27
Ocak
2026
Salı
ANASAYFA

Dağ fare doğurdu

Yazık… Çok yazık…

Yarına, çağdaş Türkiye’nin dînî mimarîsinden hiçbir eser kalmayacak. 100 sene sonraki mimarlık tarihçileri, bu dönemden yoz bir dönem olarak söz edecek.

Efendim, Çamlıca tepesine yapılacak ve İstanbul siluetine yeni bir katkı sunacak cami projesinden bahsediyorum.

İki mimar hanım kız, bilgisayarlarının başına geçmişler, Sultanahmed Camiinin büyütülmüş bir kopyasını çizmişler. O kadar ki, tam ve yarım kubbeler düzeninden tutun da ana kitlenin dört köşesine üçer şerefeli dört minare ve avlunun iki köşesine ikişer şerefeli iki minareyi kondurana kadar, bu XVII. asır şaheserini kopyalamışlar. Evet kopyalamışlar. Bunu sadece ben söylemiyorum. Mimar Doğan Tekeli de ‘’Anafikri itibariyle Sultanahmed Camii’nin yüzde 90 kopyası’’ diyor.

Üstelik cami projesine birtakım temalar monte etmişler. Minare boyları, ne alâkası varsa 1071 Malazgirt zaferinden mülhem 107,1 metre olacakmış. (Kubbe ile minare arasındaki ilişki oranlarını boş verin gitsin). Ana kubbenin çapı İstanbul’un trafik plâkasından mülhem 34 metre olacakmış. (Demek ki İzmir’de yapılsa çap 35 metre olacak da Ankara’daki kubbe 6 metre çapı ile pek küçük kalacak). Kubbenin zeminden yüksekliği, İstanbul’da 72 buçuk millet yaşadığından 72 buçuk metre olacakmış. (İstanbul’da 72 tam millet yaşıyormuş da, buçuk millet kimlermiş acaba? Her halde bu çirkinliğin, yaptıkları ırkçılığın farkında değiller).

Sultanahmed Camii ve yeni yapılacak Çamlıca Camii (fotoğraflar milliyet.com.tr'den alınmıştır.)

Şaka bir yana, demek ki kitlenin mimarîsine mimarî oranlar değil, böylesine gayri mimarî fantezi ölçüler hükmedecek.

Ne demişti Sakallı Celâl? ‘’Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür’’. Tabii ki bu bozuk oranlarla orijinal caminin sadece kopyası değil, kötü bir kopyası yapılmış oluyor. Eyyy Sedefkâr Mehmed Ağa! Bunları görebilseydin eğer, her halde hırsından mezarında ters dönerdin.

İyi niyetlerinden şüphe etmediğim mimarlara bu kadar yüklenmek yeter. Çünkü bu yarışmanın sorumlusu sadece mimarlar değil. Sorumluluk jüride ve jüriden de evvel, kanun nizam dinlemeyen organizasyondadır.

Bir kere mimari proje yarışması Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve Mimarlar Odası yönetmelikleri kaale alınmadan yapılmıştır. Esasen, şartnamenin gösterdiği hedeften rahatsız olan bazı jüri üyeleri istifa etmişlerdi. Projeleri inceleyen jüri üyelerinin ise seçim için iki arada bir derede kaldıkları anlaşılıyor. Bir kere nedendir bilinmez, birinci gelen bir proje seçmiyorlar. Birincisi olmayan yarışma iptal edilir. Bu bir.

İkinci ve üçüncü projelerde, biri geleneksel, diğeri çağdaş olmak üzere ikişer proje seçiyorlar. Demek ki ya aralarında anlaşamadılar, ya da ne şiş yansın ne kebap misali işin içinden sıyrılmaya baktılar. Uzun lâfın kısası, kararı yöneticiye bıraktılar. Bu da iki.

Sonunda koskoca İstanbul metropolünün önemli yapısını seçme işini Üsküdar Belediye Başkanının boynuna yükleyiverdiler. Böyle jüri üyeliği olmaz.

Olay, baştan aşağı fiyaskodur.

Sayın yöneticiler! Ne olur, bu kendi fikrine güvenmeyen, kararsız jüriyi yok sayın ve yol yakınken vazgeçin bu projeden. Çünkü inanın ki yapılan bu proje çalışmaları, sadece Türk mimarlığına değil, beraberinde Türk kültürüne de vurulmuş bir darbedir. Tekrar ediyorum, bu proje, yarınımıza kalacak bir proje değildir.

Peki, ne yapalım?

Ülkemizde Doğan Kuban ve Doğan Tekeli gibi çok şükür ki hayatta olan iki değerli mimar var. Birisi Osmanlı mimarîsini en iyi bilen ve yorumlayan, diğeri çağdaş Türk mimarîsini en iyi bilen ve yorumlayan iki değer. Bu iki mimar, tahkim heyetlerinde olduğu gibi kendileri ile çalışacak bir üçüncü mimarı seçsinler. Bu üç mimar, projeleri yeniden gözden geçirsin ve tek bir projeyi birinci seçsinler.

Seçtikleri projeyi, proje müellifi ile beraber geliştirsinler. Yapım döneminde de ilgilerini devam ettirsinler.

Aklıma başka bir çıkar yol gelmiyor.

 


yerguvenc@gmail.com

Yayın Tarihi : 19 Kasım 2012 Pazartesi 11:58:46


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
yasar ertas IP: 94.135.148.xxx Tarih : 19.11.2012 17:04:00

iki tane resim görülüyor ekiside aynisi deniliyor birinin  arka görüntüsünde mavi ufuklar birinin fundaliklar birinin bahce  düseni baska birinin bam baska bunlarida bu mimarlarimiz aynisini yapsaydi vallah aynisinin aynisini yaptiklari icin yildizli tesekkür edecektim maalesef tesekkür etmiyorum yapacaklarsa tam tamina aynisini yapsinlar  nasilki ünlü markalari saat te olsun giyimde olsun  sahte pardon aynisini yapiyorsak ve bunu beceriyorsak bu isi becerenlerden gidip bir kac kilo akil alsinlar hem bu ise evet diyenlere hem mimarlarimiza ayiplar olsun madem aynisinin aynisini yapmayi beceremiyorsunuz mecbusunuz aynisinin aynisini yapmaya hem kendinizi hem bizi ele aleme rezil ediyorsunuz  bir reklam var bu günlerde beygirle ormanda bir dolasiyor bu ormanin icinde evler yapiyor eski projeleri masadan itiyor yenilik istiyor  hazir orman icinde yapilara karsiyim  meraya yapsin ormanlik sonradan yapsin iste bu derim ama masada duran  eski kafa projeleri itmesinde  akli galiba