21
Mart
2026
Cumartesi
SPOR

Mustafa’lar ve Değişmeyen Kafalar…

Son günlerde “Mustafa’lar” ile dolu bir gündem yaşıyoruz. Can Dündar’ın film karakteri ile alakalı olanlar bizim konumuz dışında ama teknik direktör olanının son 2 günde uğradığı saldırılara şaşırmamak elde değil.

Mustafa Denizli ile Fenerbahçe’yi çalıştırırken 2 kere sohbet etme imkânım olmuştu. Kendisi, cümlelerine başlar başlamaz kamuoyunda neden onu bu kadar seven ve nefret eden insan olduğunu kanıtlarcasına iddialı laflar eden biri. Hayatım boyunca, futbolun psikolojik yönünü bu kadar farklı açıdan görebilen bir insanla tanışmadım. Yönettiği takımın forma rengi seçiminin rakip takımın üzerinde bıraktığı etkiden, taraftarın maç öncesi futbolcuları tribüne çağırma sırasının futbolcuları nasıl bir psikolojiye götürdüğüne kadar ayrıntılarla boğuşan bir teknik adamdır Mustafa Denizli.

Cumartesi günkü Beşiktaş’ı izlediğimde, kendi mantalitesini takıma aşılamaya başladığını gördüm. Mesela, Denizli asla bütün kozlarını maçın başında oynamaz. Maçı kendi kafasında üçe böler ve yıldızlarından birini son bölümde oyuna sokar. Bu değişiklikleri asla devre arasında da yapmaz. Genelde 65. dakika civarı değişiklik tabelasını görürsünüz. Fenerbahçe’yi çalıştırırken oyuna sonradan soktuğu Revivo ve Rapaic gibi isimlerle çok maç kazanmıştı.

Bu bilgiler ışığında baktığınız zaman Holosko’yu kenarda oturtmasına şaşırmamak lazım. Denizli’nin planı açıktı; aynen 2000–2001 sezonunda Ali Sami Yen’de Galatasaray karşısına çıktığı ve 0–0 berabere kaldığı maçtaki taktikle oynadı. Rakip takımın direncini kıracak, oyunu soğutacak ve Holosko’yu Nobre yerine oyuna sokup öldürücü darbeyi vuracaktı. Bence Cisse’nin, hakem hakkında ne denirse densin, gördüğü aptalca 2. sarı kart olmasaydı, bu planı tutacaktı. Onu, muhtemel başka bir büyük eleştiriden de İbrahim Toraman kurtardı. Selçuk’un pozisyonunu çok çalıştıklarını ama adamını kendi kaçırdığını itiraf etti ve hocasına yapılacak “Denizli takımı antrenmanlarda hiç taktik çalıştırmıyor” tarzı saldırılara mahal vermedi.

Açıkça söyleyebiliriz ki; Denizli cephesinde değişen bir şey yok. Ama bununla beraber onu acımasızca eleştirenlerin mantalitesinde de hiçbir ilerleme yok. Fatih Terim dahil tüm kamuoyunu cetvelle ayırmış gibi ikiye bölen başka bir teknik adam hatırlamıyorum. Beni şaşkınlığa sürükleyen onunla ilgili eleştirilerin zerre aşama kaydedemesi. Ben artık kamuoyunda bazı şahısların Denizli tarafında muhatap alınmadıkları için ona böyle saldırdıklarına iyice inanmaya başladım. Bir insanın gol yedikten sonra istem dışı verdiği gülme tepkisini bile yıllardır bıkmadan usanmadan mevzu yapanları içinde bulunduğu psikolojiyi çözmek zor. Bakın, eğer Denizli önümüzdeki sezon takımın başında kalırsa sezon öncesi dönemde uğrayacağı eleştirilerden bir tanesi ezberden söyleyeyim. Beşiktaş neden hazırlık maçı oynamıyor!

Tabii Mustafa Denizli’ye yapılan bazı eleştirilerde haklılık payı da var. Kurduğu motivasyona dayalı camdan şatoları dış etkilere karşı koruyamadı. Sonunda takımları paramparça oldu. Yıllardır şampiyon olamayan ve bu sene bu unvanı çok isteyen Beşiktaş’ı mutlu sona ulaştırabilirse önümüzdeki sene rahatlayacak futbolculara camianın yeni bir hedef koyması lazım. Yoksa takım, Rüştü’yü, 2002 yılının Fenerbahçe’sinde yaptığı gibi, kaleden orta sahaya koşturup serbest vuruş attıracak hale gelebilir…

Yayın Tarihi : 1 Aralık 2008 Pazartesi 12:32:42
Güncelleme :5 Aralık 2008 Cuma 12:04:40


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?