Leyte Savaşının Sonu
![]() |
| 26.Kasım.1944: Luzon açıklarında bir Japon kamikazesi tarafından vurulan USS Intrepid nakliye gemisinde canını kaybeden onaltı denizci cesedinin denize verilme töreni. |
Bir yandan intihar uçakları kamikazelerle ABD gemilerine saldırı yaptırarak göz korkutmaya çalışan Japon komuta heyeti Amerikalıları Leyte hava alanlarından kaçırtmak için görevlendirilecek gerilla güçleri teşkiline başladı. Formosalı kafa avcılarından Japon ordusuna devşirilmiş askerlerden oluşan özel bir müfreze korumasında yıkım uzmanlarına hava alanlarına hasar vermek üzere görev verildi. Sürpriz saldırı hamlelerini de havadan indirme intihar kıtaları üstlenecekti. İntihar müfrezelerinin bir kısmı silah olarak sadece kılıç kullanacaklardı. Onların ilk görevleri yollarını tıkamak için bomba uçaklarını tekerleri açılmamış, gövde üstü durumda uçak pistlerine indirmekti. Amerikan savunma yeterliğini deneyecek öncü güç, üç uçak gece Manila’yı terketti. Sabah saat üçte, Leyte Körfezi üzerinde takriben 20 m. irtifada süzülürken düşman tarafından ışıkları görüldü. Uçaklardan biri, bir Amerikan birliği yerleşimi yakınında kıyıya sert iniş yaparak gövde üstüne oturdu. Amerikalılar bunu kaza yapan bir dost uçak sanıp yardıma koştular. Yirmiden fazla Japon uçaktan fırlayıp onlara el bombaları attılar. Karşı ateşle ikisi vurulan bu erlerin gerisi kıyıya doğru kaçıp bataklık arazide gözden kayboldu. İkinci uçak başka bir sahile kazaen oturdu. Ve içindeki bütün Japonlar kaçtılar. Üçüncü uçak Buri pistine gövde üstü başarı ile olarak indi ama içindeki tüm personel ABD askerlerince öldürüldü.
Operasyon tam bir fiyasko idi ama zafere susamış Japon radyosu ve basını bunu büyük bir başarı olarak pazarladılar. Göklerden geldikleri için bu intihar kıtaları “Tanrının askerleri” diye adlandırıldı. Hava indirme operasyonunun bir gün öncesi Leyte’deki başta gelen üç hava pisti boşaltılmıştı. Kırk günden beri aralıksız yağan yağmurlar yüzünden buraları sel basmıştı. Kullanma olanağı kalmadığından terkedilen bu alanlar yerine Amerikalılar, başka alanlarda, drenaj sistemleri daha yeterli, yeni pistler inşasına karar vermişlerdi. Bundan habersiz olan Yamaşita aynı hava alanlarını yeniden ele geçirmek için kendine göre daha uygun planlar yapmaya koyuldu. General Makino’nun Leyte’de Amerikalılarla ilk savaşı vermiş 16. Tümenine kuzeydeki dağlardan Buri hava alanına sızma görevi verildi. Ormoc koyu kıyılarında hâlâ savaş durumunda olan 26. Tümene güneydeki Bayug ve San Pablo hava pistlerine saldırmak üzere tepelere çıkma emri verildi. Bu operasyonlar başarı ile yürütülürse Leyte Körfezi sahillerine yakın Dulag hava alanı zaptedilmek hedefi ile 5 Aralık gecesi tüm bütün birlikler bir araya gelecek; çok sayıda paraşütçü ile hava indirme pozisyonuna girilecekti.
![]() |
| Gövde üzerine iniş yapmış uçak |
Ne var ki, gene Japonların gizli planları ceplerinde taşıma alışkanlığı yüzünden Amerikalıların bu plandan da haberi oldu. İlk hava indirmesine katılırken vurulan bir paraşütçünün cebinden bununla ilgili belgeler çıkarılınca Amerikan devriyeleri dağlara bakan hava alanlarını bloke edip önlemlerini aldılar. Ancak, düşmanın Burauen bölgesine güçlü bir saldırı yapma yeteneği olduğunu bilmiyorlardı. Bu konudaki istihbaratları yetersiz kalmıştı. General Suzuki Burauen hava alanlarına yapılacak saldırıya yakından komuta etmek üzere birlikleri ile birlikte bizzat dağlara tırmandı. Ormoc savaşına hazırlanacak birlikleri yardımcısı Genral Yoşiharu Tomoçika’nın komutasına bıraktı. Suzuki hazırlık yapmak için, önce bu operasyonun biraz ertelenmesini talep etmişti. Yamaşita, sadece bir günlük süre verdi; bu iş 6 Aralıkta başlayacaktı. Bu büyük bir kargaşaya sebep oldu. 26. Tümen emri zamanında aldı. Fakat radyo telsiz arızası nedeniyle emri alamayan 16. Tümen hemen 5.Aralıkda dağdan Buri hava alanı yönünde inişe geçti. Sadece 500 kişi olan bu birlikte morâller de bozuktu. Subaylar artan tayını aldıklarından Hindistan cevizi ve muzlarla beslenmeye çalışıyorlardı. Yaralanan askerleri dağda bırakmak zorunda kalmışlardı. Bir orman yoluna girdiklerinde bekleyen Amerikalıların tankları ve top ateşleri karşısında ikiyüz kişi zaiyat verdiler. Geri kalanlar hava alanının 5 km. uzağında, bir günlük tehirden habersiz, yakında ineceklerini umdukları paraşütçülere katılmak üzere derin bir boğaza gizlendiler. Kendi bildikleri indirme saati şafak vaktinde bunlardan 150’si hava alanına saldırıya geçtiler. Alanda çoğu mühendis ve sinyal birimlerinin teknisyeni olan 200 kadar Amerikalı vardı. Japonlar alana dalıp uyumakta olan bir çok görevliyi battaniyeleri üzerinden süngülediler. Gürültüye uyanan diğer Amerikalılar yataklarından çıplak fırlayıp silahlarına sarılarak ateş açtılar. Bu kez Japonlar kaçıp alanın kenarındaki ormana sığındılar.
![]() |
| Japon paraşütçülerinin gece harekâtı |
O akşam bin paraşütçü ile bombardıman ve savaş uçakları taşıyan kırk nakliye gemisi Manila’dan hareket etti. Bunlardan sadece onaltısı karaya yanaşabildi. Diğerleri sahil topçu bataryaları tarafından tahrip edildi. O arada, San Pablo hava alanı semalarına akın eden Japon uçaklarından pist yakınına tutuşturulup atılan bir benzin bidonundan çıkan alevlerin ışığından yararlanan üçyüz paraşütçü yere indi. Bunlar alandaki uçakları yaktılar ve mühimmat istiflerini benzinle ateşe verdiler. Sonra barakalara ve iletişim noktalarına saldırdılar. Ardından başlayan kör döğüşü çatışma yüzünden yangın denetime alınamadı; bütün gece sürdü. Tan yeri ağarırken Amerikan havacıları panik içinde tüfekleri, mitralyözleri, el bombalarını alanda terkederek kaçıştılar. Japonlar bunları aldılar; Buri hava pisti yakınına gelmiş 16. Tümenden sağ kalmış askerleri de aralarına kattılar. Paraşütçülerin sadece altmışı savaş dışı kalmıştı.
Ertesi sabah Buriye hareket etmesi istenen iki Amerikan taburu yağmurdan iyice cıvıklaşmış bataklık araziyi bin güçlükle ancak gün batımında aşabildi ise de Japon mitralyözleri ile karşılaştı. Üç gün sonra 16. Tümenin kalan erleri çetin bir çatışmaya girmişken 26. Tümenin bir taburu hava alanına ulaştı; fakat aç, yorgun, düzensiz bu birliğin hiç yardımı olamadı ve Amerikalılar tarafından püskürtüldü. O gece hava alanındaki Japonlar ele geçirdikleri silahları kullanarak Amerikalılar üzerinde çok çetin bir son saldırı yaptılar. Fakat direniş karşısında ardlarında otuz ölü bırakarak ormana kaçıp kayboldular. Gene de Buride çarpışan paraşütçüler öteki pistlere inenlerden daha başarılı sayılırlardı. Tacloban hava alanına nüfuz etmeye çalışan nakliye uçakları uçaksavar topları ile düşürüldüler. Dulag’a gelenler yere çarptılar; içlerindeki kimse sağ kalmadı. En güvenilen gözde askerler boşuna yitirildi. Sonuç ağır kayba karşın bir hiçten ibaret kaldı.
![]() |
| Bir ABD uçaksavar silahı Tacloban Hava Alanını savunuyor. |
Bu durumu gören Suzuki, hava alanlarına yapılan operasyonların sonlandırılıp Ormoc Vadisinde yeniden toplanılmasını emretti. Fakat başta Suzukinin serbestçe dolaştığı tepelere şimdi gerillalar dolmuştu. Bir kurmay subayın anılarında anlattığına göre dönüş ormanlar arasında bunlarla devamlı çatışarak cereyan etti. Gündüz bile karanlık ve rutubetli olan bu cangllarda gece insanı iliklerine kadar titreten iklim koşulları tümden ağırlaştı. Ayaklara takılan cesetler askerleri sendeletiyor, çoğu kez de yere deviriyordu. Aslında kısa olan mesafe gerillalarla savaşmaktan, açlıktan, yorgunluktan, soğuktan bitmek bilmiyordu. Arada bir çürümüş ağaçların fosforesans yayması bir nebze aydınlık verdiğinden yolu görmede yardımcı oluyordu. Yol bittiğinde General Suzuki bu anıyı yazan subaydan, mümkün mertebe süratle Manila’ya gidip, Yamaşita’ya Leyte harekâtının çok kötü gittiğini söylemesini istemiş.
Aslında Leyte tümden kaybedilmişti. Suzukinin Ordusu hızla dağılıyordu. Yaralı askerlere ön hatlara gitmeleri emrediliyor; fakat onlar emirleri dinlemiyorlardı. Kaçak olayları başını almış gidiyordu. Herkes açtı. 1. Tümen erimiş, bitmişti. İnsanlar Hindistan cevizleri, ot, bambu kamışları ve benzer lifler yiyorlardı. Bunları hazmedemeyenler bir günde defalarca kusuyorlardı. Ağır yaralılar için hiç tıbbî müdahale olanağı kalmamıştı. Subaylar onlara intihar etmeleri gerektiğini söylüyorlardı. Zaten intihar etmeyi bir onurlu tavır kabûl eden bir kısım Japon askeri bunu kendiliğinden yapıyordu. Çaresiz kalan yararlılar da bu yola gittiler.
Saygon’daki Güney Saha Karargâhındaki bu olanlardan habersiz hayalperest yaşlı Başkomutan Terauçi bu operasyonların kurmay başkanı Korgeneral Jo Iimura’yı, “14. Tümen Leyte’deki düşmana saldırmayı sürdürecek, aynı zamanda Luzondaki savunma önlemleri güçlendirilecek!” emrini içeren bir mesajı Yamaşita’ya gönderiyordu. Amerikalıların tam başka bir Filipinler adası Mindoro’yu zaptettikleri an’a rastlayan bu mesajı aldığında Yamaşita, Leytede hiç bir umut kalmadığı, bütün imkânların salt Luzon savunması için kullanılması gerektiği hakkında Iimura’ya bilgi verdi. Iimura da Saygona döndüğünde Başkomutanı bu konuda ikna ederek plan değişikliği yaptırttı. Buna uygun olarak, Yamaşita Suzukiye Leyte operasyonu sona erdirmesini emretti.
Japon kahramanlığı da artık sona ermişti. Kimse ölmek için can atmıyordu. Yığınla kaçak, tekneler inşa edip, yakınlardaki küçük adalara sığınmışlardı. Bunlardan biri de 102. Tümen komutanı Korgeneral Şimpey Fukue idi. Bir süre ondan haber alamayan Suzuki, bazı askerlerden onun da Cebu adasına yelken açmaya niyetlendiğinden söz ettiği için, orada bulunması ihtimâlini öğrendi. Ona askerî yasaları daha fazla ihlâl etmeden yanına gelip durumu hakkında bilgi vermesi gerektiği mesajını iletti. Fukue bu davete icabet etmedi; istihza ile: “Tümen komutanı şu anda geri çekilme hazırlığı içindedir. Ordu Karargâhına gelmesi mümkün değildir.” yanıtını gönderdi. Çılgına dönen Suzuki İmparatorluk Karargâhına azlettiği Fukue’nin Harp Divanına sevkedilmesi gerektiği mesajını yolladı. Fakat hiç yanıt alamadı. Mecburen Fukue’yi azletme emrini geri aldı.
![]() |
| Kamikaze pilotlarının toplu dua töreni |
Bütün bu güçlüklere karşın Yamaşita, Leytedeki birlikleri ayakta tutmak için oradaki imkânlarla idare edilmesini emrediyor; yerli Filipinlilerden Hindistan cevizi, pirinç alıyor, adamlarını tatlı patates ve mısır buğdayı ekimine, yabanî ıspanak, eğreltiotları, çeşitli kamış lifleri yemeğe yönlendiriyordu. Bunları yerken deniz tuzu kullanılıyordu. Fakat hâlâ Leyte’de beslenmesi gereken çok askeri vardı. Amerikalılar, Japonların tuttukları son önemli liman Palompon’u da Noel arefesi, 25.Aralıkda zaptetti. Suzuki saklandıkları alandan, birliklerini komşu Cebu ve Mindanao adalarına nakletmeye karar verdi. Yüzlerce asker teknelerle bu adalara göçe koyuldu. Fakat tahliye, başlamasından bir hafta kadar sonra durum Amerikan uçakları ve deniz devriyeleri tarafından saptandı ve durduruldu. Cebu’ya ancak 750 kişi nakledilmişti. Oysa Leytede hâlâ 20.000 Japon vardı. 2 ay boyunca hareketsiz kalındı. Bir gece vakti, 24.Mart.1945’de Suzukiyi de taşıyan iki tekne Cebu’ya vardı. Bir ay sonra, 19.Nisan.1945’de küçük bir yelkenli ile Mindanao Adasına geçmek isteyen onurlu asker Suzuki bir Amerikan bombardıman uçağı tarafından vurularak canını yitirecektir.
Leyte Savaşı kayıtları Amerikalıların 3.500 ölü, 12.000 yaralı verdiğini yazar. Japon telefatı hakkında Suzuki’nin kurmay başkanı General Tomoçika Amerikalıların Adaya ayak bastıkları tarihdeki 61.800 kişiden Suzuki’nin Mindanao’ya yola çıktığında sadece 13010 kişi kaldığı hesabını yapmıştır. Hayatını yitirenlerin çoğunluğu hastalık ve açlık kurbanı olmuştu. Komuta merkezinin savaş ağırlığını Leyteye verme inadı dirayetli Komutan Yamaşita’nın kolunu kanadını kırdı. Bir zamanların dehşet saçan Japon uçakları Amerikalıların hedef tahtası oyuncağı oldu. Sonunda tümüyle intihar pilotlarından medet umulmaya başlanmıştı. Yamaşita’nın verdiği hüküm: ”Leyte’deki kayıplarımızdan sonra Filipinler için yapılacak bir şey kalmadı” oldu.
Sürecek