4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

İnönü Stadı’nın Adı Ne Olsun?


Pek çok kimsenin dikkatinden kaçtığına eminim. Konuya ‘Sinek küçüktür ama mide bulandırır’ meseli uyarınca dokunmadan geçemiyeceğim. Konu şu: İnönü Stadı’nın adı ne olsun? Bu da nereden çıktı demeyin ve dinleyin. Ben de 10 Ağustos 2008 günlü Vatan Gazetesi’nin Bizim Kahve ekinde yayınlanan bir haberin yalancısıyım.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün (BJK) meşhur ‘Çarşı Grubu’, kendi kendini feshetmeden önce İnönü Stadı’na BJK kurucularından Şeref Bey’in adının verilmesi için bir imza kampanyası açmış. BJK Yönetim Kurulu ise geçtiğimiz günlerde vefat eden Hasan Doğan’ın adını stada vermeyi planlıyormuş. Ama bir kısım Beşiktaşlılar bu isme çok sıcak bakmıyorlarmış. Örneğin Mehmet Özdilek, stadın adı ‘Süleyman Saba Stadı’ olsun demiş. Eski futbol hakemlerinden Cem Papila, stada ‘Kartal Yuvası’ adını lâyık görmüş. Her halde Pekin Olimpiyatları’nın meşhur stadı ‘Kuş Yuvası’ndan esinlenmiş olsa gerek. Bunların dışında daha birçok isim, stadın adı şu veya bu olsun diye ahkâm kesmiş.

Bir bardak suda fırtına çıkarmak isteyen bu beyler, acaba İnönü gibi Türkiye Cumhuriyeti tarihine mal olmuş bir şahsiyetin adını değiştirme hakkını nasıl kendilerinde bulabiliyorlar ve de kimin malını kime pazarlıyorlar dersiniz?

Bu sözlerimle stada isimleri verilmek istenen kişilere saygısızlık yapmak istemiyorum. Hepsi de ayrı ayrı değerlerdir. Şeref Bey, BJK futbol şubesinin kurucularından olup yanan Çırağan Sarayı yan arazisini stada çevirmek gayreti içinde iken vefat eden, ömrünü Türk sporuna ve BJK’ya adamış bir liderdi. Nitekim vefatından sonra yapılan stadın adı ‘Şeref Stadı’ olmuştur.

Süleyman Saba, BJK’da takım ruhunu perçinleyen, genç kuşakları eğiterek futbol camiamıza kazandıran efsanevî ve onursal başkandır. Akaretler Caddesi, isabetli bir kararla onun adını almıştır.

Hasan Doğan, basında çıkan haberlerde ilk kez Başbakan’ın çocuklarının Amerika’daki eğitim sponsoru olarak adını duyurmuş ise de, müteveffanın son yıllarında Türk futboluna verdiği kısa fakat büyük hizmetlerle kalbimizdeki yerini almıştır.

Demek istediğim şu ki, bu isimlere hiçbir alerjimiz yok, aksine sevgi ve saygımız var.

Gelelim İnönü Stadı’na. Bu isim tecavüzü, stadın başına ilk defa gelmiyor. Demokrat Parti’nin İnönü düşmanlığı, burada da kendini göstermiş, stadın adını ‘Mithat Paşa Stadı’ yapmışlardı. 27 Mayıs 1960’tan sonraki dönemde stat, yine aslına rücû etmiş, tekrar İnönü Stadı olmuştur.

İnönü Stadı, kentin en çok imar görmüş bölgesinde, Dolmabahçe’de konuşlanmış, döneme has mimarisi ile Cumhuriyet mimarlık tarihinin önemli bir kültür mirası ve bir prestij yapısıdır.

Kulüp yönetimi, atletizm pistine tribünler koyarak, Gazhane yönü tribünler üzerine çirkinlik anıtı garip çelik çatılar ekleyerek, zaten stadın orijinal mimarisini bozmak için elinden geleni ardına koymadı. Sadece Anıtlar Kurulu kararı dolayısıyla ön cepheye ilişemiyor, taş kaplama ve kuleleri bozamıyorlar.

BJK, bu stadın kabına sığamayacak kadar büyük bir spor kulübü. Onun için de kulübü ve tesisleri geliştirmek yöneticilerin en doğal görevleri. Kanımca yapılması gereken, belirli olanakları olan stadı zorlayarak kapasiteyi arttırmak değil, Galatasaray’ın yaptığı gibi yeni bir stada ve yan tesislerine sahip olabilmektir.

Kent çevresinde kolay ulaşılabilecek, özellikle metro ile ulaşılabilecek bir arazinin Hazine’den sembolik bir bedelle temin edilmesi, bu arazi üzerinde imar planı düzenlenmesi ile modern ve yeterli kapasitede bir stat ve yan tesislerinin yapılması, arazinin arta kalan kısımlarının değerlendirilmesi suretiyle finansman sorununun halledilmesi en çıkar yoldur. Bu yol ‘uzun-ince bir yol’ olarak görülse de bunu başarabilen yönetim BJK tarihinde yerini alır. Buna ne devlet, ne hükümet, ne basın, ne de kamuoyu hayır diyemez. Çünkü olay, bu günkü zevahiri kurtarmak değil, geleceğin Türk sporcusunu, Türk futbolcusunu geliştirmek olayıdır. İşte o zaman, bu stadın adı ‘Şeref Stadı’ olur.

Peki, o zaman mevcut İnönü Stadı ne olacaktır? Her şeyden evvel stat, fazlalıkları kaldırılarak orijinal durumuna getirilecektir. En önemlisi, atletizm pisti modernize edilecektir. Bizlerin futbol kadar atletizm karşılaşmalarını da seyretmeye hakkımız vardır.

Bu statta Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı bir futbol ve atletizm okulu kurulmalı, okulun başına dünya çapında değerli hocalar getirilmelidir. Bu teşebbüse sponsor olabilecek birçok firma vardır. Hele, Pekin Olimpiyatları’nda atletizm branşlarında düştüğümüz zavallı durumu, ata sporu güreşte bile yaşadığımız hezimeti görünce, bu işe Bakanlığın el atmasının zorunluluk olduğu ortaya çıkıyor.

Bunun dışında saha, amatör futbol kulüplerine kapısını açar. 19 Mayıs ve diğer spor kutlamaları, seremonileri burada yapılır. Atletizm yarışmalarına önem verilir. Anadolu spor kulüplerine yönelik spor festivalleri tertiplenir. Büyük konserlere, büyük etkinliklere kapılarını açar. Millî maçlar burada oynanır. Çünkü, Büyükçekmece Gölü kuzeyindeki Olimpiyat Stadı, meteorolojik şartlar araştırılmadan yapılmış, ulaşılabilirliği için büyük paralar yutan, yer seçimi yanlış bir ölü yatırımdır.

Onun içindir ki İnönü Stadı, bizim için çok önemlidir.

Yayın Tarihi : 15 Ağustos 2008 Cuma 12:22:14
Güncelleme :16 Ağustos 2008 Cumartesi 12:12:18


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
erdal eren IP: 88.234.120.xxx Tarih : 22.10.2008 21:33:24

Ergüvenç ve erdem bey stadın büyümesi konusunda yakın görüş belirtiyorlar.Milli Saraylar Daire Başkanlığında 26 sene mimar- restoratör ve Dolmabahçe Sarayı Müdürü olarak görev yaptım.Bu yapının Has Ahırlar olduğunu ve korunması gerekirken yanlışlıklara devam edilmesin.Swiss oteli ve Rizt gökdelenleri sliütei tamamen bozmuştur.Saray tiyatrosu yıktırıp yola katılmıştır.Bu konuda bir paanel yapılmasını öneririm.Stadın son onarımında su kanalları da tahrip edilmiştir.Yürürken veya otonuzla Dolmabahçe caddesinden geçerken metan gazı kokusunu aşırı koklamak zorunda kalabilirsiniz. Yrd.Doçent Dr.Erdal Eren, Beykent Üniversitesi, 22.10.2008


Erdem Yücel IP: 78.191.140.xxx Tarih : 15.08.2008 22:57:10

Sayın Ergüvenç, sizin de belirttiğiniz gibi İnönü Stadı yeniden gündeme getirildi. Bu kez Türk futbolunda önemli bir yeri olan İnönü Stadının genişletilme talebinini yanı sıra isim  değişikliği... Ne yazık ki, mimarlığı, mimari tarihini ve hepsinden öte şehrin tarihini bilmeyenler yönetimlere geliyor. kendi kafalarınca da, dar görüşleri içerisinde olaylara bakıyor ve bir takım kararlar vermeye çalışıyorlar. Bunlara dur diyecek konunun ehli kişiler ya boş veriyor ya da seslerini duyurmaktan kaçınıyor. Toplumun üzerini  atalet ten kaynaklanan ölü toprağı serpilmiş gibi...Bir kulüp Başkanı ile yönetim kurulu üyeleri birazda yağdanlık olarak İnönü Stadına isim arıyorlar. Bunun yanı sıra İstanbul'un 1940'lı yıllarda yeniden düzenlenmesi sırasında H.Prost planına göre Dolmabahçe vadisine yerleştirilen stad zaten demir konstrüksiyonlarla özelliğini yitirmiştir. Bir ara oradaki tribünlerin yıkılıp, stadın geriye kaydırılması bile düşünülmüştü. Onlara kızmak da elde değil; çünkü bilmiyorlar; ne mimariden, ne İstanbul'dan haberleri bile yok. TBMM de mimar, sanat tarihçi veya arkeolog milletvekili var mı ? Yok... Parti Genel başmkanları belki de böyle mesleklerin varlığından haberleri bile yok !.. İnönü Stadının genişletilmesinde belki danıştıkları mimarlar olmuştur. Ama gerçek mimar Türkiye'de öylesine azkı..Sırası gelmişken mimar ile mimar çıkışlılarını da birbirinden ayırmak lazım. İstanbul'da futbol tarihinin bir başka stadı daha vardı; Şeref Stadı... O Stadın yerinde yakın tarihlerde  Çırağan Otelinin bir bölümü yükseldi. Ardından mimar çıkışlı bir belediye başkanı bizansın açık hava sarnıcı içerisindeki tarihi Vefa stadını da iş merkezine çevirmek istemişti. Belki o da yapılır ! İstanbul girişindeki adalara Mevlana'nın heykelini dikmek isteyen zihniyetten de daha başkası beklenemezdi. İnönü Stadını bir kulüp emrine vermek baştan yanlıştı. Orası Türk sporunun merkezi, atletizm başta olmak üzere çeşitli sporlara ayrılırdı. Devletin bol kepçe dağıttığı arazilerden birisine de Beşiktaş' için yeni bir stad yapılır, istedikleri isim de verilir. Yine de bir sonuca varacağını sanmadığım ikazınıza teşekkür ederim. Erdem Yücel