TAŞINABİLİR EŞYA SÜSLEMELERİ VE MEFRUŞAT
TEZHİP
Tezhip, Arapça ‘zeheb’ sözcüğünden gelir. Altın varak sürme, yaldızlama anlamındadır. İran’dan başlayarak Kûfe, Basra, Kahire’ye yayılmış, Osmanlı’da bir ince sanat durumuna gelmiştir. Altın varak, deri üzerine serilen altın plakanın günlerce dövülerek mikron mertebesine kadar inceltilmesi ile elde edilen küçük boydaki yaprakçıklardır. Balla yapılan özel bir karışımda zerreler hâline getirilen altın, motifler üzerine uygulanır. Değerli kitaplarda, özellikle Kuran-ı Kerim sayfalarında yapılan çerçeve süslemelerine kullanılmıştır.
EBRU
Ebru, Farsça ‘ebr’ sözcüğünden gelir. Ebr, bulut anlamındadır. Resmedilen levhanın hâreli (ebrulî) görünüm vermesi, bu sanata ebru denmesine neden olsa gerektir. Ebru sanatı, büyücek kap içerisindeki durgun suyun yüzeyine renkli boyaların serpilmesi ve bunların ince bir çubukla yayılarak çeşitli desenler elde edilmesi ve sonuca ulaşınca su üzerine yayılmış resmin üzerine serilen kâğıda yapışmasıdır. Bu bir zanaat mıdır, yoksa sanat mıdır? Yapılan işlem zanaat olsa da, boya renklerinin seçimi, renklerde uyum veya tezat aranması, çubuğun maharetle dolaştırılıp çiçek ve diğer motifler elde edilebilmesi sanattır.
MİNYATÜR
Minyatür, Fransızcadan dilimize girmiş bir sözcüktür. İslâm süsleme sanatlarındaki anlamı, eski yazma kitapları süsleyen, kâğıt ve parşömen üzerine çizilmiş renkli resimlerdir. Yalnız buradaki resimler, İslâm inancına aykırı düşmeyecek, put çağrışımı yapmayacak şekilde düzenlenmiştir. Çizgiler derinlik, renkler ton farkı, objeler gölge içermez. Dini baskıya rağmen, doğa, hayvanlar, insan portreleri resmedilebilmiştir. Ancak yazma eserlerin içinde yer alan bu süslemeler, halka inmemiş, saray sanatı olarak gelişme göstermiştir.
Minyatür sanatının yolunu açan Horasan ve İran ile Mısır’da Fatımi hanedanı olmuştur. Fatımi hanedanının son bulması ile (1171) sanatçılar Bağdat’a yerleşmişler, Abbasi saraylarında hüsnü kabul görmüşlerdir. 1222’de, Yunanlı Dioskoridis’ten Arapçaya tercüme Kitab-ül Edviye (Botanik) ve İlâç kitaplarını resimleyen Abdullah İbni Fazıl, 1290’da Tarih-i Cihankûşe’yi resimleyen Alâiddin Cüveynî, dönemin minyatür ustaları idi.
İran’da XIII. yüzyılda Kelile ve Dinme, XV. yüzyılda Sâdi’nin Butsan kitapları resimlendi. Yine ‘Rüstem’in Zaferi’ (İran – Turan Savaşı), Şehname’de ‘At Üstünde Savaş’, ressam Behzad’ın ‘Timur Sarayında Resm-i Kabul’ ve ‘Leylâ ile Mecnun’ ve de ‘Hüsrev ile Şirin minyatürleri XV. yüzyıl eserlerindendir. XVI. yüzyılda ressam Ağa Mirek’in, ‘Bir Genç Kız’ ve ‘Muhammed’in Göğe Çıkışı’, ressam Sultan Muhammed’in ‘Kitap Okuyan Şehzade’ ve ‘Prens Portresi’, XVII. yüzyılda ressam Ali Rıza’nın ‘Çiçek Demeti Tutan Delikanlı’ ve ‘Saçını Tarayan Kız’ portreleri İran sanatının şaheserlerindendir. Şah Abbas I. (1587 – 1629), saray ressamı Şeyh Mehmed Şirazî ile Kazvin ve İsfahan’da çalışan ressamları Roma’ya gönderdi. Roma’daki eğitim sonunda minyatür sanatı resme daha fazla yaklaşmış oldu.
Hindistan Babür İmparatorluğu’nun kurucusu Babür Şah, Delhi’de büyük bir kütüphane kurdu. Ahfadından Hümayun, Ekber ve Cihangir Şahlar, kütüphaneyi yıllar içinde geliştirdiler. Yazma kitaplar içeriğinde doğa, hayvan, insan resimlerine izin verdiler. Buhara, Tebriz ve Kazvin’den Delhi’ye gelen ressamlar, İran etki ve ekolünü devam ettirdiler. ‘Prensin Ziyareti’, ‘Vişnunun Uçuşu’, ‘Deve Üzerinde Kanatlı Melâike’, ‘Cihangir Namaz Kılıyor’ dönemin çok önemli minyatürlerindendir.
Osmanlı’da da çok ünlü ve değerli minyatür sanatçıları yetişti. Minyatür hazinemizin büyük kısmı Topkapı Sarayı’ndadır. XVI. yüzyılda yazılan Hünername’de 110 adet minyatür resim bulunmaktadır. Bu kitapta Nakkaş Osman’ın ‘Âl-i Osman Ecdadından Yalvaç Beyin Fakirlere Sadaka ve Elbise Dağıtması’, ‘Murad Hüdavendigârın Kosovada Şehit Edilmesi’; 1517 el yazması Şehname-i Osmanî’de ‘Kapudan-ı Derya Hayrettin Paşa’nın İstanbula ilk Gelişinde Sultan Süleyman Tarafından Kabul Edilmesi’ önemli minyatürlerdir. Yine Nigârî’nin ‘Barbaros Hayrettin Paşa’, ‘Mevlâna Celâleddin Rumî’ portreleri, XVII. yüzyılın ‘Eşek Üzerinde Nasreddin Hoca’, ‘Kaplıcada Yıkananlar’, ‘Oyunlu Sazlı Gece Âlemi’ ve de ünlü ressam Levnî’nin ‘Tahtta Oturan Ahmed III.’ portresi şaheserlerimizden sadece bir kaçıdır.
Bütün bu minyatürlerde, katı kurallar dışında hareketli insanlar ve insan yüzleri resmedilmişse de derinlik, gölge ve ton farkları bulunmadığı için tasvirlerde ruhsal durumlar, anlamlı bakışlar aranmamalıdır.
SERAMİK
Burada değineceğimiz seramik ve çini imalât, tabak ve vazo ağırlıklı olacaktır. Topkapı Sarayı’nda teşhire sunulan tabak koleksiyonu Çin mahreçlidir. Bilindiği gibi Çin seramiği, binlerce yıldan beri devam eden, eşsiz bir sanat harikasıdır. Bununla beraber, Mısır ve Irak, Rakka’da XI. yüzyıla tarihlenen cilâlı seramik vazolar bulunmuştur. XII. ve XIII. yüzyıllara ait Pers – İran menşeli, motifli ve sırlı seramik tabaklar da değerli sanat eserlerindendir. Şam ve Anadolu Selçuklu kentlerinde çeşitli otlar, çiçekler, geometrik çizgiler ve seyrek de olsa insan figürlü ve sırlı tabaklar bulunmuştur. XVI. yüzyıl İran’ındaki sürahi ve vazolar ünlü dünya müzelerinde teşhir edilmektedir.
Osmanlı’da İznik, Bursa, Kütahya ve İstanbul çinicilik sanatı merkezleri olmuştur. Çini kaplamalarla beraber vazo, sürahi, tabak gibi eşyalarda kaliteli üretim sağlanmıştır.
KUYUM
Emeviler ve daha sonra gelen halifeler, değerli maden ve taşlara ve bunlarla imal edilmiş eşya ve ziynetlere çok meraklı idiler. Hazinelerine ait listeler bize bunu gösteriyor. Ancak yenilgiler sonucu yaşanan yağmalar ve başka amaçlarla kullanılmak üzere eritilmeleri ile kuyum eserlerinin çok büyük kısmı elden çıkmış, zamanımıza kadar gelememiştir. Her şeyde olduğu gibi kuyumculuk sanatında da İran uygarlığı başı çekmektedir. Sâsâniler’in altın ve gümüş işleri, İslâm âleminde de revaç bulmuş ve taklit edilmiştir. Hemedan ve Şam işi Necef taşı kakma kupa, maşrapa ve vazolar, 1380 tarihli, billûr cam üzerine işlenmiş mine vazolar, sfenks, hayvan ve insan figürü işlenmiş mahfazalı aynalar Avrupa müzelerinde teşhir edilmektedir. Nakli kolay olan bu gibi sanat eserleri Londra British Museum, Victoria&Albert, Paris Louvre gibi büyük müzelere intikal etmiş bulunmaktadır.
AHŞAP EŞYALAR
Kürsü, rahle gibi cami eşyaları ile sedir, paravan, kitaplık, mücevher kutuları gibi saray eşyaları cilâ tutan sert ağaçlardan imal edilmiştir. Ahşap oyma sanatında Mısır başı çekmektedir. Ebu Simbel’deki arkeolojik kazılarda, firavunlar dönemine ait ahşap heykeli bulan kazı işçilerinin, heykeli belediye başkanlarına benzeterek Şeyh-ül Beled ismini verdikleri ahşap sanat geleneği, İslâm’a kadar gelmiş olmalı. Mısır menşeli ahşap oyma sure hatları, panolar, sedef, fildişi ve kemik kakma kapaklar, çok değerli eşyalardır. Emevi halifeleri ve Endülüs Emevileri dönemlerine ait ahşap mücevher kutuları ve kutular oyma tekniği ile işlenmiş çeşitli bayram eğlenceleri ve av figürleri ilginç sanat eserleridir.
HALI, ÖRTÜ VE PERDE DOKUMALARI
İslâm camiasında, halı ve dokumacılıkta en ileri ülke olarak yine İran başta gelmektedir. İran halıları bu gün dahî dünyanın en makbul ve aranan halılarıdır. İran’ı Anadolu Selçuklu ve Osmanlı halıları takip eder. İran ve Osmanlı halılarının Avrupa ülkelerine pazarlama ve ihracı İzmir limanından yapılırdı. Halıcılık, desen ve doku itibariyle çok derin konuları içerir. Bu nedenle bu makalenin dar kalıpları içinde irdelenemez.
Dokuma ve ipekçilikte, İran Safevîleri, Anadolu Selçuk Türkleri ve Şam işleri, dünya çapında isim yapmıştır. İpek örtü, perde, futa gibi imalât, Bursa’da gelişmiş, XV. ve XVI. yüzyılların Osmanlı dokuma sanatı, Osmanlı’ya has lâle, sümbül, karanfil ve yaprak motifleri ile bezenmiştir. Bunun en güzel örnekleri Topkapı Sarayı’nda bulunan padişah giyim kuşam ve eşyalarında görülür.
HAMİŞ
Bu makale serisinde İslâm süsleme sanatlarını genel bir bakışla anlatmaya çalıştım. Sadece değindim demek galiba daha doğru olacak. Çünkü her bir konu, her biri ayrı kitapta değerlendirilebilecek kadar geniştir. Meraklısı, değinilen konulara ait resimleri internet sitelerinde bulabilecektir. Bu kısıtlı yazı serisinde tüm resimleri koyamayacağıma, sadece birkaç resim koyabileceğime göre hiç resim koymamayı tercih ettim. Okurlar eksik ve hatalarımı bildirirlerse çok memnun olacağım.
yerguvenc@gmail.com
En azından, değerli sanat eserlerine internetten ulaşabilmek için mükemmel bir rehber teşkil eden bu yazı dizisinin sayın yazarına, döktüğü göz nuru, sarfettiği zihinsel emeği için minnetlerimizi sunuyoruz.