4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

İnanç ve Hoşgörüsüzlük (64)

“Voltaire” mahlâslı, “François-Marie Arouet” 24 yaşında (1718’de). Paris’de “Carnavalet Müzesinde sergileniyor. Sanatçısı: Nicolas de Largilliére

YAHUDİ AYDINLANMASI: Başlangıçda, Avrupa’nın önde gelen “akılcı” filozofları da Yahudi sorununa ihtiyatla yaklaştılar. Onlar da kendilerini, dinî hoşgörüyü ıskalatan, bir “Aydın Despotizmi”ne kaptırmışlardı. Birbirlerini izleyen monarkların, Yahudilere karşı farklı tutumları yanında, Devrim kıvılcımını yakan birçok Fransız filozofu da, kendilerinden beklenen laik ve rasyonalist tutarlığın tersine Yahudilere karşı antipatilerini açıkça göstermişler; onların karanlık düşünceli, batıla inanan, gerici, hattâ Katolik köylülerden daha cahil bir kitle olduğunu ifade etmişlerdir. Diderot, onları Ansiklopedisinde: “kör cahil obskürantistler” olarak tanımlamıştır. Onun ansiklopedisine madde yazanlardan ateist ve materyalist filozof Holbach Baronu Paul-Henri Dietrich: “Yahudi’nin ruhen cimri ve çıkarcı olduğu”nda ısrar etti. Tanrıtanımazlığını yeteri açıklıkla belli eden, “ancien régime”i en acımasız biçimde eleştiren görkemli filozof Voltaire bile, iğneli esprileri ile, insanları filozoflar ve yobazlar olarak ikiye ayırıyor; filozofların Hrıstiyanlık karşıtı olduklarını, Hrıstiyanlığın kökeninin Yahudilik olduğunu, Yahudiliğin de klancı, iğrenç biçimde boş inançlı insanlar yetiştirdiğini iddia ederek, farklı bir tarzda anti-semitizm sergiliyordu. “Al birini, vur ötekine!” zihniyetinde idi. Hattâ, açık açık din karşıtlığı yapılamayacak 1742 yılında, Hazreti Muhammed’i sahtekâr olarak sunduğu “Mahomet” adlı oyununu sahneye koymuş; fakat vahiy ve peygamberlik iddiaları üzerine yaptığı eleştirilerindeki genelleme esprisi fark edilince, hemen ertesi günden itibaren oyunun gösterimi yasaklanmıştı.

Yahudi aydınlanmasının, daha XII. yüzyılda, Endülüs’de İslam bilginlerinden alınan kültürle İbn Meymun (İbranice: “Moşe ben Maymon”, Lat.: “Moses Maimonides”) tarafından başlatıldığına; bu filozofun Arapça “Delaletü’i Hairin-Şaşkınların Rehberi” isimli klasikleşmiş kitabının Yahudi şeriatına ussal bir felsefe kazandırmayı amaçladığına daha önce değinmiştik.* Anılan eseri en otantik bir biçimde İbranîceye çeviren İbn Tibbon (Şmuel ben Yahuda), Moşe ben Şmuel, Yakov ben Mahir, Yasef ben Şem Tov gibi Yahudi bilginleri İslam bilginlerinin ardından giderek Yahudi rasyonel aydınlanmasının öncüsü olmuşlardı. Reconquista (İspanyolların Endülüsü yeniden fethi) bu aydınlanmanın sonunu getirdi. Avrupa Rönesansı başlarken Yahudi Dünyası da karanlığa gömülmüştü.

Hrıstiyan Avrupa Aydınlanmanın bazı önde gelen sözcüleri de Yahudiler aleyhindeki duyguları dile getirirken genelleme yapmamaya özen gösteriyorlar; bir şekilde iyi eğitilmiş, istisnaî yetenekdeki Yahudilerin hakkını verme gereğini hissediyorlardı. Çağdaşları yüksek kültürlü ve temiz ahlâklık Yahudi filozof Moses Mendelssohn’dan etkilenen Prusyalı tarihçi Christian Wilhelm von Dohm ve Saksonyalı oyun yazarı ve eleştirmen Gotthold E. Lessing bu aydınlanmacılardandı. Von Dohm “Uber die Bürgerliche Verbesserung der Juden-Yahdilerin Uygarlıktaki Gelişmeleri Hakkında” adındaki incelemesini; Lessing “Nathan der Weise-Bilge Nathan” isimli ünlü oyununu Moses’e duydukları hayranlıktan esinlenerek yazmışlardı. Lessing anılan oyununda, soyluluğu, nezaketi ve bilgeliği ile Moses karakterini temsil eden “Nathan”a: “Sen bir Hrıstiyansın! Senden daha iyi bir Hrıstiyan hiç olmadı!” diye seslenir.

Kimdi bu Lessing’in en örnek Hrıstiyan olarak tanıttığı Moses Mendelssohn? Hrıstiyan Dünyanın “İdeolojisi”ne yeni bir biçim verme demek olan Batı Aydınlanmasını, getto duvarları ve hahamların bağnaz vaazları içinde sıkışıp kalmış Yahudi cemaatine çelikden bir sabırla intikâl ettiren bir başarının temsilcisi idi. Gerçi, XV. ve XVI. asırlarda İtalyan Rönesansına yakından tanık olmuş küçük bir grup Yahudi entelektüel’e ve XVII. asrın İspanyol Rasyonalizminden etkilenmiş Baruch Spinoza ve Uriel de Costa gibi Sefardik Yahudilere rastlanmıştı. XVIII. asrın başında, İtalya’da laik temalar üzerinde felsefî şiirler ve oyunlar yazan Moses Hayim Luzzatto gene dar bir Yahudi entelektüel çevreye sesleniyordu. 1600’ler sonundan itibaren Fransa devrimine kadar da bir kaç yüz Yahudi genç Alman üniversitelerinde öğrenim görmüştü. Ama, Yahudi Aydınlanmasını ilk kez, tam bir yaygınlıkla, getto dili olan Yiddiş** ve Modern Çağın Almancası arasında köprü kurmak suretiyle tüm Alman Yahudisine taddıran Moses Mendelssohn’dur.

1729’da, Dessau’da fakir bir getto ailesinde doğan bu mütevazı ve olağanüstü düzgün ahlâk sahibi bu adam çocukluğunu çok bağnaz bir Yahudi cemaati çevresinde geçirdi. Ergenlik çağında iken, parlak bir zeka olan Haham David Hirschel Frankel’in etkisinde kaldı. Berlin’deki Yahudi cemaatine Baş Hahamlık yapmak üzere Dessau’dan ayrılan Frankel’in peşinden, yaya olarak bu kente gittiğinde sadece ondört yaşında idi. Bir Yahudi tacirin tavan arasına sığınıp, onun yazılarını kaleme alarak geçinmeye çalıştı. Sefalet çekmesine ve sağlıksız kalmasına karşın bu tarz çalışma ona Almancasını çok ilerletip felsefe ve metafiziğe şevkle bağlanmasını sağladı. Dürüst ahlâkı ve zarif davranışları ile yüksek tabaka içine zamanla girdi. Spinoza’nın metafiziği üzerine ince bir eleştiri yazısı çalışması olan “Felsefî Dialoglar”ın yayınını üstlenen Lessing’le tanışması bu arada olmuştur. Yazıları kendini rahatlıkla geçindirecek kazanç getirmeye başladı.

Moses Mendelssohn’un Deror Avi tarafından yapılmış bir çizimi. (Berlin, Yahudi Müzesinde sergileniyor)

Fromet Gugenheim’le evliliğinden çok mutlu oldu. Sayısız inceleme yazıları, risale, cilt cilt felsefî denemeleri birbirini izledi. 1763’de bir felsefe incelemesi (ünlü Kant’ın da katıldığı) bir yarışmada ödül kazandı. Dört yıl sonra “Phedon”u yayınladı ki, bu en özgün eserinde, temel felsefesi olan “ruh’un ölmezliği ve Tanrı’nın varlığı”nı savunmuş; din ve ibadet farkı gözetmeksizin, laik anlayışdaki “Deist-Tanrıcı” inancını göstermiştir.

Ona derinden hayran olan Avrupalı aydın dostları, bu hayranlığı salt onun kişiliği ile sınırlı tutuyorlar; ona “istisnaî bir Yahudi’ nazarı ile bakarak Yahudi cemaatini temsil ettiğini kabûl edemiyorlardı. O ise, ısrarla cemaatini savunuyor; Yahudiliğin, aslında, rasyonel bir insanî ilahiyat sistemi olduğunu kabûl ettirmeye çalışıyordu. Hrıstiyan arkadaşları, açıkça dinî gruplar içinde en karanlıkta kalmış, Yiddish denen lehçe dışında meramını anlatamayan, Almanya’da yaşadıkları halde Alman dilini ve kültürünü sindirememiş Yahudilerin nasıl savunulabileceğini soruyor; bunun aydın dürüstlüğüne yakışmadığını iddia ediyorlardı. Bunun üzerine Mendelssohn, o devir için insanüstü denebilecek, çok çetin bir çalışmaya; Kendisine gönülden bağlı öğrencisi Naphtali Hirz Wessely’in yardımı ile, Musanın beş kitabı olan Tevrat’ı Almanca’ya tercümeye girişti. Zamanın Almancasında olmayan İbranî alfabesindeki seslerin ve Tevrat metnindeki anlamların Yiddish lehçesinden modern Almancaya köprü kurarak getto Yahudisine hazmettirilmesi ölesiye yıpratıcı bir çaba gerektiriyordu. Cahil Yahudiye hem, artık herkes için ölü bir dil olmuş İbranice Tevrat, rasyonel bir yorumla ve laik anlayışı kabûl ettirecek bir biçimde tanıtılacak hem de çeviriye Yiddish’den modern Almancaya kolay geçiş sağlayacak biçim ve açıklamalar getirilecekti. Velhasıl, bu çaba, İncil’i, zaten bilim dili olarak yaşatılmış Latince metninden konuşulmakta olan Almancaya çeviren Martin Luther’in işi gibi kolay değildi. 1783’de tamamlanan çeviri Mendelssohn’un kendi beklentisi üzerinde de bir başarı kazandı; bir nesil içersinde, Orta Avrupa’nın hemen tüm Yahudi ailelerinin evlerinin yatak baş uçlarını işgâl eder oldu. Fazla felsefî derinliği, etkili bir ilahiyatçılığı, hattâ devrimci serbazlığı, cesareti olmayan bu mütevazı adamın cemaatine duyduğu şefkât ve özverisi sayesinde getto Yahudisinin uyanışı, Avrupalı Yahudi bilgin ve filozof sayısının hızla artışı başladı. Bugünkü Israel Devletinin kuruluşu da Laik Siyonistin Ortodoks Yahudi’yi dışlamayıp bağrına basması ile mümkün olabilmiştir.


*
Şaşkınların Rehberi: Bu eser, 1881 tarihinde ilk kez, Arapça aslından, Londra, Yahudi Koleji Müdürü ve Oryantalist Michael Friedlander’in tarafından “The Guide for the Perplexed” adı ile İngilizceye kazandırılmış; şimdiye kadar defalarca yeniden yayını yapılmıştır.

** Yiddiş: Yahudilerin gettolara kapatılmadan önce öğrendikleri Almanca ile geleneksel olarak kullandıkları İbranîce tabirlerin karışımı olan bir dil. Zamanla gelişen, fakat izleyemedikleri Almancadan farklı kalarak ayrı bir dil haline gelmiştir. Fakat belli bir grubun dili olarak yaşayıp, gelişmesini sürdürmüştür. Hattâ, Isaac Bashevis Singer’in orijinal olarak bu dilde yazdığı “Goray Kasabasındaki Şeytan” adlı roman Nobel 1978 yılı edebiyat ödülü kazanmıştır. Roman, XVII. yüzyılda Kazakların Polonya’daki acımasız saldırılarının yarattığı ızdırap ve tahribattan söz eder. Polonya’da doğmuş olan müellif, bu eseri NAZİ baskısının Avrupayı dehşete düşürdüğü sıralar, ABD’ye göçmeden önce 1935’de yazmıştır.



 

Yayın Tarihi : 3 Nisan 2009 Cuma 12:53:15


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?