4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

İspanyol Edebiyatından Seçkiler (21)

EL TECHO-DAM III. (HORACIO QUIROGA)

Gerçekten de, kaşlarını çatmada makûl bir sebep vardı. Aynen Sulh Yargıcı gibi geçimini sağlamak amacı ile resmî görev almış bir Devlet hizmetlisi idi. Sulh Yargıcının da görevinden çok keyif aldığı söylenemezdi ama adalet dağıtma hizmetini, bir köşedeki masada, elinde bir ingiliz anahtarı ile oturur vaziyette mükemmel bir nasafet anlayışı ile yapıyordu. Fakat Nüfus Sicil Kayıtçılığı işi tam bir kâbusdu. Doğum, ölüm ve evlilik kayıtları yapılacak defterleri çifte giriş sistemi ile günü gününe işlemekle yükümlü idi.O ise günün yarısını çiftlikdeki işlerini yürütmekle, diğer yarısını ise yağışlara karşı yatağını kuru tutmak uğruna damda yeni tecrid teknikleri arayışına yoğunlaşmakla geçiriyordu. Bu arada bir motor sesi ile bu uğraşılarını yarım bırakmak zorunda kalınca, pür telâş ofise koşup yeni demografik verileri, eline geçirdiği ilk kâğıt parçasına müsvedde olarak döker ve gene uçarcasına ofisi terkederdi.

Daha sonra, vakit bulabildiği kadar, ormandan hiç çıkmamış alabildiğine üreyen, alelacayip, cahil insanların kaydı ve belge imzası için sonu gelmez tanık çağırma uğraşısına sıra gelirdi. Orgaz bu işleri ilk yılında elinden geldiğince hâlletti. Fakat sonunda bu uğraşdan tümüyle yıldı.

Kollarındaki ziftin kazınma ameliyesi tamamladığında kendi kendine; “Eh, artık hassas bir noktaya geldik,” diye söylendi: “Bundan yakamı sıyırabilirsem çok mutlu olacağım.”

Nihayet, müfettişin darmadağınık yazı masasını, iki boş sandalyeyi, kir pas içindeki zemini ve tavan kirişleri arasında sıçanların taşıyıp getirdiği çer çöp yığınını dikkatle gözlemlemekde olduğu karanlık bürosuna girdi. Orgaz adamın tanımadığı bir kimse değildi. Bir süre resmî ilişki dışında konular üzerinde çene çalıp söyleştiler. Ancak, Nüfus Kayıt Müfettişi soğuk bir tavırla resmî görevini icra etmek üzere masaya oturunca durum iyice değişti.

Missiones İlinin başkenti Posadas, Arjantin. Lago Posadas’da (Posadas Gölü) doğal kaya köprü. Posadas’ın sözcük anlamı “hanlar-oteller- genel olarak ikamet yerleri” demek.

O zamanlar kayıt defterleri yerel bürolarda tutulur ve her yıl teftiş görürlerdi; en azından usûlen teftiş görmeleri gerekiyordu. Faka uygulamada bu mümkün olmuyor; Orgaz’ın teftişden dört yıl azade kalması misâli yıllar teftişsiz geçebiliyordu. Müfettiş yirmidört ciltlik Nüfus Kayıt defterinin başına çöktü. Defterlerin onikisi imzasız belgelere dayanan kayıtlarla doldurulmuştu; onikisi tümden boştu.

Müfettiş, gözlerini hiç ayırmadan, defterleri sayfa sayfa inceledi. Orgaz masanın bir köşesinde oturmuş; hiç ağzını açmıyordu. Ziyaretçi hiç bir sayfayı açıp bakmadan bırakmıyordu; tek tek tüm yaprakları çevirip durdu. Odada, ısrarından ödün vermeyen bir yaprak çevirme hışırtısından ve Orgaz’ın çizmelerini hiç durmamacasına ileri geri sallamasından başka canlılık emaresi yoktu. Nihayet, müfettis: “Pek âla,” dedi: “ya, şu oniki boş defterde olması gereken kayıtlar?”.

Orgaz, yarım dönerek, eline kenardan bir büyük bisküvi tenekesi aldı ve hiç bir şey söylemeden, onun, çeşitli büyüklükde çeşitli notlar yazılı, pek çoğu solup sararmış kâğıt parçalarından ve bu arada Orgaz’ın üstünden başından dökülmüş bitki artıklarından oluşan muhteviyatını masanın üstüne boca ediverdi. Bu kağıtlar, ormandaki ağaçları işaret etmekde kullanılan -sarı, mavi ve kırmızı- özel yağlı kalemlerle yazıldığından, bir bakıma, göz okşayıcı bir etki de yaratıyordu. Müfettiş bunlara bakıp bir süre düşünceye daldı. Sonra, bir süre de gözleri Orgaz’a dikili kaldı.

“Çok güzel,” dedi: “böyle defterleri ilk kez görüyorum. İki yıl boyunca imzalanmamış belgeler ve gerisi de bisküvi tenekesinde saklanmış müsveddeler. Bana yapacak başka bir şey kalmadı.”

Fakat, Orgaz’ın güç sarf etmekten bitkin görünüşü ve nasırlaşmış, çatlamış elleri karşısında merhamete geldi. “Güzel iş çıkarmışsın!” dedi: “Her yıl tanıklığına başvurduğun aynı iki kişinin yaşlarını değiştirme zahmetine bile katlanmamışsın. Dört yıl boyunca aynı insanlar ve elinde yirmidört defter. Tanıkların birisi yirmidört yaşında, diğeri otuzaltı; yaşları hiç değişmiyor. Ve bu kağıt cümbüşü içinde.... Sen bir Devlet memurusun. Ve Devlet sana görevini yapman için para ödüyor. Haksız mıyım ?”

Orgaz: “Haklısınız,” dedi. “Eee, o zaman. Senin yüzde yüz bu büroda bir gün daha fazla tutulmaya lıyâkatin yok demekdir. Fakat ben senin hakkında bir işlem yapmak istemiyorum. Sana üç günlük mühlet veriyorum,” dedi ve saatine bakarak: “Şu andan itibaren üç gün içinde Posadas’da olacağım. Orada pansiyonda geceleri onbirde uykuya yatarım. Cumartesi gecesi saat tam onda bana defterlerin hepsini düzenli, sıra halinde getireceksin. Aksi takdirde hakkında takibat açacağım. Anlaşıldı mı?” diye ekledi.
Orgaz: “Tamamen anlaşıldı,” dedi.

Ve, onu ateş almışçasına terkeden ziyaretçisi ile birlikde ana kapıya kadar gitti.

Sonra geriye dönerek, ayaklarının altında yuvarlanan volkanik çakıllar üstünde ağır ağır yukarı tırmandı. Damının üzerindeki katran yamalarından daha kara görünen, kapkara bir iş kendisini bekliyordu. Zihninden, her belgenin işleminin kaç dakikada ikmâl edibileceğinin, bu çalışmadan, dam tecridi sorununun çözümü için ne kadar vakit arttırabileceğinin hesabı kitabını yapıyordu. Orgaz’ın, Nüfus Kayıtlarını günü gününe tutması karşılığı temin ettiği maaşdan başka bir geçim kaynağı yoktu. Bu bakımdan Devletin güvenini kazanması ve bunu gerçekleştirmek amacı ile en ufak katranlı ipliğe kadar dam uğraşısını askıya alması bir zorunlulukdu. Böylece, Orgaz ellerinde kalan son katran izlerini kazıyıp temizleyerek oniki koca Nüfus Kaydı cildini doldurmak üzere masaya oturdu. Bu işi ona tahsis ettiği süre için de asla bitiremezdi. Fakat ofis hizmetkârı notları ona okuma suretiyle yardımcı oldu.

Hizmetkâr oniki yaşında kızıl saçlı ve derisi tepeden ayağa turuncu çillerle kaplanmış Polonyalı bir oğlandı.* Kirpikleri öyle açıktı ki profilden bile görünmez hâlde idiler. Işık gözlerini çok rahatsız ettiği için kasketini sürekli öne eğerdi. Orgaz’a hizmet eder; ona her zaman aynı yemeği yapar; efendisi ile birlikde portakal ağacı altında yerlerdi.

Fakat, Orgaz’ın, küçük Polonyalı tarafından soba gibi kullanılan fırını bu üç gün süre içinde faaliyet göstermedi. Onun yerine çocuğun anasına platodan her sabah kızartılmış manyok** getirme görevi verildi.

Karanlık ve kebap ızgarası gibi yakıcı sıcaklıkdaki ofisde, patron beline kadar çıplak, yardımcısı kapalı yerde bile burnuna kadar inmiş kasketi ile yüz yüze nefes almadan çalışıyorlardı. Üç gün boyunca, Polonyalı oğlancığın bir teviye tempolu okul çocuğu sesi ile Orgaz’ın, onun son dediklerini tekrarlayan bas gürleyişi dışında odada çıt çıkmıyordu. Arada bir, çalışmayı kesmeden ağızlarına biraz kraker ve tapyoka atıyorlardı. Bu çalışma gün batımına kadar sürüyordu. Nihayet, Orgaz iki eli belinde kendini dışarı atıyor, bitkinlikden nerede ise sürünerek bambu ağaçları kenarından banyosuna giderken yüksek sesle yorgunluğundan şikâyet ediyordu.

Bu arada kuzey rüzgârı fasıla vermeksizin eserdi ve ofis damının altında havanın sıcakdan buğulanıp titreştiği gözle görülür hâle gelirdi. Bu küçük sığınma alanı platonun tek gölgelik yeri değil idiyse de, bizim yazı ekibi*** oradan, havanın portakal ağacı altındaki kumluk sahada vibrasyona girdiğini ve öğlen sonrası sıcağının yoğunluğu ile vızıldar izlenimi yaratan beyaz kâğıt sayfası üzerindeki titreşiminin yansıdığını görebiliyordu.

Orgaz’ın banyo işi bittikten sonra çalşma gece tekrar başlardı. Masayı dışarıya, sâkin, sinirleri yatıştırıcı ortama çıkarırlardı. Yazı ekibi, palmiye ağaçları arasında, yanlarında getirdikleri bir rüzgâr fenerinin ışığı altında karanlığa, fırtınaya ve fenerin ışığına toplaşıp oradan muazzam kümeler hâlinde, yazılmakda olan boş sayfalar üzerine inerek kargaşa hâlinde kanat çırpıştıran minicik, alaca bulaca parlak renklerde pervane bulutuna karşı, gözü kara bir direnişleNüfus Kaydı defterlerinin yapraklarını doldurma işlemini sürdürmeyi başardılar. Böylece üstlenilen iş, bu minik kanatlı böceklerin son derece sevimli dans kıyafetleri ile, Missiones’in böylesine boğucu bir gecesinin verdiği bunaltıyı giderecek bir güzellik ortaya çıkartmalarına karşın, bu ipeksi yumuşaklıkdaki küçük hanımların, kalemlerini ellerinde tutmaya da bırakıp atmaya da muktedir olamayan yazı ekbine durmadan artan inatçı taarruzlarına da can dayanmazdı.

Orgaz, geçmiş iki gün boyunca sadece dört saat uyuyabilmişti; son gece ise. Palmiye ağaçları, feneri ve pervaneleri ile birlikde iken platoda gözüne bir damla uyku girmedi. Gök yüzü de öylesine kasvetli ve yere inmiş durumda idi ki, Orgaz onun alnına çöküp orada dinlendiği hissine kapılıyordu. Bu arada, gecenin geç bir saatinde, sessizliğin ötelerinden, derinden bir uğultu geldiğini işitir gibi oldu. Dağın ardındaki bir yağışın eseri yıldırım düşmüş olsa gerekti. Gerçekden de, o günün öğlen üstü güneybatı ufkunun çok karardığı dikkatini çekmişti.

Karanlığa doğru göz atarak, kendi kendine: “İnşaallah, Yabebirí eski dümenlerini çevirmiyordur, “ diye söylendi.

Nihayet sabah oldu, tan yeri ağardı; Orgaz, elinde rüzgâr feneri bürosuna döndü. Feneri yanar durumda bir köşeye bıraktı ve onu hemen unuttu. Yalnız başına yazmaya koyuldu. Küçük Polonyalı, ancak saat onda yorgunluğundan ayılabildi, ama hâlâ efendisine yardım edecek vakit vardı. Orgaz öğleden sonra ikide kalemini elinden attı. Kelimenin tam anlamı ile omuzlarının üzerine yığıldı, kaldı. Bitikdi. Ya kireçlenmiş kum alanın önünde ya da iç bunaltıcı platoda durmaksızın çalıştığı altmışüç saat sonunda yirmidört ciltlik Nüfus kaydı düzene girmişti. Fakat, Posadas’a saat birde hareket edecek tekneyi kaçırmıştı. Artık at sırtında gitmekden başka bir seçeneği yoktu.

Sürecek

*Arjantin’in nüfusunun % 98’i Avrupa göçmeni beyaz ırkdan insanlardır. Sadece % 2 yerli ve mestizo’dur (melez).

**Manyok: Amerika kıtasının tropik bölgelerinde yumrularından besin olarak yararlanılan bir bitki türü. Yumrulardan un, ekmek, nişasta, tapyoka denilen taneli bir yiyecek ve alkollü içki üretilir.

*** metnin orijinalindeki “los escribientes” ve İngilizce çevirisindeki “the writers”ın karşılığı “yazarlar ya da yazıcılar” sözcükleri tam anlaşılamayacağı için bu ibareyi uygun gördük.

Yayın Tarihi : 13 Kasım 2010 Cumartesi 12:10:40


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?