27
Ocak
2026
Salı
ANASAYFA

Çağdaş kentleşme yolunda gelişimler (XII)

DÜNYA KENTİ: NEW YORK, NEW YORK

Start spreading the news. I’m leaving today
I wont to be a part of it. New York, New York.
These vagabond shoes, are longing to street
Right through the very heart of it New York, New York.
…...
I wanna wake up in a city, that doesn’t sleep
.
…...

Leonard Bernstein’ın dizeleri New York City için böyle söylüyor.

Nev York, Özgürlük Anıtı

New York, New York… Birgün habersizce ayrılsa da kentin bir parçası olmanın ve de pabuçlarıyla serazat arşınladığı caddelerinin özlemi içinde ve de hiç uyumayan kentte uyanmanın mutluluğunu tadan ve de New York, New York diye yanıp tutuşan bu şarkıyı Frank Sinatra’nın sesinden dinleyip de böylesi bir kent sevgisi karşısında hislenmemek olası mıdır acaba? (Bu abartılı ve babayani çevirim için özür dilerim).

Dünyanın kalbi olan bu şehirde yaşamak, birçok insan gibi, Frank Sinatra için de bir ayrıcalık oluyor. Ne var ki kentin dişli çarkları içinde medar-ı maişet motorunu çalıştırma uğraşı veren pek çok insan için ise bu acımasız kentte yaşamak bir ayrıcalık olmayabilir. Bir Anadolu deyişi ‘’Paran varsa şeher, paran yoksa zeher’’ diyor.

New York, Brooklyn

Her ne ise, bazıları için mutluluk, bazıları için mutsuzluk kaynağı olan bu kentte 8 milyonu aşkın, banliyöleriyle beraber 21 milyon kişi yaşıyor. İngilizce dışında, başta İtalyanca, Çince, İspanyolca olmak üzere 170 ayrı dil konuşuluyormuş. Yani bu kent, Bâbil Kulesi efsanesinin günümüzdeki somut tezahürü gibi bir şey. Üstelik dünyanın en kalabalık kentlerinin de altıncısı… New York’dan evvelki 5 kent, (Tokyo, Delhi, Sao Paulo, Mumbai, Mexico) insan kalabalığı ile doğru dürüst yaşanamaz kentler sınıfına girse de New York için bunu söylemek zor. Çünkü New York’da değişik sınıflar için dengeli bir bölgeleme var. Her bölge kendi ekonomik sınırları içinde yaşayıp gidiyor. Bu bölgeleme Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx, Richmond, … gibi kendi coğrafi sınırları içinde oluşmuş semtler. Bir de her babayiğidin rahatça dolaşamayacağı Harlem ve de ilginç China Town bölgeleri var.

New York, Manhattan Adası

Ama New York deyince ilk akla gelen şüphesiz ki Manhattan adasıdır. Manhattan, gökdelenlerindeki iş ve finans merkezleri, mağaza ve restoranları, müzeleri, Times Meydanı, özellikle de Central Park’ı ile kentin kalbi durumunda. Central Park, dünyanın en pahalı 5. ve 8. caddeleri arasında bir km. eninde, 4 km. boyunda, yani 400 hektar alanı kaplayan bir yeşil alan. Dikkatinizi çekmek isterim: Beher metrekaresi kilolarca altın değerinde olan Manhattan adasında 400 hektar alanı ‘yeşil’e ayırmak, bir uygarlık örneğidir. (Bizim kentlerimiz için akıl almaz bir planlama).

New York, Central Park

Kent, ilk kuruluşunu 1615 yılında buraya yerleşen Hollandalı tüccarlara borçlu. Onun için de adına New Amsterdam demişler. Kuruluştan 10 yıl sonra göz diktikleri Manhattan Adasını Kızılderili sahiplerinden 1000 dolara satın almışlar. Evet, sadece 1000 dolara. Bugün santimetrekaresini bu paraya alamazsınız. 40 yıl sonra da kente United Kingdom, İngiliz İmparatorluğu el koyuyor. Ve de adı New York oluyor. Çocukluğumuzda Ertha Kitt’den dinlediğimiz ‘’Istanbul, isn’t Constantinople never; even old New York was New Amsterdam’’ şarkısından öğrendiğimiz gibi.

11 Eylül 2001, İkiz Kuleler

Central Park 1857’de, ilk metro 1904’de açılıyor. Empire State Building’in inşası bütün dünyada olay oluyor. Artık New York bir ‘Dünya Kenti’ olmuştur. 11 Eylül 2001’de Batı kapitalizminin simgesi World Trade Center’ın vurulması ile kent büyük bir darbe alıyor. Bu acı hâlâ dinmiş değil. Yerinde, ‘Sıfır Noktası’nda yapılan yeni bina ile bu acı nesiller boyu hissettirilecek. Ve de bu gidişle tüm Müslümanlar vebal altında bırakılacak.


yerguvenc@gmail.com  
 

Yayın Tarihi : 1 Temmuz 2011 Cuma 13:00:23


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?