Sultanahmet Camii, Sinan mimari ekolünün devamı olsa da Sinan camilerindeki asil sadeliğin yerini mavi çini kaplamalarla oluşturulmuş zengin süslemeler almıştır. Bu camide, Süleymaniye ve Selimiye’deki minarelerin bileşimi şeklinde ana kitlenin dört köşesinde üçer şerefeli dört minare, revaklı avlu cephesinde ikişer şerefeli iki minare yer alır. Burada 6 minare ve 16 şerefe ile bir abartı yaratılmıştır. Yine de İstanbul siluetini etkileyen güzel, orantıları doğru bir camidir.
![]() |
| İstanbul, Sultanahmet Camii ve zarif minareleri |
Şimdi önemli bir nokta üzerinde durmak istiyorum. Ayasofya’nın dört minaresinden iki eş minaresi, Mimar Sinan eseridir. Şehzade, Süleymaniye, Selimiye camilerine narin ve boylu minareler yapan Sinan, Ayasofya’da nispeten tıknaz ve çok yüksek olmayan iki minare yapmıştır. Nedenini merak eden var mı acaba? Orijinal Ayasofya’ya eklenen bu minareler, Sinan’ın mimariye ne derece hâkim, ne derece yüksek deha sahibi olduğunu ispatlıyor. Çünkü orijinal Ayasofya kitlesi, Sinan camileri ile kıyaslanmayacak oranda masif bir etki yaratır. Sinan camileri, ana kubbeden başlayarak, yarım kubbeler, onların altında yer alan daha küçük kubbeler kompozisyonu ile oluşan, zahirî piramit çizgileri içinde kalan ve zemine şiir gibi inen kitlelerdir. Bu kitlelerin yanında yer alan minareler öyle ayarlanmıştır ki perspektif görünümde bütünlüğü sağlarlar. Sinan’ın Ayasofya’nın iki yanına yaptığı bu minareler de diğerleri gibi ince ve yüksek minareler olsa idi, görsel denge bozulacaktı. İşte ‘mimari deha’ budur. Yolunuzu Sultanahmet Meydanı’na düşürün; Ayasofya’ya şöyle bir cepheden bakın; kitlenin yanına başka oranda minare yakıştıramazsınız. Bir şey daha söyleyeceğim: Ayasofya’ya mimari ahenk kazandıran, onu masif görünümden kurtaran da bu iki minare olmuştur.
![]() |
| Ayasofya Camii'nde Mimar Sinan minareleri (sol minareler) |
Ne yazık ki Osmanlı’da Sinan ve ekolünün devamı olan camilerden sonra kubbe-minare arasındaki orantılar rafa kaldırılmıştır. Batı mimarilerinin etkisi altına giren Osmanlı camilerine barok, ampir, rokoko üslûpları ve eklektik mimari akımlar hâkim olmuş, kitle orantılarında düşey boyutlar, yatay boyutların önüne geçmiştir. Merkezi kubbe kasnakları, kiliselerde olduğu gibi yükseltilmiş, yarım kubbeler kaldırılmış, bunun yanında minareler, kitle ile olan ilişkilerini kaybetmiş, kendi başlarına incelmiş ve yükselmiştir. Son dönem Osmanlı’nın ‘devlet mimarı’ Balyan ailesi, Avrupa’dan temin ettiği rölief bezemeli ve Grek asıllı frontonlu mimari elevasyonları, heykel ve fresk gibi figüratif elemanlardan arındırarak cami ve minarelere uygulamışlar, özetle minareler, ana kitle ile olan tamamlayıcılık özelliklerini kaybetmişlerdir.
![]() |
| İstanbul, Aksaray'da Batı etkili Valide Camii ve minareleri |
Ulusal Osmanlı mimarlık akımı mimarları, klâsik Osmanlı camilerindeki kubbe-minare ilişki ve oranlarına dönüş denemeleri yaptılarsa da betonarme gibi yeni malzemelerle eski formları taklit etmek şeklinde vahim hatalara düştüler.
Üzülerek ifade edeyim ki günümüz İslâm mimarlığı, batının araştırmacı, çağdaş mimarlığından çok uzaklardadır. Yapılan cami ve minareler, birkaç istisna dışında eskinin acemice ve kötü kopyalarından ileriye gidemiyor. Sonuçta utanç verecek yoz yapılar ortaya çıkıyor. Bunun nedenini İslâm kültür ve sanatının çağa oturtulamamış olmasında aramak gerekir. Çağdaş eserleri, Müslüman halkın yadırgadığı da yadsınamaz bir olgudur.
![]() |
| Adana, Sabancı Camiinde uyumsuz 6 minare |
Yeni inşa edilen anıtsal camilerden Adana Sabancı Merkez Camii, Osmanlı klâsik mimarisinin dört yüzyıl sonra tekrarı olmuştur. Bir farkla: Sinan mimarisindeki kitle ile orantılı minareler, yerini olabildiğince yükselen üçer şerefeli altı minareye bırakmış bulunuyor. Almanya’da bu çağda gotik kilise inşa etseler herkes alay eder; ama bizde Osmanlı’nın XVI. yüzyıl mimarlığını taklit etmek çok doğal karşılanıyor.
Günümüzde ezan, şerefe etrafındaki hoparlörlerle çevreye yayılıyor. Artık hiçbir müezzin zahmet edip de minarelerin yorucu merdivenlerine tırmanmıyor. Müezzinin tüm minare çevresini dolaşarak ezanı çevreye duyurması, duymayanlara kendini göstermesi artık yapılmadığına göre şerefeler müezzinle olan ilgisini yitirmiş oluyor. Şerefeler, sadece hoparlör ve ışık elemanlarının monte edildiği bir eleman işlevi görüyor. Yine de minare elemanı ve şerefeler, göğe yükselme sembolizmi ile İslâm’daki yerini devam ettiriyor. Modern mimarisi ile son zamanlarda dikkati çeken Karacaahmet’teki Şakirin Camii’nde şerefesi bulunmayan, sadece tepede ışık ve hoparlörlere yer veren minare inşa edildi. Bu çizimi ile gelenekselden ayrıldı.
![]() |
| İstanbul, Karacaahmet, Şakirin Camiinde şerefesiz minare |
Artık sembolik minare inşası o kadara kadar vardı ki, Almanya, Hamburg’da apartman görünümlü bir camiye, fabrikada imal edilip üzeri futbol topu veya petek deseni ile boyanan çelik minare, camiye vinçle ve alkışlar arasında monte edildi.
![]() |
| Almanya, Hamburg'da sac üzerine boya motifli minare |
Minaresi bulunmayan camimiz de var. Türkiye Büyük Millet Meclisi Camii İslâm’ı çağdaş çizgilerle en iyi yorumlayan bir proje oldu.
Burada verdiğimiz örneklerle belirtmek istediğimiz nokta, her modernin, her yeninin çağdaş sayılamayacağının bilinmesi gereğidir.
yerguvenc@gmail.com