Luzon Savaşı hazırlıkları
![]() |
| Yamaşita yemeğini kendi hazırlarken |
Yamaşita nihayet kendi özgün planına, yâni asıl savaşı Luzon’da verme ve bunu da Amerikalılara olabildiğince uzun süreye, pahalıya, kanlıya mâl etme planına dönebildi. Ama bu umudu taşımak için de vakit çok geçmişti. Filipinlerin merkezî ve en büyük adası Luzon’da 120.000’lik muharip bir gücü varken; bunlardan en seçkin 30.000’ini Genel Komuta merkezinden aldığı emirle Leyte’ye göndermişti. Japonya’dan 23., 10. ve 19. tümenler gibi destek güçleri gelmiş ise de bunların subaylarının üçte biri ve teçhizatın büyük bölüm intikâl sırasında Amerikan uçak ve denizaltıları saldırıları yüzünden yitirilmişti. Amerikan işgâl güçleri Luzon’a vardığında Yamaşita daha başka destek gücü sağlaması imkânı kalmadığının ayrımına varmıştı. Zira İmparatorluk Karargâhı da Luzon’u stratejik bir kayıp olarak defterinden silmişti. Bütün güçlüklerin başında gıda sorunu geliyordu. Filipinler tarım ülkesi idi ama küçüklüğü ve Japon işgâl ordusunun bulunması onu diğer Çin Hindi ülkelerinden pirinç ithâli zorunda bırakıyordu. Şimdi muhasara koşullarında ithâlat olanağı da kalmamıştı. İmparatorluk Karargâhı en azından tayın gönderme sözü vermiş ise de bunun ellerine ulaşacağı hakkında kimsenin umudu yoktu. O ana kadar, Yamaşita’nın komutayı almasının onbirinci ayında gelen bir tek pirinç sevkiyatı dışında merkezden gıda desteği alınamamıştı. Kurmay Başkanı Muto, Aralık 1944’ün sonunda artık Manila Körfezinin kendi denetimleri altında olmadığını açıkça ifade etmişti. Şiddetli hava ve denizaltı hücumları tehdidi altında hiç bir Japon gemisi giriş çıkış yapamaz olmuştu.
Amerikan çıkarmasından itibaren Luzon’da üretilen pirinç’in sevkedidilği Leyte Savaşı Luzon’daki asker tayınlarının da eksiltilmesine de neden olmuştu. Bir zamanlar örnek ulaşım sistemine sahip Luzon’da yollar General Kuroda zamanında allak bullak olmuştu. Muto bunların kabil-i tamir olmaktan tümüyle çıktığını raporunda belirtiyordu. Ana yolların çoğu da gerilla eylemleri nedeniyle tahrip olmuşlardı. Ordunun 4.600 aracı vardı fakat bunları yarısı hasarlı idi. Pek az benzin kalmıştı. Damıtılmış çam yağı benzin yerine ikame maddesi olarak kullanılıyordu. Keza mühimmat da çok azdı; zira ya Leyte’ye gönderilmiş ya da büyük bölümü taşıma sırasında zayi olmuştu. Japon askerleri ne kadar yürekli, subayları ne denli parlak, deneyimli komutanlar olsa da bu ikmâl fıkdanı karşısında yenilgi mukadderdi.
![]() |
| Disiplinli ve özverili Japon Ordusundan bir bölük subayları ile |
Buna karşın, Yamaşita’nın elinde paha biçilmez bir silah vardı. O da şimdiye kadar Japonlarla savaşmış olanların tanık oldukları sadakat ve fanatizmleri idi. Bir kâse pirinç, bir kurutulmuş balık onlara arslanlar gibi savaşma gücü veriyordu. Genellikle onun askerlerine imkânsızı yaratın demesine de gerek bırakmazlardı. Onlar da Komutanlarının yönetim yeteneğine gönülden inanmışlardı. Nitekim o da gözlemleri ve sağduyusu ile Luzon’u bir bütün olarak savunamayacağını kestirerek Manila Körfezi çevresindeki merkezî ovalardan çekilip, güçlerini üç dağın siper ettiği müstahkem konumlarda yoğunlaştırdı. Buralara saldırı Amerikalılara çok ağıra mâl olacaktı. Tefrik ettiği küçük birimler tarafından diğer seçtiği noktalarda geciktirme taktikleri üstlenilecekti. Ana plan, Filipinlerin en verimli tarım ve besin üretim alanlarının bulunduğu Cagayan Vadisini elde tutmaktı. Japonların 1941’de istilâya başladıkları klâsik ve makûl bir çıkarma yeri olan Lingayen Körfezinden Amerikan taarruzu olacağına pek ihtimâl vermiyordu. Çok düzgün sahilleri, sağlam kumsalı vardı ve Luzon’un ana kara ve demir yolu sistemlerine sahipti. Fakat Yamaşita iyi biliyordu ki Leyte’de toparlanmış kalabalık Amerikan güçleri belki yüz tane başka çıkarma noktaları seçer; kendisi de onların Adaya çıkmalarını önleyemezdi. Onlar karaya çıkınca kıyaslanmaz insan, ateş üstünlükleri, hareket süratleri, Lingayen Körfezi civarındaki ovalarda ya da düz pirinç tarlalarında verilecek savaşlarda Japonlar için gereksiz kıyımların kaçınılmazlığı anlamına geliyordu. Bu açık ve serî yenilgi yerine ABD güçlerini zorlayacak, ona daha büyük hasarlar verme ve geciktirme olanağı vadeden dağ yollarına çekme en makul tercihti.
Bu plan, Filipinlerin başkenti Manila’nın savunmasını içermiyordu. Onun nazarında Manila’nın tek önemi Pasifik’in en güzeli olan limanı ve hava alanı idi. Bunların da Amerikalıların havadan kolaylıkla havadan tahribi hâlinde Manila’nın stratejik hiç bir değeri kalmıyordu. Başkentin savunulmaması için ayrıca şu sebepler de söz konusu idi:
a) milyonluk nüfusa Japonlarca besin kaynağı temin edilmesinin olanaksızlığı;
b) binaların çoğunluğunun ahşap olup yangından derhal etkilenmesi,
c) Kent düz bir arazi üzerinde inşa edilmiş olup, böyle açık bir alanın savunulması için en az sekiz tümene ihtiyaç vardı ki askerî açıdan bu kadar gücü buraya bağlamaya değmezdi.
Savaşı yönetmek için karargâhını, Filipinler’in serin, güzel yaz başkenti, dağlar arasında bin metre yükseklikteki Baguio’ya almayı düşündü. Korgeneral Şizuo Yokoyama, oldukça güçlü bir birlikle, Manila’nın güneyinde konuşlandırıldı. Görevi başkenti savunmak değil, ikmâl gereçlerinin mümkün olduğunca tahliyesinin güvene alınmasını beklemek, yol ve köprüleri tahrip ederek Amerikalıların hareketini geciktirmekti. Manila üç yıl boyunca Japon Ordusunun üssü olmuştu ve sınırları içinde pek çok mühimmat, teçhizat ve gıda istifleri vardı.
![]() |
| Lingayen Körfezinde, 6.Ocak.1945’de bir Yokosuka D4Y kamikaze tarafından vurulan ABD USS Louisville savaş gemisi |
Yamaşita’nın Manila’yı terk etme kararı Japon amiralleri ve 4. Hava Ordusu komutanı Korgeneral Tominaga nezdinde pek büyük tepki uyandırdı. Deniz birimleri Koramiral Denşiçi Okoçi’nin komutası altında idi. Okoçi emirleri doğrudan Tokyo’daki Deniz kuvvetleri Karagâhından alıyordu. Onun en önemli kıyıda üslenmiş deniz birliği, Tuğamiral Sanji Ivabaçi komutasındaki 31. Özel Üs Gücü idi. Mareşal Terauçi’nin karargâhı Saygon’dan tekrar Manila’ya nakledilince komutanın yeniden tek elde toplanması önlemleri alındı. Ama gene de Yamaşita’ya 4. Hava Ordusunun denetimi verilmesi 1.Ocak. 1945’e kadar gecikmiş, bu tarihten itibaren uçaklar çok seyrek ve kontrollü havalandırılmıştır. Deniz kontrolüne ise hiç sahip olamamıştır. Donanma, Yamaşita’nın çekilme planlarını hiç umursamadan diğer Japon generalleri ile hiç denecek minimal derecede işbirliğine gitti. Onlara göre hiç çatışmadan Manila terkedilirse Luzon’un savunulmasının bir anlamı kalmayacaktı. General Tominaga da onlarla hemfikirdi ve Başkent dışındaki savunma desteği taleplerini reddediyordu.
Tominaga Tokyoda Tojo’nun iktidarında Savaş Bakanlığı Yardımcılığı yaparken de Yamaşita’nın başı onunla ile derde girmişti. Hep kendisi ile kontra gidiyordu. “Kamikaze-İlâhî Rüzgâr” intihar pilotluğu uygulamasının müellifi ve Leyte hava alanlarına paraşütçüler ve intihar pilotları gönderip onların gereksiz ölümlerine sebep olan oydu. Komutayı Yamaşita’nın almasına rağmen düşmanı tahrik edici saldırıları Amerikan çıkarmasından önce de sürdürdü. Amerikan savaş gemilerine yanaşan uçak nakliye gemilerinden kalkan intihar uçaklarının sayısı yetersiz olunca Tominaga, kendisi özel bir hava birimi ve düzenli intihar müfrezeleri teşkil ederek planlı saldırılar yaptırtmıştı. Bu insanlık dışı uygulamayı altmış kadar konuşmasında İmparatora yapılan en kutsal hizmet olarak propaganda konusu yapmıştı.
Hava ve Deniz kuvvetlerinin muhalefetine rağmen Yamaşita planını değiştirmedi. 70.000 ton ikmâl malzemesinin Amerikalıların ulaşmasından önce kent dışına çıkarılmasını emretti. Fakat, mevcut ulaşım imkânlarının buna elvermediğini görünce emrini en zorunlu ikmâl malzemesinden 13.000 ton’un Ocak ortasına kadar tahliyesi şeklinde revize etti. Ne var ki, Amerikalıların çıkarma yaptıkları 9. Ocak.1945’e kadar ancak 4.000 tonluk tahliye yapılabilecektir.
Yamaşita Luzon’daki bütün Japon kadın ve çocukların olabildiğince süratle yurda gönderilmelerini emretti. Manila’daki karargâhta pek çok sayıda Japon kızları hizmet görüyordu. Bunların bazıları Filipinlerin yerleşiği idi. Fakat diğerleri Ordu beraberinde Japonya’dan buraya gelmişlerdi. Bunların bazılarının sonuna kadar burada kalmak istemelerine rağmen Komutan derhal yola çıkmalarında ısrar etti. Fakat onun bu tasarrufu Tokyo Hükûmetini telaşa düşürdü; bunların Anavatana geri dönmeleri sonucu savaşın gerçek seyrinin halka duyurulması büyük moral bozukluğuna yol açacaktı. Manila’daki Japon Konsolosu Hükûmetin talimatları dairesinde Yamaşita’nın planını reddetti. Fakat, General ona: “Savaşın gerçek durumunu ben biliyor; ona göre hareket ediyorum. Çok vahim bir durumdayız; kadınları vatana geri gönderilmesinin sorumluluğunu ben alıyorum.” Dedi. Kadınlar ve çocuklar bir asker nakil gemisine bindirildi. Yamaşita Muto’yu onları selametlemek ve vatana döndüklerinde iyi eş ve anne olmaları dileğini iletmek için gemiye gönderdi. Fakat Manila’da çalışan Japon kızların hepsi bu gemiye binmedi. Deniz ve Hava Güçleri Yamaşita’ya, kendilerine çalışan kızların Japonya’ya dönmesine müsaade etmeyerek gene karşı çıktılar. Tominaga kendi hizmetindeki kızlara intihar pilotlarını avutma görevi vermişti. Sonuçta Deniz ve Hava Güçleri kızları kaldılar: Kara Ordusuna hizmet edenlerin hepsi yurtlarına gittiler.
![]() |
|
Lingayen Körfezine girip saldırı öncesi Japon mevzilerine ilk bombardmanı yapan Pennsylvania ve Colorado kruazör öncülüğündeki ABD donanması |
Başka bir sorun da, gıda noksanı ve nakliyattaki olumsuz koşullar yüzünden, Luzon’daki 1.300 ABD tutsağı ile enterne edilmiş 7.000 sivilin Ordu beraberinde Manila dışına taşınamaması konusunda çıktı. Yamaşita bu meseleyi de, tutsakların, isim listesini çıkarıp, bu liste ile çıkarma yapacak ABD. Güçlerinin korumasına devredilmelerine karar alarak çözümledi. Bu tasarrufunu, Saygon’daki Güney Saha Karargâhına bildirdiğinde tutsakların serbest bırakılmaları için vaktin çok erken olduğu yanıtını aldı. Yamaşita, kendisinden başka en isabetli hükmü verecek kimse olmadığını söyleyerek onların görüşüne uymadı. ABD güçlerinin kutlama yapacağını tahmin ettiği Noel arifesi kurmayları ile birlikte Manila’yı terketti. Yeni yılın ilk günü hâlâ, Manila Barajının eteklerindeki küçük bir kulûbe olan geçici karargâhında idi. Muto ile İmparator için dua edip biraz pirinç şarabı içtikten sonra günün kalan bölümünü beklenen istilaya karşı savunma planları yaparak geçirdiler.
Ocağın 2’sinde, karargâhını, kırmızı damlı beyaz evlerin arasından görünen Katolik kilisesi kulesi ile bir sayfiye yeri olan Baguio’ya nakletme hazırlıklarına başladı. Ayrılmadan önce Manila’daki ardçı muhafız gücü komutanı General Yokoyama’ya adamlarını, Amerikalıların gözünü yıldıracağını zannetmediği intihar saldırıları ile boşuna telef etmemesi emrini verdi. Amerikan taarruzunun üç haftadan önce başlamayacağını tahmin ediyordu. Ama yanılmıştı. Baguio’ya varışından sadece bir hafta sonra istilâ filosu Luzon sahillerinde belirdi. Feld Mareşal Terauçi Lingayen Körfezine 10.000 ton pirinç, 10.000 bidon benzin göndermeyi ayarlamıştı. Yamaşita destek güçlerinden ikisini, Kore’den yeni gelmiş 19. Ve 23. tümenleri bunları teslim almaya gönderdi; fakat bu ikmâl malzemesi hiç ellerine geçmedi. Amerikan istila filosunu korumasına almış savaş gemileri bunları hemen denizin dibine yollamıştı. Bunlar Japonlara teslim edilebilseydi Japonların kaderine çok farklı etki yapabilirdi. Ayrıca Lingayen Köfezine sevkedilen ikmâl malzemesinin istikametini izleyen ve kamikazelerden de rahatsız olan ABD donanması ertesi sabah Lingayen sahillerine doğru harekete geçti.
Ufukta görünen yüzlerce Amerikan gemisini teleskopla izleyerek bunları saymaya çalışan bir Japon kurmay subay sonunda bu işten vazgeçti. Muto: “Pirinç beklerken, kucağımızda Amerikan Ordusunu bulduk!” diye hayıflandı.
Sürecek