27
Ocak
2026
Salı
ANASAYFA

"Sanki Ermenilere satıyoruz"

Bu başlık 26 Kasım 2013 tarihli Radikal gazetesi manşetinden alındı. Şimdi haberi ve haberle ilgili araştırmalarımızı özetleyelim:

 

Sarıgöl, resmî ismiyle Şen Mahalle, aylık gelirleri bin lira civarında olan vatandaşlarımızın yaşadığı, İstanbul, Gaziosmanpaşa ilçesindeki bir yerleşim. Fotoğrafta da gördüğünüz gibi perişan bir gecekondu bölgesi. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı, güzel bir teşebbüsle bölgedeki 600 gecekondunun yıkılarak 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamında 775 konutun inşa edilmesini Belediye Meclisinden geçirmiş ve konutların tamamının sadece kendi ilçe vatandaşlarına satılacağına dâir bir söz vermiş. Ne güzel değil mi?

Ne var ki bir süre sonra bu projeden ve vatandaşa verdiği sözden caymış, Belediye Meclisinde, çoğunluğun kararıyla bölgeyi 775 sayılı Gecekondu Kanunu kapsamından çıkarmış ve 6306 sayılı Âfet Yasası kapsamına aldırmış.

775 sayılı Gecekondu Kanununa göre inşa edilecek konutlar, alt gelir gruplarına uzun vâdeli taksitlerle satılan sosyal nitelikli konutlardır. 6306 sayılı Âfet Yasasına göre inşa edeceğiniz konutları ise dilediğiniz standartta yapabilir ve satabilirsiniz.

Belediye Meclisinde, CHP’li üyelerin muhalefetine karşı Belediye Başkan Yardımcısı yaptığı savunmada ‘’Sanki yurtdışından Ermenilere, Yunanlılara, İsraillilere satıyoruz’’ şeklinde bir söz sarf etmiş. Savunma amacıyla yaptığı, ama buram buram ırkçılık kokan bu konuşmadaki gafın iş işten geçtikten sonra farkına varmış ve bu sözleri tutanaktan sildirmiş.

Ne var ki aklıma takılan bir soruyu sormadan geçemeyeceğim. Niçin İngiliz, Fransız, Alman değil de Ermeni, Yunan, Yahudi ırkları aklına geliyor? Yine de bu arkadaşı suçlayamıyorum. Çünkü bu arkadaş, çocukluğundan beri kafasına yerleştirilen toplum değerlendirmelerinin ve de ‘’bizi’’ yücelten, ‘’ötekini’’ hor gören, yanlış eğitim sistemlerinin kurbânıdır.

Dikkat ettinizse kırk yıllık Maarif Vekâletini bile üzerine basa basa Millî Eğitim Bakanlığı yapmışız. Dünyada ‘’National Education’’ diye bir bakanlık var mıdır, bilmiyorum.

Daha ilkokul sıralarında karatahtanın üzerine asılan koskoca ‘’Göç Yolları’’ haritasını göz önüne getirin. Cennet Orta Asya’mızın gölleri, dereleri kurumuş, iklimi değişmiş, bizler de yeni yurtlar aramak üzerine dünyanın dört bir yanına yayılmışız. Haritadaki Orta Asya’dan fışkıran oklar, sadece Anadolu’ya değil, İran, Hindistan, Finlandiya, Polonya, Macaristan, Kırım, Balkanlar ve de Ortadoğu’dan tutun taa Kamçatka Yarımadasından Alaska’ya, Kuzey Amerika’ya kadar uzanırdı.

Kızılderililerin bile Türk olduğu söylenirdi. Etimologlarımız, ‘’su’’ sözcüğünün orada da su olduğunu emsal olarak gösterirlerdi. Tarih derslerinde Sümer, Elam, Asur, Akat gibi kadim Ortadoğu topluluklarını Türk gösterme gayreti içindeydik.

Çok değerli hocalarımızı tenzih ediyorum. Bâzı hocalarımız, ‘’Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur’’, ‘’Domuzdan post, gâvurdan dost olmaz’’, ‘’Dört bir yanımız düşmanla çevrili; ayrıca içimizdeki düşmanları da unutmayalım’’, ‘’Tehcir zorunluluktu; yollarda hastalandılar, yollarını şakiler kesti’’, ‘’Palikaryalar’’, ‘’Kanımızı emenler’’ gibi teraneleri bizlere telkin ederlerdi.

‘’Millet-i sâdıka’’nın ‘’bize’’ ihanet ettiği, ‘’azınlıkların bu mutlu ülkede rahat durmadıkları’’ gibi hususlar, okullarda okutulan ‘’etnisist’’ içerikli tarih kitaplarında yer alırdı. Şu anda durum nedir, bilmiyorum. Belki biraz yumuşatılmıştır.

1991’de 26 tarih öğretmeni ve 199 öğrenci arasında yapılan bir ankette ‘’Lise tarih kitaplarında düşmanı belirleyen ve düşmanlığı arttırıcı nitelikte ifadeler var mıdır?’’ sorusuna % 18 öğretmen ve % 58.4 öğrenci ‘’evet vardır’’ yanıtını vermişlerdi. (Bu durum sadece bizde değil, komşu ülkelerde de olan bir durumdur. Ne var ki ‘’sui misal, emsal olamaz’’.)

Peki, azınlıklara karşı çıkarılan olaylarda, ‘’derin devletin’’ yaptığı intelijans çalışmalarıyla halkın kışkırtılması yaşanmadı mı? 1934 Trakya Yahudilerine yapılan baskılar, 1942 Varlık Vergisi uygulamalarındaki ayrımcılık, 1955 6-7 olaylarında Selânik’te Atatürk’ün doğduğu evin bombalanması martavalı, 1963 Atatürk-Venizelos anlaşması iptal edilerek Rumların İstanbul’dan kovulması, 1978 Kahramanmaraş ve Çorum Alevî katliamları, nüfus kütüklerinde azınlıkların numaralanması, daha saymakla bitmez olaylar.

Bütün bunlar bir yana, ‘’muasır medeniyet seviyesine’’ ulaşmamız için eğitim ve öğretim sistemimizde köklü reformlara ihtiyacımız olduğu su götürmez bir gerçek. Lütfen şu hâlimize bir göz atar mısınız?

Ortalama eğitim süreleri: Norveç 12.6, Almanya 12.2, İsviçre 11, Fransa 10.6, İtalya 10.1 iken Türkiye 6.5 yıl.

Bu ortalama, Ankara’da 8, Şanlıurfa ve Ağrı’da 5’in altında, diğer illerde 5-8 yıl.

22 ülke içinde Türkiye: Matematik öğretiminde 16’ncı, fen bilimlerinde 15’inci.

(UNDP Birleşmiş Milletler Kalkınma Örgütü, İnsânî Kalkınmışlık Endeksi’nden alındı.)

Matematikte başarılı öğrenci oranı: Güney Kore ve İsviçre % 25, Belçika % 20, Fransa % 15, Türkiye sadece % 2.

Fen bilimlerinde başarılı öğrenci oranı: Finlandiya % 25, Japonya % 20, Güney Kore % 12, Türkiye sadece % 2.

Türkiye’de öğrenci sayılarına göre başarı dağılımı:

Matematikte 5 seviye üstündeki öğrenci sayısı: % 5.6; 2 seviye altındaki öğrenci sayısı: % 42.1.

Fen bilimlerinde 5 seviye üstündeki öğrenci sayısı: % 1.1, 2 seviye altındaki öğrenci sayısı: % 30.

(OECD Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı, PISA sonuçlarından alındı.)

Demek ki neymiş efendim? ‘’Muasır medeniyet seviyesine’’ ulaşabilmek, imamlıkla da, hatiplikle de olmuyormuş.

yerguvenc@gmail.com

Yayın Tarihi : 2 Aralık 2013 Pazartesi 10:52:22


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Yılmaz Ergüvenç IP: 78.181.144.xxx Tarih : 7.12.2013 14:36:16

ÖZÜR: İsmini yazmamı istemeyen bir dikkatli okurum beni ikaz etti. Milli Eğitim Bakanlığı'ndaki Milli sözcüğünün dünyada eşi olmadığından söz etmiştim. Google'da National Education Ministry veya Ministry of National Education konuları var. Tembellik edip bakmamışım. Özür diliyorum.


Dr. S. A. IP: 95.15.234.xxx Tarih : 3.12.2013 18:39:14

"corrector" rumuzlu vatandaşımızın yaptığı bu yorumunu tuttum; kendisine saygılar !..
 


corrector IP: 124.188.232.xxx Tarih : 3.12.2013 17:50:12

sayin hocam gecen yazinizda: "sen Anadolu’ya gelmişsin, gücünle, dilinle başat eleman olmuşsun. Kültürün, sanatın, mimarîn ile Anadolu’ya Türk damgasını vurmuşsun. Devlet olma yeteneğinle yerli halkı yönetimin altına almışsın" dediginizde gururum oksanmadi desem yalan olur.

ama su an dusuruldugumuz hale bakiniz...tanri askina su fotograftaki mahalleye bakiniz!

eee boyle mahallelerin oldugu yerlerin belediyelerinde, meclislerinde vs sacma sapan konusanlarin da olmasini yadirgamamak lazim.

bunun sebeperi cok: "imamlık ve hatiplik" ile beraber Turk'e Turk'luk propogandalarini ve "eski dusman hikayalerini" (ortak dusman yaratarak birlestirme) de unutmamak lazim.

elbette ulusal bilinc yaratilmaliydi. ama boyle naïf ve traji-kommik propagandalarla derinligi olmayan ezbere bir bilinc degil. onun yerine: vatandas merkezli / vatandasa calisan bir ulus bilinc yaratilmaliydi. ayni egitim enstitulerinde yapildigi gibi.

bu arada -cok dogal olarak- ummetcilik ulusalligin dusmanidir.

elbette tarih (ozellikle yakin tarih ve osmanli tarihi) ogretilmeliydi. ama bu ogreti neden-sonuc, mantik-olasilik ve ders cikarma bazinda olmaliydi. bir kac sonuca takilip "klise" ezberler, "onlar dusman" "bunlar hain" gibi ayaklari olmayan negativiteler uzerine insa edilmemeliydi.

nitekim, Ataturk zamaninda hem ulusal bilinc ve tarih konusunda bu yukarda bahsettigim negativiteler yoktur. aksine muthis bir idealizm ile ulusal bilinc tesis
edilmeye calisilmis ve bu idealizm 1950'lere kadar surmustur.

yunanlilarla cok iyi iliskiler gelistirilmistir. Ataturk Nutuk'ta yurdun dort bir tarafindan gelen ermenilerin turklere karsi yaptiklari mezalimleri anlatmaktadir. ama ermenilere karsi hic bir kotu emellerimiz olmadigini acikca belirtmis ve bunun aksini soyleyenlerin ingilizlerin oyununa geldigini ifade etmistir. Ataturk zamaninda yahudiler icin aklima geliverenler: onlar icin uygulanagelen bir cok yasaklarin (mesela serbest dolasim) kaldirilmasi, sinagog insa etmelerine musaade edilmesi, yahudi bilim adamlarinin ulkeye gocune izin verilmesi, egitim enstitulerinin bile yahudi okulu olan yesiva denen okullardan alintilanmasi vs.

ilginc iddialar vardir: yahudi kokenli yusuf akcura ve kurt kokenli Ziya Gokalp...

neyse, sanirim ulkede her ne kotu sey olmussa 1950 yillarinda olmus...ve kotuye gidis o zaman baslamistir...

simdi ise ulusal birlik olusturmak yerine ulusal yikicilik tesis edil-e-bil-in-mesi icin ne varsa yapilmaktadir.

bilimde kullanilan "irk" (race) kelimesini eskimis bir kelime olup, artik bilim dilinde kullanilmamaktadir. onun yerine, simdilerde "mikro etnisite" terimi vardir.
muneccim degiliz ama bu terimin hayirlara vesile olmayacagi barizdir. bunun yaninda, turkcedeki "soy" kelimesi su gunlerde cok manidardir.

son olarak sunu demeden gecemeyecegim: etrusklerin turk olduklari artik neredeyse (cunku bilimde 100% kesinlik olmaz) kesindir. sumerlerin turk olduklarini batililar
kabul etmeseler de, buna karsi gayet ikna edici deliller mevcuttur.


yasar ertas IP: 5.61.150.xxx Tarih : 2.12.2013 17:57:00

Her kisiyi ev sahibi yapmak. Bu sistem ilerliyen zamanlarda çikmaza girermi girer. miras vs.sebeblerden dagilirmi dagilir. Devletin kira sistemini oturtacak temel prensipleri göz önünde tutarak evleri olmali bunlari satacak yerde kiraya verecek duruma gelmeli. Satislarda vatandasi kendi hal ve imkanlarina birakmali bu imkanlarida destekleyici olmali. bir gün gelir kirada olan ev satisa cikabilir. Bunu ilk önce oturan bilmelidir. Kira öder gibi vs.sartlarda satin alabilirse alir. Buradaki yapimlar isler bize has bir calisma sistemidir kimin eli kimin cebindedir hic belli degildir. Madde maddeyi tutmaz tutsada degisirmi degisir. Onun icinde hep söyleriz. Sen tapuyu elinde anahtari cebinde görmeden mal benim deme. güvensizlik ! Türklerin orta asyadan ciksini oklarla hatirlatmaniz ne güzel. Avrupanin Türklere bir sözü dolasir durur orta yerde. Siz Türkler gittiginiz yeri ilk önce bir güzellestir, sonrada berbat Edip ceker gidersiniz yada bu berbatlikta yasamaya devam edersiniz. Acaba orta asyada sularmi otlarmi tükendi de oklara ayrildik cogumuz türkiyeye geldik. Osmanli zamaninda bir güzellik bir güzellik geldimi geldi sonradanda bu sonda o kisi cikti bir güzellik getirdimi getirdi. ama bakin simdiki halimize bu güzelliklerin bitisine. bu ne hal ne hal Bu avrupalilar genelde haklidir diyorum ama bu sözlerindede mi acaba haklilar.