KENTLEŞME ÖNCESİ
M.Ö. XXV ilâ X’uncu binyıllarda Paleolitik dönemin avcılık ve toplayıcılıkla geçinen insanlarının yaşadığı mağaraları, birbirlerine yakın olsalar da toplu yerleşim olarak niteleyemeyiz.
M.Ö. X ilâ V’inci binyıllarda Neolitik dönemin tarım devrimini yaşayan insanları, tarım ve hayvan üretimi yaptıkları bölgelerde yerleşik duruma geçtiler. Korunma amacıyla oluşan toplu yerleşimleri köy, yerleşenleri köylü olarak niteleyemeyiz.
![]() |
| Hitit başkenti Hattusas (Çorum) |
M.Ö. V binyıl ilâ İlk Çağ arasında Eneolitik dönemde inşa edilen dolmen (harçsız taş anıt), tümülüs (tepe altı mezar), menhir (dikili taş), kromlek (toplantı alanı) gibi sosyal nitelikli yapıtlar, günümüze kadar gelebilmişse de bu anıtlar çevresinde oluşması gereken konutlar kaybolmuştur. Mezopotamya ticaret yolu üzerinde olması nedeniyle nüfusu 10 bine vardığı tahmin edilen Anadolu’nun Çatalhöyük yerleşiminde, henüz cadde ve sokaklar oluşmadığı, birbirine girift olmuş evlere bacadan girildiği anlaşıldığına göre bu yerleşimi ‘kentleşme öncesi’ olarak niteleyebiliriz.
İLK KENTLER
İlk Çağ dönemlerinde oluşan kentler hakkındaki ilk bulgu ve bilgiler Mezopotamya uygarlığına aittir. Fırat ve Dicle nehirlerinin düzlüğe ulaştığı tarıma elverişli topraklar üzerinde kurulan köyler arasında ve daha uzak yerleşimlerle yapılan ticaret, uygun mevkide bulunan köyler, cadde ve yollarıyla kentleşmeye ilk adımı atmış bulunuyorlardı.
![]() |
| Mısır, Heliopolis ve piramitler |
M.Ö. III ilâ II’nci binyıllarda Mısır’ın Nil Nehri boyları, insanlara tarımsal üretim ve ulaşım olanakları veren bereketli topraklardır. Nil’in doğusu, güneşin doğduğu yönde, insanlara doğuş ve yaşam kültürü vermiş, toplumsal ve siyasal ideolojiyi yansıtan tapınaklar ve firavun sarayları ile konutlar bu yönde yapılmış, Nil’in batısı, güneşin battığı yönde, sonsuzluk kültürü olan mezar-piramitler yer almıştır. Nitekim Nil batısında Sakkara, Giza piramitleri ve Sfenks yapılmış, Nil doğusunda Teb, Memfis, Luxor, Karnak gibi kentler nehir boyunca dizilmiş bulunuyordu.
![]() |
| Sümer kent kalıntısı |
M.Ö. I’inci binyıllara gelindiğinde Mezopotamya’nın zenginleşen kent merkezlerinde hiyerarşik düzen aşlamış, rahip ve kralların yönetiminde ‘kent devletleri’ oluşmuştu. Elam, Akat, Sümer kral ve rahipleri kent devletlerini kurmuşlardı. Günümüzde bu kentlerin ancak taş örgü temellerine ulaşılabilmiştir.
M.Ö. XIV ilâ XIII’üncü yüzyıllarda Anadolu’da Hitit başkenti Hattuşaş, M.Ö. X’uncu yüzyılda Kenan ülkesinde Kudüs ve Finike’ye ait Ugarit, Tir, Biblos kentleri, M.Ö. VI’ncı yüzyılda Babil kenti kurulmuştu. Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi, Babil’in Asma Bahçeleri ve Kule’si, Ziggurat, dönemin başat yapıları idi.
![]() |
| Babil, Asma Bahçeleri, temsili resim |
Bu kentler, Asya kentleriyle ticari ilişkiler içindeydi. Çin’den gelen ‘ipek yolu’, Hindistan’dan gelen ‘baharat yolu’ üzerindeki kentler büyük gelişme göstermişlerdir. Mezopotamya ve Suriye kentlerinden doğuya uzanan yıllar, Merv kentine ulaşır, ikiye ayrılan yol, doğu yönünde Buhara, Semerkand, Kaşgar üzerinden Çin’e yönelir, güneye yönelen yol, Baktra, Kâbil, Hayber geçidinden Hindistan’a ulaşırdı.
![]() |
| Ziggurat, temsili resim |
M.Ö. 332 yılında Makedonyalı İskender Mısır’ı işgal etti. Burada Antik Yunan şehircilik ilkelerine göre planlanan İskenderiye kentini kurdu. Kentte, ‘Antik Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olan İskenderiye Feneri ve İskenderiye Kütüphanesi inşa edildi. Bu yapılar Mısır’ın orijinal mimarisinin sonunu getirmiş oluyordu.
yerguvenc@gmail.com