22
Şubat
2026
Pazar
SİYASET

Mumcu'dan TÜSİAD'a destek

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, "Kendisi ifade özgürlüğünden mağdur olmuş bir başbakanın, başkalarının ifade özgürlüğünün kısıtlanması yönünde suç duyurusunda bulunması bence kendisine yakışmadı" dedi.

Mado Evi'nde basın toplantısı düzenleyen Mumcu, TÜSİAD'ın açıklamalarında yargıya müdahale anlamına gelecek bir tutum görmediğini belirterek, "Demokratik kültür içerisinde kabul edilebilir şeyler değil. Demokratik kültüre yakışmıyor. Kendisi ifade özgürlüğünden mağdur olmuş bir Başbakan'ın, başkalarının ifade özgürlüğünün kısıtlanması yönünde suç duyurusunda bulunması bence kendisine yakışmadı. TÜSİAD'ın açıklamalarında müdahale anlamına gelecek bir tutum görmedim. TÜSİAD'ın açıklaması kaygı verici değildir. Geciken adalet adalet değildir. Yargının kararı her ne olacak ise bunun gecikmesi adaletin niteliği bakımından sakıncalıdır. TÜSİAD'ın talebi son derece haklı ve meşru bir taleptir. Aynı müdahaleler AB bürokratları tarafından yapıldığında ses çıkarmayan hükümetin içeriden biri olduğunda bu kadar hiddetli olmasını yadırgıyorum. Yabancıya bu kadar hürmetli, yerliye bu kadar heybetli olmak bence şık durmadı" diye konuştu.

Mumcu, "TOBB'un TÜSİAD'ın açıklamalarına sesiz kalmasını neye bağlıyorsunuz?" şeklindeki soruya ise şu cevabı verdi: "Almanlar'ın yükselen faşizm karşısında sessiz kalması nasıl sonuçlanmışsa bugün uygulanan pek çok haksızlık ve zulüm karşısında sessiz kalmak aynı şekilde sonuç verecektir. Bu görmezden gelmekten, herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı bu düzenden çıkmaya mecburuz. 'Susma, sustukça sıra sana gelecek' diye bir söz vardır. Bu sözü tekrar etmenin tam zamanıdır. Herkes hak bildiğini söylemelidir. Haksızlığa karşı başkaldırmalıdır. Onun için bugün susanlar sıra kendilerine geldiğinde gerçeği göreceklerdir. Aynı TOBB'ta başbakana söz verilmediğinde onun hakkını ben savunuyordum. Menfaata dayalı ortaklıklar, anlaşmalar bir müddet devam eder, bittiğinde ise yerini kesif düşmanlıklara bırakır. Ne sahte dostluk ne de kesif düşmanlık hakkaniyet temelinde sürdürülebilir ilişkilere, barışa ihtiyacımız var."

Gazetecilerin, "DYP ile birleşme olabilir mi?" şeklindeki sorusu üzerine Mumcu, "Gündemimizde böyle bir konu yok. Bu konu gazeteler aracılığı ile spekülasyonu yapılacak bir konu değil. Bu konu belirli bir gayeye hizmet için gerçekleşmelidir. Amaç partilileri birleştirmek ve güç birliğine gitmek değil. Güç birliğine giderek Türkiye'yi başka bir yere taşımak olmalıdır. Etrafında birleşilecek fikrin, birleşme fikrinin kendisi değil Türkiye'nin götürüleceği yer olmalıdır. Bugüne kadar yapılan spekülasyonlar siyasetin dışında kalmış çevrelerin böyle bir senaryo içinde kendilerine bir rol biçme arayışlarından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bunun pek içtenliği ve tutarlılığı yok. İçtenliği ve tutarlığı olduğu süreçte konuşulur" dedi.

Mumcu, "Anavatan Partisi'nden AK Parti'ye geçmeniz ve daha sonra Anavatan Partisi'ne genel başkan olmanız sizin için handikap oluşturur mu?" şeklindeki soruyu ise şu şekilde cevapladı: "Bu Türkiye'de çok partili siyasi hayata geçilmesinden bu yana örneklerine sık karşılaşılan bir şeydir. Sonuçta siyasi partiler topluma verdikleri sözü tutmuyorlar, istikametlerinden şaşıyorlarsa bu sapmaya mı sadakat göstermektir, yoldan çıkanlara mı sadakat göstermektir, yoksa milletin hakkına hukukuna mı sadakat göstermektir? Benim açımdan hiçbir şekilde handikap teşkil etmez. Trenin raydan çıkarıldığı iktidarın bir nimet paylaştırılmaya dönüştürüldüğü, usulsüzlüğe, rant paylaşımına dönüştürüldüğü bir yerde sofraya oturmadım, kalktım. Bunun handikap değil, övünç meselesi olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlar olurken, hala makam mevkii uğruna ses çıkarmayanların vicdanına bir soru sormak lazımdır. 'Hala siz niye ordasınız?' diye sormak lazım."

Türkiye'nin aslında ekonomik bir krizin içinde olduğunu vurgulayan Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, "Yüksek öğrenim görmüş insanların üçte birinin işsiz olduğu ortamda daha nasıl bir kriz beklersiniz? Döviz krizinden bahsediyorsanız, o kaçınılmaz olarak Türkiye'nin başına gelecektir. Onun tarihini bilemezsiniz. İstanbul'da beklenen deprem gibidir. Mutlaka olacak. Ne zaman olacağı ise onu tetikleyen süreçlere bağlıdır" şeklinde konuştu.

.
Yayın Tarihi : 24 Aralık 2005 Cumartesi 12:12:56


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?