4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

İnanç ve Hoşgörüsüzlük (29)


1143 yılında yeniden aktif görünüm veren Katharlar üzerindeki Hrıstiyan zûlmune dönelim.

Katharların kurumlaşma tarihine göre, Köln’de, Steinfield’li Eberwin, Kathar mezhebinin Bogomil kökenli ilk öğretilerine benzer doğrultuda vaazlarını bu tarihde vermeye başlayordu. Katharlar, genelde, çok haklı olarak, ruhban (rahipler, din adamları) sınıfı tesisi ile toplumsal hiyerarşide üst konum alarak insanların iradelerini kontrol etmeye ve onları sömürmeye çalışan, bunun sonucu ruhsal, ahlâkî ve siyasal çürümeye uğrayan Katolik Kilisesine karşı idi. Özellikle, VIII. asırda sahte olarak düzenlenen ve Constantinus’un, Hrıstiyanlık Dünyası liderliğinin Katolik Kilisesine verilmesini öngördüğü kaydını taşıyan bir fermanın X. asırda Papa II. Sylvester tarafından meşruiyetinin kabûlü gibi somut bir yozlaşmadan beri Roma Kilisesinin, Hrıstiyalığın ilk kurucusu olan Havarilerin temiz mirasından çok uzaklaştıkları fikrini savunuyorlardı. Ancak bağlandıkları “gnostik-bilen” din felsefesine göre, Tanrının verdiği güçlü bir sezgi ile Tanrı, insan ve alem ile ilgili bütünsel bilgileri algıladıkları inancında çok aşırı iddialı idiler; bu bakımdan batıla saptıkları konular da vardı. Gnostisizm, Hindu ve Buda inancı dahil tüm dinlerin bazı gruplarında çeşitli zamanlarda çeşitli türleri görülen bir itikatdır; İskenderiyeli Philon, Kabbala gibi Yahudi gnostikler; İsmailîler ve Dürzîler gibi İslamî gnostikler olduğu gibi ilk Hrıstiyanlıkdaki naiv düşünce ürünü çağdışı gnostisim sonraki dönemlerde daha rafine akılcı gnostisizm örneklerine evrilmişir.

Katharlar da, akıl dışı buldukları “Eski Ahit”e külliyen karşı çıktıkları gibi, Aşai Rabbanî’nin (şarap ve yemek âyini) kutsallığını; keza, ruhların göçü olan reenkarnasyona inandıkları için Cehennem ve Araf’ın varlığını da, reddediyorlar; yaşanılan dünyanın zaten bir cehennem ve aşağılık bir ortam olduğunu söylüyorlardı. Yalan yere yemin etmeye karşı son derece duyarlı idiler; nikâh sırasında da sadakat yemini usûl dışı idi. İnsan öldürmek çok şen’i bir günahtı. Balık dışında hayvan sofralarına girmezdi. Katolik rahiplerin evlenmemelerini bir riyakârlık addediyorlardı. Evrenin sahibi Ulu Tanrı yanında bu dünyayı yaratan ve yöneten bir “Demiurgos- sahte bir Tanrı” vardı. Olasılıkla yeniden doğuma yol açacak ölüm sonrası için bir korku söz konusu olmamalıydı. Bu düalist (ikici) anlayışda İsa gerçek bir insan değil, sınırları olmayan bir transandantal (aşkın) ruhun tezahürü idi; çarmıha gerilmesi gibi bedeni de sadece bir dokeo’dan (Tanrının görüntüsünden) ibaretti. Bu bakımdan “teslis” reddediliyordu. Batı monofizitliğine göre, Baba, oğul ve kutsal ruh aynı öz’ün değişik hâlleri idi (Modalistic Monarchism-Hâl Değiştiren Tekçilik). Doğu monofizitliğinde ise İsanın insan olarak doğduğuna, sonradan göksel kata yükseltildiğine inanılırdı (Adoptionısm-İlâhî Kata Kabûl). İnsanlar “perfecti” (yetkinler) ve “credentes” (inananlar) olarak iki sınıftı. Özetle, akılcı bir din felsefesi olma iddiasındaki Katharcılık doktrini Katolik Kilisesine direkt bir tehdit oluşturuyordu.

Papa III. Eugene, Languedoc’da* sağlam bir yapılanmaya giden Kathari yayılmasını önlemek ve onların Katolik Kilisesine sadakatlerini sağlamak niyeti ile 1147’de bu bölgeye, bir ikna delegasyonu gönderdi. Fakat, Bernard de Clairvaux başkanlığındaki bu heyet misyonunu başaramadı.

1167’de Saint Felix-Lauragais’de toplanan ilk konsey Kathar mezhebinin güçlenmesinin önemli bir merhalesi oldu. Bu danışma kuruluna pek çok kalbur üstü yerel simalar yanında Bogomillerin (papa unvanlı) baş papazı Nicetas, Katharların Kuzey Fransa piskapos’u ve Lombardia Katharlarının lideri de katılmıştı.

Toulouse’a 1178 ve 1180 yıllarında giden St. Chrysogınus Kardinali ve Albano kıdemli Kardinali ancak geçici başarılar kaydedebildiler. Henry Albano silahlı kuvvetleri ile Katharların üzerine giderek Lavaur’daki istahkamı zaptetmiş fakat nihaî olarak bu akımın ateşini söndürememişti.

En önemlileri 1163’deki Tours ve 1179’daki Lateran Konseyleri olan Katolik Kilisesi danışma kurulları kararlarının Katharlar üzerinde pek etkileri hissedilmedi. 1198’de iktidara gelen Papa III. Innocenti bu konuyu azimle ele aldı. Başda, barışçıl yöntem deneyerek Kathar bölgelerine bir seri nasihat delegasyonları gönderdi. Fakat mezhep mensuplarından önce, bunlara çok saygı duyan yerel soyluları ve halkı, Papalığın yetkilerini, inanç sınırlarını aşacak derecede çok aşırı bulan yerel piskaposların da yola getirilmesi gerekiyordu. 1204’de III. Innocenti Güney Fransadaki bir çok piskaposu azletti. 1205’de Toulouse’a, daha önce trubadurluk (gezgici ozan) yapmış çok sert mizaçdaki Cenova asıllı Foulques’yi piskapos atadı. 1206’da, İspanya’nın Osma kenti Piskaposı Diego de Acedo, daha önce (1203’de) Katharları ikna misyonuna katılmış yardımcısı kilise üyesi, kendisi gibi Osma’lı Domingo ile birlikde, Languedoc bölgesini tarayarak Verfeil, Servian, Pamiers, Montréal ve daha bir çok yerde Katharlarla söyleşiler yaptı. Sonradan piskaposluk görevine gelen Saint Aziz) Dominic ünvanı ile piskaposluk görevi alacak Domingo’nun deneyimine göre, Katharların gönlünü, ancak gerçekden saygın, mütevazı ve zahid vaizler fethedebilirdi. Bu doğrultuda, 1216’da, “Dominic Emirnamesi” denilen yazılı bir düzenleme yaptı. Fakat onun çabaları ile Katolik kilisesine kazandırılan Kathariden bir kaçdan ibaret kalınca: “Söz tükenince şiddet konuşur” düsturu tezgâha konacaktı.

1208 Ocağında Papalık elçisi Pierre de Castelnau, o bölgenin yöneticisi Toulouse Kont’u VI. Raymond ile görüşmeye gönderildi. Kendisine Katharları himaye eden soyluları aforoz etme yetkisi verilen Castelnau, anlaşmaya yanaşmayan Kont’u da aforoz etti. Fakat, Roma’ya dönüş yolunda Kont’un bir şövalyesi tarafından öldürüldü. Bu olay işitilir işitilmez, Papa, Katharlar üzerine resmen bir Haçlı Seferi açılmasını emretti. Languedoc’da Katharların ve bağlaşıklarının üzerine 20 yıl boyunca bir seri saldırının yapıldığı bu savaşlara “Albengensian Haçlı Seferleri” denir. Sonuçda Fransanın kuzeyindeki ve güneyindeki feodal beyler arasında da bir yarılma oluştu. “Katharlarların ve destekçilerinin mülkü olan toprakların zoralıma bağlanarak savaşçılara dağıtalacağı” yolundaki bir Papalık kararının doğal sonucu, yeni fiefler kazanma paşindeki Kuzeyli baronların akın akın, Papayı temsilen “Citeaux” Manastırının Baş Rahibi Arnaud-Amaury’nin ruhanî liderliğinde ve askerî komutasında teşkil edilen Haçlı Ordusuna katılmaları oldu. Aynen “Küffar Üzerine Cihad” açan İslam mücahidleri gibi...

İlk önemli çatışma, 22.Temmuz.1209’da kuşatılan Béziers kasabasında gerçekleştirildi. Kcnt’in Katolik yerleşiklerine bir zarar verilmeden çıkış hakkı tanındı. Fakat pek çok kentli Katharların yanında Haçlılara karşı çarpışmayı seçti. Kentte sıkışıp aç kalan Béziers güçleri bir çıkış saldırısına teşebbüs ettiler; fakat kısa sürede mağlup oldular. Haçlılar açılan kapılardan kolaylıkla içeri daldılar. Rahip-komutan Arnaud, dinleri konusunda tereddüde düştüğünden, Katharlara, hangi niteleme ile hitap edeceğini bilemiyordu. Başka bir Cisterian** yoldaşının verdiği fikir şu oldu: “Caedite eos. Novit enim Dominus qui sunt elus – Hepsini öldür; Tanrı onları kendi bildiği isimle çağıracaktır”. Azize Mecdelli Meryem Kilisesi’nin kapıları kırıldı; içeri sığınanlar dışarı sürüklendi ve, söylentiye göre, çıkan, kadın ve çocuk dahil, 7000 cana kıyıldı. Kentin başka yerlerinde de ele geçen binlerce kişi sakat bıralıldı ve öldürüldü. Savaşçı esirleri önce kör edildi, sonra atların arkalarına bağlanıp sürüklenirken, vahşi haçlılar okları ile onların üstlerine doğru nişan talimi yaptılar. Kentte ne kaldı ise ateşe veridi. Arnaut, isminin anlamı “masum” olan Papa III. Innocenti’ye, kıvançla şu raporu gönderiyordu: “Bugün senin bayram günündür. 20.000 kâfir, yaşına, cinsine, toplumsal sınıfına bakılmaksızın kılıçdan geçirilmiştir”. Kentin nüfusu o sıralar 5.000’den fazla değil ise de, oraya bağlı olan köy ve kasabalardan sığınanlarla 20.000’lik bir can telefatı söz konusu olabilir.

Béziers katliamını izleyen Carcasonne kuşatması görevi Simon de Montfort’a verilmişdir.

*Languedoc: Fransann, şimdiki “Languedoc-Roussillon ve Orta Pyréné’ler bölgelerini kapsayan, merkezi Toulouse kenti olan eski bir eyaleti.

**Cisterian (Lat. Cisteriens): Citeaux manastırnın mensubu papaz. Ancak bu, özel bir isim olma dışında, bu manastırda Molesme’li Robert tarafından 1098 yılında kurulan bir tarikat mensuplarını ifade etmektedir. 1128’de, Clairvau’lu Bernard adlı baş rahip, tarikat düzenine, “Tapınak Şövalyeleri”nin tüzüğünden esinlenerek reform getirecektir.

Yayın Tarihi : 31 Ağustos 2008 Pazar 17:50:33


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?