Geçen ay (14 Şubat 2011) Fi-Yapı İnönü Stadı hakkında bir yazı yazmıştım. Yazıda, Dolmabahçe gibi İstanbul’un seçkin bir mevkiinde stadyum inşa etmenin şehircilik bilimi açısından abes olduğunu, ancak 70 yıla yakın zamandır kentlinin alıştığı ve de sempatik bulduğu bir yapı olduğu için ilk yapıldığı zamanki projesine göre muhafaza edilmesinin uygun olacağını ifade etmiştim. Ancak Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün stadın tevsii için anlaştığı firmanın mevcut stadı yıkarak 60 bin seyirci kapasiteli yeni bir stat inşa edeceği, yeşil alanın içine restoran, alışveriş merkezi, ofis ve otel gibi rant tesisleri ekleyecek şekilde proje hazırlattıklarını, bu projenin realize edilmesi hâlinde kentin, yeşil vadinin büyük yara alması dışında trafiğin de felç olacağını anlatmış ve ilâve etmiştim: ‘’Tabii, Fenerbahçe ve Galatasaray statları gibi yüksek kapasiteli, modern bir stat sahibi olmak BJK’nın da hakkıdır. Acaba Sayın Başbakan, Galatasaray’a yaptığı kıyağı Beşiktaş’a da yapmaz mı? Niçin yapmasın?’’
İyi niyetli bu temennime İstanbul’u seven ve kentin planlamasından endişe duyan bir Allahın kulundan destek yorumu almadığım gibi, üstelik kendilerini Beşiktaş gibi nezih bir camiadan sayan kendini bilmez küfürbazlara muhatap oldum.
Çok şükür ki İnönü Stadı’nın geleceği hakkındaki endişelerimde yalnız değilmişim. 12 Mart 2011 tarihli Hürriyet gazetesinde Vahap Munyar, ‘’İnönü Stadyumu’nu büyütecek projeye vize veren Anıtlar Kurulu kararını durdurdum’’ başlıklı bir yazı yayınladı. Başlıktaki sözün sahibi Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay. İşte, yazıdan bazı alıntılar:
‘’Vahap Munyar: Statla ilgili son durum nedir?
Ertuğrul Günay: Ben Beyoğlu sohbetleri toplantısında ‘’Statta tepiniyorlar, Dolmabahçe denize kayıyor’’ cümlesini özellikle kullandım.
V.M: Neden?
E.G: Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi İnönü Stadyumu’nu büyüterek yenileyecek projeye kapıyı açtı geçenlerde. Ayrıca Anıtlar Kurulu bile projeye ‘’vize ‘’ verdi.
V.M: O zaman Beşiktaş Kulübü yönetiminin planladığı sürede inşaat için kazma vurulacak mı?
E.G: Ben Anıtlar Kurulu kararını durdurdum. Yani, uygulamaya koymadım. Kültür ve Turizm Bakanı olarak kararın bir de Anıtlar Yüksek Kurulu’nda görüşülmesini istiyorum.
V.M: Projede itiraz ettiğiniz noktalar neler?
E.G: Bir kere oraya stadyum yapılmasının yolunu açan 1939-40’larda dönemin İstanbul Valisi Lütfü Kırdar olmuş. Bu kararla, İstanbul’un tarihi ve kültürel dokusuna büyük yanlış yapmış. Ben şimdi onu daha da aşacak bu projeye izin vermem. Beşiktaş Kulübü yönetimi oraya bir alışveriş merkezi, otel ve kompleksin altına 2 bin 500 araçlık otopark planlıyor. Dolmabahçe böyle bir büyümeyi kaldıramaz. Ben, tarihe Dolmabahçe bölgesini daha da tahrip edenlere göz yuman bir Kültür ve Turizm Bakanı olarak geçmek istemem.
V.M: Sizin öneriniz nedir?
E.G: Birincisi küçük, sembolik bir spor merkezine dönüştürülebilir. Beşiktaş’a başka bir noktada stadyum yapılır. İkincisi de sporu tümüyle oradan çıkarıp, bölgeyi kültür vahasına dönüştürebiliriz.’’
Sağ ol Sayın Bakan! Bir Kültür ve Turizm Bakanı’ndan beklenen bu idi. Bu tavrınızla konulara olan hâkimiyetinizi ve de liyakatinizi gösterdiniz. Ama özür dileyerek söyleyeyim; siz de biliyorsunuz ki, projenin olumlu veya olumsuz sonuçlanması Sayın Başbakan’ın tavrına, ağzından çıkacak söze bağlı. Yüksek Kurul üyeleri de Sayın Başbakan’ın fikrinin aksine bir karar alırlarsa azledilmeyi göze alsınlar. Haddim olmayarak sizden ricam, Sayın Başbakanı ikna eder ve Yüksek Kurul’dan fikirleriniz paralelinde sonuç alırsanız lütfen gerekli işlemleri bir an evvel yapmalı, yani seçimlerden evvel sonuca varmalısınız.
13 Mart 2011 tarihli Milliyet gazetesinde Prof. Dr. İlber Ortaylı da ‘’Beşiktaş’ın stadyumu başka yere taşınmalı’’ başlıklı yazısıyla Sayın Bakan’a hak veriyor. Müsaadenizle ondan da bir pasaj alacağım:
‘’Şahsen Beşiktaş takımını tutarım, 100’üncü yılda kilometrelerce uzunluktaki bayrağı taşıyanlardanım. Kızım da Beşiktaş’ın maçlarına gider. Bu nedenle açıkça söylüyorum; Galatasaray’a tahsis edilen büyüklükteki ve konumdaki bir arazinin Beşiktaş’a da verilmesi gerekir. Belki bugünkü stadın olduğu yerde de düşük profilli, gelir getiren, otopark gibi bir tesis bu takıma tahsis edilebilir. Ama mevcut stadın büyütülerek orada tutulması bu şehre, bu tarihe, bu çevreye karşı vahim bir saygısızlık hatta cinayettir.’’
Size salâhiyetli ve değerli iki ağzın aynı paraleldeki fikirlerini sunmuş oldum. Benim fikirlerimin ve de sunduğum fikirlerin Beşiktaşlılıkla, Fenerbahçelilikle hiçbir ilgisi yok. Neyle ilgisi var?
Sadece ve sadece İstanbul’u sevenlerin akl-ı selimiyle.
yerguvenc@gmail.com