22
Mart
2026
Pazar
ANASAYFA

Biraz da zayıflardan söz edelim

Geçen yazımda niyetim, ‘Botero ve şişman temalı resimleri’ hakkında bir sanat yazısı yazmaktı. Böyle başlayan yazı, sıcak yaz günlerinde ciddi bir yazının pek ilgi çekmeyeceği düşüncesiyle bir tatil fantezisi olan ‘’Şişmanlığa övgü’’ye döndü. Şişmanlık – zayıflık konuları uzmanlığım dışında olmasına karşın hepimizin ilgisini çeker diye düşündüm zâhir. Zaten benim de yediğini – içtiğini inkâr etmeyen bir vücudum var.

Değerli köşe yazarı Erdem Yücel, yorumunda hislerime tercüman olmuş. ‘’Kadın her yaşta ve her kiloda güzeldir. Beyin güzelliği ise onu tamamlar’’ diyor. Diğer yorumcu Sayın ‘Dr. S’ de ‘’… tombul kadınları resmederek sanatlarını yücelten ve ebedileştiren ressamlara modellik etmiş olan kadınların para ve sağlık yönünden mağdur oldukları…’’nı ifade ile zayıflar konusunu işlemem için belde değiştirmemi tavsiye ediyor. Aslında zayıfları anlatmak için Bodrum dışına çıkmaya gerek yok. Yolunuzu Bodrum’un ‘sosyetik’ plâjlarına düşürürseniz zayıfların envaını görürsünüz. Esasen şişmanları yazdıktan sonra zayıfları es geçmek yakışık almayacaktı. Onun için biraz da zayıflardan söz edelim.

Niyetim şişmanlara da, zayıflara da övgüler düzmek değil. Yoksa ‘paşanın nedimi’ durumuna düşerim. Fıkra şöyle: Paşa, kendisini hoş sözlerle eğlendiren nedimini karşısına almış, yemek yiyor. Sofrada patlıcanlı bir yemek var. Paşa: ‘’Şu patlıcan da ne güzel bir sebzedir’’. Nedim: ‘’Çok isabet buyurdunuz Paşa Hazretleri; Allahın bize bahşettiği bir nimettir. Yoğurtlu, soslu kızartması, karnıyarığı, musakkası, oturtması, silkmesi, hünkârbeğendisi, kebabı, dolması, pilavı, imambayıldısı, közlemesi, salatası, turşusu nefistir; hatta reçeli bile yapılır’’. Paşa: ‘’Amma da uzattın; aslında tatsız tuzsuz bir sebzedir’’. Nedim: ‘’Çok isabet buyurdunuz Paşa Hazretleri; ne idüğü belirsiz berbat bir nesnedir. Ne demişler? Acı patlıcanı kırağı bile çalmaz’’. Paşa: ‘’Yahu sen ne tuhaf adamsın; biraz evvel patlıcanı yere yuma koymuyordun; şimdi de kalkmış yerin dibine batırıyorsun’’. Nedim: ‘’Aman Paşa Hazretleri, bendeniz patlıcanın dalkavuğu değil; sizin dalkavuğunuzum’’ yanıtını vermiş.

Monet, Şemsiyeli Kadın

Şu da bir gerçek ki, şişmanlar genelde daha neşeli, daha hoşgörülü, daha nekre insanlardır. Zayıflığın ise Türkçemizde vücudunda eti, yağı az olan insan ve hayvan olarak tarifi dışında daha değişik anlamları vardır. ‘Zayıf devlet’ örneğinde olduğu gibi mecazen güçsüz, kuvvetsiz anlamına da gelir, ‘zayıf bir olasılık’ sözünde olduğu gibi güvensizlik de içerir. ‘Zaaf’ düşkünlük demektir. ‘Zâfiyet’, Arapça ‘zayıflık’ anlamında olmasına karşın ince hastalığa çanak tutan hastalık anlamında da kullanılır. Anlaşılan o ki, eskiler zayıflığı pek de makbul saymamışlar.

Modigliani, Madam Reynaurd  

Modern tıp, şişmanlığı reddediyor. Elbette bunun bilimsel nedenleri var. Bir doktor tavsiye etmişse mutlaka zayıflayacaksınız. Ama her şeyin bir haddi var. Yazlık çevremizde, plajlarda bikini ile arz-ı endam edeceğim diye bilinçsiz diyet yapanlara, iştah kesici haplarla sonunda ‘anoreksik’ olanlara, bilinçli de olsalar ‘bulimia’ hastalığına dûçar olanlara rastlıyoruz. Manken hastalığı da denen ‘bulimia nervoza’, dilediği gibi yiyip içtikten sonra tuvalete koşup -yüzünüze güller- gırtlağına parmak basıp klozete kusanlar ve bunu alışkanlık haline getirenler için kullanılıyor.

Bulimia ile dalga geçen bir resim

Geçen yazımda şişmanlara örnek olarak verdiğim resimlerden sonra, bu defa da zayıflara örnek olarak vereceğim resimlerle yazımıza devam edelim:

Paul Cezanne’ın ‘Yıkanan Kadınlar’ tablosunda etine dolgun kadınlarla beraber zayıf kadınları da izliyoruz. Caluaude Monet’nin ‘Şemsiyeli Kadın’ tablosuna bakınca böyle zayıflığa can kurban diyoruz. Modigliani’nin ‘Madam Reynaurd’ tablosundaki sere serpe yatan kadında erotizm yok, sanatsal duyguları okşayan bir çekicilik var. Bu resimlere bakınca kadınların tombulluktan arınma, normal kilolara dönüş modasının daha XIX. yüzyıldan itibaren başlamış olduğunu görüyoruz. Sonuçta bu gibi normal zayıflıktaki güzeller için diyecek bir sözümüz olmuyor.

Paul Cezanne, Yıkanan Kadınlar

Gel gelelim, 1970’lere doğru bir ‘tüy sıklet’ modası başlıyor ki evlere şenlik. Bu modanın öncüsü Twiggy’i anlatmadan geçemeyeceğim. Twiggy, 1949 doğumlu İngiliz fotomodel, podyum ve film yıldızı, ayrıca güzel şarkılar söyleyen bir kız. Asıl adı Lesley Hornby. Daha 16 yaşındayken akranlarına göre kısa boylu, zayıf ve o kadar çırpı gibi kolları ve bacakları varmış ki sevgilisinin kardeşi ona İngilizce ‘incecik’ anlamına gelen ‘twiggy’ dermiş. Aynı yaşlarda, kuaförde saçlarını yaptırırken keşfediliyor. Podyumlarda, film setlerinde, radyo ve TV’lerde boy göstermeye başlıyor. Aynı zamanda şarkıları ile de meşhur oluyor. Casino Theatre London’da ‘Cindrella’, Londra, The Royal Albert Hall’de ‘The Butterfly Ball’ gibi kabare oyunlarında oynuyor. ‘The Boy Friend’, ‘Pygmalion’, ‘Keep Your Eyes Open’ ve daha birçok film, oyun ve şarkıları unforgetable (unutulamayanlar) arasına giriyor.

Tüy sıklet Twiggy

Kızın ne derece minyon olduğunu merak ediyorsanız bazı rakamlar vereyim: Yıldız olduğu yıllardaki ağırlığı 91 libre. Yani 41 kilo. Bizler ideal kadının göğüs – bel - basen ölçülerini 90 - 60 - 90 santim olarak biliriz, değil mi? Bunun ölçüleri 31 – 22 - 32 inç. Yani 79 – 56 - 81 santim. Böylesine zayıflığa daha ne diyeyim; kararı siz verin.

Son yılların hanım hanımcık Twiggy'si
 

Şişmanlık - zayıflık konuları akla geldikçe yazılanlarla daha çok uzar gider. İyisi mi biz şimdilik bu kadarla yetinelim.


yerguvenc@gmail.com  
 

Yayın Tarihi : 31 Temmuz 2010 Cumartesi 15:24:47


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Yılmaz Ergüvenç IP: 88.236.81.xxx Tarih : 1.08.2010 14:51:44

Saygıdeğer meslektaşım Levent User'in 'Şişmanlığa övgü' yazım için yazdığı yorumu yeni okuyabildiğim için bu yazıdaki diğer yorumlarla birlikte anamadım. Levent kardeşim, parlak zekâsı ve derin bilgisi ile 'reptile'='sürüngen' teorisini örneklerle anlatıyor. (Teoriyi burada onun gibi anlatamam; merak edenler yorumu okuyabilirler). Bu teorinin tipik özelliklerini kendisi gibi yenebilmiş insanlar arasına beni de katmış. Teşekkürlerimle ...


Dr. S. IP: 88.252.163.xxx Tarih : 2.08.2010 23:26:52

Zayıflık ve şişmanlık kavramları, buna sahip olan kişilerin - öncelikle - kendi  tercihleridir. Fizyolojik fonksiyonları yeterince idame ettiği ve de kendilerine dikkat edebildikleri sürece her iki grup için, yaşamsal bir risk yoktur; ömür seviyeleri de eşittir. Zayıfların alınmamasını arzu ettiğim bir gerçek vardır ki, -aralarındaki farklılık olarak - şişman insanlar, yaşama daha bağlı ve mutlu, kendileriyle bağdaşıp, bu duygularını çevrelerine olumlu yönleriyle yansıtan, neşe saçan insanlar olduğudur. Ayrıca, Sayın Üstat Erdem Yücel Bey'in tercüman olduğu hislerine de katıldığımı belirtir, her birinize en içten saygılarımı sunarım.