4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

İnanç ve Hoşgörüsüzlük (49)


REFORM HAREKETİ VE PROTESTANLIK VIII. (Fransız Reformu) : Fransada reform çabaları, İskoçya’da olduğundan da fazla Krallık ve soylular arasındaki siyasal çekişmelere paralel olarak sürdürülmüştür. XV. yüzyılda, Jean de Gerson ve Pierre d’Ailly gibi seçkin teologlar ve din bilimleri danışma merkezi olan Sorbonne Üniversitesi papalığın mutlak gücüne bağlılığı telkin ediyordu. İngiltere’nin VIII. Henry’sinden de havalı ve hoşgörüsüz bir Rönesans prensi olan I. François’ya, 1516’da, Fransız Kilisesi üzerinde krallık otoritesi tanıyan bir antlaşma yapılmıştı. Ancak, öte yandan, Jean Standonck ve Erasmus’un arkadaşı olan Jean Vitrier gibi din adamları söylemlerini reform istikametine yöneltiyorlardı. Artık, Roma’dan çok daha fazla yazınsal etkinliğin cereyan ettiği Paris’de çok güçlü bir humanist çevre oluşmuştu. Bu çevrede en çok parlayan Jacques Lefévre d’Etaples’ın, St. Paulus üzerindeki, kilise yorumlarının dışına çıkan değerlendirmeleri, Luther yazılarının Fransada hızla yayılması Fransız reformunun eşiğine gelindiğini müjdeliyordu. 

Jacques Lefevre d'Etaples, (Sanal Protestan Müzesi Kolleksiyonlarında)
Ne var ki, I. François’nın gözde bir danışmanı olan Léfevre, Protestanlığın geleceğini öngörüyordu ama Roman Katolik kimliği ile temel görevini tüm hışmı ile yerine getirmekten, Fransadaki Protestan akımının acımasız bir takipçisi olmaktan geri kalmamıştı. Kralın koruma gayretine karşın ilk Fransız reform şehidi Berquin’in idamında baş rôlü oynamıştır. Artois’lı soylu bir aileden olan; pek çok Erasmus çevirisi ile başına dert açacak ilâhiyatçı Louis de Berquin 1512’de Paris’e öğrenim geldiğinde Kralla tanıştırılmış; onun takdirini kazanmıştı. Erasmus incelemelerinden başka Melanchton’un çeşitli eserlerini ve Luther’in “De votis monasticis”ini çevirip bunları yayına verince, Sorbonne hocaları 1523’de onun kafir olduğunu ilân ettiler. Parlamento’da yapılan yargılamada gerek parlamento üyeleri gerekse İlâhiyat Fakültesi hocaları tarafından suçlu bulundu. Kitapları ve yazıları yakıldı. Savaşlarla meşgûl, hatta bir ara İtalyada esir düşüp kız kardeşi Navarre kraliçesi Marguerite’in aracılığı ile kurtulan I.François’nın,çeşitli vesilelerle araya girmesi infazı erteletmiştir. 1529’da, en son girdiği zindanda Berquinin dili kızgın demirle dağlandı. Yaptığı yazılı af başvurusu, kentte olmayan Krala ulaşmadığı gibi, Parlamento bu fırsatı kendine göre değerlendirip onun Gréve Sarayında yakılmasını emretmiştir. Calvin’in, kilise otoritesine boyun eğme disiplini olan yardımcısı Théodor Béze bile: “Berquin’in yaşamasına izin verilse idi Fransanın Luther’i olurdu” demiş. Bu olaydan itibaren Fransız Kilisesi de, Jean Crespin’in, İngiliz John Foxe’un “Şehitler Kitabı”na paralel 1554’de yayınladığı “Histoire des martyrs- Şehitler Tarihi” ya da “Actes des martyrs-le martyrologe protestant” isimli eserinde reform şehitleri ile anılacaktır (“Martiroloji” dinler tarihinde yazın türüdür).

1533’de, Paris Üniversitesi rektörü Nicholas Cop’un, bağnaz çevrelerde çok tepki yaratan, Hoşgörü hakkındaki hitabesinden itibaren artık sık sık krizler çıkmaya başladı. 1534 Ekiminde, Aşa-i Rabbani (şarap ve ekmek kutsanması) ibadetine karşı, sokaklarda, hattâ Saray meydanında gerçekleştirilen Protestan gösterileri Katolik kamu oyu’nu küplere bindirdi ve karşı saldırılara neden oldu. Korkuya kapılan Protestan bilim adamları Meaux piskaposu Guillaume Briçonnet’ye sığındılar. Daha sonra, “Meaux Grubu” olarak, I.François’nın, Protestanlığa sempati gösteren entellektüel yazar kardeşi Kraliçesi Marguerite d’Angouléme’in sarayında toplanma için daha güvenli bulunacaktır. Fransız Protastanlarını, Béze’in çevirileri kadar ozan Clément Marot’nun Kutsal Kitapdaki “mezmurlar” çevirileri coşturuyordu. Hattâ tepkici hareketler dağınıklıkdan kurtulmuş; Calvin’in “Nicodemite”ler diye isimlendirdiği ılımlı ve ihtiyatlı sempatizanlar tarafından desteklenen bir Protestan grubu oluşmuştu (“Nicodemite” adının, İsa’nın ona bağlılığını gizleyen tilmizi “Nicodemus”dan geldiğini sanıyorum). Kısa sürede, Bourbon Sarayındaki Condé ailesinden I.Louis, Amiral Gaspard de Coligny ve Duplessis-Mornay gibi soylulardan himaye gören bu grup “Huguenot”lar olarak anılmaya başladı. 

Catherine de Médicis (1560’ a doğru François Clouet’in yaptığı karakalem. Valois Sarayında)
Bu akıma karşı, Katolik bakanların baskısı ile Marot, Des Périer, Dolet gibi aydınların, Kraliçe Marguerite’in de önleyemediği idamları ile alınmaya çalışılan bireysel önlemler toplu kıyımlara dönüştü; 1545’de 3000 dolayında, kendilerini Valdenseslerin takipçisi ilân eden Huguenot’lar sadist yobazlar tarafından vahşi yöntemlerle yok edildi. I.Henri’nin krallığı zamanında inisiyatifi yerel parlamentolar almış, zindanlar tıklım tıklım dolmuştu. Bir dönemeç noktası olan 1559 yılında seçkin laik aydın Anne de Bourg’un idamı üzerine yer yer tanık olunan Protestan cemaatleri toplantıları ardından gerçekleştirilen Paris Synod’unda (miting) hazırlanan itikadname ile Fransa Reform Kilisesinin genel çerçevesini çizilmiştir. Her ne kadar, Calvin, vaiz temsilcilerine, Cenevre ile Fransa arasında mekik dokutarak bu oluşuma elinden geldiğince katkı vermeye çalıştı ise de Fransız reformu kendi kulvarında gitmiş; farklı bir karakter kazanmıştır. Fakat karşısındaki Katolik ruhbanın direnci öylesine güçlü idi ki; “Fransa Reform Kilisesi”, bugünkü Calvinist kimliği ile, ancak, I.Dünya Savaşının hemen arefesinde, 1938’de toparlanıp örgütlenebilecektir.

Protestanlığın mücadele ettiği salt dinsel karşıtlık değil, siyasal entrikalardı. Şimdi, Bourbon soylu Condé hanedanının desteklediği Huguenotlarla, başka dişli bir soylu grubu olan Guise hanedanı arasında mücadele başlayacaktır. Çok yıkıcı olan bu savaşımı önleyici uzlaşma girişimleri de arada Huguenot’lara nefes aldırıyordu. 1561’de, Cizvit ilâhiyatçıları ile Théodore Béze ve Pierre Martyr arasındaki Poissy görüşmesi bunun bir örneğidir. Ertesi yılki Wassy kıyımı ile başlayan savaş ise Katolik inadının gerçek yüzü idi. Huguenot’lar o yıl Dreux savaşını da kaybettilerse de 1563’de Ambroise barışı ile önemli ödünler elde ettiler. 1567 St.Denis mağlubiyetinden sonraki yıl 1568’de de Lonjoumeau barışı ile de avantaj sağladılar. 1569’da Condé prensi I.Louis de Bourbon’un ölümü üzerine, Protestanların tek önderi Amiral Coligny oldu ve askerî harekata geçti. O sıralarda kral olan IX. Charles’ın düşman kardeşi Anjou Dükü Henri karşısında Moncontour’da hezimete uğradı. Fakat, Kralın o zamana kadar Protestanları desteklemiş annesi (Floransalı) Catherine de Medicis’in varlığından istifade edip Güneyde topladığı ordu ile düşmanı, Ağustos 1570 Saint-Germain Antlaşmasına zorlatarak Huguenot’lara yarar sağladı. 1571’de yanına geldiği Kral nezdinde itibar sağlamış, politikalarına etkili olmaya başlamıştı. Fransız Katolikleri ile Huguenotların güç birliği yapıp İspanyolların Flandre’dan sürülmelerini önermişti. 

Aziz Bartolemeos Katliamı. O zamanın Fransız sanatçısı François Dubois’nın eseri (Lausanne Kantonu Güzel Sanatlar Müzesinde sergileniyor. 
Ancak, İspanyol ittifakına değer veren ve genç Kral üzerindeki nüfuzlarını yitirmek istemeyen Catherine ve Guise Ağustos 1572’de ona bir suikast düzenlediler. Bu başarısız suikast olayının tahkiki için azimli olduğunu açıklayan saf ve dengesiz Kralı bu kez Catherine, bir komplo iftirası ile Coligny aleyhine kışkırttı. Kral, öfke krizi içinde, sonradan IV.Henri adı ile Fransa Kralı olacak Navarre Dükünün prenses Marguerite de Valois ile gerçekleştirilen düğünü münasebeti ile çoğu Parise gelmiş bulunan Huguenot liderlerinin ve Coligny’nin öldürülmeleri emrini verdi. 24.Ağustos’a rastlayan Aziz Bartolemeos yortusu sabahında, damat Henri ile Condé 2. Prensi dışındaki tüm Protestan soylular öldürüldü. O gün tan ağarırken, on yıl önce kardeşi François Guise’in ölümünün öcünü almak isteyen Henri de Guise’in paralı askerleri Coligny’nin evini bastılar; onu dövüp pencereden attılar. Guise’in uşağı Maurevel yerde bilinçsiz yatan zavallının başını kesti. 25. Ağustos’da sokağa dökülen fanatik kalabalık ise, Kralın ölümler durdurulsun talimatına karşın sevap işleme gayreti içersinde hırsla imansız Protestan arayıp önlerine geleni kıyarak; ahlâk ve edep yanından geçmemiş Catherine de Médicis’nin meşum emellerine hizmet ettiler. Kıyım Rouen, Lyons, Bordeaux, Orléans ve başka taşra kentlerine sıçradı. Yalnız Parisde 3000, ülke genelinde 70.000 kadar Huguenot bir günde temizlendi. Bu korkunç trajedi Catherine ile birilikde, İspanya kralı II. Pelipe Papa XIII. Gregorius’u çok keyiflendirmiş ise de asırlar boyu sürecek Katolik-Protestan mücadelesi, Protestanların bugün halâ süren Dünya egemenliği ile sonuçlanacaktır.

Nikâhı kıyım gününe rastlayan prens, IV. Henri adı ile Kral oldukdan sonra 1598 “Nantes Fermanı” ile Protestanlara hoşgörü tanımış, mal ve mülk tahsis etmiştir. Kraliçe Margot adı ile tanınan aydın bir yazar olan eşi Marguerite de Valois zamanının Fransasını anlattığı “Mémoires-Anılar” isimli eserinde “Aziz Bartolemeos Katliamı”na da yer vermiştir. Ancak, Nantes Fermanı, aktif Katolik-Protestan husumetine sadece bir süre ara vermiştir. Nantes Fermanına karşın Katolik-Protestan husumeti asırlarca ortadan kalkmayacaktır.

Yayın Tarihi : 14 Aralık 2008 Pazar 12:59:47


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?