlarındaki zayıflık, yüzde 11.90’u okullardaki rehberliğin istenilen seviyede olmaması, yüzde 18.68’i ise okullarda yeteri kadar disiplin olmamasına bağlamışlardır. Ailenin bir model olduğunu unutmamamız gerekir. Çocukların çevrelerine yansıttıkları hal ve hareketler büyük çoğunlukla ev içerisinde gördükleri davranışlardır. Eşlerin birbiriyle ilişkisi ya da anne–babanın çocuğa davranışı, çocuğun bu davranışları arkadaşlarına ve çevresine yansıtması olarak kendisini belli eder. Sevgi gören çocuk sevecen olur aslında bu kadar nettir. Çocuğa kendi canının acıyacağı gibi başka canlılarında canlarının acıyacağını öğreten anne-baba-yakın çevre çocuğa empati kurmayı öğreteceğinden şiddet gösterme eğilimini aza indirecektir. Aile içerisinde çocuğun sevildiğini bilmesi çocuğa güven aşılayacağı gibi çocuğun alınan kararlara ortak olması kendisine saygı duyulduğunu hissettirecek bunu da dışarıdaki çevresine yansıtacaktır. Okulların, insan hakları ve onuruna saygı ilkesini benimseyip bunu öğrencilere yansıtmaları gerekmektedir. Aile, toplum, okul işbirliği içerisinde iletişimi güçlendirici faaliyetler yapılmalı, çocuğun gelişimine uygun olarak doğabilecek şiddet olaylarına ilişkin net tavır konulmalı, önleyici tedbirler alınmalıdır. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12.maddesine göre; okullarda çocukların aktif karar verme sürecine katılmaları sağlanmalıdır. Böylece çevresini sahiplenmeyi öğrenecektir. Medyanın toplumsal şiddeti tetikleyici yayınlardan, şiddeti özendirici program ve haberlerden uzak durması, şiddeti önleyici yayınları desteklemesi, aile ve toplumu hoşgörü ve saygıya yönlendirecek yayınlara öncelik vermesi toplumsal şiddeti engellemede önemli bir adım olacaktır.
Özge Doğar' ı Kenthaber gibi kaliteli bir sitede köşe yazarlığına başlamasından dolayı kutluyoruz. Yazın hayatını çıkarmış olduğu iki kitabı ile taçlandıran Özge Doğar bundan sonrada yeni eserleri ile bu yolculuğa devam edeceğini ve güçlü kalemi ile kalıcı olacağını biliyoruz.. Tekrardan kutluyor ve takıpcisi olacağımızı belirtmek istiyoruz.Başarılar...Puslu Yayıncılık
Yorumlarınız bizi aydınlatacaktır sevgilerimle...
Sayın Özge Doğar; Sizin ile tanıştığıma memnun oldum. İtiraf etmem gerekirse, hangisi olduğunu bilmediğim bir yayım kuruluşunda yaptığınız sunumlarınızı izlemek fırsatını kaçırdığımdan dolayı üzüntülerimi ifade edeceğim. Kent Haber Sitesi'nde nosyonları dahilinde bizleri aydınlatan muhterem köşe yazarlarımıza iltihâk etmiş olmanız beni çok sevindirdi. İlk sunumunuzda 'hangi konuları' işleyeceğinizi gençlerimiz ve toplumumuzda ezâ gören kadınlarımız kesinlikle anlamışlardır. Haydi, ben de, bu ilk sunumunuza karşın, yorum siftahımı yapayım:
"- İlgiyle izlediğimiz Kent Haber Sitesi, toplumumuzda vuku hâdiseleri konu yaparken, ne yazık ki, "kanlı bir bıçak", "açılan avuçun kanla doldurulması", kana bulanmış bir tabancadan çıkan mermi" şekillerinde resmedilmektedir. Sizden dileğim, bu tür görüntülerin men edilmesidir. En içten saygılarımı sunarım !"
Sayın Doğar, ailemize katıdığınız için teşekkür ediyoruz. Okuyucularımızın da bizimle aynı keyif ve heyecanı paylaşacaklarına içtenlikle inanıyorum. Tebrikler ve başarılar...
Hoşgeldiniz...
Yazılarınızla Kenthaber'in daha fazla değer kazanacağına, Kenthaber okurlarına büyük katkılar sağlayacağınıza inanıyorum. Sütun komşunuz...
tesadüfmü desem süpriz desem sizin resminizi gördüm yazinizi okudum . ilk bakista resminizde Hanim hanimcilik var bu Hanim hanimciligi giyim tarziniz sac tarziniz bunlari tamlamis derken bu tamlamalara yazinizda mühür vurmus tesekkürler
kent haber sayfasinin bence ayri bir yeri var bazen benim zamanimdan Zaman calan bu calmalarda ben buna bile bile göz yuman hatta calmasina yardimci olan köse yazarlarina da ayrica tesekkür eden biriyim ve simdide su andaki zamanimi calan siz ve yazinizdir bundada tesekkür
genelde benim bilgisayar tuslarimda bazi türk harfleri yoktur yanlis manalar cikabiliyor mesela adimi bile dogru yazamamak´tayim "Yasar ertas" buna birde gramer haltalarim ekleniyor gramerimde zayiflik varmi vardir bu zayiflik yorumcu olmamdan dolayi zarari bana aittir tabiki güzel gramerli yazanlara saygim sonsuzdur
yazinizda siddet li topluma deginmeniz ne Kadar güzel bir konu ve bunadabir kac örnekle izah edisiniz bunu okurkende calan zamanimi helal olsuna getirmistir
siddet hiddet icin benden örnek: bir köpek var benim memleketimde bir köpek var benim örnek memlekette benim memleketimdeki köpeklere bir bakalim birde benim örnek memleketeki köpeklere bakalim benim memleketimdeki tabiki cogunlukla köpekler hircin korkak saldirgan bir kisiye yanasayimmi yanasmiyayim tedirginlik yada kuyruklari hapis arasindadir vs. örnek memlektte sakin kendinden emin saldirgan degil kirmizi isikta bile sahibine bakan veya gecmeyen hayvan doktorundaki bekleme salonunda kedi ile yan yana sirasini bekliyen kuyruklari eski tava sapi gibi havada vs.vs
burdan cikarmak anlatmak istedigim yetisme yetistirme tarzlaridir bu yetisme tarzlari ikiside köpek oldugu halde tarzlar onlari böyle yapmaktadir bu tarzlara yasamlarida yasadiklari ortamda yardimci olmaktadir konuyu bazen urgan uzatir gibi uzatiyorum burada nokta koyuyorum saygilarimi sunuyorum kent haber yazarlari size hos geldiniz ne güzel demis bu efendilikleri ne güzellik getirmis hadi bende yorumcunuz ve kent haber yorumcusu olarak hos geldiniz diyorum saygilarimi iletiyorum
Hoşgeldiniz. Yazılarınızın okuyanı olacağım. Başarılarınızı diliyorum...
Hoşgeldin Özge Doğar..Edebiyat ve felsefe konularındaki yazılarınla bizlere ışık tutacağını sanıyor, daha doğrusu inanıyorum. Köşe yazılarından, kitaplarından ve şahsını tanımaktan ayrıca mutlu olduğumu belirtirken Kenthaber ailesi ve okuyucularımız adına tekrar hoşgeldin, iyi ki geldin derim.
Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum. Sizlerin varlığı bana güç verecek, sevgiyle kalın
Özge Hanımefendi, Bilgisayarımı açmada geciktiğim için aramıza katılmanızı kutlamada da geç kalmamı bağışlayın. İlk yazınızdan entelektüel bir doluluğa sahip olduğunuz açıkça gözlemleniyor. Kenthaber yazı ailesine katılmanızın hepimize şevk ve güç vereceğine inanıyorum. Bu başlangıç hayırlı, uğurlu olsun, başarılarınızın sürekliliğine duacıyım.Saygılarımla,Teoman Törün
Kenthaber.com un bir ağaç misali yeşerişine ve dallarının güçleşine şahitlik ettim. Ellerimiz ile suladığımız bu sayfa uzun yıllarda devam edecek. Yer yer güz fırtınalarında yaprak dökümleride yaşasa Kenthaber.com bu güçlü ailenin Bir çocuğu gibi buraya duygu ile bağlanan sevgi ile emek harcıyor.
Çok kısa süre sonra belki 3 belki 5 ay yada hafta sonra sizlerle beraber Daha hızlı ve Daha güvenilir yayıncılığa imza atmayı planlıyoruz.
Aklımda ki Kenthaber.com ile Yakında sizlerle Olacağım.
Özge Doğar Hanım efendiye Ailede yer aldığı için sonsuz teşekkürlerimi Sunarım. Bileğinize sağlık kaleminiz tükenmesin, Diliniz sürçmesin diyorum.
Kenthaber.com Eski Genel Koordinatörü.