4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Malezya Kaplanı 13

Orgeneral Yamaşita

Yamaşita, Sovyet sınırından 100 km. kadar geride, bahçesinde hava taarruzlarına karşı korunaklı ve bir uçaksavar topu ile donanmış, savaş yükümlüğü ile müsadere edilmiş bir evde oturuyordu. Zaman çok sıkıcı ve monoton geçiyordu. Sık sık her biri üç gün süren manevralar ve brifingler düzenleniyordu. Bir gün bu brifingler sırasında ona bir telgraf kâğıdı getirildi. Kâğıda göz attıktan sonra, yüzünü yurdu, Japonya’daki İmparatorluk Sarayı istikametine dönerek saygı duruşunda bulundu. Ve odayı terketti. Kimse telgrafda ne yazdığını sorma cesareti gösterememişti. Dört gün sonra orgeneralliğe terfi ettiğinin resmî duyurusu yapıldı. Mançurya’ya tayin edildiği Temmuz. 1942’den yedi ay sonra gelen bu terfiin resmî duyurusu yapılıncaya kadar, tam bir asker disiplini içinde, kimseye açıklamamıştı. Geniş bir toplantıda bunun pasta ve sake ile kutlaması yapıldı.

Bu savaş gürültülerinden uzak Mançurya cephesindeki askerî mahfillerde subayların sohbetleri Burma ve Pasifikde cereyan eden muharebeler üzerine idi. Bir gün subaylardan biri: “Galiba şu anda işler pek iç açıcı gibi gitmiyor!” demişti. Yamaşita onun sözünü sert bir şekilde kesti ve: “Pasifikde neler olduğu bizi ilgilendirmez. Bizim görevimiz gözlerimizi Rus sınırına dikmektir!” yanıtını verdi. Aslında, kendisi savaşın genel gidişine ve geleceğine hiç de kayıtsız değildi.

Amiral Isoroku Yamamato

Pasifik Savaşının bir başka kahramanı, Pearl Harbour baskınının planlamasını ve yönetimini yapan, Amerikan Donanmasına karşı deniz savaşını 18 ay yöneterek Amerikalılara büyük kayıplar verdiren, özellikle 27.Şubat.1942’deki Cava deniz savaşı ile ünü iyice parlayan Japon Donanması Başkomutanı Amiral Isoru Yamamato 1942 Haziranında Midway Deniz Savaşını kaybederek Pasifikte ilk tehlike sinyalini vermişti. Daha önce Donanma Bakanı Yardımcılığı yapan Yamamato da Başbakan Tojo’nun şiddetle kıskandığı askerlerdendi. Onun isteği hilafına Donanma Komutanlığına getirilmişti. Pasifikteki Japon egemenliği için en büyük şok, Bougainville Adasına teftişe gitme hazırlığının istihbaratını alan Amerikalıların onun uçağını 18.Nisan.1943’de düşürmeleri ve ölümüne yol açmaları ile yaşandı. Ölümü bir ay saklanan bu usta denizci taktiksel cesareti, Amerikalıların hâlâ uyguladıkları uçak gemilerindeki düzenlemesi ve komutası altındakilere savaş suçu işletmemesi ile ün yapmıştır.

Savaşın uzaması ile Amerikalılar toparlanacak; 1944 Temmuzunda Pasifikte Japonya’ya sadece 2.000 km. kadar bir uzaklıktaki Saypan Adasını işgâl edeceklerdir; artık Japon anayurdunun sürekli bombardıman hedefi olacağı anlaşılmış oldu. Aynı tarihlerde Japonların Hindistan’a yürüyüşü de Btitanyalılarca Birmanya sınırında geri püskürtülecek; Japonların anayurdu tehlikeye girecekti. Yamaşita ağzını açmıyor fakat daha kötü sonuçlara varacak tahmin ve senaryoları içinden yapıyordu. Kötü gidişatın tümüyle farkında olarak aldığı ilk önlem, karısına onun ebeyveninin Tokyo’yu terkederek bir deniz kenarı dinlenme yeri olan Kamakura’ya yerleşmeleri gerektiğini söylemesi olmuştu. O ana kadar hiç çocukları olmadığı için eşi onu, bir Japon geleneğine uyarak, Yamaşita’nın doktor kardeşinin oğullarından birini evlâd edinmelerine ikna etmek istiyordu. O zamana kadar bu öneriyi reddeden Generalin şimdi bu işe aklı yatmıştı. Aynı soyadını taşıyan kardeşinin oğlu Kumiyo’yu kanunî mirasçısı olarak nüfuslarına geçirmek için gerekli girişimleri yapması talimatını eşine verdi.

Gnl. Yoşigiro Umezu

Saypan’ın düşmesinden üç gün sonra, Mançurya Ordu Grubu Karargâhının bulunduğu Singkingdeki Kwantung Orduları Komutanı General Yoşigiro Umezu’dan bri telefon çağırısı geldi. Yamaşita’nın hemen uçağa atlayıp yanına gelmesini istiyordu. Singking’de yapılan çok uzun mahrem görüşmede, Umezu ona Pasifikteki Amerikan hamlelerinin Tojonun sonunu getirdiğini açıkladı. Tokyo’da siyasal durum çok tartışmalı, karışık bir mecraya sürüklenmişti. Egemen görüş savaşa devam, fakat ilk önce, fiilen çatışma olmasa da savaş hâlinde göründükleri Çin lideri Çan Kay Şek’le derhal anlaşma masasına oturma yönünde idi. Bu fikre karşı olanlar, Rusya’ya elçi göndererek, Müttefiklerle aralarında barış müzakereleri yapmak için Sovyet yöneticilerinin aracılığına müracaat etme yolunu öneriyorlardı. Umezu, Sovyetlere zaaflarının ikrarı gibi olacak ve hemen Mançurya’nın Ruslarca işgâline yol açacak bu görüşe hiç taraftar değildi. Bu görüşmenin hemen ertesi günü, 18.Temmuz’da üç yıla yakın bir zamandan beri Başbakanlık yapan Tojo istifaya mecbur bırakılmıştı.

Başbakan Kuniaki Koyso (ön sıra, soldan üçüncü; sol başta Ordu Bakanı Hajime Sugiyama; sağ başta Donanma Bakanı Mitsumasa Yonay)

1937’de Kore’de Askerî Valilik yapmış Kuniaki Koyso’nun kurduğu yeni kabinenin oluşumu üzerine siyasetteki gelişmeler çok hızlandı. Bir zafer beklerken kendisini aç, çıplak, hasta buluveren halkın artık çok olası bir müttefik işgâline karşı nasıl korunacağı Hükûmetin ana kaygısı olmuştu. Çan Kay Şek’le yapılan görüşmeler hiç sonuç getirmedi. Yamaşita’nın tavsiyelerinin tersine bu defa nabız kollayıcılar Rusyaya gönderildi. Fakat temsilcilerin haftalarca sürdürdüğü ikna çabalarına Sovyetler kulak asmadı.

Japon Genel Kurmayının Yenilgiyi Önleme Planları

Saypan’ın düşmesinden altı hafta sonra Yamaşita derhal Tokyo’ya gelmesini emreden, beklemediği bir not aldı. Gene çok mahrem tutulan bu seyahat için bavullarını hazırladığı sırada, ona yakın subaylar, savaşın kaderinin aleyhlerine döndüğü bu sırada eşini yanına almamasını, Mançurya’da bırakmasını önermişlerdi. Fakat ev işlerine genelde karışmayan tutucu General eşine, sert bir dille: “İşin ucunda ölüm de olsa Japonya’ya, baba yurduna döneceksin!” talimatını verdi. Yola çıkarlarken, karısına, Kamakura’ya varıncaya kadar açmamasını tembihlediği muşambaya sarılı bir paket emanet etti. Savaşın sonunda açılacak olan bu paketin içinden Malezya ve Singapur’da yazdığı günlükleri, haritaları çıkacaktır. Daha birçok yazışmaları ile İmparatora sunmak üzere hazırladığı fakat Tojo’nun engellemesi ile sunamadığı Savaş Raporu da bu paket içinde idi. Kadın bu paketi Amerikalıların eline geçmesini önlemek için bahçeye gömdü.

MacArthur, Mart.1942’de Kurmay Başkanı Tüm General Richard K. Sutherland ile Filipinler, Corregidor tünel karargâhında

8.Aralık.1941’de Britanya ve ABD egemenliğindeki müteaddit topraklara yapılan âni saldırıdan nasibini alan Filipinlerdeki Amerikan “Asya Filosu” dikiş tutturamayıp 12.Aralıkda Cava’ya çekilmişti. Bir başka Japon savaş kahramanı, 43.110 kişilik 14. Ordu Komutanı Masaharu Homma’nın saldırısı karşısında Filipinler’deki ABD güçlerinin başındaki bulunan usta asker General Douglas Mac Arthur bile Japon ilerleyişini durduramamış; ancak işgâli biraz geciktirebilmiş; direniş güçlüğü karşısında karargâhını 24 Aralıkta Manila Körfezindeki Corregidor Adasındaki Malinta tüneline çekmiş; ana karargâhının nakledildiği Avustralya’ya gitmek üzere 11.Mart.1942’de: “Bu bir geçici manevradır. Çok geçmeden döneceğim!” sözünü verip Mindanaodaki Del Monte Hava limanından ayrılmıştı. Filipinleri savunmaya çalışan 76.000 Amerikan ve Filipinli aç ve hasta asker 9 Nisan’da Corrigedor’da teslim oldu ve korkunç Luzon Adası “Bataan Ölüm Yürüyüşü”ne zorlandı. O arada 10.000’e yakını öldü ya da Japonlarca öldürüldü. Gizlenmeyi başarmış son 13.000 asker de Corrigedor’da 6. Mayısta teslim oldu.

Yamaşita 10.Ekim.1944’de İmparatorluk Karargâhına vardığında ona, Amerikan saldırısına karşı Filipinleri savunmak üzere 14. Ordu Grup Komutanlığına atandığı söylendi. Fakat generaller arasında onun bu göreve tayin edilmesi hususunda anlaşmazlık çıkmıştı. Bazılarınca savunulması olanak dışı olup gözden çıkarılması gereken Filipinlerde böyle değerli bir komutanı harcamak doğru değildi. Artık Anavatan tehlikeye girmiş olduğu için ona son şansı kendi yurdunu savunmada vermeliydi. Fakat karanlık bir sima olan İmparator özel mührünün muhafızı Marki Koyçi Kido İmparatoru Yamaşita’nın Manila’da görevlendirilmesine ikna etmişti.

Bu karar karşısında Tokyoda fazla kalamayacak Yamaşita kardeşinin çocuğunu evlâd edinme işini bir an önce sonuca kavuşturmayı karısına havale etti. Karısı anılarını naklederken bu ayrılığın hayır getirmeyeceği sezgisini aldığını; Yamaşita’nın evlâd edinmedeki bu telaşının bu son görevinin ölümle biteceğini hissetmesinden kaynaklanmış olabileceğini söyler.

Japon Yüksek Komuta Kurulu, kısaca “Şo” (Şori Sosa) adını verdiği zafer operasyonlarını planlamaya devam ediyordu. Amerikalıların Japonya’ya yönelik müteakip adımının Filipinleri geri almak olduğunu doğal gördüklerinden, bu adaları savunmak ilk öncelik olarak plana alındı. Bu evreye “Şo 1” adı verildi. On tümen ve beş bağımsız tugayın Filipinlerde tutulması yeterli görüldü. 1942’de Mac Arthur’ü Filipinlerden kaçırıp büyük bir popülerlik kazanan General Homma da Yamaşita gibi Tojo’nun ve ayrıca Genelkurmay Başkanı Hajime Sugiyama’nın kıskançlığına kurban gitmişti. Tam Bataan harekâtı sırasında en iyi piyade tümeni alınıp çok kötü eğitilmiş bir tugay yerine getirilince Filipinlerin işgalinde gecikme olmuş ve işgalden sonra Filipinler halkına yumuşak davranmayı seçen ve subaylarına o yolda telkinler yapan Homma aleyhine tezvirat başlamıştı. Emekli olmaya zorlanan dürüst asker 1943 Ağustosunda emekli olup Savaş sonuna kadar Japonya’da yarı inzivada yaşadı. Yerine sırası ile General Şizuyçi Tanaka ve Şigenori Kuroda Filipinler Askerî Valisi oldular. Fakat Homma’nın çilesi sona ermedi. Japonya teslim olunca Amerikalılarca yeniden Filipinlere götürülüp savaş suçlusu isnadı ile yargılanacak; idama hüküm giyecektir. Eşinin General Mac Arthur’a yaptığı canının bağışlanması müracaatı reddedilecek; ancak çok aşağılayıcı olan asılma yerine kurşuna dizilme seçeneği lûtfedilecektir.

İşte Ekim 1944’de Filipinler için muktedir bir komutan arandığında, itibarının iadesi için onun da ismi akla gelmişti ama artık kondisyonunu yitirmiş gibi görünüyordu. Ve ihale Yamaşita’nın üstüne kaldı.

Sürecek
 

Yayın Tarihi : 26 Eylül 2013 Perşembe 23:55:43
Güncelleme :27 Eylül 2013 Cuma 00:09:51


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?