1789-1791 ARASI YAHUDİ KURTULUŞU VE DOĞURDUĞU SORUNLAR:
![]() |
|
Strasbourg’da Elisa Sığınma Evinde muhafaza edilen “Cerf Berr” Portresi |
1789 yaz sonuna kadar yeşeren ümitlerle, eşit yurttaş hakları statüsü Yahudiler için aciliyet sorunu olmuştu. Genel Meclis’teki (Etats Généraux) gürültülü müzakereler sonucu, Yahudi cemaatleri gibi tüm diğer dinî, toplumsal, siyasal grupların özerklikleri lağvedilmişti. Bu tek tip yurttaşa indirgenmiş ulusallaşma hareketi bir kısım Yahudi aydınını mutlu etmiş; ama bazılarını, bu düzenlemenin pratiği ve cemaat haklarının ihlâli konusunda endişe ve meraka sevketmişti. Bir zamanlar Kral XVI. Louis’nin tedarikçiliğini yapmış saray yahudisi Lippman Cerf-Berr, Devrimin nimetlerinden halkının bir an önce yararlanması önlemlerinin alınması yolundaki dilekçeyi Mirabeau ve Abbé Grégoire’a sunmuştu ama “Emancipation” denilen Yahudi özgürlik ve kurtuluşu sancılı olacaktı. Alsace ve Lorraine delegeleri Yahudilere hâlâ önyargılı bakıyorlardı. 1789 Ağustosunda, Fransız Anayasasının dibace’sine yazılacak İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, geniş olarak dinsel rahatsızlıkların ele alındığı hüküm çok çekişmeli müzakerelerden sonra: “kimsenin dinî inancından dolayı rahatsız edilemeyeceği” ifadesi ile geçiştirildi. Dört ay sonra, 24.Aralık.1789’da, Katolik olmayanlara da sivil ve siyasal haklar tanındığı ilân edilmiş fakat bunun ilk uygulaması Protestanlarla sınırlı kalmıştı. Alsace’lı delegeler Yahudilere açılacak yolu tıkıyorlar: onların fırsatçı tefeciler olduğunu, özgürlüğe liyakat kazanmadıklarını ileri sürüyorlardı. Bu arada, Batı ve Kuzey Avrupa’da belli bir statü kazanmış Sefardik (İspanya kökenli) zengin Yahudilerle, Fransanın sınır illerine sığınmış (Rus kökenli) Aşkenazim denilen Orta Avrupa Yahudi’si arasında fark konusu tartışıldı. Kendilerine Fransız diyen ve verimli işler yapan Sefardiklere Alsace’lıların fazla bir itirazı olmayınca Ocak.1790’da yurttaşlık hakları verildi. Fakat bu ayrımcılık Aşkenazlarla aralarına fesat sokmuş, Cerf-Berr onları Yahudi davasına ihanetle suçlamış; mücadelesini sürdürmüştü. Genel Meclis üzerinde ağırlığını giderek duyuran kökten devrimci sınıfı temsil eden Jakobenlerin de ittifakını elde ederek Ocak.1791’de tüm Yahudilerin kurtuluşunu sağladı. Aynı yılın yazında Genel Meclis tüm Yahudi vergilerini kaldırdı. Yahudi kurtuluşunu öğrenen Cerf-Ber göz yaşlarını tutamayarak Alsace’lı din kardeşlerine bir kutlama mektubu gönderdi. Bu arada, “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi”ni imzalamaya ve Feodal düzenin sonunun geldiğini ilâna yanaşmayan zayıf karakterli Kral XVI. Louis zor karşısında, 20.Haziran.1791’de kaçma girişiminde iken yakalanmış; uzun bir göz altı süreci sonunda Ocak.1793’de Kraliçe ile birlikte Devrim Alanında (şimdiki “Concorde”) giyotinle idam edilmişti.
Yahudiler, artık büyük bir coşku ile Fransa kamu yaşamına katılıyorlardı. Binlercesi Ulusal Muhafız birliğine girdiler ve Fransız ordusunda canla başla hizmet ettiler. Jandarma teşkilâtında subaylık yapanlar oldu. Zenginleri Devrim ordularına çok cömert maddî bağışlar yaptılar. Git gide artan sayılarda çocuklarını genel kamu okullarında okutur oldular. Hızla, yaşadıkları ülkenin kültürü ile bütünleşmeleri ata geleneklerini terk etmeleri sonucunu vermiyor; inanmış birer Yahudi olarak kalmalarının yurtsever Fransızlar olmalarını engellemediğini görüyorlardı. Toplumdaki hareket rahatlığı kendi ekonomik faaliyetlerini genişletme, dolayısıyla toplumsal zenginliğe daha fazla katkıda bulunma olanağı tanıyordu.
Ancak bu zenginleşmenin yansımaları çeşitli toplum katmanları için farklı etkiler yaratıyor; bazı gruplar için Yahudi yeniden kötü kişi oluyordu. Şöyle ki: Devrimle birlikte XVIII. yüzyıl sonunda 400.000 kadar soylu yurttan ihraç edilmiş; toprakları zor alıma tâbi tutulmuştu. Bu toprakları Devletten ihale ile satın alacak yoksul çiftçiler ve küçük arazi sahipleri birkaç bin Yahudi kreditöre muazzam borçlanmışlardı. Daha sonra yapılan savaşlarda kullanılacak erzak ve diğer malzeme bedeli ise çiftçilerden, ulusal Meclisin çıkardığı “assignat” denilen bir tür borç senedi yerine geçen kağıt para ile ödeniyordu. Fakat, alabildiğine ihraç edilen bu nakit para değerini fena halde kaybetmişti. Napeleon iktidara gelir gelmez bu değersiz parayı tedavülden kaldırdı. Yargı mercileri, Yahudi kreditörlere geri ödemelerin, borç verme zamanında kullanılan değerli madenlerle yerine getirilmesine karar alıyorlardı. Bunun üzerine yeniden çılgınca bir Yahudi düşmanlığı hortladı. Borçlular kitleler halinde Yahudilerin evlerini ve dükkânlarını yağmaya başladılar.
![]() |
| İmparator Napoleon Tuileries Sarayındaki Çalışma Odasında (Jacques Louis David’in 1812 tarhili eseri- Washington D.C., “National Gallery of Art’da sergileniyor.) |
Bu Yahudi-karşıtı gösteriler tam da, Fransa’da köklü bir siyasal tepki cereyanına rast gelmişti. Ancien régime’i yıkan Devrimin, 1794’de dengesi bozulmuş; kendi içinde hesaplaşmalar başlamıştı. Robespierre izleyicileri küçük burjuvalar ılımlı kesim üzerinde dayanılmaz bir terör estirmeye başladılar. Bir deist (din farkı tanımayan Yaradancı) olan bu Jakoben önder, sinagog, kilise ayrımı yapmadan tüm ibadethaneleri kapadı. Terör devrinde çok kullanılan giyotin, 28.Temmuz.1794’de, 22 yandaşı ile birlikte, Devrim Alanında onun da sonunu getirdi. Yerine geçen, çıkarcı burjuvaların oluşturduğu yoz Direktuvar rejimi ise Napoleon tarafından yıkıldı. Kendini İmparator ilân edecek olan Napoleon sert diktatörlüğüne karşın Devrimin kazandırdığı, Yahudileri de kapsayan kardeşlik, ulusalcılık ve hattâ yasalar karşısında eşitlik ruhunu muhafaza ediyor ve bu ruhu tüm Avrupa’ya yaymaya çalışıyordu. Ancak, Kralcı unsurların, kent ve köy halkları arasında sinsice yaptıkları Devrim ve Yahudi karşıtı propagandanın önlenmesi onun da gücünü aşmıştı. 1806 Ocağında, Austerlitz zaferi dönüşü, Strasbourg’da mola verdiğinde, Yahudi tefecilerin insafsızlığı ile mahvolmuş duruma geldiklerinden acı acı yakınan çiftçilerin başvurusu ile karşılaştı. Kazandığı topraklarla kendisine esaslı bir dünyalık edinen General François Etiénne Kellermann da bu yaygaraya katılmış, Alsace-Lorraine’deki Yahudilerin acımasızca sürülmelerini öneriyordu. Bu sızlanmaların etkisinde kalan Napoleon Parise dönüşünde, kabaran Kralcı rüzgârları da bastırmada yararı olur diye gasıp olarak görmeye başladığı Yahudilerin alacakları üzerine bir yıllık moratoryum ilân etti. Fakat, onların aleyhinde sert tedbirler alınması konusunda müteredditti. Güvenilirliklerini yitirmiş gönlü kırıklar haline gelmelerini istemiyordu. Zaten toplum içi dengeler arayışına girmiş; daha önce sert bir husumet duyduğu Papalık ile 1801’de bir uzlaşma yapmıştı. Fransız Protestanlarına da bir anayasa metni hediye etti. 1799’daki ilk Mısır seferinde Müslümanlarla flört halinde oldu. Onlarla konuşurken ağzından Kuran ayetlerini düşürmezdi. Mısır seferi nedeninin Türklere ve İngilizlere karşı olduğunu iddia ediyordu. Keza bu diyardaki Yahudilere de, (dilin kemiği yok), tüm Asya ve Afrika Musevîleri için Filistin’de vatan vaat etti. Fakat, Cezar Ahmed Paşa korumasındaki Akka kalesini ele geçirmeyi başaramaması ve Filistin’deki Yahudi halkının Osmanlıya sadakati karşısında eli boş, ülkesine geri döndü. Ama, dönüşde, tüm inanç gruplarını kucakladığı türküsünü söylemeyi sürdürdü: “Ben, bir Katolik olarak Vendée’de dinimizin düşmanlarını yendim; Müslüman olarak Mısırda kendimi kabûl ettirdim; bir Ultramontan (Papa yanlısı) olarak İtalyanların güvenini kazandım; Yahudileri yönetseydim onlara Süleyman tapınağını yeniden inşa ederdim.” diyordu. Gerçekden, Yahudilerin durumunu islah için kararlıydı ama Katolik ve Protestan fanatizmi karşısında bu çok zordu. Gene de elinden geldiğince Yahudi reformunu desteklemiş; temsilcisi Kont Molé’nin başkanlığında 1806 Temmuzunda Parisde Yahudi ileri gelenleri ile yapılan tarihî toplantıda, Hrıstiyanların şikâyetleri hakkında açılan sorulara verilen yanıtlar Molé tarafından bir rapor halinde İmparatora takdim edilmişti. Molé’nin kuşku ve endişe taşıyan çekincelerine rağmen bu yanıtlar İmparator tarafından tatmin edici bulunmuş; hattâ, bu cümleden olarak, Yahudilerin, dizimizin başlarında anılan “Sanhedrin” denilen Yüksek Şeriat Mahkemesinin yeniden kurulmasına izin vermişti.