27
Ocak
2026
Salı
ANASAYFA

Vefa Spor 101 Yaşında

19 Ağustos 1908, Vefa Spor Kulübü’nün kuruluş tarihidir. Kulübümüz, 19 Ağustos 2009 günü 101’inci yaşını kutlayacak. Vefa Lisesi mezunu bizlere ve de taraftarlarımıza soruyorum: Bu yeşil – beyazlı ocağın ‘köklü bir İstanbul klâsiği’ olduğunun farkında mıyız acaba? Vefa Lisesi mezunu öğretim üyesi, hukukçu, yönetici, doktor, mühendis, mimar, gazeteci, tiyatro sanatçısı ve daha birçok meslek mensubu kardeşlerimiz; lisemize gösterdiğimiz vefayı, kulübümüze de gösterelim. O kulüp ki kurucuları bu lisenin değerli öğretmenleri ve mezunlarıdır.

Kurucularımız, Saim Ağabey (Tarih Öğretmeni Saim Turgut Akansel), Zeki Baban, Rıfat Baban, Cavit Oral, Kemal Şivânî, Mebuszade Hamit Tevfik (Kut), Hikmet, Yusuf Ziya, Sabri Beylere ve diğer saygıdeğer zevata Tanrıdan rahmet diliyorum. Başta Saim Ağabey’in gayretleri ile kurulan ‘Vefa İdadisi Terbiye-i Bedeniye’ kulübüne, az bir süre sonra ‘Vefa Mürebbi-i Beden’ ve ‘Mukavvi Beden’ kulüpleri de katılmış, hepsi Vefa İdadisi çatısı altında birleşmişlerdir. Beşiktaş’ın 1903, Galatasaray’ın 1905, Fenerbahçe’nin 1907 tarihlerindeki kuruluşlarından sonra 1908’de kurulan Vefa Spor Kulübü, İstanbul derbisinin dördüncü takımı olmuştur.

Lisemizin kuruluşu çok daha eski, 1872 tarihlidir. 137 yıllık geçmişi olan lisemiz, daha 36 yaşında olgun bir gençken, bünyesinden büyük bir spor kulübünü, Vefa Spor Kulübünü yaratmış. Galatasaray Sultanisi’nin kuruluşu 1868 olduğuna göre, 4 yıl sonra kurulan Vefa İdadisi de onun kadar köklü bir lisedir. Öğretim kurumları ağaç gibidir. Yılların verdiği birikimle gelişir, kök salar, değer kazanır, topluma meyvelerini verir.

Biz yine dönelim kulübümüze: Vefa, Türkiye millî ligi kurulana, 1959’a kadar İstanbul liginde oynadı. 1946 – 47 sezonu İstanbul liginde Fenerbahçe’den sonra ikinci olmuştu. Ne yazık ki, 1960’lı yıllar üzüntülü, acılı düşüş yıllarıdır. 1962 – 63 sezonunda 2. lige düştü. 1964 – 65’de yine 1. lige yükseldi. 1973 – 74 sezonu, 2. ligden 3. lige düşüş yıllarıdır. 1986, 3. lig, 1993 sonrası amatör lig yıllarıdır. Son yıllarda da İstanbul Süper Amatör Ligi içerisindeyiz.

Sami, Ragıp, Hüsamettin, Galip (Haktanır), Bülent (Varol), Tahtabacak İsmet, Garbis (İstanbulluoğlu), İsfendiyar, Özcan gibi efendi ve yıldız futbolcular çok gerilerde kaldı. Artık genç yıldızları yetiştirmenin, önümüzdeki yılların tohumunu bu günlerde atmanın zamanıdır. En azından 3. lige terfi etmenin, daha sonra 1. lige atlamanın da zamanıdır. Bu bir ütopi değildir. 65 yıldır tribünlere devam eden Melkon Amca (Taşçıyan) gibi taraftarlar var oldukça bu kulüp ölmeyecektir. Yeter ki varlıklı Vefalılar, vefasızlıklarından vazgeçip maddi destek versinler. O zaman yöneticilerimize ve teknik direktör Hüseyin Aydoğan’a da çok iş düşecek, biz de peşlerini bırakmayacağız.

Bir de Vefa Stadımızın açıklığa kavuşamamış bir durumu var. 12 Ocak 2008’de yine ‘Kenthaber’e bir ‘Vefa Stadı’ yazısı yazmıştım. Özetle, 1926’da kurulan Karagümrük Spor Kulübü’nün, Bizans’ın Aetius Sarnıcı, Osmanlı’nın Çukurbostan’ında bir saha düzenleyerek top koşturduğunu, 1940’ta Vefa Spor Kulübü’nün sahayı stat haline getirdiğini, 1945’te zamanın Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Hasan Âli Yücel’in kadirbilir bir Vefalı olarak yaptırdığı tesisle Vefa Spor Kulübü’nü stada yerleştirdiğini anlatmıştım. O günlerde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın yeni bir stat projesi ile inşaat girişiminden mutlu olduğumu, ancak işin peşini bırakmamamız gerektiğini dilemiştim.

Bu arada yazımı okuyan, Tarih Öğretmenimiz Meliha Alagün (Theodora) merhumun oğlu Doç. Dr. Fehmi Alagün, gerekli çabayı göstermediğimiz için hepimizin suçlu olduğunu ifade etmiş, Doç. Dr. Tamer Pekdinçer, Vefalıları vefasızlıklarını bırakmaya davet etmişti. Sayın Melih Kalaycı, süper lige Belediye Spor mu yakışır, Vefa mı? Takımımıza sahip çıkalım diyordu (Elbette Vefa yakışır Melih kardeşim). Sayın Çağatay Pekdinçer, ‘’İyi de şu anda İstanbul Büyükşehir Başkanı olacak şahsın Vefa’yı oradan çıkartmak için mahkemeden karar aldığını ve 100 yıllık Vefa Stadı’nı Belediye Spor tesisleri yapacağını bilmiyorsunuz galiba’’ ikazı ile gözümüzü açmıştı. Belediye ile yaptığım kişisel temaslardan bunun doğruluğunu teyit eden bir yanıt alamadım. Bu olay evvelce olsa idi, devletin önemli bir genel müdürü olarak onlara kök söktürürdüm. Ne çare ki artık emekliyim. Onun için genç nesil Vefalılara çok iş düşüyor. Eğer doğru ise, mutlaka ve mutlaka bu gaspın önüne geçmemiz gerekiyor.

Belediye eğer bu işte de ‘Kendine Müslüman’sa, Siyavuşgil çevirisi Cyrano de Berjerac ifadesi ile söyleyelim: ‘İstemez eksik olsun, eksik olsun istemez’.

 

 

 


yerguvenc@gmail.com
 

Yayın Tarihi : 14 Ağustos 2009 Cuma 10:41:40


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Erdem Yücel IP: 78.181.4.xxx Tarih : 18.08.2009 23:42:25

Yılmaz Ergüvenç'in yazısı üzerine Fatih Ağca'nın tespitleri ve katkıları son derece doğrudur. Vefa'nın maçlarını izleyen bir futbolsever ve biraz da oynayan bir kişi olarak aynı ilgiyi  belki Fatih'de oturmamdan ötürü  Karagümrüğe de göstermiş ve o takımın da maçlarını izlemekten büyük keyif almışımdır. Fatih Ağca'nın  sözünü ettiği yıllarda Karagümrük kalecisi Arap Turan'ı unutmaya imkan mı var ? Sonraki yıllarda Naci Erdem , Ahmet Berman, Ahmet Karlıklı, kaptan Cahit, İzzet unutulmaz futbolculardı. Gönül isterdi ki, Vefa da Karagümrük'de bugün süper ligde olsalardı. 

Vefa Stadının  ismine gelince o isim resmiyette kalmış, yöre halkı Vefa stadından hep Karagümrük Stadı olarak söz etmişler, bazı basın organlarında da bu isimle yer almıştı.

Vefa ve Karagümrüğün yanı sıra o yıllarda fırtına gibi esen Yavuz Sultan Selim, Bozkurt ve Haliç'in isimleri mutlaka geçmelidir. Sayın Yılmaz Ergüvenç ve Fatih Ağca'ya bize biraz üzüntülü nostalji yaşattıkları için teşekkür ederim.


Teoman Törün IP: 88.242.98.xxx Tarih : 17.08.2009 18:35:42

Benim de en esef ettiğim kayıplardan biridir, Vefa'nın 4 büyükler arasından silinmesi. Çok nadir gittiğim maçlardan biri 1957 yılındaki Vefa-G.S. karşılaşmasıdır.  Özcan o maçta Vefa kalesini koruyordu. Onun müthiş performansı Fenerbahçenin iştihanı çekti ve Özcan'ı kendi kulübüne aldı. Ve galiba, o günden itibaren Vefa düşüşe geçmiştir. Paralı kulüplerin bu agresyonları rekabet'in tadını kaçırıyor. Ne ise , Vefa'ya vefa gösteren kadirşinaslar da var.  


SALİM İŞGÖREN IP: 212.175.137.xxx Tarih : 16.08.2009 01:52:56

Haber yazarımız Sayın Yılmaz ERGÜVENÇ'i bu duyarlı yazılarından dolayı en kalbi duygularımla kutluyorum.  Bir Fenerbahçe ve Bursaspor taraftarı olmama rağmen, 1. ve 2. Liglerde maçlarını izlediğim Vefa takımının güzel futbolunu hiç bir zaman unutamadım. Halen de Vefa Spor Kulübünü internet sitesinden izlemekteyim. Özellikle çocukluk yıllarımda izlediğim ve daha sonra Fenerbahçe'ye transfer olan Zeki Beyefendiyi izlemek bir zevkti. Beyefendi diyorum. çünkü o dönemde profesyonel futbol oynayan futbolcuların hemen hemen hepsi ahlâk ve dürüstlük timsali kişiliklere sahip insanlardı. Başta Vefa olmak üzere, Davutpaşa, Karagümrük, Yeşildirek, Tophane Tayfun, Taksim, Galata, Feriköy, Alibeyköy Adalet, Zeytinburnu, Bakırköy; Ankara'dan P.T.T.,Güneşspor, Toprakspor, Petrolofisi; İzmir'den İzmirspor, Yeşilova, Ülküspor gibi Türk sporuna hizmet etmiş ve değerli sporcular yetiştirmiş takımlara da sahip çıkılmalı ve gerektiğinde Devlet desteği ile liglerde bulunmaları sağlanmalıdır.


erdem yücel IP: 78.181.4.xxx Tarih : 18.08.2009 18:57:57

Bir Vefalı olarak gerçek vefalı olduğunuzu  bir kez daha gösterdiniz. Vefa Kulübü ve  Vefa Stadı Türk sporunun temel taşlarıdır. Ortaokul yıllarımda bazen gizli bazen ailemden  izinli Vefa stadına gider Vefa'nın maçlarını izlerdim. O yıllarda bazı birinci Lig maçları da orada oynanırdı. Toprak zeminde futbolun güzel örnekleri verilirdi. Bugün dahi o futbolcuların çoğunu anımsarım. Sözünü etiğiniz futbolcular dışında Sarı Rahmi,  Ördek Mustafa, rahmetli Emel, Melih Ilgaz,  Garpis Baklaoğlu, Cevdet,  Kaleci Hüsnü, Baskın, Recai gerçekten çok iyi futbolculardı. Yıllar sonra Vefa Stadında  futbol oynadığım günler oldu. Ne yazık ki, rant kavgası, profesyonellik Vefa'yı güçsüz bıraktı. Ve Türk futbolunun temel taşı bugün amatör ligde mücadala ediyor ve ııı. lige bir takım entrikalar sonucu bir türlü çıkamıyor. Vefa'ya sahip çıkan da yok. Rant sahipleri bugün gözlerini stadyumuna dikmiş, ne yapsak etsek de buraya bir şeyler diksek diye uğraşıyor. Stadın bir şansı Bizansın tarihi açık hava sarnıcı oluşudur. O da olmasa çoktan Şeref Stadı gibi yok olup gidecek. Duyarlı yazınız tekrar ve tekrar teşkkkür ederim, gerçek Vefalı. sütun arkadaşım...


Fatih AĞCA IP: 78.181.4.xxx Tarih : 18.08.2009 23:03:31

Sayın Yılmaz Ergüvenç,

"Bir de Vefa Stadımızın açıklığa kavuşamamış bir durumu var. 12 Ocak 2008’de yine ‘Kenthaber’e bir ‘Vefa Stadı’ yazısı yazmıştım. Özetle, 1926’da kurulan Karagümrük Spor Kulübü’nün, Bizans’ın Aetius Sarnıcı, Osmanlı’nın Çukurbostan’ında bir saha düzenleyerek top koşturduğunu, 1940’ta Vefa Spor Kulübü’nün sahayı stat haline getirdiğini, 1945’te zamanın Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Hasan Âli Yücel’in kadirbilir bir Vefalı olarak yaptırdığı tesisle Vefa Spor Kulübü’nü stada yerleştirdiğini anlatmıştım. O günlerde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın yeni bir stat projesi ile inşaat girişiminden mutlu olduğumu, ancak işin peşini bırakmamamız gerektiğini dilemiştim"

bölümü bir Karagümrük Taraftarı olarak dikkatimi çekti. Ama yazınızda büyük bir bilgi yanlışlığı var. Belki bilgi eksikliğinden belkide Vefalı oluşunuzdan!

Karagümrük Takımı İstanbul 1.Ligi'ne çıktığı sezon (1942)de Vefalı MEB Bakanı H.Ali Yücel tarafından Karagümrük ile Vefa birleştirilmek istenmiş fakat kulübümüz bunu kabul etmemiştir. Bunun üzerine H.Ali Yücel Karagümrük'ün sahasını elinden alarak ismini Vefa olarak değiştirerek 49 yıllığına Vefaspor'a kiralamıştır. Bunun dışında 1.Lige çıkan Karagümrük aynı yıl kapatılmıştır. 4 sene kapalı kalan Karagümrük Kulübü 1946 yılında 5.Ligden liglere katılmıştır. Karagümrüklülerin kendi elleriyle yaptıkları stadı gasp eden Vefaspor'un ve stadımızın resmi adı olan Vefa'nın şiddetle karşısındayız. Vefasporluların bize yaptığı kötülüğü başka hiç bir kimse yapmamıştır. Köşenizde bu gerçek bilgilerede yer ayırırsanız bizleri sevindirirsiniz. Yazın hayatınızda başarılar.