27
Ocak
2026
Salı
ANASAYFA

Çağdaş kentleşme yolunda gelişimler (I)

GİRİŞ

Kentleşme, XX’nci ve yaşadığımız yüzyılın en önemli olaylarından biridir. Yüzyılımızda, gelişmekte olan ülkelerdeki kırsal kesimden kentlere göç olayı çok hızlı tempoda gelişme göstermiş ve de göstermekte. Kentlerdeki bu evrimin ana nedenini son yüzyılımızın ekonomik dinamizminde aramak yanlış olmaz. Kırsal bölgelerdeki tarım ekonomisinin makineleşmesi sonucunda kırsal kesimde istihdam azalmasının, buna karşın kentlere arz edilen sanayi ürünlerindeki çeşit, kalite, üretim artışı, sanat ve kültür yaşamlarındaki talep sonucu hizmet sektöründeki istihdam artışının, kentlerin büyümelerinde ana neden olduğunu burada bir kez daha ifade etmenin yararı vardır.

Klâsik kent modeli, devlet kurumlarının toplandığı, otokratik, politik ve dinsel yönü ağır basan, yaşam açısından statik kentlerdi. Kentleri doyuran, kırsal kesimdeki topraklar ve de köylünün iş gücüydü. Nehir boyu, liman ve kervan yolu üzerindeki kentler, tarıma dayalı ticaretle yaşayan kentlerdi. Mimarlar, insan yerleşimlerini önemsemezler, hünerlerini katedraller, şatolar ve kamu yapılarında gösterirlerdi. Kent yöneticileri ise ulaşım ve hijyen sorunlarını önemsemezlerdi. İşlevsiz kent surları, kentliye moral güvenlik verir olmuştu.

Sanayi devrimi, kentlerin çehresini değiştirdi. Sanayileşme etkisi içine giren kentler hızla ve çarpık yapılaşmalarla büyüdü. Hiçbir yönetim gücü, gelen bu seli regüle edemiyordu. Kent planlaması, toplumsal olayları dikkate almadan, geçmiş dönemlerde olduğu gibi geometrik düzenleme sanatından ibaretti. ‘Academie Beaux Arts’ anlayışı, kentlerin güzel görünümlü yapılarını ön planda tutarak sanayi merkezlerini ayıp bir şeyi saklar gibi gözlerden ırak tutmayı marifet sayan bir güzel sanatlar ekolü durumundaydı. Pek de haksız sayılmazlardı. Dönemin sanayi kentleri, doğadan kopmuş, kapkara görünüm ve kirli havalarıyla birer ‘kömür kent’ durumuna gelmişlerdi. Zaten burada yaşayanlar toplum dışı insanlardı.

Ne var ki derme çatma konutlardan oluşan sefalet mahallelerinde yaşayan, yeni kentli olmuş proletarya bilinci dinamizm kazanmaya başlamıştı. Proletarya, sosyalizm teorisyenlerinin çabalarıyla yerleşik kent çemberini zorluyor, sosyalist plancılar, işçi sınıfının egemen olduğu birer ‘makine kent’ hayal ediyorlardı.

Eskinin statik kentleri ve sanayi devriminin kömür kentleri, yerlerini günümüzün ‘kapitalist dinamik’ kentlerine, ulaşım, iletişim ve teknoloji kolaylıklarının geliştiği modern ticaret ve para trafiği merkezlerine bırakmış bulunuyor. Modern teknoloji arzının ardından gelen tüketim ekonomisi ile beraber, sanat ve kültür ortamındaki gelişmeyle gelen sosyal düzen, günümüz kent yaşamını ayrıcalıklı hale getirmiştir. Bu günün kentinde, kentlinin demokratik rejimi güçlendirecek politikalara katkıda bulunması, plancının kültür ve sanat etkinlikleriyle yaşam düzeyini daha da geliştirilmesi, doğal çevreye duyarlı olunması, sağlıksız bölgelerde kentsel dönüşüm uygulanması, ulaşım, erişim, altyapı tesislerinin tevsii ve modernizasyonu gibi çalışmaları, kentleşme politikalarının ana hedefleri durumuna gelmiş bulunuyor.


yerguvenc@gmail.com  

Yayın Tarihi : 10 Nisan 2011 Pazar 11:44:12


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?