4
Şubat
2026
Çarşamba
ANASAYFA

Malezya Kaplanı 25

Diğer Tanıklıklar ve Yamaşitanın Savunması

General Umezu Müttefik Uluslara Teslimiyet Belgesini imzalarken
 

Sabık Japon Genel Kurmay Başkanı ve Kwantung Ordu Komutanlığı yapmış olup Japon Ordularının Müttefiklere teslimiyet belgesini imzalayan Yoşijiro Umezu da tanıklık yapmış; Japon Ordusu içinde sivillere katliam yapılması, tutsaklara kötü muamele edilmesi hakkında hiç bir emir yayınlanmadığı; böyle bir talimat için mutlaka kendi dikkatinin çekileceği yolunda ifade vermişti.

Bir diğer rütbeli tanık da, Manila dışına çıkan Yamaşitanın ardçı güçlerini yöneten Korgeneral Şizuo Yokoyama idi. O Manila’daki mezalimin doğrudan doğruya 16.000 kişilik deniz kuvvetine komuta eden Amiral Ivabaçi’nin tasarrufu olduğunu, Yamaşita’nın o sıralarda 250 km. uzakta, Baguio’da bulunduğunu; kendisinin Ivabaçi’yi Manila’yı kesinlikle savaş alanı yapmaması konusunda uyardığını, Yamaşita’nın ise mutlaka kent dışında savunma hattı çizilmesi gerektiği emrini verdiğini vurgulamıştı.

Daha küçük rütbeli subaylardan, gene, ikmâl malzemesi nakli ve köprüleri gözetme ile görevli 1.800 kişilik ardçı gücü komutanı Albay Hiroşi Haşimoto Manila’yı alt üst edenlerin deniz güçleri olduğuna, en ağır mezalimin ika edildiği yerleri haritalardan göstererek tanıklık etti.

Ulaştırma ve İkmâl subayı Yarbay Kikuo Işikava teslim olduğunda cebinde Tokyodan tutsaklara dostca davranılması, Amerikalıların yaklaştığı öğrenildiğinde onlardan alınacak tutsaklar için de gıda ve ilaç provizyonu tutulması gerektiği emri taşıdığını; Yamaşita’dan da Japonlar geri çekilirken tutsak ve enterne edilmiş kişilere kötü muamele edilmemesi ile ilgili yazılı emir aldığını; teslim olduğu gün bu emrin elinden alındığını söyledi.

Teslim görüşmelerine katılmış .John Dorle, Yamaşitanın avukatları Harry Clarke, Milton Sandberg ,Yamaşita, çevirmen Hamamato, Kurmay Başkanı General Akira Muto

Yamaşita’nın kurmay başkanı General Muto yargılanması sırasında, bir iki karanlık geçmişli Filipinlinin tanıklığına bunca değer verilmesinden, Yamaşita’nın bir kurban olarak yargı karşısına çıkarılmasından yakınırken öyle öfkeli idi ki bu tavrından dolayı Yargılama Kurulu tarafından uyarılarak kınandı.

Yamaşita yargılamanın başlamasından bir ay sonra kendi savunmasını yapmak üzere tanık kürsüsüne alındı. “New York Times” bu sahneyi şöyle naklediyordu: “45 dakikalık dramatik savunmada onun belagatinin ihtişamı tercümanı Hamamato’nun çevirilerinde bile tüm parıltısı ile göz alıcı bir etki yaratıyordu. Usturadan geçmiş koca kafasını ileri uzatıp, çekik gözlerini projektörlerin ışığından korumak için iyice kısarak, o koşullar altında astlarımın mezalim yaptığını işitse idim askerî yasaların bana verdiği yetkiler dairesine en ağır cezaları uygulamış olacağını söyledi.

Baş Savcının ona ilk sorusu: “Manila’da siz savaşmadı iseniz neden orayı “açık şehir” ilân etmediniz?” oldu. General: “Bir kentin açık şehir ilân edilmesi için bütün savunma gereçlerinin ve askerî ikmâl maddelerinin kent dışına çıkarılması gerekir. Benim ise, ihtiyaç maddelerini kent dışına taşımaya ne yeterli ulaşım aracım, ne yakıtım ne de vaktim vardı. Manila üç yıl boyunca sayısız savaş ve ikmâl gereçlerinin yığınağı olan bir ana üs olarak kullanıldı. Aynı zamanda Donanmanın da ana üssü idi ve benim Donanma üzerinde hiç bir yönetim yetkim yoktu. Amerikan bombardımanından korunması için onu benim “açık şehir” ilân etme yetkim olduğunu sanmıyorum. Bu görüş açısından savaş kurallarını ihlâl etmiş olmuyorum. Yapabileceğim en doğru şey ordumu kent dışına çıkarıp orasını savaş alanı olmaktan çıkartmaktı.” yanıtını verdi.

Tokyo’dan alınan emirler üzerine icra edildiği ve Manila’daki şen’î tecavüzlere ve bir milyon cana mâl olduğu iddia olunan mezalim ve katliam olayları hakkında söyledikleri şunlar oldu: “Luzon’da ABD güçlerine direnebilmek için 100.000 civarında askerim vardı. Açıkladığım gibi ben kendi elimdeki olanaklarla kent dışına çekildim. Bu durumda istesem dahî bir yandan savunma hazırlığı yaparken bir yandan bir milyon insanın tasfiyesini yapamam. 1945 Şubatında kentteki korkunç şiddet ve kanlı olaylar kesinlikle emirlerim dışında hareket ettikleri ve ne yaptıkları hakkında o zaman hiç bilgim olmayan Japonlar, hesap sormak yükümlülüğüm olsa bile bunların hepsi de o olaylar sırasında öldü. Kentin tahribi ve yerleşiklerin tasfiyesi konusunda ne bir emir aldım ne de ben emir verdim. Sadece kentin tahliyesi ve askerî yönden önemi olan köprülerin yıkımı emrini verdim. Ben aldığım tutsaklara kendi subay ve askerlerim gibi davrandım.”.

Palawan Adası hava alanı olayı hakkında da buradaki garnizonun Hava Gücü yönetiminde olduğu ve kendisinin bu garnizon üzerinde hiçbir yetkisinin bulunmadığı savunmasını yaptı. Şiddet olayları ile kentte yerleşiklerin tasfiyesi ile ilgili soruya: Bilgim dışında o olayları yaratanların hiç biri artık yaşamıyor; hesabını nasıl sorayım? Yanıtını verdi.

Yamaşitanın avukatları ve tercümanı ile 8.Ekim.1945’deki müşaveresi sırasında
 

Japon askerlerinin sivillere karşı yasa dışı davranışları ile ilgili sorumluluklarını kabûl etti; çatışmalar sırasında duyumunu alamadığı kötü muameleler hakkında bilgisi olsa idi mutlaka gereğini yapacağını söyledi. Savcı Binbaşı Robert N. Kerr’ın “Komuta mevkiindeki bir subay için astlarına yasa dışı hareketlerde bulunmamaları gerektiği uyarısında bulunmaları bilinen bir yükümlülükleri değil midir?” sorusuna “Evet, elbette bilinen bir görevdir.” yanıtı verince Savcı daha önceki iddialarını ayrı ayrı sıralayıp: “Bütün bunları bilmediğinizi mi iddia ediyorsunuz?” sorusuna da: “Ne işittim ne gördüm,” yanıtı verdi. Savcı: “Açıklayınız, bakalım Yargı divanına nasıl işitemez, görmez olursunuz?” deyince bir kısır döngüye girmiş bu yargılamada Yamaşita da yeniden sabırla savunma argümanlarını sıraladı. Savcı: “Gördünüz mü, Filipinlerdeki kıtalarının üzerinde denetim ve basiretinizin kalmadığını kabûl ediyorsunuz!” deyince Yamaşita bir an durdu ve tüm ikna gücünü kullanarak: “Siz daha bu büyüklükte bir ordunun denetim ve yönetiminde daha başarılı komutanlar bulunabileceğini düşünebilirsiniz ama ben en iyisini yaptığıma inanıyorum,” dedi ve sözü avukatlarına bıraktı.

Avukatları da boş durmamışlar; her türlü hukukî argümanları toplamışlardı. Yüzbaşı Reel şöyle bir tablo çizdi: “Tahliye emri verip, âcil koşullarda kendi kara ordusu ile kent dışına çekilen Yamaşitanın Deniz Güçlerinin tahliye emrini dinlemeyip Maniladaki vahşi intihar savaşına girişmesi ve iki otelde cereyan eden tecavüz olaylarının denetimini Deniz Güçleri komutanınca ihmâl edilmesi karşısında nasıl bir sorumluluğu doğacağının mantık dairesinde tezekkür edilmesini iddia makamının ve Mahkeme Başkanlığını takdirlerine sunuyoruz.” Diğer savunma avukatı Yarbay Walter Hendrix daha da ateşli bir savunma hazırlamıştı. Büyük bir cesaretle, Yamaşita’nın kaderinin General MacArthur’ün öfke ve kininin belirlediğini; onun “Şayet Yamaşita için bugün idam kararı verilirse bunun infazının 48 saat içinde yerine getirilmesi gerektiği” yolundaki görüşünü duyduğunu ileri sürdü. Ayrıca, MacArthur’un savaş suçlularının yargılanması kurallarını “hukukla hiç ilgisi olmayan bir teori”ye dayandırdığını; ve onun, Batı Pasifik Ordu komutanı olup Yamaşita’nın yargılanması ile ilgili genel düzenlemelerle görevli Korgeneral Wilhelm D. Styer’a yargılama sonunda onun dosyasının gözden geçirilmesi için 24 saatten fazla vakit harcanmaması talimatını verdiğine işaret etti.

Yamaita’yı Yargılayan Askerî Divan, soldan: Tümgeneral Donovan, Tuğgeneral Harwerk, Tümg. Reynolds, Tuğge. Bullens, Tümge. Lester
 

Savunma grubu, ayrıca, Mahkemenin vereceğini tahmin ettiği karara karşı Filipinler Yargıtayında temyize başvurmak üzere, şu karşı iddiaları içeren bir savunma metni hazırladı: 1) Yamaşita aleyhindeki suçlamaların savaş hukukunun ihlâli ile ilgisi bulunmamaktadır; 2) bu askerî yargı kurulunun, askerî hükûmetin, savaş hukukunun ve her hangi bir ülke ile ilân edilmiş bir muhasamatın olmadığı Filipinlerde yargılama yetkisi yoktur; 3) bu yargılama kurulunun dayandığı kurallar ABD’nin ve Filipinlerin Anayasalarına ve keza Uluslararası Savaş Hukuku hükümlerine aykırı olup âdil bir yargılamaya meydan vermemektedirler. Yamaşita’nın savunmaya davet edildiği gün Filipinler Yüksek Mahkemesi avukatlarına kendisinin bu davayı yargılama yetkisine sahip bulunmadığını; MacArthurun teşkil edeceği bir Savaş Divanının geçerli yetkiye sahip olarak kurulabileceği kararını verdi.”

Davanın görülmesi sonlanırken, “New York Times” gazetesinde, Baş Savcı Binbaşı Kerr’ın kapanış konuşması ile ilgili şöyle bir değerlendirme yayınlandı: “Hiç bir görgü tanıklığı ve belge, makûl bir şüphe çerçevesinde bile, Yamaşita’nın ika edilen mezalimle bir bağı olduğunu göstermedi. Baş Savcı ise, katliam olaylarını cinaî bir ihmâl ve savaş tutsaklarının, enterne edilmiş yabancı sivillerin ve Filipinler halkının selâmetine karşı affedilmez bir ilgisizlik gibi değerlendirerek Baş Komutanın cezalandırılmasını talep etmeyi seçti.”

Yamaşita Hükümden sonra Askerî Binbaşı eşliğinde hücresine dönüyor
 

Sonuç olarak, General MacArthur’un hukuk seksiyonu tarafından Dünyanın gözü önünde alelacele oluşturuluveren bu özet kurallar örnek olup bundan böyle galipler tarafından uygulanagelecektir. Yargılama otuziki gün sürdü. 7.Aralık.1945’de Askerî Yargı Divanını oluşturan beş general hükmü tefhim etmek üzere bir öğlen sonrası toplandı. Yamaşita ifadesiz bir yüzle ayakta dinlerken Başkan General Reynolds: “Gizli şekilde verilen yazılı oyların üçde ikisinin onun suçlu bulduğunu; asılarak idama hüküm giydiğini,” duyurdu.

Hüküm ona tercüme edildiğinde, Yamaşita defterine: “Gerçek artık gökyüzünde takdir edilecektir!” notunu düştü. Sonra yargıçlara doğru hafifçe eğilip selam verdi ve salonu, muhafızı Jandarma Binbaşısı Kenworthy refakatinde, terk etti.

Dava sonunu nakleden gazeteler, onun mahkûmiyet gününün, tam Pearl Harbour’a yapılan ilk Japon saldırısının dördüncü yıldönümüne rastlamasına dikkat çektiler.

O gece Yamaşita, Muto ile son konuşmasını yaptı; “Lûtfen, ABD Ordusundan adamlarımızın bir an önce ülkelerine dönmelerini sağlamalarını talep et. Senin üst’ün olarak bu sana son emrimdir!” dedi. Sonra tüm üniformalarını, madalyalarını ve diğer askerî dekorasyonlarını çıkardı ve mahkûmiyet hücresine götürüldü.

Avukatlarının, “af konusunda” Manila-Washinghton arası ABD’deki askerî ve yargı mercileri ile yoğun bağlantı çabaları sürdü. Yüksek Mahkeme Baş Savcısı J. Howard McGrath, Yamaşita’nın ABD’de hiçbir hak arama imkânı olmadığını kesinlikle belirtti. ABD Yüksek Mahkemesi ise ondan farklı görüşte idi. Yamaşita’nın davasını ele almaya karar verdi. Savaş Bakanı Robert P. Patterson doğrudan doğruya MacArthur’a, Yüksek Mahkemenin savunma argümanlarını dinleme kararı aldığı için üç savunma avukatını yollamasını emretti.

Sürecek
 

Yayın Tarihi : 3 Aralık 2013 Salı 11:14:47


Bu haber hakkında yorum yazmak ister misiniz?