Taksim Meydanını yayalaştırma amacıyla girişilen projeden, Tarlabaşı Bulvarını Harbiye Cumhuriyet Caddesine bağlayan alt geçit inşaatı sonlandırıldı ve trafiğe açıldı. Maslak’tan gelen ve İstanbul Yarımadası içine kadar giden bu anayolun bu bölge trafiğini epey oranda rahatlattığı söyleniyor.
![]() |
Projede görülen, Mete Caddesini Gümüşsuyu İnönü Caddesine ve Sıraselviler’e bağlayacak alt geçitler yapılacak mı yapılmayacak mı, henüz bilmiyoruz. Keza, bu proje meyanında, evvelce Gezi Parkı yerindeki yıkılmış bulunan Topçu Kışlasının yeniden ihyâsı gündemde iken ve de halk, müze olacak falan diye uyutulurken, şimdiden pazarlanmasının yapıldığı, kışlanın otel ve alışveriş merkezi olacağı ortalığa fâş edilince yapım işi de sarpa sardı. Bilindiği gibi bizde bu gibi önemli projeler dört başı mâmur çizilmez, çizilen projeler, halka açıklanmaz, halkoyuna sunulmaz, ‘’kervan yolda düzülür’’ misali değişime uğraya uğraya sonlandırılır.
Şu anda İstanbul’da olmadığım için göremediğim meydanın hâl-i hâzır durumunun hiç de iç açıcı bir görüntüye ulaşmadığını ve beton denizine dönüştüğünü gazetelerden öğreniyoruz. Tabii ki proje bitmeden bir yargıya varmak doğru değildir. Yine de insan, ‘’attığın taş ürküttüğün kurbağaya değdi mi’’ diye düşünmekten kendini alamıyor.
Yeni proje ile Taksim Meydanının Avrupa meydanları gibi bir mimarî kimliğe ulaşabileceğini beklemiyoruz. Bu meydan, üstüne kuş da kondursanız Venedik’teki San Marco, Roma’daki Piazza Navona olamayacaktır. Çünkü meydanlara hacim kazandıran öğeler, çevresinde bulunan mimarî değeri hâiz binalardır. Ruh kazandıran ise meydanda yaşayan insanlardır.
Yine de meydanımız, Demirperde döneminde Orta Asya şehirlerinde inşa edilmiş arzullah-ı vâsıa ve de insansız meydanlar gibi olmayacaktır.
Çünkü bizim meydanımız, mimarîsiyle, şehircilik konseptiyle değer kazanan bir meydan olmaktan ziyade, üzerindeki insanlarıyla, özellikle gençleriyle 7/24 yaşayan bir meydandır. Yaşadığı olaylarla yakın tarihimize damgasını vurmuş bir meydandır.
Bu bir realitedir. Siz, istediğiniz kadar Yenikapı önündeki denizi doldurup milyon kişiyi alacak miting meydanları yapın; Taksim Meydanının toplumsal etkinliklere sahne olmasını önleyemezsiniz.
İnternette rastladığım ve ekte sunduğum bir perspektifte Cumhuriyet Anıtı ile bütünleşen bir park çalışması gördüm. İlginç ve güzel bir çalışma. Yine de üzerinde daha çok çalışılması gereken bir proje. Meydan düzenlemesi için sınırlı bir yarışma açılması isabet olur.
Bu proje üzerinde kafeler, grupların oturacağı şekilde düzenlenmiş banklar, Açıkhava konserleri için odeon ve daha birçok eleman ve şehir mobilyaları düşünülebilir. Ancak o zaman meydan, yapım amacına ulaşabilir.
Haa, unutmadan söyleyeyim. Parkın bir köşesinde de bir anıt yeri ayrılmalıdır. Sendikalı işçiye, sol düşünceye, Taksim su maksemi ve The Marmara oteli penceresinden ateş açan, Kazancı yokuşunu kamyonla tıkayan ve birçok kişiyi öldüren saygıdeğer provakatörler ve hempaları, Gezi eylemcisi gençlerin üzerine Allah Allah nidâlarıyla saldıran, ikinci Çanakkale destanını yazan kahraman polisler adına dikilecek kapkara mermerden bir kitâbe.
Tabii ki ileriki yıllarda dikilebilecek bu kitâbe için şimdiden münasip bir yer düşünülürse isabet olur.
yerguvenc@gmail.com