4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

İnanç ve Hoşgörüsüzlük (91)

ERMENİ İSYANLARI (3) :

Maraş, Zeytun İsyanı: Londra’da kurulup, İngilizlerce himaye gören Hınçak Komitesi Şubesi Başkanı Nazarbeg’in planladığı faaliyetler 1895’in ilk aylarında başlamış; bu havalide çok isyan tertip edilmiştir. 1895 Temmuzundaki Zeytun isyanının talimatı da Londra’dan, Rus Ermenilerinden olup İstanbul’a yerleşmiş Mikael Nalbandyan adında birinin kurduğu komite’ye verilmiştir. Bu komiteden bölgeye gönderilen Agassi, Hraçya, Abak, Nişan, Melek, Garabet isimli provokatörler Zeytun Ermenilerine, silahlanıp etraftaki Türklere, askerî kuvvetlere, stratejik bölgelere saldırmaları talimatını verip, gerekli silah ve maddî desteği komitenin sağlayacağını; isyan başlar başlamaz İngiliz filosunun Mersin ve İskenderun limanlarına varacağını bildirmişler. 16.Eylûl.1895’de, Partagomios Vartabet ve köy temsilcilerinin de katıldığı 100 kişilik bir heyet Karanlıkdere’de toplanıp harekât planı yapar. 19.Eylûl’de harekâta başlanır. Telgraf telleri kesilir; saldırı başlar; Kışlaya ve Hükümet konağına saldırılır. Kaymakam, 50 subay, 600 er ve komutanları esir edilir. Esirler daha sonra köylülere öldürtülür. Komutan Remzi Paşa yedek kuvvet ister; yerine gelen Ethem Paşa da, modern silahlarla donanmış isyancılar karşısında takviye talep eder. Zeytun kuşatılır. Tam sonuç alınacağı sırada, İstanbul’daki Nalbandyan’ın tahrik ettiği yabancı elçilerin müdahalesi ile arabuluculuk önerilir. Saray harekâtı durdurur. 6 ülkenin Elçisinin müzakere ile görevlendirdikleri Halep konsolosları aracılığı ile 28.Ocak.1896’da anlaşma yapılır. Beş komitacı, silahlarının teslimi kaydı ile İngiliz Konsolosluğu korumasında yurt dışı edilip Marsilya’ya gönderilirler. Ermeniler geçmiş vergileri affı ve devlet vergilerinin azalması gibi bir avantaj sağlarlar. Fakat, Ermenilere bağımsızlık kazandırmak isterken çok fazla Ermeni kanı dökülmesine sebebiyet veren Hınçaklar da faaliyetlerini keserler.

Nalbaldyan, 1860’dan beri, kendisine yardımcı olan Megu dergisi başyazarı Harutyun Alacyan ile birlikte İstanbul’da isyan hareketleri planlamaları yapmaktadır. İstanbul Ermeni Hayırsever Cemiyetini de 1861’den beri kendi eylemlerine alet etmiştir. 1862’de Alacyan’ın Nalbandyan’a yazığı bir mektuptan Rus Narodnik İhtilâl Komitesi ile temas halinde oldukları ve ondan ihtilâl eğitimi aldıkları anlaşılmaktadır. Ancak, her tepkici oluşum gibi Hınçakların kendi aralarında da şiddetli ihtilâflar çıkıyordu. Sonunda 1896’da cemiyet: 1) çekirdek Hınçak olan Avedis Nazarbeg yandaşları, 2) ılımlı Arpiaryan yandaşları olmak üzere ikiye ayrıldılar. Özellikle 1902’de uç noktaya varan düşmanlık Londra’dan İran’a kadar pek çok yerde komitacıların birbirlerini sokak ortasında tasfiyesine kadar vardı.

Birinci Van İsyanı: Gerek Hınçak gerek Taşnaksütyun komitacılarının en rahat yerleştikleri ve stratejik konumu elverişli yer Van’dı. İran ve Kafkasya hattından kaçak silah ve mühimmat taşınması için buradaki Ermeni Halk örgütlenmişti. 6 yıl Van’ın Rusya konsolosluğunu yapan General Mayewski 1895’de Taşnaklara katılmış olan Portakalyan yandaşı Armenaganların bir yıl boyunca Ermeni zenginlerinden ölüm tehdidi ile para istediklerini, en önemlisi Ruhanî lider Bogos’un öldürülmesi olmak üzere, siyasî cinayetler işlediklerini, komitacıların uzun süreli hazırlığını sezdiğini naklediyor. Buradaki dış destek, Ruslara karşı denge arayışındaki İngilizlerden gelmiş. Bir yandan son derece aktif bir biçimde misyoner çalışmaları yapılıyor, bir yandan, gizlice toplanan ve hayır derneklerine yardım görüntüsü altında Londra’dan gelen paralar komitacılara akıtılıyordu. 1895 Ekiminden itibaren başlayan münferit olayların sayısının 23e ulaştığını, 14-15.Haziran. 1896 gecesi patlayan isyanın 24.Haziran’a kadar sürdüğünü Miralay Saadettin rapor etmiştir. Taşnakların amacı Hükümet güçlerinin tepkisini tahrik edip kırıma uğrayacaklarını tahmin ettikleri Ermenilerin mağdur göstermekti. Oysa, asıl mağdurun Müslüman halk olduğuna Mayewski “Falsified Genocide-Massacres by the Armenians Against Turks” isimli eserinde tanıklık ediyordu. Ayrıca, desteğin geldiği İngiltere’nin Van konsolos’u Williams da, Van’daki 400 civarında Taşnaklının yarattığı önüne geçilemeyen terör ve taşkınlığın bölge emniyetine korkunç bir tehdit yarattığını, bunların kesinlikle susturulması gerektiğini açıklamıştır. İsyanın bilânçosu 418 Müslüman, 1715 Ermeni ölü, 363 Müslüman, 71 Ermeni yaralıdır. Sonuç: gene, silahları ile teslim olan Ermenilerin, yabancı temsilciler kontrolünde affına çıkmıştır. Bu tarihten sonra da, İran’dan gelen Ermeni çetelerinin tacizleri olmuş; bunlar püskürtülmüştür.

Karaköy'deki Osmanlı Bankası

Osmanlı Bankası Baskını: Ermeni komitacılar, kendilerine istedikleri haracı vermeyen zengin Ermenilere karşı ölümcül baskılarını arttırmışlardı. 15 yaşında Armenak adında bir tetikçi aracılığı ile Avukat Haçik, Dacat Vartabet, Kumkapı Kilisesi Rahibi Dersükyas, öldürüldü; bir çok Ermeni yaralandı. Zaptiye Nezaretine bilgi verdiğinden kuşkulanılan Mampre Vartabet, Mıgırdıç Tütüncief, polis memuru Markar, Haci Dkran, Kandilci Onnik, tüccardan Karagözyan ve Uncuyan Apik Efendiler sokak ortasında öldürüldüler. Bu tahrikleri yapmak için Rusya’dan gelen Hınçak temsilcisi Vart Bardikyan tutuklandı. Fakat Rus Sefiri, onu, Rusya yurttaşı olduğu için teslim aldı. Bu desteklerden cesaret alan dış bağlantılı komitacılar 1896’da İstanbul’da “Şant-Yıldırım” adında gizli bir ihtilâl derneği ve buna bağlı “kurban” adlı bir komite kurmuşlardı. 1896 Temmuz sonu, Beyoğlu’nda Madmazel Uskuk’un evinde yapılan toplantıda büyük ses getirecek bir harekat planı yapıldı. Galata’daki İngiliz okuluna bombalar taşındı.

Kafkasya’dan gelmiş Varto, Mar, Boris isimli üç Ermeninin, taleplerini yabancı kökenli bir malî kuruluşda etkili bir şekilde duyurma amaçı olarak, daha sonra 1908 II. Meşrutiyeti ile Erzurum’dan milletvekili olarak Osmanlı Meclisine girecek ve I. Dünya Savaşında ise çetesi ile Türkiye’ye karşı savaşacak (Armen Garo müstear adlı) Karekin Pastırmacıyan’ın katılımı ile 26.Ağustos.1896’da Osmanlı Bankasına gerçekleştirdikleri silahlı baskını Esat Uras’ın, Ermenice “Taşnaksutyun Tarihi”nden nakletmektedir. Öncü grup bankaya bombalar attılar. Terörist Taşnakların kendi tarihlerinde anlattıklarına göre bombalar isabet alanları hemen öldürmüyor; etlerini parçalayıp uzun süre korkunç acılarla kıvrandırıyordu. 20 (bazılarına göre 31) kişilik baskın grubundan da 3 kişi ölmüş, altısı yaralanmıştı. Bu atmosfer içinde ve kendileri ile birlikte bankanın havaya uçurulacağı tehdidi ile bildirilen talepler: “Ermenilerin bulunduğu illerde Vali, Mutasarrıf ve Kaymakamların 6 Avrupa Devleti tarafından seçilecek bir Yüksek Komiser tarafından atanması; yerel silahlı güçlerin (milis, jandarma, polis) bir Avrupalı subay komutasında yerel halktan seçilmesi; Avrupa tarzı Adlî reform; saltık bir din, eğitim ve basın özgürlüğü; ülke gelirinin dörtte üçünün yerel gereksinimlere sarfı; birikmiş vergi borçlarının silinmesi; 5 yıl vergiden muafiyet; daha sonraki 5 yıllık vergi tahsilâtının son karışıklıklarda doğan zararların giderilmesi karşılığı kullanımı; gasp olunmuş malların hemen geri verilmesi; göçmenlerin serbestçe geri dönmeleri; politik suçlardan hükümlü Ermenilerin affı; bu hususların uygulanmasının Avrupa Devletleri temsilcilerinden kurulacak geçici komisyon tarafından kontrolu” idi. Bu bildiriyi teslim edildiği Banka Müdürü Auboineau’dan alan Genel Müdürü Sir Edgar Vincent, Rus Sefareti Baştercümanı Maximoff ile birlikde Saraya gidip, 17 teröristin Baştercüman eşliğinde Sir Edgar’ın yatına, oradan da Fransız Gironde gemisine binerek Fransa’ya gitmek üzere serbest bırakılması iznini almış. Banka baskını böyle biter; fakat Ermenilerin taşkınlığının devamı yanında galeyana gelen Müslüman halk da ayağa kalkmıştır. Batılı kaynaklar, birkaç gün süren kargaşada 4.000-6.000 Ermeni öldüğü şeklinde çok abartılı rakamlar vermişlerdir. Sadrazamın 120 askerin öldüğü, 25’inin yaralandığı bilgisini vermiş. Hükümetin bastırılması için elinden geleni yaptığı bu olayla ilgili özel mahkeme kurulmuş; Ermeni kışkırtıcıları gibi tutuklanan 300 kadar Müslüman da yargılanmıştır.

İkinci Sasun İsyanı: Taşnaklar adına fiyasko verdiğini söylediğimiz ilk isyandan sonra aynı çete 1897 Temmuzunda Van üzerinden 250 kişi ile girip, kendilerine engel oluşturan Honasar’daki Mazrik aşiretini vurmak için saldırdı. Bu girişimin başarısızlığı üzerine eylemler, Rusya’dan sağlanan 300.000 ruble ve 1500 silahın verdiği güçle Sasun, Muş, Bitlis ve Ahlat bölgelerine kaydırıldı. Genel harekâtı “Serop Paşa” diye ünlenmiş ihtilâlci yürütüyordu. Çok kanlı ve can kaybının yaşandığı Sasun ayaklanması bir Türkü öldürme suçundan girdiği hapisten kaçan, Şarkî Karaağaç doğumlu genç Antranik’in idaresinde cereyan etmiştir. Yerli Ermeniler de kışkırtılarak Müslüman halkı taciz hareketlerine başladı. Osmanlı Hükümeti bu bölgede asayiş temini için 1901’de Taluri ve Şenik tepelerine kışla yaptı ve Antranik çetelerine karşı mücadele başladı. Kış aylarında Muş yakınında bir manastıra sığınan Antranik’in yakalanması soğuk ve don sebebiyle asker ölümleri yüzünden gecikmiştir. 1903’de bölgede yaygın bir isyan başladı. 13.Nisan.1904’de üzerine gönderilen asker karşısında tutunamayan Antranik Kafkasya’ya kaçtı. K.Küdülyan’ın “Antranik Savaşları” adındaki Ermenice kitabında, 17.Temmuz’a kadar süren çatışmalarda binden fazla Türke karşılık sadece 19 Ermeninin öldüğü iftiharla kaydedilmiştir. Ermeni konusunun Dünya kamuoyuna getirilmesi amacını taşıyan bu eylemler Dünya siyasetinin karışmakta olduğu bir dönemde pek fazla ilgi çekmemiştir.

Yıldız Suikasti Sahnesi

Yıldız Suikastı: Rus Yahudisi karışığı Krisdapor Mikaelyan, Arnavurköylü Vram Sabuh Kendiryan, Avustuya tebaalı Edouard Joris ve eşi, Rum karışığı Silvio Rişçi, Almanya doğumlu Lipa-Rips, (Torkom müstear adlı) Ardaş Haçik Kaptanyan, Safo (Konstantin Kabulyan, Mari Zayn, Garo (Hamparsum Ağaçyan), Kris Fenerciyan, Asod (Karlo Yovanoviç) ve Kafkasyadan gelme birçok maceracı Ermeni, doğrudan Padişahı hedef alan bir suikast hazırlığı için 12 bomba ile Polonezköy’e gidip İbrahim Paşa korusunda bomba denemelerine giriştiler. Rus pasaportlu Krisdapor Rus Elçiliğinin verdiği kimlik ve ranseynman ile birkaç “Selamlık Töreni”nde, suikast olanaklarını inceleme niyeti ile bulunmuş; bazı sakıncalar ortaya çıkınca başka imkânlar denenmiş; Her hafta Yıldız Sarayının ve civarının adım adım keşfini yapan Krisdapor, nihayet, Saltanat arabasının sürücü yerine 120 kg.lık patlayıcı alacak bir sandık yaptırıp, içindeki 500 kapsülle patlayıcıyı aktive edecek bir saat koydurmuş. 21.Temmuz. 1905 Cuma günü Selamlık çıkışı bomba zamanında patlamış ama; Şeyhülislâmla bir iki dakikalık görüşmesinden doğan gecikme Kızıl Sultan’ın canını kurtarmıştı. Öte yandan, bir hükümdar’ın canına yönelik olup kendileri için çok ağır sonuçları olabilecek bu tertibin boşa çıkması Ermenileri de memnun etmiştir. Soruşturma sonucu idama mahkûm edilen Joris, Ermeniler aleyhine çalışacağını vaat ettiği için affedilmiş; cebine de 500 lira konup Avrupa’ya gönderilmiş. Humanist felsefesinin ve edebî değerinin hayranı olduğumuz büyük ozanımız Tevfik Fikret’in bu suikast olayı hakkında yazdığı “Bir Lâhza-i Teehhür- Bir Gecikme Ânı” isimli şiirinde bu gecikmeden esef duyması, Abdülhamit istibdadına haklı olan nefretini ifade etmekle birlikte, onun insanlık idealine yakıştıramadığımız bir anlık gafleti gibi değerlendirilebilir.
 

Yayın Tarihi : 16 Ağustos 2009 Pazar 15:45:06


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?