27
Ocak
2026
Salı
ANASAYFA

Yılbaşında Şehir Işıkları

Kullandığım ‘’Şehir Işıkları’’ deyimi, Charlie Chaplin’in unutulmaz ‘Şehir Işıkları’ filmini çağrıştırsa da buradaki anlamı Osmanlıca ‘’Şehrâyîn’’ karşılığı olmasa da ona yakındır. Şehir donanımı veya donanması desem de yine şehrâyînin yerini tutmuyor; başka anlamlar çağrıştırıyor. Ne yazıktır ki Türkçemizi arındırma çabalarıyla kelime dağarcığımız, git gide konuşma dilinde 400 – 500’lere, yazı dilinde 800 – 1000’lere kadar düştü ve düşüyor. Merâmımızı yeni kuşaklara nasıl anlatabiliriz diye bayağı bir çaba sarf etmemiz gerekiyor. Kelime hazneleri geniş Halid Ziya’yı, hatta Refik Halid’i bile anlamayan genç kuşaklar ve de bu gidiş devam ederse daha sonraki kuşaklar, Yaşar Kemal’in zengin dilini bile anlayamayacak, onun tadına varamayacak diye korkuyorum. İnşallah yanılmış olayım. Galiba konuyu epeyce dağıttık; sadede gelelim:

Strasbourg’daki süslü ve ışıklı çam ağacı

İstanbul, Şişli’nin cevval ve sevimli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, bu yılbaşı da Nişantaşı cadde ve sokaklarını ışık seline boğdu. Sayın Başkan, uzmanlarına Paris, Şanzelize’deki şehrâyîni incelettirmiş. Keşke oralara gitmişken bir de Strasbourg’daki muhteşem, süslü ve ışıklı çam ağacını da görseydiler. Şişli caddelerindeki şehrâyîni henüz görmedim ama televizyonlardan gördüğüm kadarı ile düzenleyiciler güzel ve şâşaalı bir görünüm elde etmişler. En azından, Beyoğlu Belediyesinin İstiklâl Caddesine reva gördüğü ışıklandırmalardaki çirkin, arabesk motiflere burada rastlamıyoruz. İstanbul’un diğer belediyelerinde ise yılbaşı kutlamaları için kayda değer bir çaba yok. Zannedersem ‘’Müslüman mahallesinde salyangoz satmak’’ istemiyorlar.

Şişli

Kendilerine muhafazakâr diyen bazı insanlar, yılbaşını Hıristiyan âleminin Noel yortusu ile ilişkilendiriyorlar, yeni yıl kutlamalarının gâvurlukla (!) hiçbir ilgisi olmadığını bir türlü kabul edemiyorlar. Hâlbuki bunun için tarihe şöyle bir göz atmak yeterli. Hıristiyanlığın daha esamisi okunmazken, Antik Romalı, İskenderiyeli astronom Sosigenes yeni bir takvim yaptı. Bu takvimin Jül Sezar tarafından M.Ö. 45 yılında kabulü ile Jülyen takvimi uygulamaya konuldu. Bu takvim, yılbaşını 1 Ocak olarak belirlemişti. 1582’de yine Roma’da kabul edilen Gregoryen takvimle dünyanın güneşin etrafında döndüğü zamanın 365,2425… günden oluştuğu hesaplandı. Küsurat için 28 çeken Şubat ayı, 4 yılda bir, bir gün uzatıldı. Bu takvimde 25 Mart yılbaşı olarak kabul edildi. İngiltere Parlamentosu, 1752’de Gregoryen takvimini kabul ederken yılbaşını, yine Roma’daki gibi 1 Ocak tarihine aldı. Diğer ülkeler de zamanla bu kabule uydular. (Hemen herkesin bilmesi gereken bu hakikatleri burada tekrar ederken zül duyuyorum).

Noel Çamı

Şimdi yine muhafazakâr kesimin alerji duyduğu çam ağacı süsleme geleneğinden bahsedelim: Süslenen çam ağacı, günümüzde ‘’Noel Çamı’’ olarak nitelense de bunun Pagan geleneklerinden günümüze kadar gelen bir ritüel olduğu bilinmektedir. Çam, yaprağını dökmeyen, yaz kış yeşil kalan bir ağaç olduğundan devamlılığın ve ölümsüzlüğün simgesi olarak kabul görmüştür. Çam üzerine asılan renkli toplar Cennet bahçesindeki elmaların remzidir. Bilmiyorum, devam ediyor mu, Museviler çama asılan bu topların yanına bereket sembolü olarak ‘’hamursuz’’ parçacıkları da asarlardı. Sadece çam üzerine konan ve yakılan mumlar, kilise geleneğinden gelir. Günümüzde mum yerine yanıp sönen, renkli ve ışıltılı elektrik ampûlleri kullanılmaktadır. Bu gelenek, Almanya’da XVI’ncı, İsviçre, Polonya, Hollanda’da XVII’nci, İngiltere ve Amerika’da XIX’uncu yüzyıllardan sonra moda olmuştur. XX’nci yüzyıla gelindiğinde Türkiye’de ve de Japonya ve Çin’e kadar Uzakdoğu ülkelerinde yaygınlaşmıştır. Demek oluyor ki çam süsleme geleneği Hıristiyanlığın orijininde yoktur.

Dünya kamuoyunda büyük ilgi gören, çocukları heyecanlandıran ‘’Noel Baba’’ fenomeni acaba nereden geliyor? Bunun orijini de bir Hollanda söylencesi. Fakir bir babanın üç kızı var. Kızlar evlenme çağına geldikleri halde fakir baba drahoma veremediği için kızlar koca bulamıyorlar. Adamcağız, kızların kötü yola düşmeleri endişesi içindeyken bir gece Noel Baba, yatağının kenarına bir kese altın bırakıyor; kızların kaderi değişiyor, mutlu sona ulaşıyorlar.

Demre'deki St. Nicholas’ın heykeli

Dünyada kabul gören diğer bir söylence de şu: Milâttan sonra IV’üncü yüzyılda Patara, Myra kentinde, fakirlere yardımcı olan, Noel gecesinde şömine bacasından evlere girip çocuklara hediye bırakan bir piskopos var: Saint Nicholas. Myra kenti, Antalya ilimizin Demre beldesidir. Bu söylenceye inananlar, akın akın Demre’deki kiliseyi ziyarete geliyorlar. Bizim için güzel bir turizm avantajı. Ne var ki Piskopos St. Nicholas’ın ismi Amerika’da Santa Claus oluyor. Santa Claus figürü, 1831’de ressam Alexander Anderson tarafından çocuklara hediye dağıtan kişi olarak ve ‘’The Night Before Christmas’’ şiiri ile birlikte resmedilir. 1862’de yine Amerikalı karikatürist Thomas Nast, Harper’s Weekly dergisi kapağında, bu gün de bildiğimiz kırmızı elbise ve kırmızı beyaz başlığı ile Noel Baba (Santa Claus) figürünü yaratır. Amerika’da gelişen reklâm sektörü, bu yeni objeyi kullanır; Santa Claus, kırmızı-beyaz kıyafetiyle 1931’den itibaren 35 yıl boyunca Coca Cola reklâmlarında yer alır. Dergiler, billboardlar, oyuncaklar ve Batı dünyası malları Noel Baba simgesini işlerler.

Ne var ki Noel Baba’nın yaşadığı farz edilen Akdeniz ikliminde ve Ortadoğu’da kar yağmaz. Ama Noel Baba Kuzey ülkelerinde, karlı ortamlarda, Ren geyiklerinin çektiği kızak üzerinde resmedilir. Noel ağaçlarının üzerine de kar yağdırılır.

Noel Baba

Behey muhafazakârlar! Sizler de bu safsataları ciddiye alıp atıp tutuyor, bir araba lâf ediyorsunuz. Siz siz olun, böyle şeylere kafayı takmayın. Caddeleri ışık seline boğan başkana da, havai fişek atana da, Noel Baba kılığına girene de, çam süsleyene de, süslemeyene de, yılbaşını kutlayana da, kutlamayana da, herkese saygılı olun.

Bana sorarsanız, bütün bunları yaşamın bir rengi, bir fantezisi olarak kabul edin, keyfinize bakın derim. İnanın ki dininizden de, inançlarınızdan da bir şey kaybetmezsiniz.


yerguvenc@gmail.com
 

Yayın Tarihi : 26 Aralık 2011 Pazartesi 17:58:55


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?
Yorumlarınız
Teoman Törün IP: 88.244.86.xxx Tarih : 30.12.2011 14:41:35

Sayın yazarın, konu dışı olduğunuı kaydetmekle birlikde benim için de son derece önemli görülen Türkçenin fakirleşmesi konusunda bir örnek vermeyi çok gerekli buldum.  "Mahir Ünlü" adındaki (benim için pek fazla ünlü omayan) bir müellifin1982 basımı "Yabancı Karşılıklı (Türkçeye girmiş demek istiyor) eş ve yakın anlamlı ÖZ TÜRKÇE SÖZLÜK" de karşılığını aradığım "rağbet" sözcüğünün sadece "istek" olarak karşılandığını görmüştüm. Öz Türkçe bölümde "istek"in karşılığına baktığımda "heves", "arzu", "meram", "talep", ""murat", "emel", "maksat", "maksut", "iştiyak", "şevk", ""temenni", "iştah", "rağbet", "tasavvur", sevda", "kâm", "kuvve", "iltizamî" olarak tam 18 adet karşılık verildiğini gördüm. Tanrı aşkına, bu kavramlar kolaylıkla birbirinin yerine geçebilir mi? Bu kadar düşünce fukaralığı olur mu? Bu konu da benim de kişisel bir iç yanıklığım vardır. Siyasalda öğrenci iken (şimdi rahmetli olduğunu zannediyorum; benden bir iki yıl önde arkadaşlarımızdan Nejat Tunçsiper'in çıkardığı "Mülkiye" dergisine ben de çevirilerimle katılıyordum. "Kullandığım "rağbet" sözcüğünden olacak; bana nazikane şekilde; o zamanki okuyucuların tümden öz Türkçeden hoşlandıklarını söyleyerek başka yazı almayacağını söylemişti. Uzun süre benim yazı yazmaya şevkim kırıldı. Sayın Tunçsiper sonradan muhakazar meşrepli Adalet Partisinden senatör oldu. Şimdi de akrabalarının AKP ile temasda olduklarını işitiyorum. 10-15 yıl kadar önce bir kültür merkezinde dinledğim Cumhuriyet gazetesi yazarlarından SAyın Feridun ANDAÇ kendisinin bir zamanlar fanatik Türkçeci olduğunu; fakat artık nefesinin tıkandığını, bu kavram fukaralığına,ve dilin müzikalitesinin kaybına, kör testere gibi aynı sözcüklerin bir metinde tekrarına dayanamadığını; artık artık "okul"la "mektep" sözcüklerini aynı metinde kullanmakdan çekinmediğini beyan etmişti. Arkadaşım, "Şehrâyin"in kavram olarak tam karşılığını Türk Dil Kurumu " daha icad etmemişse, onu aynen bal gibi kullanırsın.                   


yasar ertas IP: 94.135.148.xxx Tarih : 26.12.2011 20:15:26

Bu konuya deginisinize izah edisinize  tesekkürler ve son bitis cümlelerinize ayrica tesekkürler.  yabanci bir memlekette halk icinde cam  agaci noel baba halk uygulayisi yasayisimla görüsümle ben böyle izah etmek istiyorum. cam agaci 24 ve 25 aralik ayinin gecesi icin bir evin odasina konur Isteyen öncedende koyabilir 24 Ten öncdört üncü pazar ilk arife pazaridir Masada yine cam vs. dallarla dört  mum celenk gibi 30cm capinda vardir alinir ve masada durur herpazar bir mum yakilarak dört pazar dört arife ayin 24 düne kadarki pazarina yakin  bu mumlar yakilir Cam agaci süslemeleri genelde isiklidir elektrikli dir her sene yenilikler cikmaktadir (aslinda hakiki mumlar daha iyi konusulmakla beraber tehlike zahmet  isidir ) yuvarlak cicili renkli toplar figürler vs. ile süslenmektedir.yeni teknik ler eklenmektdir. 24- 25 gecesi isanin dogum gecesi kutsal gecedir Bu gece yenilir icilir Büyük yasli ailelerin evinde bu kutlama genelde olur hem yaslilari anneyi babayi ziyaret etmisolunur kim gelecekse herkez geleni sayisini bilir herkez herkeze hediyeler alir billhassa cocuklar bas safhadadir ( Hediyelerde cok ta güzel paketleme sistemine önem verirler) aksamsaat 17 ye kadar herkez gelir  hediyeleri evin annesina verir oda camin altina onlari koyar saat 18 dogru cam agaci olan odada anne kalir kücük can-zil  veya radyo bir müzikle herkezi cam odasina cagirir herkez hediyelerini alir haril haril herkez acar Sonra bakarim olmaz tesekkürler derler yemege gecilir (ikinci önemli bir hediye durumu ufak cocuklari sevindirme durumu kapi zili calar iceri sirtinda cuvali beyaz sakalli noel baba girer cucuklara isimlerinle hitap eder onlara hediye verir onlara iyi yaramaz olmamalari icin nasihatler verir ceker gider ) bu kisileri cocugun babasi anasi gündüzden ayarlar hediyesini verir onada dagitmak kalir. bu iside bu kisiler para kasiligi yapar genllikle ögrenciler yapar ceb harcligini kapar. Bir tradisyon bir gelenek bir inanc almis basini gider12 inci ay herkez icin bir bereket ayi gibidir Cam yetistiren emegini alir esnaf emegini alir fabrikasi emegini alir alirda alir bir de bu gece kar yagarsa bizim gibi kar yagdi ortalik batti demezler karida kayakla   o geyikle bir de noel babayla bir güzel kaydirirlar dört harife boyunca sokaklarda panayir lar kurulur sokaklar evlerincam ve balkonlari süslenir bizim cocuklugumuzda memleketimizde panayirlar vardi bul karayi al parayi sari geldi kirmizi geldi cevir topu kocaman bir yerde siyah vardi top hep oraya girerdi kimse parada kazanamazdi haci baba parayi kapardi. Her ne olursa olsun bizdede simdi kutsal gece agaci oldu cam agaci  ama oda güzel buda güzel güzeliklere can kurbanda acaba diyorum bizimkiler cam agaci yetisen yetistirien yerdenmi aliyor yoksa !!!!!!!!!! okadar catlak su kacirmaz diyeyim  bir birimizi yemiyeyim fazlada bilmeyeyim güzelliklere heb beraber gidelim