27
Ocak
2026
Salı
ANASAYFA

Çağdaş kentleşme yolunda gelişimler (IX)

MODERN KENTLEŞME YOLUNDA BİR ÖNCÜ: LE CORBUSİER

Le Corbusiér

Şimdi, CIAM ve Atina Şartı kararlarından evveline dönelim. Modern mimarlığın öncülerinden Le Corbusiér, modern kentleşme yolunda da bir öncüydü. 1922 yılında ‘Üç Milyonluk Kent’ projesiyle ideal kentte olması gereken ilkeleri açıkladı. Mimar, bu projesinde yaşam için en elverişli kent nüfusunu 3 milyonla sınırlamıştı. ‘’Büyük kentli olmak, büyük kentte yaşamak, kırsal kesimde yaşamaya oranla bir ayrıcalıktır. Ancak optimum nüfuslu bir kentteki trafik, katlanılabilir boyutta; iş çevresi, bilim, teknik, kültür, sanat, sağlık, eğitim, sosyal ilişkiler, ticaret ve alışveriş koşullarına ve de konfor şartlarına erişim, daha kolay olacaktır’’ diyordu.

Ne var ki kentlerin kırsal kesime oranla daha fazla sosyal ilişki ve konfor avantajları bulunmasına karşın, birçok dezavantajları da vardır. Anormal nüfus artışları sorunların katlanarak büyümesine neden olmaktadır. Yoğun dokulu mahallelerde ve geleneksel bitişik nizam parsellerde oturan kentliler, hava kirliliği, trafik kazaları ve güvenlik sorunlarıyla daha fazla karşılaşabilmekte, doğal ortamlara ancak tatillerde, o da keseleri elverirse kavuşabilmektedirler.

Le Corbusier, ‘Üç Milyonluk Kent’ projesinde, geleneksel ızgara sisteminde ve bitişik nizamda planlanmış kentlerden farklı olarak haç şeklinde planladığı kentin ana omurgası boyunca, yeşil alanlar içinde gökdelenleri sıralamıştır. Ofis veya konut olarak kullanılacak bu gökdelenler, 60’ar katlı ve 24 adet olacaktı. Yeşil alan içinde yükselen gökdelenlerde 1600 kişi 4 hektar alana sığabilmekteydi. Aynı 1600 kişiyi bağımsız evlere yerleştirseydi, 32 hektar alana gerek duyulacak, üstelik herkesin paylaşabileceği, kollektif yeşil alanlara ve sosyal donatılara sahip olamayacaklardı. Bitişik nizam yapı adalarındaki nüfusu bir noktada toplamakla yapı çevresinde yeşil alanlar oluşuyor, böylece doğayı kente taşımış, spor aktivitelerine ve sosyal donatılara olanak tanınmış oluyordu. Alt yapı, ulaşım ve güvenlik daha kolay ve daha düşük maliyetle sağlanabiliyordu. Yüksek gelirli sınıfın yararlandığı, yeşil bölgelerdeki banliyö yerleşimlerini kentin içine taşımış oluyordu. Çünkü bu gibi villalar, yüksek maliyetleri ve işletme masrafları yanında, işe gidiş gelişlerde zaman kaybına neden olduğu gibi, pik saatlerdeki özel oto yığılmaları kent içinde trafik sorunları yaratıyordu. ‘’Hektar başına düşen nüfus yoğunluğu ne kadar fazla olursa, mesafeler o kadar az olur’’ sözü de Le Corbusier’ye aittir.

Le Corbusiér'nin 'Üç milyon nüfuslu kent' projesi

Le Corbusier’nin uyguladığı önemli şehircilik eseri, Hindistan’daki Chandigarh (Şandigar) kenti planlaması olmuştur. Hindistan Başkanı Nehru’nun siparişi ile Doğu Pencap eyaletinin başkenti olarak planlanan kentte mimar, hayallerini gerçekleştirme olanağına kavuşmuştur. Kent, her birinin içinde okullar, ticaret merkezleri, parklar bulunan 5’er bin kişilik ünitelere ayrıldı. Trafikte oto ve yayaları birbirinden bağımsız hale getiren 7 yol ilkesi ile hızlı toplu taşıma araçları, üzerinde hiçbir ev ve tesis bulunmayan yollarda çalıştı. Merkezde parlamento, bakanlıklar, adalet sarayı, yüce divan gibi kuruluşlar yer aldı. Himalayalar’a paralel ve geniş bahçeler içindeki konutlar, yerel tuğla ve kil gibi yerel malzemelerden inşa edilerek, çimento, demir, ahşap, cam gibi malzemeler aşırıya kaçmadan kullanıldı. Le Corbusier’nin uyguladığı bu mimari stil, daha sonraları yerel mimarlarca taklit edilerek modern Hint mimarisinde bir nevi maniyerizmi başlatmış oldu. Ne var ki son yılların Chandigarh’ı bakımsızlığın ve umursamazlığın kurbanı olmuş durumda.

Chandigarh kent merkezi, perspektif, Mimar Le Corbusiér

Le Corbusier’nin açtığı bu çığır, sadece Hindistan’ı değil, tüm XX’nci yüzyıl dünyasının rasyonalist mimarlık ve şehircilik çalışmalarını etkiledi. Ancak modern çizgiler içeren arterler, kavşaklar ve yanlarında yükselen gökdelenler, eğer geleneksel dokular içeren kent merkezleri içinde yapılırlarsa, kentlerin yerel özellik ve kimliklerini yok eden bir etki yaratabilecek, bu da Atina Şartı maddelerinden olan ‘’geçmiş mimari değerlerin korunması’’ ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Nitekim Le Corbusier’nin 1942 yılında düzenlediği Cezayir kenti planlaması, bu mülâhazalarla Cezayir Belediyesi tarafından reddedildi ki kanımca doğru bir karardır. Keza Le Corbusier’nin diğer bir abes planı, Paris’te Saint Louis adası karşısına 200 metre yükseklikte gökdelenler dikmek istemesi, ‘’Tarihi katleden kör ilerici’’ ithamı ile karşılaşmasına neden olmuştur. Bütün bunlara karşın şu da bir gerçektir ki, Le Corbusiér, rasyonalist mimariye gönül vermiş dünya mimarlarını ve şehircilerini etkileyen önemli bir mimardır.

YOKTAN VAR EDİLEN KENT: BRASİLİA

Brasilia kent planlaması ilk eskizi, Mimar Lucio Costa

Le Corbusier’nin rasyonalist mimarisi Brezilya’da büyük kabul gördü. Daha Rio de Janerio başkentken Le Corbusier’nin gerçekleştirdiği Sağlık ve Eğitim Bakanlığı projesi, dünya mimarlık literatüründe yer aldı. 1943-44 yıllarında yine Brezilya’da Pampulha, 1947’de Sao Jose dos Compos kentlerini planlamıştı. O dönem, Juscelino Kubitschek, Pampulha Belediye Başkanıydı. Kubitschek, Brezilya Cumhurbaşkanı seçilince anayurdun ortasında, bakir bir coğrafi bölgede yeni bir başkent kurmaya karar verdi. Kentin planlaması ve kent içinde yer alan resmi ve umumi binalar, tamamıyla Le Corbusier’nin şehircilik ve mimarlık ilkeleri paralelinde inşa edildi.

Kentin planlarını Lucio Costa hazırladı. Taa Roma kentlerinden Le Corbusier’nin ‘Üç Milyonluk Kent’ projesine kadar gelen haç şeklindeki ana omurga sistemi, yeni Brasilia kentinin de ana omurgası oldu. Lucio Costa’nın çizdiği haç planını, o sırada ölen karısına olan bağlılıkla bağdaştıranlar varsa da bu olasılık fazla inandırıcı gelmiyor. 13 kilometrelik yatay kol üzerinde yerleşim birimleri, yapay göle kadar uzanan dikey kol üzerinde resmi binalar yer aldı. Haç kollarının birleşim noktası kent merkezini oluşturdu. Kentin kurulumu ve üniteleri tamamen oto trafiğine göre boyutlandı. Bu nedenle geniş yollar, geniş meydanlar, yonca yaprağı kavşaklar oto trafiğini yönlendirerek, yaya trafiği oto trafiğinden ayrılmış oldu. Lucio Costa’nın planlama ilkelerine göre kent nüfusu 500 bini geçmemeli idi. Kente resmi sıfatı dışında sanayi ve ticari merkez getirilmediğine göre bu makul bir rakamdır. Daha fazla nüfus için anakent çevresinde uydu kentler yapılması düşünülmüştür.

Ben, resmi görevim nedeniyle Brasilia’da birkaç gün kaldım. Mesleğim gereği olarak da kentin her yanını karış karış gezdim. Parlamento’nun yer aldığı Üç Güç Meydanında kendimi bir nokta gibi hissettim. Hâlbuki meydan, Moskova’nın Kızıl Meydanından daha büyük değildi. Ve de o meydanda böyle bir hisse kapılmamıştım. Nedenini, meydanın ıssızlığı ve de çevresinde meydanı çevreleyen yapıların bulunmayışı olarak açıklıyorum.

Brasilia, iki ana arterin kesiştiği merkez, Mimar Lucio Costa

Le Corbusier’nin çırağı durumundaki Brezilyalı mimar Oscar Niemeyer, Brasilia’da inşa ettiği eserlerden sonra dünya çapında bir yıldız mimar oldu. Rasyonel stildeki mimari anlayışını, tevazu içinde ‘’Sosyal koşullarla teknik olanakların bir araya getirilmesi sanatı’’ olarak niteliyordu. Tevazu içinde diyorum; çünkü kendisi dünyada ‘beton virtüozu’ ve ‘mimari heykeltıraş’ olarak anılıyor. Yasama, yargı, yürütmeyi simgeleyen kubbe, ters kubbe (çanak) ve ana kitle olan Ulusal Kongre binası, bunun dışında Adalet Bakanlığı, Katedral ve yapay göl kenarındaki Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve daha birçok yapı, plastik sanat ve estetik şaheserleridir.

Oscar Niemeyer sıkı bir komünisttir. Buna karşın siyasi fikirleri dolayısıyla hiçbir baskıya maruz kalmadığı gibi devletin en büyük yatırımlarını gerçekleştirmiş bir mimardır. Demek ki Türkiye’nin Brezilya’dan öğreneceği daha çok çok dersler var. Mimar, 1963 yılında ‘Lenin Barış Ödülü’ne lâyık görülmüştür.

Brasilia, Üç Güç Meydanı ve Ulusal Kongre binası, Mimar Oscar Niemayer

Lucio Costa ve Oscar Niemeyer’in İsrail’deki Necef Çölü’nde 40 bin konutluk kent ve Hayfa Üniversitesi projeleri de kayda değer eserlerdir.

Ne var ki yoktan var edilen başkent Brasilia, geri dönüşümü olmayan inşaat yatırımlarıyla Brezilya’nın ekonomisini perişan etmiş, Cumhurbaşkanı Kubitschek’in iktidardan düşürülmesine neden olmuştur.

 

yerguvenc@gmail.com
 

Yayın Tarihi : 7 Haziran 2011 Salı 12:35:37


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?