Bir mega kentte, şehircilik ve imar planlarının düzenlenmesinden ve uygulanmasından sorumlu olan ve diğer ilgili uzmanlık ofisleri ile eşgüdüm (koordinasyon) sağlayan bir tek ana ofis ve bir tek otoritenin olması gerekir. Bu da kent belediyesi bünyesinde oluşması gereken şehircilik ve imar örgütüdür. Planlama etabı, uzman kişilerle veya genellikle yarışmalarla gerçekleştirilir; akademik çevre ve meslek odalarının, özellikle de halkoyunun onayı alınır; bundan sonra uygulamaya geçilir. Yatırım planları ve bütçe ile ilgili işler, politik çevrelerce gerçekleştirilir. Gelişmiş ülke kentlerinde bu metot uygulanır. Ayrıca, yapılan hiçbir yatırım, halkın otokontrolünden kaçamaz. Kentli her şekilde kentinin sahibidir ve de kent dokusunda yapılacak her türlü değişime karşı sorumluluk hissi taşır.
Ne var ki bizim kentlimiz, hiçbir zaman bu gibi duyarlılıklara prim vermemiş, özellikle politika konularında çarıklı erkânıharp olmayı ve ahkâm kesmeyi her şeye tercih etmiş, kentindeki ucube yapılaşmalara da, kültür değerlerinin yok edilmesine karşı da fazla duyarlılık göstermemiştir. Esasen halkın bu gibi konulara duyarlılık göstermesi iktidarın da işine gelmez. Örneğin geçtiğimiz Pazar günü, Emek Sineması gibi tarihe mâl olmuş bir eserin yıkımına reaksiyon gösteren İstanbul’un bir avuç kültür çevresi, sanatçısı, yönetmeni, oyuncusu ve 32. İstanbul Film Festivaline gelmiş bulunan yönetmen Costa Gavras gibi yabancı konukları, rant çıkarı uğruna kent kültürünü hiçe sayan müteahhit şirketin hâmîsi durumuna geçen polisten biber gazı yedi ve bir kısmı da gözaltına alındı. Birkaç gün evvel de film eleştirmeni, mimar, yazar Atilla Dorsay hırpalanmıştı. Nitekim küstü, yazarlığı bıraktı. Bu kültür yozlaşmasının boykot etti. Anlayana. N e var ki bir avuç kültür çevresinin bu haklı reaksiyonuna karşı polisin gösterdiği şiddet bile pek çoğumuzun fazla umurunda olmadı. Bu kafa ile biz sittin sene AB’ye giremeyiz. Yazıklaar olsun.
Kusura bakmayın, günlük olaylar karşısında zaman zaman ana konudan biraz da olsa uzaklaşabiliyorum. Artık ana konumuza dönebiliriz.
Şimdi yazının başlığındaki bu ‘’Yedi Kocalı Hürmüz’’ de neyin nesi oluyor ve Hürmüz Hanımın İstanbul’la ne alâkası var diyebilirsiniz. Sadık Şendil’in eserinden uyarlanan, Atilla Özdemiroğlu’nun müziği ile süslenen komedi, bir nevi vodvil, Devlet, Şehir ve özel tiyatrolarda defalarca kapalı gişe oynamış, filmi bile çekilmişti. Taşkasap’lı Hürmüz, farklı uğraşları olan altı kocasını da kuyruklarını birbirine değdirmeden idare etmiş, zaman zaman zor durumlarda kalmış, ne var ki yedinci kocaya sırılsıklam âşık ve onunla mutlu olmuş bir fettan kadındır. İşte İstanbul kentimiz de imar yazgısı açısından bir koca ile yetinmeyen, yedi kocalı fendbazdan farklı değildir.
Bu teşbihi biraz da acı hapı şekerle kaplayıp sunulan bir draje olarak kabul ediniz. Artık bu kadar gırgır yeter, şimdi ciddî olalım ve drajeyi sunalım. Ve de İstanbul’un imar işlerinde söz sahibi olan kaç koca, yani kaç kuruluş var, onları inceleyelim.
1/ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve ilçe belediyeleri.
2/ Çevre ve Şehircilik Bakanlığı.
3/ Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı.
4/ Kültür ve Turizm Bakanlığı.
5/ Ticaret ve Sanayi Bakanlığı.
6/ Özelleştirme Yüksek Kurulu.
7/ Toplu Konut İdaresi Başkanlığı.
Bu kurumların her birinin, Belediyenin düzenlediği nâzım plan ve diğer imar planları ile eşgüdüm ve uyum içerisinde çalışmaları gerekir diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir. Çünkü her bir kurum kendi başlarına buyruk çalışır, resen imar çalışmaları yapar ve kendi yaptığını kendi onaylar. Yaptıkları işlemler, genellikle kentin geçerli nâzım ve imar planlarına aykırı düşer. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı da bu emrivaki kararları kuzu kuzu kabul eder ve planlarına işler.
Tabiidir ki yapılan işlemlerin her birinin kanuni mesnetleri vardır. Şöyle:
1/ 5538 sayılı Kanun, Madde: 26.a uyarınca İstanbul ili mülkî sınırları ile belediye sınırları özdeşleşmiş ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlama yetkisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına (İBBB) verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu ve 5216 sayılı kanunla 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım planları yapma ve onaylama yetkisi de İBBB’na, 1/1.000 ölçekli imar planları yapma yetkisi ilçe belediyelerine, bu planları onaylama yetkisi yine İBBB’na aittir.
2960 sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu uyarınca sahil şeridi ve ön görünüm bölge plan kararlarını onaylamaya Valilik başkanlığında çalışan İmar Koordinasyon Yüksek Kurulu yetkilidir. Uygulaması, İBBB görevlerindendir.
2/ 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca tüm kamu yapılarına ait imar planlarını resen yapmaya ve onaylamaya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilidir. Ayrıca 653 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) uyarınca bazı özel durumlarda ve idarelerince 3 ay içinde yapılmayan veya onaylanmayan nazım ve diğer imar planlarını resen yapmaya, onaylamaya, yapı ruhsatı vermeye ve uygulamaya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilidir.
3621 sayılı Kıyı Kanunu uyarınca kıyı-kenar çizgisinin tespiti, imar planlarının çizgiye yaklaşımı, kıyı-kenar çizgisi ile deniz arasında kalan arazideki imar işleri de bakanlığın görevlerindendir.
3/ Yine 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca, kentlerin metropoliten imar planları içinde veya dışında kalan karayolu, demiryolu, köprü, liman, marina ve hava alanlarına ait yerleşim planlarını resen yapmaya ve onamaya Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yetkilidir. (Bu yetki, evvelce Bayındırlık ve İskân Bakanlığına aitti).
4/ 2634 ve 4957 sayılı Turizm Teşvik kanunu uyarınca koruma ve gelişim bölgelerinde ve Bakanlar Kurulu tarafından turizm merkezi ilan edilmiş yerlerde her türlü ve her ölçekte resen plan yapma ve onama yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.
Koruma Kurulları eliyle tarihi ve eski eserlerin bakımı ve korunması ve de Sit bölgelerinin tespiti de aynı bakanlığın yetkisindedir.
5/ 4562 sayılı kanun uyarınca kent içi veya kent dışı organize sanayi bölgelerinin mevzii imar, parselasyon planlarını resen yapma ve onama yetkisi Sanayi ve Ticaret Bakanlığına aittir.
6/ 4046 ve 5793 sayılı kanunlar uyarınca özelleştirme programına alınan arsalar üzerinde, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu kapsamında kalan arsalar da dâhil olmak üzere tüm alanların imar planlarını resen yapmaya ve onaylamaya Özelleştirme İdaresi Başkanlığı adına Özelleştirme Yüksek Kurulu yetkilidir.
7/ 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ve 5273 ve 5793 sayılı Kanun, Madde: 7 uyarınca, idarenin kendi mülkiyetindeki alanlarda, gecekondu dönüşüm projeleri ve kentsel dönüşüm alanlarında, Valilikçe kendilerine tahsis edilmiş toplu konut iskân alanları üzerinde, her ölçekte imar ve tesis planlarını resen yapmaya Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) yetkilidir. Ayrıca 775 sayılı Gecekondu Önleme Bölgesi planlama yetkisi Bayındırlık ve İskân Bakanlığından alınmış ve de 5273 sayılı kanunla kapatılmış bulunan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü yetkileri de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı kuruluş olsa da resen hareket etmeye yetkili TOKİ Başkanlığına geçmiş bulunmaktadır.
Yukarıda saydığımız hizmetlerin her biri, ayrı uzmanlık dallarını gerektiren işlerdir. Ne var ki bu hizmetlerin ifasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, kentin doğa, kültür, tarih, ekonomi ve trafik verilerine göre hazırlanan çevre, nazım ve imar planları ve plan kararları hiçe sayılabilmektedir. İBBB ile eşgüdüm sağlamadan üretilmiş ve onaylanmış bulunan, farklı anlam ve boyuttaki imar planları ve yapı uygulamaları, çoğu zaman ana nazım planla çelişkiye düşmekte, bu da kent dokusunda onarılamaz planlama hatalarına neden olmaktadır. İstanbul’un, diğer kentlerle mukayese edilemeyecek mertebede kültür ve tarih değerlerini barındırdığını ve kentin otantik ruhunun bozulmaması gerektiğini unutmamak gerekir. İBBB ise bu gibi oldu-bittiler karşısında eli-kolu bağlı kalmakta, yeni oluşumları ana plana işlemekten başka bir alternatifi bulunmamaktadır.
Bu gibi oldu-bittiler konusunda pek çok örnek verebiliriz. Son günlerde oluşan bir çelişki örneğine değinelim. Bakırköy’de bulunan Kartaltepe Mensucat Fabrikası 74 bin metrekare alanlı bir arazi üzerinde kurulmuş bir tesistir. Geçen zaman içinde araziden elde edilecek rant, fabrika kârlarını katlar duruma gelmiştir. Fabrika faaliyetini durdurma kararı alır. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2003 yılında yaptığı mevzii imar planı ile arazi, ticaret-park-dinlenme alanı olur. 2004 yılında alınan yeni bir kararla arsanın yarı alanı, yani 37 bin metrekaresi park alanına ayrılır. İnşaat alanı ise 2 emsal, yani 148 bin metrekare ve yapının yüksekliği de 50 metre olarak belirlenir. 2011 yılında araziyi satın alan müteahhit Ali Ağaoğlu, belediyeden plandaki ticaret işlevinin konut işlevine çevrilmesini ve arsa emsalinin arttırılmasını talep eder. İBBB talebi reddeder. Müteahhit bu kere Çevre ve Şehircilik Bakanlığına başvurur. Bakanlık KHK’nın verdiği yetki ile arazide resen plan değişikliği yapar. Ticaret bölgesi konut bölgesi olur; park alanı 25 bin metrekareye düşer; inşaat alanı 280 bin metrekareye yükselir; bina yüksekliği 70 metre olur. Halkın oylarıyla seçilen Belediye Meclisi kararı hiçe sayılmış, yine bürokratın dediği olmuştur.
Diğer bir örnek, bundan önceki uygulamalarda, şehirciliğe aykırı kaçak bir yapılaşma olan Taksim’deki Gökkafes inşaatı, yapıyı mühürleyen Beyoğlu Belediyesi sınırlarından çıkarılır; Şişli Belediyesine verilir. Yapının bitirilmesine göz yumulur, içinde 7 yıldızlı Süzer Plaza – Ritz Carlton oteli açılır ve yapı meşruiyet kazanır.
Keza, Ataköy ve Zeytinburnu imar planlarını yapma yetkisi, kentsel dönüşüm kapsamında belediyenin elinden alınarak ilgili Bakanlığa, TOKİ’ye verilir.
‘’Galataport’’ kruvaziyer limanına ait imar planı, resen Özelleştirme İdaresi tarafından hazırlanır ve onanırsa da Danıştay kararı ile planın iptali sağlanır. Tesis, şimdi yeniden gündeme gelmek üzeredir. Eninde sonunda yapılacak, Galata trafiğini arapsaçına çevirecektir.
Zincirlikuyu’daki Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü arazisi de özelleştirme programı dâhilinde ticaret ve konut alanı durumuna gelir, Özelleştirme Yüksek Kurulunun resen yaptığı mevzii imar planı ve proje onayı ile verilen yüksek emsallerle yoğun yapılaşmaya açılır. İnşaat, bitmek üzeredir.
Bütün bunların yanında, duyduğumuz kadarı ile yeni bir İmar Kanunu taslağı hazırlanmış olup Meclis komisyonlarında görüşülmek üzere imiş. Turgut Özal’ın Başbakanlığı döneminde İmar ve İskân Bakanlığı lağvedilmiş, imar planı yapma ve onanma yetkileri belediyelere verilmişti. Bu defa plan yapma ve onama yetkilerinin belediyeler elinden alınarak tekrardan merkeze, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına geçeceği, söylentiler arasındadır.
yerguvenc@gmail.com
Yedi kocalı Hürmüz çok güzel bir allegori olmuş. Ne ise çok şükür ki, Sayın Başbakanımızın "Alaturka Başkanlık" sistemi projesi ile 76 milyonluk haremi olan tek koca kurumu geliyor. İçimiz rahat etsin.
madde madde sayilarlada makamlari görevlerini yazmissiniz bu konu bu bilince karsi beni asti yedi kocali hürmüz basliginizdan yola cikarak yorum yapmak geldi icimden burada sistemin cok karisik ve karisikliktan calismasdigi ve yapilan islerin neticesinden zaten ortaya cikmakta o zaman bu calismayan sistemde artik bir degisiklige ihtiyac dogdumu dogdu diye düsünüyorum
kasabamizda mahalleye kadostra geldi bir kac kisi geldi ölctü bicti eski usul bahcesini sinirlamis eskiler o komsu bu komsuya gecmis o zaman fark etmez denmis sadece bir bahceyi örnek aliyorum bu kisi nin 1950 m2 yeri önünden yol geciyor sag taraftanda yol gecmesi gerekiyor sag taraftan yol tamamen ondan gececek arsadan 800 m2 yola gidecek biraz yer kama gibi karsida kalacak hic bir ise yaramiyacak buna ne beldiye ne ankara para vermiyor zaten durumlari bu ailenin fakir yasalari biraktik en az zarara bu bilir kisiler gecti her kafadan bir ses cikti yasalar kenara kakildi öyle böyle kalemine uyduruldu 800 m2 den zarar 600m2 düstü ama yine zarar simdiki zamanin zarari dendi hadi bu gecici zarar ardan bir kac sene gecti bir gelin bir görün bu yolun darligini bu yolun yol olamadigini birde binalar yapiliyor bu binalarda oturanlar simdiden ne park yeri ne yol zaten yol degil simdiden gamatiyi basiyorlar ya yarinlarda allah bilir demeye gerek bu ise burnunu sokanlar yasiyorsa utanmiyormu yasamiyorsa mezarinda nasil rahat yatiyor yok hem hem o zamanda o kiseye zarar hem simdiki zamanda zarar hem gelecekte zarar bunlar böyle olacagina o kisiye biraz para verilse idi ve yol biraz daha genis normda olsa idi fenami olurdu olmuyor olmuyor sistem calismiyor o zaman ya calisacak ya degisecek demekten baska varmi bi care bilmemki
hadi onu gectik bu yol kilit tasi yapilsin diye özürlü kisi de burada oturuyor biz bakanliga ayrica her kurulusa bakanlik valilige valilik kaymakamliga kaymakamlik beldiyeye hepsi yazili cizili olacak olacak aradan 4 sene gecti hala olacak yav ne olacak hic bir seyin oldugu yok simdi mahkeme ye gerek var ama fakirlik var fakirlikte hükümet bu konuda masrafi üzerine almasi var vard a var var olan bir sey yok yolda camur cok arada bir yagmurda su cok ördekler suda yüzüyor biz vatandas ördeklerin yüzmesinden gurur duyuyor sunni göl de bu olmasi gerek diyor halimize sükrediyor baska care varmi sükür sükür hakan sükürde haline sükür ediyor ama böyle süküre can kurban bizimkiside zordan sükür