20
Mart
2026
Cuma
ANASAYFA

Tekeliyet'i Cumhuriyet'e dönüştürmek..




2004 aralık ayını hatırlayınız..
Bir balon şişiriliyordu.
Kamuoyunu oluşturan karar odaklarının desteğiyle şişirilen balon AKP BALONU’ydu.

17. Aralık 2004’de Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi alınmıştı.
Herkes “mutlu son”a ulaşmış olmanın sevincini yaşıyordu.

Artık Ak Parti’yi kimse tutamazdı.
Gerine gerine caka satmanın tanımlanamayan hazzını yaşıyorlardı.
Tekelci sermaye memnundu.
Medya baronları, tepe yöneticileri memnundu.
Yüksek bürokrasi memnundu.

Velhasıl bu memlekette “tuzu kuru” olan tüm kesimler mutlu bir yılbaşı kutlamak için seferber olmuşlardı.

İşte, o mutlu yılbaşıyla beraber 2005 yılı da rüzgar gibi geçti..

Bir milyon aileyi doyurmak, “bey” gibi yaşatmak niyetine “Tekelistan tarlası”nda sabana koşulan on üç milyon ailenin, “ırgat- yurttaş”lar olarak bir lokma ekmek için çektiği kahır ve çile dolu günler, yaşanmamış hayatlarından bir koca yılı daha çaldı.

Enflasyon düştü, kredi faizleri düştü, borsa yükseldi, döviz rezervleri kasalardan taştı, milyarlarca dolarlık yabancı sermaye geldi, özelleştirmeler yapıldı..

Ama heyhat!..

Asgari ücretle bile olsa bir iş bulabilmek için sola sağa saldıran genç kuşaklar ellerinde diplomalarıyla boyunları bükük kaldılar bu yıl da..

Milli Gelir artarken istihdam yaratılamadı.

Ekonomi büyürken kitlesel satın alma gücü yükselmedi.

Tekelciler ve “çözüm ortakları” ise daha da zenginleştiler.

Gelir dağılımı oligarşik elitler lehine daha da açıldı.

Ücretli emek, küçük esnaf, köylü, kamu görevlileri, emekliler, üniversite gençliği, ev hanımları, çocuklar bu yıl da mutlu olamadılar. Sadece umutlarını katık ettiler bir tas çorbalarına.

Yıl biterken onlar için tek umut “Milli Piyango”nun talih kuşunu beklemek, tek heyecan “Kurtlar Vadisi”ni izlemek, tek eğlence “İbo Show”, tek merak “Aliye”nin geleceği mi olmalıydı?

Düzenin değirmeninde maddi ve manevi anlamda öğütülen milyonlarca insan için hayat bir kabusa dönmüştür bu topraklarda.

Hayatın gerçekleri istatistiklerin, rakamların ve medyanın toz pembe veri ve yayınlarıyla örtüşmüyor.

2005 yılı, milyonlarca oy olarak iktidara gelen Ak Parti açısındansa balonun patladığı bir yıl olmuştur. Ak Parti’nin de, son tahlilde, küresel oligarşik elit’in ve yerli “çözüm ortakları”nın safında olduğu son üç yılda yaşanan ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal olay ve olgularla açığa çıkmıştır.

Kitleler kimlerin kazandığını, kimlerin kaybettiğini ya da yerinde saydığını kendi somut pratiklerinde görüyor ve hissediyor.

Hayat” yalanların, saptırılmış bilgilerin, boş vaatlerin, hayalci yaklaşımların sanal dünyasında yer almayan tek aktör, tek yönetmen ve tek somut gerçek olarak milyonlara bir kez daha yol gösteriyor:

“Başkalarının sizin adınıza ortaya çıkmasına izin vermeyin, ortaya çıkanların izinden gitmeyin.. Yola çıkacaksanız eğer, sizinle aynı sıkıntıları çeken insanlarla bir araya gelin; ‘oyun’u seyretme yerine, oyuna katılmanın yolunu bulun; sokaklarınızdan başlayarak mahalle, ilçe, il, ülke temelinde politik olarak örgütlenin ve birleşin.”

Kendi tarlasında ırgat olmanın ya da sabana koşulmanın kara yazgısını değiştirmek, 1980’lerden bu yana unutturulmak istenen “sınıf bilinci” kavramının ülke genelinde yelkenlerini şişirmekten geçiyor.

Tekeliyet’i Cumhuriyet’e dönüştürmek”, 2006 ve sonrasının gerçek gündemidir. 

 

                                   mcyilmaz@kenthaber.com
















Yayın Tarihi : 3 Şubat 2006 Cuma 12:51:41
Güncelleme :3 Şubat 2006 Cuma 15:53:41


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?