4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Malezya Kaplanı 15

Amerikalıların Filipinlere Çıkarma Girişimi

Amiral William Frederick Halsey
 

Amerikan amfibik 7. Filosunun, Orta Pasifik’te Amiral William Frederick Halsey komutasında yeni oluşturulmuş 3. Filosu korumasında Leyte Körfezine girdiği o günün öğlen sonrası General Suzuki 35. Orduya nihaî savunma planına uyan emirlerini yayınladı. 16. Tümene ABD güçlerinin adaya çıkmamaları için bir imha savaşı için savunma yapmaları; bu olmazsa Leyte Hava Alanından istifade etmelerini engelleme talimatını verdi. Ertesi, 20.Ekim.1944 sıkıntılı bir tropik sabahı, Yamaşitanın Manila’ya varışından tam on gün sonra ABD. Amerikan savaş gemilerinden gönderilen ilk top mermileri palmiyeler arasındaki damları sazlarla örtülü kulübeleri ve 16. Tümen Komutanı General Makino ve kıtalarının Amerikan çıkarma girişimine karşı mevzi aldıkları sahillerdeki koruganları dövmeye başlamıştı. Japon eylemi olarak görünürdeki tek şey bir keşif uçağı idi. O da çok geçmeden vurulup gözden kayboldu.

İki saatlik bombardımandan sonra kıtaların karaya taşınması faaliyeti başladı. Çıkarma teknelerinde General Walter Krueger’in komuta ettiği Amerikan 6. Ordu erleri vardı. İlk çıkarma teknesi durgun denizden beyaz mercan sahiline dalış yaptığında saat. 10.00’du. Çatışmanın ilk evreleri, Japonların Malezya’da Kota Bharu’ya yaptıkları çıkarma harekâtına çok benziyordu. Japonların âniden başlayan makineli tüfek ve havan topu ateşleri çıkarma yapan Amerikalılarda bir itiş kakışa neden oldu. Sonra iki koruganı zaptedip, sekiz savunmacı Japonu öldürdüler. Ardından sık bitkiler arasından yol almaya çalıştılar.

20.Ekim. 1944: ABD kıtaları, Filipinlerde, uçaklarla bombalanan Leyte adası sahillerine amfibik çıkarma girişiminde bulunuyor. (AP)

Tam öğlen vakti damları palmiye yaprakları örtülü kulübelerin bulunduğu San José köyünü ele geçiren Amerikan öncü güçleri su basmış pirinç tarlaları ve çamurluk alandaki Japon koruganlarından açılan ateş altında Tacloban Hava Alanına doğru yürüyüşe geçtiler. Öğleden sonra kıyı güvenliğine kavuşan işgâlciler daha seri biçimde ve kalabalık hâlde karaya nakledildiler. Komuta gemisinde güvertede verilen öğle yemeğinden sonra işgâl güçleri Başkomutanı General Mac Arthur çıkarma teknesi ile yanaştığı kıyıya sudan yürüyerek çıktı. Karaya çıkar çıkmaz ayakta, çok ünlenecek şu konuşmasını yaptı: “Evet, işte döndüm. Kadir-i Mutlak Tanrının lûtfu ile askerî güçlerimiz yeniden Filipinler toprağına ayak bastı.”. Sonra kendilerine destek veren savaşçı Filipino gerillasına hitap ederek onlara huzurlu bir gelecek diledi. Gemiye dönmeden, bir palmiye ağacının dibine çökerek maiyeti ve savaş muhabirleri ile söyleşi yapıp fotoğraf çektirdi. Mac Arthur’ün bu fotoğrafları Dünyanın her yerinde yayınlanırken Yamaşita vahim bir hata yapıyordu. Bu köyün işgâline ve Mac Arthur’ün Filipinlere geldiğine inanmamış; Amerikalı generalin Yeni Gine’de çektirdiği, Amerikalıların Leyte’de karaya ilk çıktıklarında ve muhabirlere verdikleri fotoğraflarla Dünyayı kandırmaya çalıştıklarını sanmıştı. Sonradan gerçeği öğrendiğinde: “Mac Arthur’un bu kadar yakınıma geldiğini bilse idim ondan mutlaka Amiral Yamamoto’nun ölümünün intikamını alırdım!” diye hayıflanmıştı.

20.Ekim.1944: Gen. Douglas MacArthur (ortada) subayları ve sürgündeki Filipinler Cumhur Başkanı Sergio Osmena (en solda) refakâtinde, sulardan yürüyerek Leyte’ye çıkarken

Leyte’ye geldikleri ilk günde ABD güçleri sahilde çok fazla alanı işgâl edip, adada kendilerine 48 ölü ve 198 yaralıya mâl olan geniş bir çevre hâkimiyeti sağladılar. Buna karşı Japonların tepkisi ne oldu? Hâlâ Formosa Boğazı zaferi masalının rehaveti içinde Amerikan donanmasından geri kalanının da kolaylıkla denize gömüleceği umudunu taşıyorlardı. Yamaşita’nın karargâhında da subaylar arasında Mac Arthur ele geçirilir geçirilmez Amerikan donanmasını tesliminin isteneceği konuşuluyordu. Fakat taktik ustası Komutanın bu iyimser tartışmalardan uzak kaldığı gözlemleniyordu. Sadece o, isabetle öngördüğü Leyte’nin ilk işgâl basamağı olmasının Luzon’un savunulması için zaman kazandırmasından tatmin olmuştu.

Ancak, Amerikalıların Leyte’ye çıkarma yapması üzerine İmparatorluk Karargâhı strateji değiştirtirmiş; Yamaşita’nın Luzon’u savunma hazırlığına ağırlık verirken Suzuki’nin sonuna kadar Leyte’yi savunma stratejisinin ilâve destek güçlere ihtiyaç göstereceğinden bundan vazgeçilmesini planlamıştı. Hiç bir ön uyarı yapmadan Yamaşita’ya, Filipinlerdeki üç ordunun güçlerinin bir araya toplanarak Leyte’ye gelen Amerikan güçlerinin imhasını emreden sürpriz bir mesaj gönderildi. Bu emir, henüz Luzon’u savunma planını tamamlayamamış Yamaşita’nın karargâhında şaşkınlık ve dehşet yarattı. Leyte’ye yapılacak büyük bir karşı taarruz için Orduların toparlanmasına yeterli vakit de yoktu, ulaşım olanakları da yoktu.

Korgeneral Akira Muto

Yeni kurmay başkanı Korgeneral Muto Sumatra’dan Manila’ya, yol üzerinde bir Amerikan uçağı saldırısına uğradığı için gecikerek iki haftalık bir yolculukdan sonra henüz ulaşmıştı. Seyahat ettiği gemi bombalanarak sahile bindirmiş; Muto kendini gemiden atıp yürürken çamura belenmiş; giysileri parçalanmıştı. O vaziyette Manilaya kadar gelen Muto’ya Yamaşita kendi üniformalarını ödünç verdi. Komuta heyeti subayları ile tanışma protokolu sırasında da Amerikan hava hücumu yüzünden siperlere sığınıp bağdaş kurarak görüşme yapmak zorunda kalındı. Kendisine Amrikalıların henüz Leyte’ye çıktıkları bilgisi verildi. Filipinleri hiç bilmeyen adamcağız: “Leyte de neresi?” diye sordu. Yeterli bilgiyi aldıktan sonra aldığı ilk görev, devamlı karargâh değiştiren ve o sıralardaki merkezi Saygonda olan Güney Bölge Başkomutanı Feld Mareşal Kont Terauçi’nin resmî makamına Yamaşita ile birlikte gitmek oldu.

Yamaşita Terauçi’ye Genel karagâhın emirlerini yerine getirmenin kendi Luzon’u savunma planının bir kenara atılmasının muazzam bir zaman, çaba ve insan ısrafı, dolayısiyle nihaî bozgun demek olacağını anlatmaya çalıştı. Bu kadar gemi noksanı varken küçük Leyte adasına nüfuz etmiş muazzam bir filo ile gelmiş düşmanı mağlup etmeye yetecek askeri, mühimmat ve yiyeceği nasıl taşıyabilirdi? İki saat süren görüşmeyi, oda dışındaki subaylar, aşırı yüksek ve heyecanlı seslerden kolaylıkla izliyorlardı.

Sonunda Terauçi Yamaşitanın gözlerine dik dik bakarak: “Bu emir İmparatorumuzdan gelmiştir!” dedi. Bu yanıtı bekleyen Yamaşita: “Evet, İmpratorumuz bu plana ikna edilmişse buna aynı inatla uymaktan başka yapacak şey kalmadı,” dedi.

Amerikan çıkarmasından üç gün sonra Yamaşita ilk destek gücünün Leyteye gönderilmesini emretti. Amerikan ilerleyişine adanın her tarafında Suzuki kıtalarınca şidetle direniliyordu. Genellikle gece vakti taşkın içindeki tarlalarda vahşiyane, kör dövüşü çatışmalar yaşanıyordu. Suzuki Leyte’nin merkezî bölgesindeki Burauen hava alanlarını çevrelemiş koruganların üzerlerini hindistan cevizi ağacı kütükleri ve filelerle ile örterek gizlemiş; bunların da etrafına mitralyözlü askerlerin yerleştirileceği, kamuflaj desenli örtülerle gözden saklanacak bir buçuk metrelik siperler kazdırmıştı. Düşman tankları o bölgeye doğru ilk harekete geçtiklerinde üç ayrı yönden ağır havan topları, makinalı tüfek ateşi ve mevzilerden fırlayan Japon askerlerinin el bombaları ve başka patlayıcı maddelerinin saldırısına maruz kaldılar. Saldırı halindeki Amerikalılardan biri hariç hepsi öldü. Bir tilki kovuğunda mevzilenmiş Harold H. Moon adındaki bu ABD eri ağır yaralı olmasına karşın, gün batımına kadar dört saat boyunca el bombaları atarak Japonlara karşı koymuştu. Sonunda bir Japon müfrezesi ona süngülerle saldırdı. Oturduğu yerden attığı bomba ile onsekiz Japonu öldürdü. Sağ tarafından açılan makinalı ateşe karşı da el bombası atmak isterken son nefesini verdi. 24. Tümen, 34.Alay’a bağlı olan ve 200’e yakın Japon öldürdüğü hesaplanan bu er ölüm sonrası Onur Madalyası ile taltif edilmiştir.

Kasım 1944: Leyte adası sahillerindeki ABD çıkarma teknelerinin uçaktan görünüşü (AP)

Başka bir vahşiyane çatışma bir Japon albay önderliğinde Amerikalılar gözetimindeki bir köye yapılan baskında yaşanmıştı. Dost ziyareti gibi görünsün diye ön safa alınan Filipinlilerle girilen köy alanında âniden evlere, kamyonlara ve bir hastaneye el bombaları atılmıştı. Amerikalıların toparlanıp saldırıyı püskürtmesi sırasında Japon albay vurulmuştu. Bu çok şiddetli direnişe karşın iki hafta içinde Amerikan silahlı kuvvetleri Leyte’nin kuzeyindeki önemli hava alanlarını ve yollarını denetim altına almışlardı. Çıkarmadan üç hafta sonra General Mac Arthur Leyte’nin küçük, bakımsız başkenti Tacloban radyosundan Filipinlerde sivil hükûmetin yeniden kurulduğu duyurusunu yaptı. Hava alanlarını ve Taclobanı elinden kaçıran Suzuki 20.000 kişilik birliğini altı ay yetecek kadar mühimmat ve yiyecek alarak dağların gerisine çekilmeyi planladı. Ancak, düşman o kadar seri hareket etmişti ki; tüm Leyte Vadisine bakan tepeleri ele geçirmişti. Çaresiz kıtalarını destek beklemek üzere vadinin güneyinde topladı.

Yamaşitanın destek gücü de ABD hava ve deniz güçlerinin ateşi altında Leyte’nin Ormoc limanına doğru yola çıkmıştı. Durmak bilmeyen hava hücumlarından Japon nakil gemilerinin beşte dördü battı. Sahile rastgele dalan gemilerden atlayan bir çok Japon askeri yüzerek karaya çıkmayı başardı ama teçhizatlarının büyük bölümünü yitirdiler. Sürekli saldırılara rağmen Leyte’ye 45.000 kişi ve 10.000 tonluk ikmâl malzemesi çıkarıldı. Taktik hava alanlarından çoğu Amerikan 6. Ordusunun eline geçmiş ise de sahil yakınındaki pek çoğu taşkın sular altında kaldığından kullanılabilir hâlde değildi.

Tahminen Japon gemilerinin onda biri Luzon limanına dönmeyi başardılar. En fazla kayıp verenler en küçük gemilerdi. Bunların üçde ikisi Leyte yolunda battı; kalanı da dönerken helâk oldular. Yüz gemilik bir konvoydan ancak üçü geriye dönebildi. Leyteye çıkabilen askerler silahlarının tümünü, mühimmat ve yiyeceklerinin beşte dördünü yitirmişlerdi. Luzon’dan taşınan yedibin ton pirincin sadece tonu Leyte’ye ulaştı. O da karaya çıkarılır çıkarılmaz bir Amerikan hava taarruzu sonucunda tümüyle telef oldu. Amerikan çıkarmasından bir kaç hafta içinde Japon Ordusu yiyeceklerini tüketmiş; ot ve bahçelerde bulabildikleri fındık, ceviz gibi ürünlerin diyetine başlamıştı. Bir Japon kurmay subayı: “Askerlerimiz açlık ve hastalıktan bitkin vaziyetteler. İletişim kopukluğu karşısında da savaşma şevkini yitirdiler!” raporunu vermişti.

Sürecek

Yayın Tarihi : 7 Ekim 2013 Pazartesi 23:45:52
Güncelleme :7 Ekim 2013 Pazartesi 23:47:17


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?