4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Malezya Kaplanı 12

Singapur’un Teslimi

Korgeneral Arthur Percival, Japon Yüzbaşı Sugita refakâtınde 15.Şubat.1942’de Yamaşitaya teslim olmaya gidiyor. Britanya tarihindeki en kalabalık ölçekli teslim olayı...

Teslimin ilk işareti, 15.Şubat, saat 13.00’de görüldü. Japon 5. Tümeninin Bukit Timah’dan bir mil açıkta konuşlanmış bölüğünün komutanı Yüzbaşı Sugita bir beyaz bayrakla, aradaki hattı aşarak yanlarına gelmekte olan üç İngiliz subayı gördü. Bunlar Tümgeneral Newbiggin, Yüzbaşı Wilde ve Malezya Valisinin sekreteri idi. Sugita, hemen, Yamaşita’nın emirlerini sormak üzere, karargâha telefon açtı. Komutan onların teslim önerisini önce tereddütle karşılamış; bir oyun olabileceğinden kuşkulanmış; sonra İngiliz komutanı, onun kurmay başkanı ve çevirmeni ile birlikte, saat.18.00’de kabûl edeceğini bildirmişti. 1000 kişilik silâhlı bir asker grubu tarafından da korunmaya alınmasını; ayrıca hava gücüne de teyakkuzda bulunmasını emretmişti. İki General Bukit Timah’daki, ağır bir bombardıman sonucu yarı yarıya harap olmuş Ford fabrikasında buluştular. Epey loş bir odada, uzun bir masaya, her birinin dörder, beşer maiyet subayları ile birlikte karşılıklı oturdular. Yamaşita, Percival’ın yüzünün çok soluk, ellerinin titrer durumda olduğunu fark etmişti. Odanın duvarlarında bombardıman hasarları vardı. Japon çevirmen tanıştırma protokolünü yerine getirdikten sonra komutanlar normal olarak tokalaştılar.

Yamaşita, Percival’i “koşulsuz teslim”e zorlarken

Bu anı Yamaşita günlüğünde şöyle anlatıyor: “Konuşmaya aniden ve sert tonda geçmemin etkili olacağını düşünmüştüm. Zira benim 30.000 mevcutlu üç tümenime karşılık onun yaklaşık 100.000 erlik bir ordusu olduğunu; benimkinden çok fazla mermi ve diğer mühimmata sahip bulunduğunu ilk kez öğreniyordum. Bu toplantıda teslim koşulları konusunda ona karşı tavrımda çeşitli rivayetler çıktı. Ona: “Ya hep ya hiç!” dediğim de söylendi. Bu doğru değildir. Fakat bildiğim bir şey vardı ki: eğer Singapur sokaklarında çatışmalar yeniden başlarsa bu sivil halkın üzerinde de ağır hasara yol açacağı gibi benim askerlerimin buna pek fazla dayanamayacağı idi. Bu sürpriz teslim önerisinin hemen öncesi nihaî top yekûn saldırı emrini vermiştim. Görüşme sözü vermesi ile yanıma gelmesi arasında yarım saat geçmiş; bu arada kayıtsız-şartsız teslim olmayı kabûl eder görünmüş, fakat “ateş-kes”i ertesi güne ertelemeyi teklif etmişti. Bu da bana, Britanya Ordusunun, hâlâ gerçek Japon gücünün ne olduğunu tespit etme çabasında olduğu izlenimini vermişti. Ben de onlara bu fırsatı vermemek için Britanya Ordusunun bir an önce kayıtsız şartsız teslim olmasını sağlama azminde idim. Çevirmenin da yetersiz olması karşısında sabrım tükenince ona “(General Yamaşita da ‘yes’ ve ‘no’ dışında İngilizce bilmediğinden): “bana ‘Yes malava no!- Yes (Japonca veya) hayır!’dan başka bir söylemesin dedim. Heyecanla ‘yes’ ve ‘no’yu çok sert vurguladığım için tercüman da bu sözcükleri aynı sertlikle Britanyalı komutana tekrarladı. Bu da istediğim etkiyi yarattı ve Percival “koşulsuz teslim” talebimi derhal kabûl etti. Ağzımdan yüksek sesle “evet ya da hayır!” ibaresinin çıktığını duyan gazeteciler benim çok kibirli olduğuma hükmetmişlerdi. Gazetelerde çok havalı ve şiddet meraklısı bir komutan olarak dillere düştüm. Ne var ki bu şiddet izlenimi için gerçek mazeretimi de açıklayamazdım.”

Yaverinin günlüğünde bu olay şöyle değerlendirilmektedir: “İki ordu komutanının, düşman tarafınca koşulsuz teslim’in kabûl edildiği toplantı saat 19.00’da sona erdi. Yamaşita ayağa kalktı ve düşman komutanın elini tekrar sıktı. Etrafı kameraman ve savaş muhabiri yığınağı tarafından çevrilmişti. Sonradan bana, çok solgun, zayıflamış ve hasta görüntülü Percival’in gönlünü almak için onunla biraz nazik konuşma yapma zorunluluğunu hissettiğini nakletti. Ama ne yazık ki İngilizce bilmediği için bir şey söyleyememiş; kâlbî samimiyetini de yansıtamayacağını düşündüğü için tercümana da müracaat etmemişti.”

Japon askerlerinin Singapurda zafer yürüyüşü

Yamaşita o gece saat 11.00’de yatağa gitti; fakat uyku tutmadı. Defalarca kalkıp odada volta attı. Tan yeri ağarmadan, kurmay başkanı Korgeneral Suzuki onun dışarda dolaşıp durduğunu işitti. Nihayet Singapur’a sukûnet avdet etmişti. Artık top atışları yoktu ama yoğun bir barut kokusu kente hakimdi. Ortalık aydınlanırken Suzuki, Beyaz adamın Doğudaki egemenliğini yıkmış komutanının kesilmiş bir ağaç kütüğüne iliştiğini ve yüzünü Tokyo’daki İmparator Sarayına yönelterek dua ettiğini ve o yönü selamladığını gözlemledi.

Ertesi gün, düşmanın teslim bayrağını ilk gören Yüzbaşı Sugita bölüğüne Singapur’un hemen tümüyle boşalmış caddelerinde, hâlâ dumanları tüten bina yıkıntıları arasından zafer yürüyüşü yaptırıyordu. Britanyalı Valinin konağına giderek, yükselmekte olan güneş figürü olan Japon bayrağını oranın balkonuna dikti. Aynı gün, İmparator uçakla bir elçisini al renkli bir ipek kumaşa sarılı geleneksel kutsal plaka üzerinde: “Hepinizi bağrıma basıyorum” yazılı mesajı ile gönderdi. Alayişli kutlamaların keyfi bir yanda, Yamaşita’yı 100.000’lik savaş tutsağının nasıl bir düzende muhafaza edileceği kaygısı almıştı. Britanyalı subayların çoğunun laubaliliğine rağmen tutsak subaylara nazik davranılmasını emretmişti. Ama emir Japonların pek azı tarafından kaale alındı.

İmparatorluk Muhafızları Komutanı Nişimura’yı zafer keyfi de ıslah etmemişti. Yamaşita ile kontra gitmeyi sürdürüyordu. Yamaşita’nın tüm 25.Ordusu ölüleri anısı için bir tören düzenlediğini duyar duymaz, hemen verilen tarihin bir gün öncesi kendi birliği ölüleri anısına müstakil tören tertip etti ve Başkomutanını davet etme nezaketini göstermedi. Bu bardağı taşıran son damla olmuştu. Kendisine karşı gene insanî davranışını muhafaza etmekle birlikte, Yamaşita, derhal, Tüm Güney Bölgesi Genel Komutanı Kont Teroçi’ye Nişimura gösterdiği bütün dik başlılığı ve disiplinsizliği şikâyet eden bir rapor gönderdi. Bunun sonucu, Singapur’un zaptında diğer iki tümene İmparator tarafından verilen yazılı kutlama onurundan İmparatorluk Muhafızları yoksun kalacaktır. Bu onlar için en büyük aşağılanma olmuştur. Kısa süre sonra Nişimura birliğinin komutanlığından alınarak Japonya’ya çağırıldı ve savaş sonuna kadar da hiç bir görev almadı. II. Dünya Savaşının Japonya’nın da yenilgisi ile sonuçlanması üzerine Müttefiklerce Singapur’a geri getirilecek; Muar Irmağı katliamı suçlaması ile yargılanarak asılacaktır. Yardımcısı Tümgeneral Imaye ise, Japon Genelkurmayı tarafından rütbesi indirilerek Mançurya’da bir alay komutanlığına atanmıştı. Savaşın bitiminden bir kaç gün önce, Mançurya’yı işgâl eden Ruslarca tutsak alındı ve bir Sibirya esir kampında vefat etti.

Singapurun işgâlinde sevinç gösterileri yapan Japon denizciler

General Percival anılarında, 100.000’lik müttefik gücüne karşı toplam 30.000’lik Japon Ordusunun galibiyet sağlamasına inanamadığını; Japonların bu kadar yetersiz bir güçle Malezya ve Singapur’u işgâle kalkışacak kadar aptal olmadıklarını; Malezya’ya en az 150.000’lik bir ordu sevk etmeleri lâzım geldiğini; hattâ bazı Japon kaynaklarınca bu miktarın da üstünde gücün Malezya’ya çıktığının yazıldığı duyumunu aldığını nakletmektedir. Kendi tahmin ve hesaplamalarına göre bilinen birliklerden başka 68.000 kişilik bir destek gücünün Singapur’un işgaline katıldığını; Japonların, olasılıkla en az 200-300 tank’a sahip iki alaylık bir zırhlı güçle takviye edildiğini ileri sürmektedir.

Japonların çok ketum bir ulus oldukları, askerî konularda hiç sağlıklı rakam vermedikleri iddiası ile verdiği bu tahminî görüşler kendi içine düştüğü acz’e mazeret arıyor gibi görünse de Japon Hava Kuvvetleri hakkındaki iddiaları gerçeğe biraz daha yakın sayılır. Japon 3. Hava Filosunun savaşa 100’ü ağır bombardıman uçağı olmak üzere 670 uçakla başladığını; destek ve ikmâl için sonradan gelen 270 uçağın da ilâvesi ile toplam 940 uçağın bu savaşa katıldığını yazmıştır. Japonlar fiilen kara ve deniz uçakları olarak toplam 799 uçak kullanmışlardır.

Yamaşita’nın Mançurya’ya Atanma Düş kırıklığı

Yamaşita Singapur’un düşmesinden sonra en büyük Japon savaş kahramanı oldu ama bu utkusunun tadını hiç de çıkaramadı. Onu hiç çekemeyen eski arkadaşı Başbakan Tojo entrikalarını sürdürecekti. Tojo Başbakan olduğu gibi asker formasyonlu biri tarafından yürütülmesi gereken Savaş Bakanlığını da üstlenmişti. Bir çok Japon generali, teknik olarak boşta sayılan Savaş Bakanlığını Yamaşita’ya lâyık görüyorlar; bunun kulisini yapıyorlardı. Kulağına bu eğilimler çalınan Tojonun, kendine rakip gördüğü birinin Savaş Bakanlığına oturması hiç gönlünün razı gelmediği bir iktidar paylaşımı olurdu. Yamaşita doğrudan İmparatora muhatap zafer raporunu hazırlarken, kişiye özel bir emirle Mançurya’ya yeniden atanacağını öğrendi. Sadece bir kaç yüksek makam sahibinin bilgisine açılan bu görev nakli çok gizli tutulmuştu.

Singapur'da ölenlerin gömülmesi

Singapur’un küllerini temizleme, ölülerini kaldırma düzenlemeleri ile meşgûl Yamaşita’nın Mançurya’ya giderken bir kaç gün Tokyo’ya uğrama talebi bile reddedildi. Tojonun ona İmparatorla direkt muhatap olma ve büyük olasılıkla ondan Savaş Bakanlığını koparma fırsatını vermeye hiç niyeti yoktu. Gözde komutanın bu âni transferini garipseyenlere Tojo, 40 yıldan beri intikam ateşi içinde yanan Rusların Mançurya’ya karşı her an ağır tehdit teşkil ettiği; atık o cephede güvenilir bir askerin bulunması gerektiği mazeretini buluverdi. Gerçekten bu endişe ile Japonlar Mançurya sınırında asker güçlerini 500.000’den az tutmamaya çalışıyorlardı. Bu gücün büyük bölümünü oluşturan 1. Ordu grubu sağ cenahda Sibirya sınırında, Botanko’da üslenmişti. Bu ordunun temel görevi, savaş hâlinde, Sovyetlerin, Japonya’ya uzaklığı 950 kilometreden ibaret olan en doğu limanı Vladivostok’u Mançurya yarımadasından tecrid etmekti. Sol cephedeki 2. Ordu grubunun misyonu ise, gene savaş hâlinde kuzeye doğru ilerleyip, Trans-Sibirya demiryolunu hareketsiz bırakmaktı. Tojo, Yamaşita gibi bir muktedir komutanı 1. Orduya tayin etmenin çok isabetli olduğuna, İmparator ve tüm ilgili makam sahiplerini ikna edebilirdi. Gerçekten Sovyetlerle çatışma hâlinde bu mevki çok önem kazanıyordu. Ama, aslında Alman kuşatmaları yüzünden Sovyetlerin gözlerini pek Doğuya çevirecek hâlleri yoktu

Yamaşita, Japonya’yı ziyaret umudu ile, önce kestirme yol Formosa Adasına uğramıştı. Ama, Japonya ziyareti için Tojodan red yanıtı alınca görevine bağlı bir asker olarak düş kırıklığını yüreğine gömdü. Formosadaki Japon karargâhındaki misafirliğinde Japon usûlü onu oyalamak için en güzellerinden üç geyşayı kaldığı süite yolladılar. Ülkesinin bazı geleneklerini tutmayan komutan yaverine: Evet, beni neşelendirmek istiyorlar ama sen bu geyşaları geri yolla; onlara bahşiş vermeyi de unutma,” dedi ve akşam yemeğini odasında tek başına yedi.

Yaveri ve Formosodaki meslektaşları, emirleri tartışmayan bu asil komutanın, aslında Mançurya’ya atıl bırakılması için gönderildiğini fark ettiğinden elem duyduğunu hissetmişlerdi. Gariptir, başka bir general, Yamaşita’nın mağlup karşıtı Percival de Singapur’un düşmesinden bir kaç ay sonra aynı rota üzerinden yola çıkmıştı. O da Formosa tariki ile Mançurya’da bir esir kampına sevk ediliyordu.

Yamaşita büyük bir gizlilik içinde Botanko’ya ulaştı. Bu gizlikten dolayı kendisini “Maskeli General” diye tanımlamıştır. Bir subayı onun Mançurya’daki görevi boyunca bu sırrı muhafaza ettiğini; Mançurya’da bulunduğunu kimseye açmadığını yazar. Bunu bilenler de ağızlarını açmamışlar bu nakil hiç bir gazetede yer almamıştır. Bu sansürün görünürdeki mazareti Rusları alarma geçirmemekteki. Fakat bu defa, Japonlardan saklanan Malezya Kaplanının Mançurya’da olduğu sırrını çok etkili çalışan Sovyet gizli servisi keşfedivermişti. Gene de Japon askerî mahfillerinde bu sır’a riayet gösteriliyordu. Dolayısıyla, kentte bir lokantaya bile çıkamayan Komutanın Botanko kışlasındaki subaylarla eğlenceler tertip etmekten başka bir faaliyeti yoktu. Ne ise ki, eşi Hisako çok geçmeden yanına gelip onun yalnızlığını sona erdirdi. Fakat onu da, eşi ile birlikte olmanın askerlerine bir ayrıcalık gibi görüneceği kaygısı ile kamu içine çıkarmayan General, başka bir generalin eşini yanına alması üzerine Hisako’yu eve kapamaktan vazgeçti.

Sürecek
 

Yayın Tarihi : 21 Eylül 2013 Cumartesi 11:03:13


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?