İslâm âlemi bir kurban bayramını daha idrâk ediyor. Herkese mutlu bayramlar… Bayram telâşına rastlayan bu yazı günümde, biraz çalakalem de olsa bir kurban yazısı yazmanın vâcip olduğunu düşündüm.
Hazret-i İbrahim 86 yaşına gelmiş, o güne kadar eşi Sara’dan zürriyet sahibi olamamıştı. Tanrıya yakardı: ‘’Yâ Rabbim! Bana bir erkek çocuk ihsan edersen onu senin yoluna kurban edeceğim’’. Dileği yerine geldi, câriye Hazret-i Hacer nur topu gibi bir erkek evlât doğurdu. Çocuğun adı İsmail oldu –ki ileride o da Hazret pâyesine ulaşacaktır-. Baba, oğlunun üzerine titriyor, onu yere yuma koymuyor ama Tanrıya verdiği sözü yerine getirmeyi de boynunun borcu sayıyordu. Artık 7 yaşına gelen oğlunu çarnâçar kutsal kayanın üzerine götürüyor, yatırıyor, elini gözünü bağlıyor, duasını okuyor, bıçağı oğlanın boynuna sürmesine ramak kala, a-aa o de ne? Cebrâil Aleyhüsselâm gökten yere bir koç indiriyor, oğlanın bağları çözülüyor ve onun yerine koç kurban ediliyor.
Semâvî dinlerde aşağı-yukarı aynı mealde dile getirilen bu ‘’kıssa’’, pagan inanışlarındaki tanrılar adına gepegenç kızların ve oğlanların kurban edilmesinin önlenmesi, daha doğrusu insanlık dışı bu olayın takbih edilmesi, kınanması amacını güder.
Eski çağlarda, Mezopotamya, Anadolu, Mısır, İran gibi Ortadoğu kültürlerinde yapılan dînî törenlerde, tanrıların uğruna insanlar kurban edilirdi. Çağımıza erişebilen en eski kurban sunağı, Âsur bölgesinde bulunan ve Paris Louvre Müzesinde teşhir edilen bir Sümer sunağıdır.
O kadar da çok gerilere gitmeye gerek yok. XVI’ncı yüzyılda bile Aztek ve İnkalarda insan kurban edilmesi dinlerinin temelini oluşturuyordu. Her yıl tanrılarına kurban edilmek üzere güzel kızlar, tuvâna delikanlılar seçilir, râhipler hançerle gençlerin kâlplerini çıkarır ve tanrıya sunarlardı. Kral Montezuma döneminde açılan bir büyük tapınağın önünde yüzlerce savaş tutsağı kurban edilmiş, yüzlerce baş sunağın üzerine yığılmış, halka teşhir edilmişti. Çünkü tanrılar da insanlar gibi acıkırlar, kurban isterler, insan kanı ile beslenirlerdi. Bu canavarlıklara İspanyol işgalcileri tanık olmuş, olay gaddar komutan Cortez’i bile dehşete düşürmüştü.
İslâm’da kurban geleneği, günümüzde ‘’bağzı’’ kimselerin düşündüğü gibi alelâde bir kan akıtma olayı değil, sosyal yönü ağır basan, ulvî bir gelenektir. Kurban, Kur’an-ı Kerîm’in Kevser sûresinin ikinci âyetinde, mealen ‘’Rabbin için namaz kıl, kurban kes’’ şeklinde zikredilmiştir. Ne var ki kurban kesecek Müslüman’ın mâlî durumu iyi olmalı, kurban etinin önemli bir kısmı muhtaç ailelere dağıtılmalıdır.
Kurban kesimi, ay takvimine göre Zilhicce ayının 10’uncu günü başlar, dört gün sürer. Kurban kesmek, ‘’farz’’ (şart) değildir. Sadece Sünnî mezheplerde ‘’vâcip’’ (gerekli), Şii ve Mâlikî mezheplerinde ‘’sünnet’’ (Hz. Peygamberin davranışlarına uyum) sayılır.
Kurbana dâir bir anekdotla sözümüzü bitirelim.
Bir kurban bayramı günü, cebinde şişesi, elinde torik balığı ile tekkeye demlenmeye giden Bektâşi Nâfi Baba’ya ‘’Hayrola erenler, torik mi kurban ettin?’’ diye takılırlar. Baba erenler: ‘’Evet canlar, âhirette sırat-ı müstakîmi bahren (denizden) geçme niyetindeyiz’’ yanıtını verir.
yerguvenc@gmail.com
Sayın Yılmaz Ergüvenç'in sunumu ve buna karşın Sayın Erdem Yücel'in konuyla ilgili eklentileri beni son derecede müsterih kıldığı gibi, kendi düşüncelerimi de bu vesileyle yansıtmıştır. Sayın Yücel'in belirttiği şekilde, ben de gerçekten bu bayramı (!) "tatil bayramı" olarak telâkki edip biraz dinlenme fırsatını bulmuş oldum. Bu arada şunu belirteyim ki; Sayın Ergüvenç'in bir evvelki "Ders kitabındaki ikilem" başlığı altındaki sunumuna yaptığım yorumum, -bazı kesimlerce- epeyce tepki çekmişti. Bu konu başlığı altında yaptığım ilave yorumlarımda, "Tanrıların (!) oluşumu" konusuna değineceğimi belirtmiştim; kendime göre bir nebze olsa bile, Sayın Ergüvenç'in sunumu, bu konuyla ilgili yorum yapmak için beni cesaretlendirmiş oldu. Tüm halklarımızın kendi değerleri içindeki "Ulusal Bayramları" aydınlıklar içinde kutlu olsun; 'tatil bayramları' (!) ise, kişisel husumetler olmaksızın; siyasî alacak, verecekler olmaksızın; trafik denen belâ olmaksızın; bir hiç uğuruna insanların birbirleriyle boğuşmak ortamı olmaksızın kansız geçsin ! (not: insanların gıda ihtiyacı olan hayvanların kesim yeri, sokak, cadde, park, balkon, çatı katı değil, mezbahalardır. izlediğim bir durum da şudur ki, gösteriş olarak buna tevessül edenlerin kestikleri bu hayvanların etlerini, hiçbir kimseye hayırlı etmeksizin kendi buzdolaplarında depoladıklarıdır)
sevgili yılmaz
Kurbanın kökenine inerek olayı çok güzel açıklamışsınız. Benim üzerimde durmak istediğim Müslüman dininde neden dinin eğitici, toplumsal kuralları bir yana itilip hep hurafelerine inanılır?
Şimdi artık eski bayramlar şöyleydi böyleydi diye ah vah etmenin de anlamı kalmadı. Günümüzde varlığımızın temelini oluşturan milli bayramları bazıları nasıl bir kenara itmeye çalışıyorlarsa da dini bayramlarda aynı kaderi paylaşıyor, Daha doğrusu içleri boşaltılıyor. . Günümüzde dini bayramlar milli bayramlara göre daha uzun süreli olduğundan artık onlardan tatil bayramı diye söz etmek daha uygun olduğunu sanıyorum. Kurban kesmeğe gelince din uğruna veya öbür dünya için de (!) olsa bir canlının canını almak bana biraz değil çok ters geliyor. Sevgi ve saygılarımla
Sayın Yılmaz Ergüvenç; Ben de, "inananlara saygı duymamız ve inançlar konusunda tartışmamamız" konularında sizlerle hemfikirim. Vicdanlarına gerçekten sahip olan insanlar, hangi inança mensup olurlarsa, olsunlar; hiçbir zaman insanlara kötülük etmezler.
Milli bayramlarını kutlamaktan kaçınanların dini bayramlarını kutlamaya hakkı var mıdır?
Üç saygıdeğer yorumcunun yorumları ile tamamen aynı fikirdeyim. Ne var ki inananlara saygı duyuyor, inançlar konusunu tartışmıyorum. Bu konudaki fikrimi sadece son fıkra ile ihsas ettirmiş oldum. Saygılarımla...
bayram adi güzel kendi güzel bu yinede her ne olursa olsun zararlari az güzellikleri cok tur yasam sisteminde bir katki bir degisiklik bir aldilik bir verdilik bir sayginlik bir sevginlik vs. vardir iste bu varliklarda zamana Ayar varmidir yokmudur bir düsünmekte fayda vardir bilhassa kurban bayrami kurbanlarin kesimi kurbanlarin dagilimi uygunmudur Neden uygunluluk calismalari devletce ne universitelerde var ne basinca vs. memleketimce calismalar yapilmamaktadir (birazda var gibi de diyorum amanin amasi varmi var )seneye gene bayram var ama seneye Kadar kimseden bir düzelme calisma var
canli olan canlilari kesmesine bir örnek örnek memlektte bir gün bir caddede gidiyordum ufak bir stand ve bir kac gönüllü hayvan haklarinikoruma kampanyasi yapiyorlar geleni geceni bilgilendiriyor bazi sorular vs. soruyorlar bana tesadüfen biri gel dedi ve biz hayvan koruma hayvan haklari ile ilgileniyoruz dedi bende özür ama ben kendim hayvan yiyen biriyim dedim önce saskinlik sonra n haklisiniz ama biz yardim icin para vs. topluyoruz dedi bu sefer ben sasirdim ve bir kac Kurus yardim ettim netice bu imis ve güzelmis
örnek memlektte cam agaci senede bir gece o evlere alinirmis odaya konurmus 1-cam agaci yetistirenler bunu meslek etmis a-bunlari satarken bir usul kaide yi zamana Ayar etmis "bizde hayvanlarin kesimi vs. utanc verici kim ne derse desin"hayvanlari satanlarin görünüsü vs utanc verici neden imkansizliklardan )biri de tv. konusuyor kokumuzdan topluma karisamiyoruz diyor) hayvnlarin kesiminibayiltarak kesen örnek memleket bizde yeni bir kisi cikti bayiltarakkesmek dogrudur dedi dediginlede kaldi Allah gelecek bayramlar hayirlisi olsundiye dua ediyorum dua ile isi gecestiriyorum birde Amin diyeyim ama baslar ve kclar artik oturun bu islere bir sene varken yapin bilgilendirin yapti yapmiyanlar cikacak bas cezayi ama 40-000 yeni tl degil